İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/1281 E. 2021/1499 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/1281
- Karar No
- 2021/1499
- Karar Tarihi
T.C. ...6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ... TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2019/241 Esas KARAR NO : 2024/770 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/02/2018 KARAR TARİHİ : 24/12/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 29/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesi ile özetle; Davacılardan ...'in asker arkadaşı olan oto tamircisi ...'in galerici tanıdığında, davacı ...'ın aradığı özelliklerde araç olduğunu söylemesi üzerine Arif'in işyerine gittiklerini, galerici olduğunu söyleyen ... isimli şahsın araçla işyerine geldiğini, aracı almaya karar verdiklerini, ancak saatin geç olması nedeniyle noterin kapandığını, bu sebeple tek nüsha satış protokolü düzenlenerek 23.500,00-TL kapora verdiklerini ve 16.05.2014 tarihinde noter satışı yapılması üzerine paranın ödendiğini ve dava dışı galerici ...'ın bir gün önce hazırlanan satış senedi olduğunu belirttiği bir senedi yırttığını ancak 2017 yılı Mart ayında davaya konu senedin 15.06.2014 vadeli ... adına doldurulduğunu ve davalı ... adına ciro edildiğini, bunun üzerine .... ... .... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, dolandırıcılığa maruz kaldıklarını, senette imzanın davacılara ait olmasına rağmen diğer yazıların davacılar eli ürünü olmadığını, senette alacaklı gösteriklen şahısları tanımadıklarını, senette gösterilen adresin kendilerine ait olmadığını, senedin sahte ve yok hükmünde olduğunu beyanla borçlu olmadıklarının tespitine, senedin ve takibin iptaline, davalıların kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davaya konu kambiyo senedinde iyi niyetli 3. kişi olduğunu, ..... .... .... Esas sayılı dosyasında davalı aleyhine açılan borca itiraz davasının reddedildiğini, davacının davaya konu senedi ciro yoluyla edindiğini ve senedin bono vasfı taşıdığını belirterek davanın reddine karar verilmesi talebinde bulunduğu görülmüştür. Davanın ilk olarak ..... ... .... Esasına kayden açıldığı, anılı mahkemenin.... .... .... Karar sayılı 28/03/2019 tarihli görevsizlik kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi akabinde ve talep üzerine dosyanın Mahkememize tevzi edilerek işbu 2019/241 esas kaydını aldığı görülmüştür. DELİLLER -Takip dosyası, -Takibe dayanak senet(bono) -Yenimahalle 1. Noterliği 16/05/2014 tarih ve 13082 yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi, -...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/92758 (itiraz öncesi 2017/208525) soruştuma sayılı ve 2023/106380 Soruşturma sayılı dosyaları, -Tanık beyanları DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; kambiyo senedinin bedelsizliğine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı özetle, davaya konu takibe dayanak olan bononun, davacı ... ile dava dışı satıcı arasındaki araç satışına ilişkin akdi ilişki kapsamında bir günlük teminat için verildiğini ve ertesi gün noterde satışın gerçekleşmesi ile araç bedelinin ödendiğini, senedin ise yırtılıp atıldığını düşündüklerini, ancak sahteciliğe ve dolandırıcılığa maruz kaldıklarını, bu itibarla senedin hükümsüz ve bedelsiz olduğunu ileri sürmüş, davalı ise özetle, iddiaları kabul etmeyerek davanın reddini savunmuştur. Davaya konu ..... ... .... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; takip alacaklısının ..., takip borçlularının davacılar olduğu, takibin 23.500 TL senet asıl alacağı, 6.810,16 işlemiş faiz, 307,00 TL ihtiyati haciz gideri, 440,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmakla toplam 31.057,16 TL toplam alacak üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatıldığı, takibe dayanak olarak 15/05/2014 tanzim, 15/06/2014 vade tarihli 23.500 TL bedelli senedin gösterildiği görülmüştür. Takibe dayanak senedin incelenmesinde; keşidecisinin davacı ... olduğu, (kefil kısmında adı yazılmakla) avalistinin ... olduğu, lehtarının ... olduğu, keşide tarihinin 15/05/2014, vade tarihinin 15/06/2014 olduğu, arka yüzünde ilk olarak lehdar tarafından yapılan beyaz ciro kaydı bulunduğu ve takiben ... isim ve imzasının(beyaz cirosunun) bulunduğu görülmüştür. Davacıların dava konusu ettikleri iddialar bakımından ayrıca suç duyurusunda bulundukları anlaşılmakla, temin edilen soruşturma dosyaları kapsamında özetle; Şikayete konu olaya ilişkin ...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .... .... .... sayılı dosyasıyla soruşturma yürütülerek 27/09/2021 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu karara müşteki vekili tarafından yapılan itiraz neticesinde ..... .... .... değişik iş sayılı kararı ile 5271 sayılı yasanın 173/3.maddesi gereğince soruşturmanın genişletilmesine dair karar verilerek itiraza konu kararın kaldırıldığı, ...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın.... ... ... sayılı soruşturma dosyasıyla CMK'nın 177/3.maddesi kapsamında verilen karar içeriği dikkate alınarak kararda belirtilen gerekli soruşturma işlemlerinin tamamlandığı ve bu dosya kapsamında 14/06/2022 tarihinde tekrar kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği, bu karara müşteki vekili tarafından yapılan itirazın .... .... .... değişik iş sayılı kararı ile reddine karar verildiği, bu suretle suç duyurusuna konu olaya ilişkin verilen takipsizlik kararının kesinleştiği akabinde müşteki vekilinin 03/05/2023 tarihli yazılı müracaatı ile araç alım satımından kaynaklanan dolandırıcılık suçuna ilişkin suç duyurusunda bulunulması üzerine bu kez ...CBS .... ... ... Soruşturma sayılı dosya üzerinden mükerrer nitelikte olduğundan bahisle takipsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır. Davacıların iddiasına konu, .... ... .... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi incelendiğinde; 16/05/2014 tarihli araç satışında, satıcının ... olduğu, satıcı tarafın işlemi vekaletname ile gerçekleştirdiği, satıca adına işlemde vekili olarak Serap Badem isimli kişinin vekaleten yer aldığı, alıcının ... olduğu, aracın ... plakalı bmw marka 1998 model 320i tip araç olduğu, satış bedelinin 24.557,60 TL olduğu, sözleşmede satış bedelinin alıcı tarafından nakten ödendiği ve satıcı tarafından nakten alındığı ibarelerin bulunduğu görülmüştür. Dosyamız kapsamında; Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları bakımından 6100 Sayılı HMK'nın 203/1-d bendi atfıyla, lehdar ve ciranta arasındaki kötüniyet iddiası yönünden tanık delili de toplanılmış olup, talimat yoluyla dinlenilen davacı tanığı ..., talimat mahkemesi nezdindeki 29/02/2024 tarihli celsede; "davacı ... kuzenim, ... ise kardeşim olur, kardeşim ...'in askerlik arkadaşı şuan ismini hatırlamadığım kişinin ...'da BMW 3.18 marka aracı bulunur, davacılar birlikte aracı almaya gitmişler noter saatine yetişememeleri sebebi ile araç sahibi ile ... senet imzalamışlar araç sahibinin ismini şuan hatırlamıyorum ... olabilir, ertesi gün noterden satışı almak üzere ben ve Barış gittik, kardeşim ...'in işi vardı, ...'ya gittiğimizde noterden satışı aldık parayı elden verdik, ne kadar miktar verdiğimizi hatırlamıyorum, parayı verdikten sonra araç sahibi yanımızda senedi yırttı, yırttığını gördüm, doldurulmuş beyaz bir kağıt vardı onu yırttığını gördüm, ... isimli kişiyi tanımıyorum, ... ile ... arasındaki senet ilişkisini, muvazaalı olup olmadığını bilmiyorum, olayla ilgili bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı olarak gösterilen ... isimli diğer tanığın ise dinlenilmesinden vazgeçilmiştir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıdadır (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıdadır. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya aittir (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça TBK'nın 133/2 maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def'îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir. Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def'îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir. Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, ..., 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel def'îdir. Bedelsizlik bir kişisel def'î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def'îni ileri sürebilir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def'îni dermeyan etme hakkını vermektedir. Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir deyişle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmî bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (Ertekin, Erol/Karataş, İzzet: Uygulamada Ticari Senetler, ..., 1998, s. 693). Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.(Açıklamalar için bkz. Yargıtay HGK. 2017/(19)11-893E.,2021/1499 K.,25.11.2021 T.) Yine yerleşik Yargıtay İnançlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Yinelemek gerekirse "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında Kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması, şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borçun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir.(Y. 6 HD. 2021/1281 E., 2022/1579K.) Açıklanan ilkeler ve değinilen içtihatlar ışığında somut olay ele alındığında; senedin bono(kambiyo) vasfında olduğu, senet üzerinde nakden kaydı bulunduğu, senedin ciro zincirinde kopukluk bulunmadığı, senette teminat senedi olduğuna veya hangi hukuki ilişki için verildiğine dair herhangi bir ibare ya da atıf bulunmadığı, iddiaya konu araç satış sözleşmesinin satıcı tarafı olan şahsın veya vekilinin ya da davacıların maddi vakıa anlatımında adıgeçen galerici/aracı şahısların senette adının yer almadığı, senet bedeli ile satış bedelinin aynı olmadığı görülmüştür. Yukarıda anlatılanlar doğrultusunda senedin araç satışı için verildiği veya teminat amacıyla boş olarak verildiği ve anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiaları aşamalarda davalı tarafından kabul edilmediğinden artık senedin bu akdi ilişki kapsamında teminat amacıyla boş olarak verildiği, araç bedeli ödenmekle bedelsiz kaldığı veya senedin sonradan anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu hususlarında ispat yükünün davacı üzerinde olduğu anlaşılmıştır. Toplanılan deliller doğrultusunda; kambiyo senetleri illetten mücerret olup, somut olayda senedin araç alımına dair akdi ilişki kapsamında teminat amacıyla verildiği ve boş olan senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiaları bakımından yazılı delil sunulmamış, bu itibarla usulünce ispatlanamamış olup, yine kötüniyet iddiası bakımından tanık delili toplanmış ise de tanıkların lehdar Mustafa ve ciro yoluyla senedi devralan şeklen yetkili hamil gözüken Fatma arasındaki cironun muvazaalı(kötüniyetli) olduğuna ilişkin somut bilgisinin bulunmadığı anlaşılmakla bu iddianın da ispatlanamadığı görülmüş, yine yemin delili hatırlatılmış ise de yemin teklif edilmediği hep birlikte dikkate alınarak davanın ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak sübut bulmayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından önceden peşin alınan 401,33-TL harcın mahsubu ile bakiye 26,27-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan 23.500,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, 6-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/12/2024 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza