İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2016/4405 E. 2016/15076 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2016/4405
Karar No
2016/15076

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/95 Esas KARAR NO : 2020/490 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 15/03/2019 KARAR TARİHİ : 13/10/2020 Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka şubesine borçlu ...'nin imzalamış olduğu Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi, Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi ve Business Card Üyelik Sözleşmesi uyarınca müvekkili bankadan taksitli ticari kredi ve ticari kredi kartı kullandığını, borçlu firmanın kredilerinin geri ödenmesinde temerrüte düştüğünden borçlunun kredi hesabının kat edilerek borçlulara noter ihtarnameleri gönderildiğini, ödeme yapılmaması üzerine davalı borçlu şirket ve diğer davalılar hakkında alacak miktarı daha yüksek olmasına rağmen Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyası ile ...-TL üzerinden genel haciz yolu ile ilamsız takip yolu (takip talebinde tahsilde tekerrür olmamak kaydı) ile takip başlatıldığını, davalıların ödeme emrine, borca ve faiz oranına itiraz etmeleri üzerine takibin durdurulduğunu, davalı borçluların itirazlarının haksız ve yersiz olduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ... tarihli celsede, icra inkar tazminatı talepleri olmadığını, yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığını belirtmiştir. CEVAP : Davalılar adına usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmamışlar, ... tarihli celse duruşmadaki beyanlarında; açılan davayı kabul etmediklerini, banka ile dava dışı borçlu şirket arasında imzalanan kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzaladıkları hususunun doğru olduğunu ancak şirkete bir süre önce kayyum atandığını, şirketin 3.kişilere ve bankalara olan borçlarını ödemekte olduğunu, asıl borçlu olan şirketin halen borçlarını ödeyebilecek durumunun mevcut olduğunu, kefil olarak kendilerinin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. Davalılar ... tarihli dilekçesi ile takip dosyasındaki itirazlarından vazgeçtiğini belirtmiştir. DAVA : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesine dayanan itirazın iptali istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesinde belirtilen 1 yıllık süre içerisinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 17. maddesinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Dosya içerisine taraflar arasında düzenlenen sözleşme, ödemelere ilişkin evraklar, hesap kat ihtarnamesi, hesap ekstresi alınmıştır. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklının davacı, borçluların ..., ..., ..., ..., ..., ... olduğu, ... TL toplam alacak için ilamsız takiplere mahsus icra takibinin yapıldığı görülmüştür. Bilirkişi ... ... tarihli bilirkişi raporunda talep edilebilecek alacak miktarını hesaplamıştır. İtirazın iptali davası 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 67. maddesinde “(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik: 9/11/1988 - 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/11 md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. Borçlunun itirazı üzerine takibin durması ile birlikte alacaklı açtığı itirazın iptali davasında takip talebinde talep ettiği alacağının bulunduğunu ispat külfeti bizzat kendisindedir. Ancak davalı borçlunun icra dairesinde vermiş olduğu itiraz dilekçesinin içeriği yada cevap dilekçesinin içeriğine göre ispat külfeti yer değiştirebilecektir. İtirazın iptali davasında icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için; geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olması, icra inkar tazminatı talep edilmiş olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacak belgeye ise alacak likit (muayyen, belirlenebilir) nitelikte bulunduğundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67/2. maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 24/11/2016 tarih 2016/4405E. 2016/15076K. sayılı kararı). İtirazın geri alınması itirazın iptali davasına özgü davayı sona erdiren bir taraf işlemidir. İtirazın geri alınması durumunda ortada geçerli bir itiraz bulunmaması nedeniyle itirazın iptali davası konusuz kalacağından, mahkemece konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde bir hüküm tesis edilmelidir. İtirazın iptali davası açıldıktan sonra itirazdan vazgeçilmesi hâlinde inkâr tazminatı yönünden itirazın haklı olup olmadığı araştırılmalıdır (Deynekli, A.- Kısa, S: İtirazın İptali Davaları İcra İnkâr ve Kötüniyet Tazminatı, Ankara, 2013 s:80, Kuru, B: İcra ve İflâs Hukuku C.1, İstanbul 1990 s:86’ya atfen). İtirazın geri alınması hâlinde yargılama giderleri (harç ve vekâlet ücreti dışındaki) konusunda 6100 sayılı HMK'nın 312/2. maddesi uyarınca bir karar verilmelidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/02/2019 tarih 2017/19-920E. 2019/125K. sayılı kararı). Davamıza gelince; davacı davalıların müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile yer aldığı genel kredi sözleşmesine dayanan kredi alacağının ödenmemesi nedeni ile ilamsız takiplere mahsus icra takibi yapmış, borçluların itirazı üzerine itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede bankaya hesabı kat etme ve bunun sonucu olarak sözleşmeyi fesih yetkisi tanınmış, alacaklı banka tarafından bu yetkiye dayanılarak kat edilerek borçlulara ihtarname gönderilmiştir. Davalılar takipte itirazını geri almıştır. İtirazın geri alınması itirazın iptali davasına özgü davayı sona erdiren bir taraf işlemi olması, itirazın geri alınması durumunda ortada geçerli bir itiraz bulunmaması nedeniyle itirazın iptali davası konusuz kalması nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. İtirazın iptali davası açıldıktan sonra itirazdan vazgeçilmesi hâlinde inkâr tazminatı yönünden itirazın haklı olup olmadığı araştırılması gerekmekte ise de davacı vekili icra inkar tazminat talepleri olmadığını belirtmesi nedeni ile ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmemiş, yine davacı vekili yargılama harç ve gideri ile vekalet ücreti talep etmediklerini belirtiğinden yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılarak ve vekalet ücreti takdir edilmeyerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusuz kaldığı anlaşıldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcı ile Arabulucuk başvuru dosyasında arabulucuya Bakanlık Bütçesinden karşılanarak ödenen ... TL'nin peşin alınan ... TL'den mahsubu ile bakiye ... TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Davalılar yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5. Davacı kendini vekil ile temsil ettirmiş ise de vekalet ücreti talep etmediklerini belirtmekle vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.13/10/2020 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2016/4405, K. 2016/15076, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2016-4405-e-2016-15076-k-4f49edcedfd6