Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/919 E. 2019/886 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/919
- Karar No
- 2019/886
- Karar Tarihi
T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ..... KARAR NO : ..... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ..... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/10/2020 NUMARASI : ...../..... Esas, ...../..... Karar DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ........ DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ....... DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 05/10/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/10/2023 ..... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/10/2020 tarih, ...../..... Esas, ...../..... Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı tarafın organizasyon işlerini yaptığını ve organizasyon malzemelerini üstlendiğini, borçlunun borca süreci uzatmak için itiraz ettiğini, itirazdan sonra ise taraflarını bertaraf etmek gayesiyle müvekkili ile anlaşarak borcu haricen ödediğini, müvekkilinin takibe konu faturalar karşılığı organizasyon işi ve organizasyon malzeme temini işini üstlendiğini, davalı tarafça defalarca mutabakata varılmasına rağmen haklı bir gerekçe olmaksızın borca ve takibe itiraz edildiğini, alacağın tahsili için zorunlu arabuluculuk yoluna gidildiğini ve anlaşamadıklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı asıl alacağı ödemesine karşın avukatlık ücreti, yargılama giderleri, faiz ve ferilerini vb. icra dosyasından kaynaklanan alacakları ödemekten kaçındığını ve davayı açma zaruretlerinin doğduğunu belirterek; davanın kabulü ile, davalının ..... 1. İcra Müdürlüğü’nün ...../..... E. Sayılı icra dosyasına haksız ve kötü niyetli, hukuki dayanaktan yoksun, borca, yargılama giderlerine, faize, ferilerine ilişkin itirazın iptali ile takibin devamını, takibin konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ..... 1. İcra Dairesinin ...../..... Esas sayılı dosyasında ki haksız icra takibine süresi içerisinde itiraz edildiğini, açılan itirazın iptali davasının haksız olup, belirtilen icra dosyasından ödeme emri gönderildiğini, şirket kayıtlarının incelenmesinde davacıya böyle bir borcun olmadığının tespit edildiğini, davacının müvekkili şirkete çalışmalarının olduğunu, çalışmalarına karşılık ödemeler yapıldığını, davacı tarafça bahsedilen ödemelerin cari hesaplara mahsuben yapılmış ödemeler olduğunu belirterek davanın reddi ile davacı tarafça kötü niyetli olarak dava açılması nedeni ile % 20 az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde: "Dava açılmadan önce ancak davalının takibe itirazından sonra asıl alacak miktarı ödenerek uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmıştır. Eldeki davada çözülmesi gereken husus takipte davacının talep edilen borcun ferileri yönünden hukuki yararının bulunup bulunmadığı ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekip gerekmediği meselesidir. Davalı taraf takibe itiraz ederek kendi lehine takibi durdurmuş olmasına rağmen daha sonra borcun asıl alacak miktarını ödemiştir. Borç miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmadığından alacağın likit olduğu da kabul edilmelidir. Ödeme yapan davalı borcu kabul etmiştir. O halde takibe itirazı baştan beri haksızdır. Maksadı icra takibini geciktirmektir. Nitekim takibe itirazında borcu tamamen inkar etmiştir. Dolayısıyla icra inkar tazminatının şartları oluşmuştur. İcra inkar tazminatına hükmetmek için takibe itiraz edilmiş olması ve itirazın haksız olmasının yanında alacağın muayyen bulunması yeterlidir. Somut olayda bu şartlar gerçekleştiği için icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. İtirazın iptali davasının konusunun asıl alacak, ferileri, icra harç ve masrafları ve icra vekalet ücretini kapsadığı, bu anlamda davacının borcun tüm bu ferileri yönünden takibe devam etmesinde hukuki yararının bulunduğu da tartışmasızdır." gerekçesiyle "Davanın KABULÜ ile; davalının ..... 1. İcra Müdürlüğü'nün ...../..... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, alacak aslı takipten sonra ödendiğinden ödemenin icra dairesince nazara alınarak takibin yalnızca ferileri yönünden devamına, İtirazın alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik olduğu değerlendirilerek davalının asıl alacağın % 20 si oranında hesaplanan 22.137,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ödeme emrine konu 13.09.2018 tarihli fatura borcunun bulunmadığını, ..... 1. İcra Dairesi ...../..... E. Sayılı dosyasından 113.634,00 TL asıl alacak miktarlı ödeme emri gönderildiğini, borcun sebebi olarak da 13.09.2018 tarihli 13 adet faturaların belirtildiğini, faturaların müvekkiline gönderilmediğini, Müvekkilin 13.09.2018 tarihli fatura borcu bulunmaması, borcun sebebinin anlaşılamaması nedeni ile mağduriyet yaşamamak için ödeme emrine itiraz edildiğini, 17.09.2019 Tarihli 2017/919 E. 2019/886 K. Sayılı Hukuk Genel Kurulu Kararı uyarınca davanın reddinin gerektiğini, davaya sunulan faturaların ödeme emrine konu fatura tarihlerinden farklı olduğunu, mahkemece alacaklının icra dosyasındaki talebinden bağımsız olarak itirazın yerinde olup olmadığı değerlendirilemeyeceğinden maddi hataya ilişkin talebin kabulünün mümkün olmadığını, alacaklının takipte dayandığı belgelerden başka belgelere dayanamayacağını, söz konusu davada takip konusu edilen faturalar ile ilgili olarak davacının alacaklı olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, müvekkile gönderilen ödeme emrindeki miktar ile dava sonucundaki miktarın tutarlı olmadığını, bu durumun müvekkili şirketin ödeme emrine itiraz etmesindeki haklılığını ortaya koyduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca da kabul edildiği üzere takip miktarı üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatının hukuken isabetsiz olduğunu, müvekkil şirketin kötü niyetinden söz edilemeyeceği gibi icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, bilirkişi raporunun eksik olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava: Fatura alacağına dayalı yapılan icra takibine itiraz nedeni ile itirazın iptali talebine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından, davalı aleyhine organizasyon bedeli ve organizasyon malzemeleri nedeni ile 13 adet faturaya istinaden toplam 113.634 TL asıl alacak için takip başlatıldığı, davalı tarafça 25/09/2018 tarihinde icra takibindeki borca ve ferilerine itirazda bulunulması üzerine takibin durduğu, takibin durmasından sonra davalı tarafça 09/11/2018 tarihinde 40.000-TL, 11/12/2018 tarihinde 30.000-TL ve 27/12/2018 tarihinde 40.685 TL olmak üzere toplam 110.685-TL ödeme yapıldığı, mahkemece yapılan bilirkişi incelemesine göre de, davalının ticari defterlerinin incelenmesinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 110.685,00-TL alacaklı olduğunun ancak takip tarihinden sonra muhtalif tarihlerde 110.685 TL nin ödendiği, davacı tarafça da icra takibinden sonra asıl alacak miktarının ödenmiş olması nedeni ile feriler yönünden takibin devamına karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. 1.Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur (Hukuk Genel Kurulunun 09.02.2011 tarih ve 2011/13-29 E., 2011/56 K., 23.05.2018 tarih ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K. sayılı kararları). Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2011 tarih ve 2011/19-532 E., 2011/640 K., 23.05.2018 tarih ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Somut uyuşmazlıkta davalı tarafça asıl alacak miktarı bakımından takip tarihinden sonra ödeme yapıldığından ve ödenen asıl alacak miktarı hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığından, asıl alacağın ferilerine ilişkin davacı tarafça iş bu itirazın iptali davasının açılmasında hukuki yararı vardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yargılamaya hakim ilkelerden taleple bağlılık ilkesini düzenleyen 26. maddesinin ilk fıkrasına göre Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Yine HMK’nın hükmün kapsamını düzenleyen 297. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemeye göre hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Eldeki dava, asıl alacak miktarının takipten sonra haricen ödenmesi nedeni ile ferilerine ilişkin olup, her nekadar icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarı 113.634 TL ise de, takip tarihinden sonra davalı tarafça muhtelif tarihlerde asıl alacak olarak 110.685 TL ödenmiştir. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesine göre de, davalının ticari defterlerine göre asıl alacak miktarının 110.685-TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafça da tarafların anlaşması uyarınca asıl alacak miktarının ödendiği buna ilişkin talepte bulunulmadığı belirtilmiştir. Bu itibarla davaya konu asıl alacak miktarı 110.685 TL olarak kabul edilmelidir. Bilirkişi raporunda da söz konusu asıl alacak miktarının 40.000-TL sinin 09/11/2018 Tarihinde, 30.000-TL sinin 11/12/2018 tarihinde ve 40.685,00-TL sinin ise 27/12/2018 tarihinde ödendiği belirtilmiştir. Mahkemece söz konusu husus dikkate alınarak konusuz kalan asıl alacak miktarının 110.685 TL olarak kabulü ile, söz konusu miktarın ferileri bakımından hüküm tesisi gerekirken takibin devamına karar verilerek infazda karışıklığa sebebiyet verecek şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiştir. 2.Davalı vekilince ödeme emrine dayanak faturaların müvekkiline gönderilmediğini, 13/09/2018 tarihli faturadan kaynaklı müvekkilinin borcunun bulunmadığını, borcun sebebinin anlaşılamaması nedeni ile icra takibine itiraz edildiğini, icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin yerinde olmadığını belirterek istinaf itirazında bulunulmuştur. Bursa 1. İcra Müdürlüğünün 2018/10384 sayılı takip dosyasının incelenmesinde ödeme emri ve takip talebinde, davacı vekilince alacağın dayanağı faturaların düzenleme tarihleri ve numaraları belirtilmek suretiyle talepte bulunulduğu, takipten önce işlemiş faiz alacağına ilişkin talebin bulunmadığı, 13/09/2018 tarihinin takip tarihi olup "13/09/2018 faiz başlangıçlı" ibaresinin bulunduğu, mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi uyarınca da söz konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlendiği ve faturalar dikkate alınarak asıl alacak miktarının belirlendiği, dolayısıyla icra takibine konu 13/09/2018 düzenleme tarihli faturanın bulunmadığı gibi ödeme emri ve takip talebinden de bu hususun açıkça anlaşıldığı görülmekle davalı tarafın istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun istikrar kazanmış uygulamalarına göre; itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Eldeki davada davalı borçlu tarafından her iki tarafında kabulünde olan asıl alacak dava tarihinden önce ödenmiş olup, davacı alacaklının asıl alacak yönünden itirazın iptali davası açmasında hukukî yararı bulunmamaktadır. Zira davacı vekilince 01/10/2019 tarihli duruşmada "Müvekkili ile borçlu taraf arasında borcun kapandığı, bu hususta uyuşmazlık bulunmadığı, asıl alacaktan kalan kısım yönünden de müvekkili ile karşı tarafın anlaştığı, diğer alacak ve masraflar yönünden itirazın iptalinin talep edildiği" belirtilmiştir. Bu itibarla alacağın fer’îleri ve icra giderleri dışında davaya konu bakiye alacak miktarı olmadığından somut olayda davacı alacaklı lehine icra inkâr tazminatına esas alınabilecek matrah da bulunmadığı hâlde davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi yerinde değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/(19)11-445 E. 2022/1077 K.) Yukarıda belirtilen yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalı tarafın istinaf itirazının kabulü ile; ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, istinaf edenin sıfatı, istinaf itirazları nazara alınarak tarafların kazanılmış hakları dikkate alınarak icra takibine konu taraflar arasında uyuşmazlık/dava konusu olmayan 110.685,00TL asıl alacak miktarının 40.000 TL si 09/11/2018 tarihinde, 30.000-TL si 11/12/2018 tarihinde ve 40.685-TL si 27/12/2018 tarihinde davalı borçlu tarafından ödendiğinden ve davacı tarafça açıkça icra takibine konu bakiye asıl alacak miktarları talep edilmediğinden davanın asıl alacağın ferilerine ilişkin olması dikkate alınarak yapılan ödemeler icra müdürlüğü tarafından infaz aşamasında değerlendirileceğinden takibin asıl alacağın ferileri yönünden devamına ve icra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmaması nedeni ile reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; A-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulüne, ..... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/10/2020 tarih, ...../..... Esas, ...../..... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, dava hakkında yeniden hüküm kurulmasına; 1-Davanın kabulüyle, Davalının ..... 1. İcra Müdürlüğünün ...../..... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın icra giderleri ve asıl alacağın ferileri bakımından iptaliyle, ..... 1. İcra Müdürlüğünün ...../..... Esas sayılı dosyasındaki takibin 110.685,00TL asıl alacağın ferileri yönünden devamına, 2-Şartları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine, 2-Harçlar yasası gereği alınması gereken 851,42TL harçtan peşin alınan 44,40TL harcın mahsubu ile bakiye 807,02 TL harcın davalıdan tahsiline, 3-7155 sayılı Kanunun 23. Maddesi ile 6325 sayılı Kanunun 18/A-12-13 maddeleri uyarınca 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 600-TL bilirkişi ücreti, 51,50-TL tebligat posta ücreti olmak üzere toplam 651,50-TL yargılama gideri ile peşin alınan 44,40-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 12.463,99 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6- Taraflar tarafından yatırılan kullanılmayan bakiye gider avansının yatıran tarafa iadesine, İstinaf Yargılaması ve Harç Yönünden; 1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının davalıya talebi halinde iadesine, 2-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 148,60-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 3-Kararın tebliğ ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi. 05/10/2023 ... Başkan ... e-imzalı ... Üye ... e-imzalı ... Üye ... e-imzalı ... Katip ... e-imzalı