İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2016/2341 E. 2017/13472 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2016/2341
Karar No
2017/13472

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/958 Esas KARAR NO : 2025/561 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/12/2024 KARAR TARİHİ : 09/10/2025 Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalılardan "..." arasında imza ile ... tarihli alım satım sözleşmesi kapsamında davalı şirket tarafından müvekkil şirkete "120.000 Kg ... ...+... ... ve 43.854,16 Kg ... cm x ... cm ... Boy ... gr. ... Çöp Torbası" malzemesi satışı kararlaştırıldığını, sözleşmenin toplam bedeli KDV Dahil ...-TL (... türklirası) olarak belirlendiğini, satışı yapılan malların 4 parça halinde ilk teslimatı ... tarihinde, diğer teslimatlar ...,...,... tarihlerinde yapılmak üzere anlaşıldığını, 21 adet, ...-TL(... türklirası) toplam bedelli çekler keşide edilerek teslim edildiğini, davalı şirket .... sözleşmeye ve alınan çeklere istinade 2 adet fatura düzenleyerek gönderdiğini, fakat sözleşmede kararlaştırılan malzeme üretim, tedarik ve teslimini yapmadığını,müvekkil kendisine taahhüt edilen mallar teslim edilmediğinden ve karşılıksız kalan faturanın iade faturaları ile geri gönderilmesi ile sözleşme kapsamında davalıya teslim edilen 21 adet çekin kendisine iadesini istediğini, çeklerin iade edilmesini beklerken davalının konkordato başvurusunda bulunduğunu ve Antalya ... Ticaret Mahkemesi .../... Esas sayılı dosyasında ... tarihli karar ile geçici konkordato mühlet kararı verildiğini, söz konusu dosyada ... tarihli duruşmada 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı verildiğini, davalı ... yetkilisi ile görüşüp çeklerinin iadesini talep eden müvekkile şirket yetkilisi bahsi geçen çeklerin tahsil edilmek üzere ... ve ... ayında muhtelif olarak davalı bankalara verildiğini, kendileri tarafından çeklerin bedelsiz kaldıklarından iade edileceğini, bu konuda bankalara başvuru yapacaklarını beyan etmiş bunun yanı sıra davalı ...'ye ve diğer bankalara hitaben yazılan yazıyı bankalara ibraz edilmek ve çeklerini iade alabilmek için teslim ettiğini, her ne kadar müvekkil bu yazının bir nüshasını davalı ...'ye verip çeklerini iade almak istemişse de davalı banka tarafından bu yazı teslim alınmadığı gibi müvekkile de bedelsiz kalan çeklerin iade edilmediğini, çekleri iade etmeyen davalı ..., Antalya Banka Alacakları İcra Dairesi .../... E. Sayılı dosya ile dava konusu "... Şubesi ... çek numaralı ... keşide tarihli ...-TL (... türklirası) bedelli 1 adet çek" ve "... Şubesi ... çek numaralı ... keşide tarihli ...-TL(... türklirası) bedelli 1 adet çek"i icra takibine koyduğunu, Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi .../... E. Sayılı dosyasında Konkordato Komiser Heyeti'nin düzenleyip sunduğu ... tarihli görüş yazısında; ...'nin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede iddia konusu olan ... - TL tutarındaki çeklerin davacının (... ...) ticari defterlerinde ...'nden teslim alındığının kayıtlı olduğu ve çekler karşılığında davacı şirketin ...-TL tutarında fatura kestiği, daha sonra bu faturalar karşılığında aynı tutarda ...'nden iade faturası teslim alındığı, dolayısıyla da iddia konusu olan toplam ...-TL tutarındaki çekler karşılığında davacı şirketin ...'ne mal veya hizmet tesliminin yapılmadığının tespit edildiği, yapılan incelemede işbu görüş yazısı tarihi itibariyle belirtilen ürünlerin davacı uhdesinde olmadığı görülmüş olup davacı şirket beyanına göre istenilen malzemenin üretiminin yapılmadığı ve durumunun talepte bulunan ...'ne bildirildiği belirtildiğini, akabinde Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../... E. Sayılı dosyasında ... tarihli ara karar kurulmuş bu kararda da rehin veya temlik cirosu ile yapılan devirlerin geçersiz olduğu yapılan veya yapılabilecek tahsilatların komiser hesabına yatırılması gerektiği hüküm altına alınarak karar içeriğinde geçen çekler açısından çekleri elinde tutan bankaların yetkili hamil olmadığı zira devir işlemlerinin geçersiz olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu iki adet müvekkil ... Şubesi kredili müşterisi ...’ye Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden kullandırılan krediler sebebiyle, tahsil edilmesi halinde kredi borcuna mahsup edilmek üzere ... tarafından bankaya ciro edildiğini, davaya konu işbu çekler için Antalya Banka Alacakları İcra Dairesi .../... E sayılı dosyasından takibine geçildiğini, davacı borçlu şirketçe bu takibin iptali için Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi .../... E ile dava açılmışsa da ... tarihli karar ile davacının davası reddedildiğini, davalı ... firması dava konusu çekleri müvekkil bankaya yukarıda açıklanan ve cari hesap şeklinde işleyen ticari kredi borcu nedeniyle bir borç ödeme aracı olarak ciro yoluyla teslim ettiğini, davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket her ne kadar müvekkil şirket ile akdedilen sözleşmeye ve alınan çeklere istinaden ... düzenleme tarihli ...-TL bedelli ve ... düzenleme tarihli ...-TL bedelli 2 adet fatura gönderildiğini, müvekkil hakkında Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi .../... Esas sayılı dosyası ile ... tarihinde 1 yıl süre ile konkordato kesin mühlet kararı verildiğini, müvekkil şirket lehine mühlet kararı verilmekle mühlet kararı ile birlikte şirketi temsil ve ilzam için mahkemece re'sen konkordato komiseri görevlendirildiğini, şirketin tüm mali işleri konkordato komiseri tarafından yerine getirildiğini, dolayısıyla müvekkil şirketin davaya konu çekler üzerinde hiçbir tasarruf yetkisi bulunmadığını, davacının müvekkil ... ... Şirketinden alacaklı olduğuna ilişkin iddialarının kabulünü, müvekkil şirket hakkında verilen konkordato mühlet kararının öncesinde dava konusu çeklerin temlik cirosu ile diğer davalı ...'ye verilmiş olması kambiyo senetlerini geçersiz hale getirmeyeceğini, davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Eldeki dava; menfi tespit isteminden ibarettir. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin ... tarihli ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanarak bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir. Toplanan tüm deliller, taraf iddia ve savunmaları bir arada değerlendirilerek ve aynı zamanda her iki tarafın ticari defter ve dayanak kayıtları üzerinde inceleme yapılarak borç alacak durumunun tespiti yönünde rapor düzenlenmesi için mali müsavir bilirkişiden rapor alınması yoluna gidilmiştir. Mali müşavir Bilirkişi ... tarihli kök raporunda teknik ve mali incelemeler neticesinde, davacı ... ile Davalı ...’nin 2024 yılına ait e-defter kayıtlarının Türk Ticaret Kanunu’nun 64 ve devamı maddeleri kapsamında usulüne uygun tutulduğu, Davacının defterinde ... tarihli ... ve ... numaralı satış faturaları borç olarak yer almakta olup, ... tarihinde düzenlenen iade faturaları (... ve ...) ile malın iadeye konu edildiği ve borcun kapatıldığı, davalı ...’nin defter kayıtlarında aynı faturalar satış ve alacak olarak yer almakta; iadeler ise mart ayı yevmiye kayıtlarıyla muhasebeleştirildiği, dolayısıyla satış ve iade faturalarının tarafların defterlerinde kayıtlı olduğu, taraf defterleri muhasebe kaydı bakımından birbirini doğruladığı, dava konusu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı oldığu, faturalar açık fatura niteliğinde düzenlenmiş olup, sözleşmeye bağlı alım-satım ilişkisi kapsamında olduğu, toplamda ... TL bedelli mal alım sözleşmesi kapsamında 21 adet çek düzenlendiği, mal teslimi yapılamayan faturalar için iadeler kesilmiş ve muhasebeleştirildiği, iade sonrası net borç bakiye kalmadığı, buna rağmen ... ve ... tarihli iki çekin ciro edilerek bankaya verildiği, karşılıksız çıkması nedeniyle kambiyo takibine konu edildiği, ... tarihinde başlatılan takipte ... hamil sıfatıyla ... TL talep ettiği, bu çeklerin teslim tarihi ... olup, iadelerin ... tarihli olması ve ... ... tarafından ... tarihinde malların teslim edilmediği, keşideci şirketten bir alacağın olmadığı Bankaya bildirildiği, bu iki çeke konu mal tesliminin gerçekleşmediği, faturaların iade ile kapatıldığı, davalı banka ve Davalı ... firması arasındaki banka işlemleri ile Davacının ilişkisinin bulunmadığı, nihai Kararın Sayın Mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının ..., borçlunun ..., toplam ... TL alacak için kambiyo senetlerine mahsus icra takibinin yapıldığı görülmüştür. Davacı şirket ile davalı .... arasında ... tarihli alım satım sözleşmesi kurulduğu, tarafların kaşe ve imzalarının bulunduğu, sözleşmenin incelenmesinde; satıcının ... ..., alıcısının ... ... olduğu, sözleşme konusunun ... ...+... ... 120.00 kg, ... cm*... cm ... boy ... gr ... çöp torbası 43.854,16 kg malın Satıcı tarafından alıcıya tedarik edilmesi işi olduğu, sözleşme bedeli olan ... TL'nin belirtilen çekler ile ödeneceği, malın teslim edilme yerinin alıcının adresi olduğu, malların 4 parça halinde ilk teslimatın ... tarihinde yapılmak üzere diğerlerinin de takip eden her ayın 10'unda belirtilen adrese teslim edileceğinin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davaya konu çeklerin incelenmesinde; ... Şubesi, ... çek numaralı, ... keşide tarihli, ...-TL bedelli ve ... Şubesi, ... çek numaralı, ... keşide tarihli ...-TL bedelli çekin keşidecesinin davacı ..., lehtarı ... olduğu, davalı ... ... tarafından çeklerin davalı ...'ye ciro edildiği, çeklerin karşılıksız olduğu görülmüştür. Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilerek incelenmiş; davalı ... hakkında konkordato davasının olduğu, dosyanın derdest olduğu anlaşılmıştır. Önemle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan tekrar sonra dosyaya dönüldüğünde; Hukukumuzda, senet delilinin uygulanma alanı oldukça geniştir çünkü hukukumuzda, hukuki işlemler için "senetle ispat" kuralı mevcuttur. Esasen, "senetle ispat kuralı" kavramı yerine "kesin delille ispat" kuralı denilmesi daha doğrudur. Çünkü, senetle ispatı zorunlu olan bir hukuki işlem, diğer kesin delillerle de (ikrar, yemin, kesin hüküm) ispat edilebilir. Senetle ispat zorunluluğu, "tanıkla ispat yasağı" olarak da ifade edilmesine rağmen, bunun da esasen "takdiri delille ispat yasağı" olarak belirtilmesi daha uygundur. Senetle ispat kuralı, kendisini iki temel durumda gösterir. Bunlardan birincisi olarak; Belli bir meblağı aşan hukuki kural olarak yalnız senetle ispat olunur. Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri kanunla belirlenen miktarı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir Senetle ispat kuralının kendisini gösterdiği ikinci durum ise, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler kanunda belirtilen miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz olmasıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. ” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İİK.nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05/10/2017 tarih 2016/2341E. 2017/13472K. sayılı kararı; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2017 tarih 2015/39638E. 2017/11964K. sayılı kararı; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2017 tarih 2016/8848E. 2017/3778K. sayılı kararı). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05/02/2019 tarih 2017/19-821E. 2019/58K. Sayılı kararında;"...menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.... bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Somut olayda ise her iki yanın bononun mal karşılığı olmadığına dair beyanları karşısında senedin her iki tarafça da talil edildiğinin kabulü zorunludur ve bu durumda TMK’nın 6. ve HMK’nın 191. maddesi uyarınca ispat yükünün davacı senet borçlusunda olduğu yolundaki genel kuralın yer değiştirmeyeceği ve davacının senedin bedelsiz olduğunu ispatlaması gerektiği kabul edilmelidir..." denilmiştir. Denetlemeye ve karar vermeye elverişli olduğu, dosya kapsamı ile mahkememizce deliller üzerinde yapılan incelemeler ve tespit ile uyumlu olduğu anlaşılan bilirkişi raporuna itibar edilmiş, mahkememizce hüküm tesis edilirken hükme esas alınmıştır. Toplanan delillere göre dosyanın bir bütün olarak incelenmesi neticesinde: yukarıda izah edildiği üzere davacı ile davalı ... ... arasında, ... tarihinde imzalanan sözleşme gereğince, malzeme alım satımı hususunda anlaşma yapıldığı ve bu anlaşma çerçevesinde dava konusu çeklerin de içerisinde bulunduğu ve sözleşme içeriğinde dökümü yapılan çeklerin davalıya verildiği ancak davalı ... ... tarafından davacıya iş bu çekler karşılığı olarak ürün teslim edilmediği, çek niteliği itibari ile sebepten mücerret olsa da, incelenen sözleşme çerçevesinde çekin sebebe bağlandığı, dolayısı ile akdedilmiş sözleşme çerçevesinde davacıya ürün teslim edilmesi ile birlikte anılan çeklerin muaccel olacağı, bu anlamda bilirkişi raporu ile de sübut bulduğu üzere ... çek numaralı, ... keşide tarihli, ...-TL bedelli ve ... çek numaralı, ... keşide tarihli ...-TL bedelli toplam ...-TL tutarlı çeklere karşılık olarak davacı yana malzeme teslim edilmediği, dolayısı ile ispat yükü üzerine geçmiş davacının iddialarının davalı ... ... şirketi açısından sübut bulduğu ve davacının ... çek numaralı, ... keşide tarihli, ...-TL bedelli ve ... çek numaralı, ... keşide tarihli ...-TL bedelli toplam ...-TL tutarlı çeklere ilişkin olarak davalı ... ...’ne borçlu olmadığının tespiti sureti ile davanın iş bu davalı yönüyle kabulüne; Dava konusu çeklerin davalı ... ... Tarafından ciro edilerek davalılardan ... bankasına verildiği, davacının iş bu davalı yönünden de menfi tespit talep ettiği, bu kapsamda ... açısından yapılan değerlendirmede; ... çek numaralı, ... keşide tarihli, ...-TL bedelli ve ... çek numaralı, ... keşide tarihli ...-TL bedelli toplam ...-TL tutarlı çeklerin incelenmesinde; dava konusu çekler üzerinde üzerinde "bedeli teminattır" veya "bedeli rehindir" şeklinde bir ibarenin olmadığı ve yine davacının rehin ve teminat cirosu ile anılan çeklerin davalıya ciro edildiği iddiasının davacı tarafından başkaca bir delille de ispatlanamadığı, davacı tarafından davalı ... bankasının bu ciro işleminde kötü niyetli olduğunun da ispatlanamadığından davacı ile diğer davalı şirket arasındaki şahsi defilerin davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceği, davacı ile davalı diğer şirket arasındaki ilişkinin davalı bankayı bağlamayacağı, dolayısı ile dava konusu çeklerin rehin veyahut teminat cirosu ile davalı ... bankasına verilmediği ve bu çeklerin temlik cirosu ile devredildiği sübut bulduğundan, davacının davalı ... bankası aleyhine tevcih ettiği davasının ise reddine; Ayrıca davacı yanca kötü niyet tazminatı talebinde bulunulduğu anlaşıldığından davacının iş bu talebine ilişkin olarak ise; İİK'nın 72/5 maddesinde "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz." amir hükmü gereğince davalı banka tarafından icra takibinde kötü niyetten bahsedilemeyeceği açık olduğundan davacının kötü niyet tazminatı talebinin de sübut bulmadığından reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının, davalılara karşı borçlu olmadığının tespiti talepli davasında davanın KISMEN KABULÜ ile, 1-Davacının, davalı ...’ne, dava konusu ... Şubesi, ... çek numaralı, ... keşide tarihli, ...-TL bedelli ve ... Şubesi, ... çek numaralı, ... keşide tarihli ...-TL bedelli toplam ...-TL tutarlı çekler nedeni ile borçlu olmadığının TESPİTİNE, 2-Davalı ...’ne açılan davanın REDDİNE, 3-Davacının tazminat talebinin REDDİNE, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken ... TL nisbi harçtan davacının yatırdığı ... TL peşin harcın mahsubu ile eksik ... TL karar ve ilam harcının davalı ...'den tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davacı tarafından yatırılan toplam peşin harç ... TL ve ... TL başvuru harcı olmak üzere ... TL’nin davalı ...'den alınarak davacıya ÖDENMESİNE, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri uyarınca, arabuluculuk gideri olan ... TL’nin davalı ...'den alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Davacı tarafından yapılan toplam ... TL yargılama giderinin davalı ...'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, 8-Davacı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ... TL nisbi vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya ÖDENMESİNE, 9-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın red edilen kısmı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı bankaya VERİLMESİNE, 10-Artan gider avansının karar kesinleştikten sonra yatıran tarafa ÖDENMESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili Antalya İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/10/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2016/2341, K. 2017/13472, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2016-2341-e-2017-13472-k-27698113e824