Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/792 E. 2025/17 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/792
- Karar No
- 2025/17
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/625 Esas KARAR NO: 2025/737 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/01/2025 NUMARASI: 2024/792 E. - 2025/17 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/05/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin tarım ürünleri ticareti yaptığını, ticari hayatın olağan akışına uygun olarak kıymetli evrak olan çek kullandığını, müvekkili şirketin düzenli alarak çalışmış olduğu ... Bankası'ndan ticari hayatında kullanmak amacıyla yaklaşık üç ay önce çek karnesi aldığını, ancak banka tarafından müvekkili şirkete ulaşıldığını ve takas sisteminde çeklerinin olduğunu ve ödemesi gerektiğini bildirdiklerini, çekte imzanın şirket yetkilisinin imzası ile uyuşmadığını, yapılan incelemede söz konusu çekin müvekkili şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığının tespit edildiğini, kim ve kimler tarafından keşide edildiğinin bilinmediğini, banka tarafından verilen bilgiye göre söz konusu çekin hamilinin davalı ... Anonim Şirketi olduğunu, çeki tahsil etmek amacıyla elinde bulundurduğunu, çekin müvekkili rızası dışında elinden çıkmış olması ve hukuka aykırı olarak yetkisiz kişilerce doldurulmuş olması nedeniyle müvekkilinin bankaya bildirimde bulunulduğunu, bu çekin ibrazı durumunda ödenmemesini, imzanın kendisine ait olmadığını bildirdiğini, menfi tespit davası açısından arabuluculuk başvurusunun zorunlu olduğu belirtilmekle, taraflarınca hak kaybı olmaması açısından ... iş emir numaralarıyla İstanbul Arabuluculuk Bürosu'na başvuruda bulunulduğunu, henüz dosyanın tamamlanmadığını, davaya konu ... Bankası Muğla Şubesi'ne ait 13 Eylül 2024 basım tarihli ... seri numaralı ... Nak. San. Ltd. Şti'nin lehtarı olduğu, 14/12/2024 tarih, 320.000,00 TL bedelli çek bakımından ivedilikle çekin bankaya ibrazı durumunda ödenmesinin durdurulması, çek hakkında ihtiyati haciz ve icra takibinin durdurulması amacıyla İİK m.72 ve sair mevzuat gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmesini, neticeten ... Bankası Muğla Şubesi'ne ait 13 Eylül 2024 basım tarihli, ... seri numaralı, ... Nak. San. Ltd. Şti.'nin lehtarı olduğu, 14/12/2024 tarih, 320.000,00 TL bedelli çek ile alakalı olarak çeklerde bulunan imzanın müvekkiline ati olmadığının tespiti ile ilgili çek bakımından müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli davalılar hakkında %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin Faktoring Kanunu ile Yönetmeliğine uygun olarak faktoring işlemini gerçekleştirdiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin alacağın temlikinde izlenecek tüm usul esasları tam olarak yerine getirdiğini, davacının davaya konu çek nedeni ile borçlu olmadığı iddiasının bir def'i olup Faktoring Kanununun taraflar arasındaki def'ilerin Faktoring Şirketine karşı ileri sürülemeyeceğini açıkça düzenlediğini, davaya konu çeke ilişkin olmak üzere davacı yanan teyit maili bulunmadığını, iş bu maili cevap dilekçeleri ekinde sunduklarını, bu delilin bile davacı yananı kötü niyetli olarak davayı ikame ettiğini gösterdiğini, dava konusu çek nedeniyle davacının haksız itirazları ile müvekkilinin alacağına kavuşamamış olması ve ihtiyati tedbir talebi nedeni ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini talep ettiklerini beyanla, davacının tedbir talebinin reddine, haksız, kötüniyetli ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI: İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.01.2025 tarihli 2024/792E. - 2025/17K. sayılı kararıyla; "...Dosya kapsamı yukarıdaki kanun maddeleri ışığında değerlendirildiğinde; davacı vekilinin verdiği beyan dilekçesinden ve sonradan sunduğu arabuluculuk anlaşamama tutanağından; davadan önce arabuluculuğa ilişkin anlaşmazlık son tutanağının dosyaya sunulmadığı, arabuluculuk sürecinin başlangıç tarihinin 16/12/2024 olduğu son oturum tarihi ile anlaşamama tutanağının düzenlediği tarihin ise 25/12/2024 tarihi olduğu görülmekle itirazın iptali davasının ilk açıldığı 16/12/2024 tarihi itibariyle davacının dava tarihinden tarihinden evvel arabuluculuk işlemlerini tamamlamadığı, dava açıldıktan sonra arabuluculuk anlaşmama son tutanağının mahkemeye sunulmasının 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesi ve TTK'nın 5/A maddesinde düzenlenen dava açılmazdan evvel arabuluculuğa başvuruya ilişkin dava şartının gerçekleşmediğini değiştirmeyeceği, dava şartlarının mahkemece re'sen nazara alınacağı anlaşıldığından (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 21/11/2022 tarih 2021/4438 Esas 2022/8135 Karar, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi 18/09/2024 tarih 2024/2411 Esas 2024/62 Karar) aşağıdaki şekilde davanın usulden reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkemece arabuluculuk son tutanağını sunmak üzere taraflarına kesin süre verilmiş olup, süresinde son tutanağın sunulduğunu, ancak mahkemece verilen kararda davadan önce arabuluculuğa ilişkin anlaşmazlık son tutanağının dosyaya sunulmadığı gerekçe gösterilerek davanın usulden reddedildiğini,İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın menfi tespit istemine ilişkin olup, 6102 sayılı TTK'nın 5/a-1 maddesinde Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır" denildiğini, ancak kanun metninde arabuluculuk anlaşmama son tutanağının dava açılırken sunulmasına ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığını, Kanunun açıkça dava şartı olarak arabuluculuk başvurusunun yapılmış olmasını saydığını,Arabuluculuk sürecinin sonradan tamamlanarak son tutanağın mahkemeye ibraz edildiğini, bu durumun, dava şartının fiilen yerine getirildiğini gösterdiğini,Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının, arabuluculuğa başvurma zorunluluğunu vurgulamakta ise de, somut olayda davacı tarafın arabuluculuk başvurusunu yaptığını, süreci tamamladığını ve anlaşamama tutanağını ibraz ettiğini, dava açıldıktan sonra tutanağın mahkemeye sunulmasının, davanın esasına girilmesine engel teşkil etmemesi gerektiğini belirterek, açıkladıkları ve Mahkemece resen nazara alınacak nedenlerle, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/792 E. 2025/17 K. Sayılı 09.01.2025 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde bozulmasına, dosyanın esas incelemesini yapmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Davaya konu çek örneği incelendiğinde; .. Bankası Muğla Şubesi'ne ait ... seri numaralı, keşidecisi ... Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... Nak. San. Ltd. Şirketi, keşide tarihi 14/12/2024 olan 320.000,00 TL bedelli çek olduğu, çekin arkasında ... Nak. San. Ltd. Şirketi ile ... Şirketi'nin cirolarının bulunduğu, 16/12/2024 tarihinde bankaya ibraz edildiği, kısmen karşılıksız olduğunun yazıldığı tespit edilmiştir. G E R E K Ç E: Dava; kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, arabuluculuk başvurusu sonuçlandırılmadan dava açıldığı gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.6325 sayılı Kanun'un 18/A-2 maddesi ise, "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. " şeklinde düzenlenmiştir.Somut olayda da, davacı tarafça arabulucuya başvuru tarihinde arabuluculuk süreci tamamlanmadan dava açıldığı, arabuluculuk sürecinin yargılama sırasında anlaşamama ile sonuçlandığı, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2. maddesi uyarınca arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde hukuka ve usule aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harç, peşin alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 27/05/2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.