İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2016/19580 E. 2018/5496 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2016/19580
- Karar No
- 2018/5496
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/586 Esas KARAR NO : 2024/629 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/09/2023 KARAR TARİHİ : 08/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; ... A. Ş. 'nin müvekkil şirket ile aralarındaki Özel Güvenlik Hizmet Sözleşmesi bedeli olarak toplam 563.398,05- TL bedelli faturalar tanzim edildiğini, söz konusu faturalardan kalan bakiye bedelinin tahsil edilememesi üzerine borçlu hakkında .... İcra Dairesi 2023/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve borçlu tarafından borca ve ferilerine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, borçlu hakkında .... İcra Dairesi 2023/... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından icra takibine tamamen haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmesi üzerine söz konusu icra takibimizin durdurulmasına karar verildiğini, Müvekkili şirketin tüm iyi niyetli çabalarına rağmen borcunu ödemeyen ve hakkında başlatılan icra takibine kendisi sebebiyet veren davalı borçlu takibin devamına engel olmak amacıyla kötü niyetle icra takibine itirazda bulunulduğunu, bu nedenle borçlu tarafından haksız ve mesnetsiz olarak yapılan itirazının iptaline karar verilmesi gerekmekte ve talep olunduğunu, borçlu, bu zamana kadar fatura içeriğine hiçbir itirazda bulunmadığını, huzurdaki davada yukarıda sayılan deliller ile birlikte sayın mahkeme tarafından müvekkili şirketin ve davalı şirketin ticari defterlerinin bilirkişi aracılığı ile incelenmesini talep ettiğini, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesinde müvekkili şirketin davalı şirketten alacaklı olduğu ortaya çıkacağını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü adına tarafımızca usul ve yasaya uygun olarak arabuluculuk süreci başlatılmışsa bu süreçten de olumlu sonuç alınamamış ve bu durum arabuluculuk tutanakları ile e-imza altına alındığını, Yukarıda arz edilen ve Sayın Mahkemenin takdir edeceği sebeplere binaen, diğer dava, talep ve faiz haklarımız saklı kalmak kaydıyla, Borçlunun .... İcra Dairesi 2023/... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin devamına, davalının alacağın 9020' sinden az olmamak şartıyla iik 67/2. maddesi gereğince icra inkar tazminatına mahküm edilmesine, yargılama gideriyle vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; Davacı tarafından cari hesap alacağından kaynaklandığı iddia edilen alacak için .... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... E. Sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, mezkur takibe itiraz edilmesi üzerine davacı tarafça huzurdaki itirazın iptali davası ikame edildiğini, İİK. Nın 50. maddesinin atfı neticesinde uygulanacak olan HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerinden 6 maddesinde yer alan; “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir” şeklindeki genel yetki kuralı gereğince icra takibinin borçlunun ikametgahının bulunduğu yer icra dairelerinden başlatılması zorunlu olduğunu, Müvekkili şirketin ticari ikametgahı " ... Mah. ... Cad. ... Sk. No: ... İç Kapı No:1 ... /İSTANBUL" olduğunu, anılan bölge ... Adli yargı çevresine dahil olduğunu, İşbu husustaki yetki itirazımızın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir, Somut olayda, davalı borçlu, icra müdürlüğünün yetkisine itirazda bulunmuş, mahkeme de davacının malların teslimini davalının ikametgahında yaptığını bildirdiği gerekçesiyle yetki itirazının kabulüne karar vermiş olduğunu, malların davalının ikametgahında teslim edilmiş olması, takip tarihinde yürürlükte bulunan HMK 10. ve 6098 sayılı TBK 89. maddelerde gösterilen para alacağında davacı alacaklının ikametgahı icra müdürlüğünün ve mahkemesinin yetkisini ortadan kaldırmaz olduğunu, Mahkemece taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığına dair, yani teslim olgusunun varlığına ilişkin davacının delilleri değerlendirilip, teslim var ise TBK 89. madde uyarınca davacının ikametgahı icra müdürlüğünün yetkili olduğu kabul edilip, davalının öncelikle icra müdürlüğünün yetkisine itirazı hususunun çözümlenmesi gerekirken, bu yönde bir inceleme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiş olduğunu, öncelikle sözleşme aslının dosyaya celbini talep ettiğini, her ne kadar davacı taraf dava dilekçesinde müvekkil şirketin davacı tarafa borçlu olduğunu iddia etmişse de bu iddianın kabulü mümkün olmadığını, zira davacı taraf takip konusu borcun davacı ile müvekkil şirketin anlaşması sonucu yaptığı işler karşılığında doğduğunu iddia ettiğini, işbu anlaşmaya dayanak yazılı hiçbir sözleşme yahut yazılı belge sunamamakla birlikte faturanın müvekkil şirkete tebliğ edilip edilmediğini açıklamaktan da özenle imtina ettiğini, bu hususta davacı tarafın alacak iddiasındaki kötü niyetini ve huzurdaki davadaki haksızlığını sergiler nitelikte olduğunu, davacı tarafın iddia ettiği alacağa ilişkin faturaya ait irsaliye de dosyaya sunulmamış olmakla gerçeği yansıtmayan fatura dava konusu edilerek haksız bir alacak oluşturulmaya çalışıldığını, müvekkili davacı yandan herhangi bir mal ve hizmet almadığını, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; müvekkili şirketin davacı tarafa hiçbir borcu bulunmaması nedeniyle, hukuki dayanağı bulunmayan haksız davanın reddine, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle davacı aleyhine takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini saygılarımızla bilvekale arz ve talep etmiştir. Dava faturalardan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca , faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir. Bu açıklamalar ışığında davacı ve davalının sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, tüm deliller toplandıktan sonra alanında uzman mali bilirkişiden rapor alınmıştır. ... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine 563.398,05-TL asıl alacak 49.351,35-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 612.749,40TL ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 11/04/2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 06/04/2023 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiği görülmüştür. Bilirkişinin düzenlediği 30/06/2024 tarihli 13 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davacı taraf, davalıdan faturaya dayalı bakiye alacağı tahsil edemediği gerekçesi ile ....icra dairesinin 2023/... E. dosya numarası ile 03.04.2023 tarihinde 563.398,05-TL asıl alacak ve 49.351,35-TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 612.749,40-TL üzerinden davalı aleyhine takibe geçtiği; davalının icra takibine, takip miktarına, borca, faiz ve borcun tüm ferilerine itiraz ettiği, bu itiraz üzerine davacının davalı aleyhine yaptığı takibin devamı için huzurdaki davayı açtığı tespit edildiği, Davacının ibraz edilen ticari defterleri kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış tasdikleri yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olduğu görülmüş olup, mevcut tespitlere göre davacının ibraz edilen ticari defterlerinin kendi lehine delil vasfı taşımakla birlikte nihai karar sayın mahkemeye ait olduğu, Davalı taraf ticari defter belgeleri takdir ve değerlendirmesi hakkında nihai kararın sayın mahkemeye ait olduğu, Davacının ibraz edilen ticari defterine göre; davacı tarafından davalı adına tanzim edilen ve davacı tarafından icra ve dava konusu yapılan faturaların davacı ticari defterlerinde usulüne uygun olarak kayıtlı olduğu, Davalının ibraz edilen ticari defterine göre; davacı tarafından davalı adına tanzim edilen ve davacı tarafından icra ve dava konusu yapılan faturaların davalı ticari defterlerinde usulüne uygun olarak kayıtlı olduğu söz konusu faturalar yasal süresinde itiraz yapılmadığı, Dava dosyasına ve tarafımıza ibraz edilen bilgi ve belgelere göre davalının; ....icra dairesinin 2023/... E dosya numarası ile aleyhine yapılan icra takibi dolaysıyla, icra takip dosyasına yaptığı itirazım ispata muhtaç olduğu, değerlendirildiği, Tarafların mahkeme masrafları, vekâleti ücreti, icra ve benzeri taleplerinin Mahkememiz takdiri içinde kaldığı, şeklinde sonuç ve kanaate varılmıştır. Tüm dosya kapsamının bir arada değerlendirilmesi neticesinde her ne kadar davalı tarafından yetki itirazında bulunulmuş ise de; davacının para alacağı yönünden 6098 TBK 89/1-1.maddesi uyarınca alacaklının yerleşim yerinde ifa edileceği, davacı alacaklının para alacağı yönünden yerleşim yerinde icra takibi başlatması ve dava açması geçerli olup davalının yetki itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, dava konusu takibe ilişkin borç bakiyesi bulunduğu ve bu anlamda cari hesap borç ilişkisinin oluştuğu, davacının bu cari hesap alacağının tahsili istemiyle icra dosyasında takip yaptığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği, davacı ticari defterlerinin ise usulüne uygun tutulduğu, davalı tarafın 2021 yılı ticari defterlerinin açılış beratlarını süresinde yapmadığı, 2022 yılına ilişkin defterlerin ise usulüne uygun olarak tutulduğu, 2020 ve 2023 yıllarına ilişkin ticari defterlerini mahkememize sunmadığı anlaşılmış olup davacının alacağına dayanak olan faturaların davalıya tebliğ edildiği, faturaya itiraz olmadığı, davalı tarafından sunulan 2021 ve 2022 yılına ilişkin ticari defterlerinde davacı tarafından düzenlenen faturaların kayıtlı bulunduğu, dolayısıyla davalının bu faturaya ilişkin işen yapıldığının kabulü gerektiği, aksini yazılı delil veya kesin delil ile ispat edebileceği, davalının ise herhangi bir ödeme belgesi ibraz etmediği, davalı tarafça sunulmayan 2020 ve 2023 yılına ilişkin ticari defterler yönünden davalı taraf ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığından, davacı tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerindeki kayıtlar HMK md. 222/3 gereği davacı lehine delil olarak kabul edilmiştir. Davalı taraf davacı lehine delil olan davacının defterlerindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle de ispatlayamamıştır (Md. 222/3 son). Davacının davasını tüm bu açıklamalarla ispatladığının kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Faiz talebi yönünden; Her ne kadar davacı tarafından icra takibinde TTK 1530. Maddesi gereği faiz talep edilmiş ise de; TTK'nın 1530. maddesi, sadece mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulanır. Maddede, borcunu zamanında ödemeyen borçlunun ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşmesi ve alacaklının faize hak kazanması öngörülmüştür. Ancak söz konusu hüküm mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup, dava konusu alacağa uygulanması mümkün değildir. Taraflar arasındaki güvenlik hizmet alım sözleşmesinde davacı tarafından tanzim edilen fatura tutarlarının takip eden ayın başında ödeme gününde banka hesabına yapılması kararlaştırılmıştır. Davalı tarafından ödeme günü ne olduğu yönünde herhangi bir belirleme yapılmamıştır. Söz konusu belirleme yetkisi davalının sorumluğundadır. Şu halde davalı tarafından sözleşme şartlarına göre ödeme günü her ayın 1. Günü olduğu kabul edilerek avans faiz hesabı yapılmış buna göre davacının 563.398,05 TL asıl alacak 73.348,10 TL faiz olmak üzere toplam 636.746,15 TL alacağının bulunduğu ancak icra takip talebi ile bağlı kalınarak 563.398,05 TL asıl alacak ve 49.351,35 olmak üzere toplam 612.749,40 TL alacak yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. İcra inkar tazminatı yönünden; Dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. (Y.3.H.D. 2016/19580E. 2018/5496K., İstanbul BAM 13.H.D. 2018/446E. 2019/120K.) HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptaline, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatı 123.276,89-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Alınması gereken 42.105,22-TL harcın, peşin alınan 7.462,56-TL harçtan mahsubu ile bakiye 34.642,66-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 269,85-TL başvurma harcının ve 7.462,56-TL peşin harç olmak üzere toplam 7.732,41-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.580,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 92.293,83-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır