İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2015/2 E. 2017/1 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2015/2
Karar No
2017/1
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/325 KARAR NO : 2021/464 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/08/2020 KARAR TARİHİ : 07/07/2021 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:A.TALEP: 1.Davacı vekili , dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili hakkında, Antalya Genel İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığını ve müvekkiline ödeme emri gönderildiğini, bu takibin, takip çıkış miktarının ... TL olduğunu, bu takibe ilişkin ödeme emrinin müvekkiline ... tarihinde tebliğ olduğunu, takibin usul, yasa ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalının müvekkilinin eski eşi olduğunu, müvekkil ile davalının ... tarihinde evlendiklerini, evliliklerinden ... isimli çocukları olduğunu, tarafların Antalya ... Aile mahkemesinin ... tarih .../... esas .../... karar sayılı kararı ile boşandıklarını ve müşterek çocuğun velayetinin davalı da olduğunu, bu kararın ... tarihinde kesinleştiğini, aile mahkemesi dosyasında da belirtildiği üzere taraflar yaklaşık olarak 2011 yılının 11 inci ayından itibaren fiili olarak ayrıldıklarını ve bir daha bir araya gelemediklerini, müvekkilinin bu süre içinde çocuğunu bir kez görebildiğini, davalının boşanma aşamasında tazminat talebinde de bulunmadığını, müvekkili ile davalının evlilik birliği devam ederken tarafların evliliklerinde sıkıntılar yaşadığını ve aralarında sorunlar meydana geldiğini, bu olaylar nedeniyle, Karabük ... Asliye Ceza mahkemesinin ... tarih ve .../... esas, .../... karar sayılı kararı ile müvekkil hakkında hüküm kurulduğunu ve HAGB uygulandığını, bu yaşanılanların üzerine davalı önceden müvekkilden ayrılmak istemiş sonrasında da davalı ile babasının müvekkilden boş senede imza atmasını davalının ancak bu şekilde evliliğe devam edebileceğini aksi halde devam etmeyeceğini söyleyerek müvekkile boş senede imza attırdığını, müvekkilinin, sadece imzasının bulunduğu bu senedi davalı ile barışmak için verdiğini, sonunda tarafların barışamadığını ve boşandıklarını, taraflar boşandığında müvekkilinin senedi davalıdan ve babasından geri istediğinde senedi yırtıp attıklarını beyan ettiğini, davalının belirtilen ve hiç bir hukuki karşılığı olmayan sadece tarafların boşanması için verilen ve müvekkilinin sadece imzasının yer aldığı, boş senet üzerindeki boşlukları kendi lehine doldurarak ya da doldurtarak Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı icra takibine başladığını, senet üzerindeki yazıların davacının el ürünü olmadığının sabit olduğunu, bilirkişi incelemesi sonucu da bu durumun anlaşılacağını, müvekkilinin asgari ücretle çalıştığını, müvekkilinin ailevi durumunun oldukça iyi olduğunu, davalının ise ev hanımı olduğunu ve bu miktarda borç verecek parası olmadığını, senet düzenleme tarihi 2016 tarihi olarak düzenlenmiş ise de hem takip konusu senet kambiyo vasfını kaybetmesin hem de faiz nedeniyle alacak artırılsın diye senet vadesinin ... olarak düzenlendiğini, bu durumun dahi davalının kötü niyetini gösterdiğini beyan ederek; borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediklerini, davacının borçtan kurtulma çabası içinde olduğunu, senetle ispatın gerektiğini, tanık dinletilmesine muvafakat etmediklerini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. 6.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar) 7.Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; Tarafların nüfus kayıt örnekleri dosya arasına alınmıştır. Antalya ... Aile mahkemesinin .../... esas .../... karar sayılı kararı tarafların boşandıkları anlaşılmaktadır. Boşanma ilamının kesinleşme tarihi ...'tür. 8.Şikayetçinin, iş bu davanın davacısı olduğu, şüphelinin iş bu davanın davalısı olduğu, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının .../... Soruşturma, .../... karar sayılı kararına bakıldığında, iddia edilen suçun "Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması" olduğu, "Tüm dosya kapsamına göre; imzaya bir itiraz olmayıp, senedin verilme amacından farklı bir şekilde kullanıldığına, dolayısıyla olayda atılı suçun varlığına dair yeterli delil olmadığı anlaşıldığından; atılı suçlardan kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına" karar verildiği anlaşılmaktadır. 9.Dilekçelerde geçen Karabük ... Asliye Ceza Mahkemesinin .../... esas, .../... karar sayılı kararına bakıldığında, atılı suçların, " Basit Yaralama, Silahla Tehdit" olduğu, şikayetçinin iş bu davanın davalısı, sanığın ise iş bu davanın davacısı olduğu, yargılama sonunda sanık ...'ün mağdur ...'e yönelik sabit görülen "silahla tehdit" eylemine uyan 5237 Sayılı TCK'nın 106/2-a maddesi gereğince 1 yıl 8 ay sonuç hapis cezasına çarptırıldığı ve hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği; sanık ...'ün mağdur ...'e yönelik sabit görülen kasten yaralama eylemine uyan TCK'nun 86/2 maddesi gereğince sonuç olarak ... TL adli para cezasına çarptırıldığı ve hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. 10.Maddi olgunun belirlenmesi yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından, hukuk hakimini bağlamıyacağının kabulü gerekeceği bilinmekle beraber(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01/02/2012 gün 2011-19/639 E, 2012/30 K sayılı ilamı) ; adı geçen Karabük ... Asliye Ceza Mahkemesinin .../... esas, .../... karar sayılı dosyasının iş bu dava konusu ile ilgili bir hukuki bağlantısı/ilgisi kabule göre mevcut değildir. 11.Dosyada davacı taraf tanık deliline dayanmış. Tanık isimleri bildirmiş ancak davalı ise tanık dinletilmesine muvafakatlarının olmadığını beyan etmiştir. Davacı ise, dosyada senetle ispat kuralının istisnası olduğunu, tarafların eski eş olduğunu beyan etmiştir. 12.Önemle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan tekrar sonra dosyaya dönüldüğünde; Hukukumuzda, senet delilinin uygulanma alanı oldukça geniştir çünkü hukukumuzda, hukuki işlemler için "senetle ispat" kuralı mevcuttur. Esasen, "senetle ispat kuralı" kavramı yerine "kesin delille ispat" kuralı denilmesi daha doğrudur. Çünkü, senetle ispatı zorunlu olan bir hukuki işlem, diğer kesin delillerle de (ikrar, yemin, kesin hüküm) ispat edilebilir. Senetle ispat zorunluluğu, "tanıkla ispat yasağı" olarak da ifade edilmesine rağmen, bunun da esasen "takdiri delille ispat yasağı" olarak belirtilmesi daha uygundur. Senetle ispat kuralı, kendisini iki temel durumda gösterir. Bunlardan birincisi olarak; Belli bir meblağı aşan hukuki kural olarak yalnız senetle ispat olunur. Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri kanunla belirlenen miktarı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir Senetle ispat kuralının kendisini gösterdiği ikinci durum ise, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler kanunda belirtilen miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz olmasıdır. 13.HMK m. 203 de senetle ispat kuralının istisnaları düzenlenmiştir. Maddenin (a) bendine göre; Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler, senetle ispat kuralının istisnasıdır. Somut olayda, senedin düzenlenme tarihi, evliliğin resmi olarak bitiminden sonraki bir tarihe denk gelmektedir. 14.Çok önemli bir hususa değinmek gerekir ki; senetle ispatın/karı koca arasındaki hukuki ilişkide HMK m. 203/1-a daki istisna hükmünün uygulanması için, karı ve koca (evlilik) ilişkisinin hukuki işlemin yapıldığı sırada mevcut bulunması gerekir. Çünkü, karı koca arasındaki manevi imkansızlık ancak evlilik içinde ortaya çıkabilir.(YILMAZ, EJDER., Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2. Baskı, s. 1104) Bir an için aksi düşünülse dahi esasen manevi imkansızlık nedeni ile tanıkla ispata izin verilen bir durumda, taraflara hukuki ilişkiyi senede bağlamışlarsa yine de artık senetle ispat kuralının istisnasınından yararlanılamaz. Somut olayda da, senedine düzenlenme tarihi evlilik birliğinin bitiminden sonradır. Bu nedenle, senetle ispat kuralının istisnasının burada uygulanmasına imkan yoktur. Senedin evlilik birliği içinde düzenlendiğini gösterir usulüne uygun bir delil de dosyada mevcut değildir. Bu nedenle davacının tanık dinletme talebi yerinde değildir. Senetle ispat kuralının bir istisnası da, delil başlangıcı bulunmasıdır. Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. Davacı, ... tarihli dilekçesinin ekinde, davalının kullanmakta olduğu hat üzerinden müvekkiline gönderdiği mesajları gösteren ekran görüntüsünün de olduğunu beyan etmiş ve ekte belge sunmuştur. Ancak, iddia gereği mesajın davalı tarafça gönderildiği kabul edilse dahi, metne bakıldığında, bir bölümünde, "ayrıca senede kendin açık senet olarak tarihsiz ve limitsiz imza attın ayrılacağımız gün istediğini yaz diye ne çabuk unuttun. Senetle oynanmış diye yalan söyleme bizim sizin gibi yalanla dolanla işimiz olmadı olmazda fırıldaklık metin gündüzün işi" ibaresi mevcuttur. Mesajın davalı tarafça gönderildiği kabul edilse dahi burada davacının senede tarihsiz ve limitsiz imza attığı belirtilmektedir. Bu belgeyi davacı sunmuştur. Davalının, somut olaydaki durumdan farklı kendi aleyhine bir durumu kabul ettiği hususu mevcut değildir. Senedi sebebe bağlayan, dayanılan sebebi değiştiren, ispat yükünü etki edecek/davalıya yükletecek bir ibare de dosyada/yazışmada mevcut değildir. Tanık dinletmeye imkan verecek bir delil başlangıcı durumu da dosyada mevcut değildir. Senedin aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu usulünce ispat edilmelidir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. Somut olay bakımından aksinin kabulü, senetle ispat kuralının dolanılması sonucunu doğuracaktır. 15.Davacı, senedin sonradan doldurulduğunu beyan etmektedir. Kural olarak, Senet metni sonradan doldurulmuş olsa bile metnin aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu yasal olarak ispat edilmedikçe bono niteliğini bertaraf olmaz..(KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt: 2, 2001, s. 2410-2411 ve orada belirtilen benzer yöndeki yargı kararları) Bir kimseye itimat edilerek (güvenilerek) o kimse tarafından anlaştıkları gibi doldurulmak üzere verilmiş imzalı boş kağıt o kimse tarafından anlaşmaya aykırı şekilde doldurulmuşsa, beyaz (açık) imzayı veren kişi bu senedin aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu tanıkla ispat edemez. Bu halde hile söz konusu değildir. Çünkü, imzalı boş kağıt hile ile alınmış değildir (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt: 2, 2001, s. 2410; Benzer yönde; 24/03/1989 gün ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda senedin hile ile alındığı da iddia edilmemiştir. 16.Tüm dosya kapsamı yukarıdaki açıklamalar gereği; davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Senetle ispat kuralının bir diğer ve doğru olan adının kesin delille ispat kuralı olduğu yukarıda belirtilmekle beraber, ispat yükü altında bulunan tarafın başvurabileceği delillerden biri de yemin delilidir. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümlenmesine etkili olan bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında kanunun belirlediği şekilde mahkeme (hakim) önünde beyanda bulunmasıdır. Bir başka deyişle; Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı YİBK). Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğindedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2015/22-2376 esas, 2019/370 karar) 17.Davacı taraf, dava dilekçesinde "yemin" deliline açıkça dayanmıştır ancka mahkememizce bu hak hatırlatılmamış, kullandırılmamıştır. HMK'nın 226/1-c. Maddesine göre, "yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar" yemine konu olamaz. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD., 2020/614 E, 2021/827 K; Yine emsalen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD., 2019/492 E, 2019/2207 K; 2018/211 E, 2018/1328 K.) Bu nedenle, yemin delili davalıya kullandırılmamıştır. 18.Tüm dosya kapsamı yukarıdaki açıklamalar gereği; davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla; davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Hükmün niteliği ve tarihi dikkate alınarak; alınması gerekli ... TL maktu ret harcının, davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye harcın karar kesinleştiğinde istek halinde iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 7-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ...'in yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/07/2021 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2015/2, K. 2017/1, T. 03.03.2017, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2015-2-e-2017-1-k-301bf27552de