İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2015/2 E. 2017/1 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2015/2
Karar No
2017/1
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/227 KARAR NO : 2020/61 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/08/2017 KARAR TARİHİ : 22/01/2020 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Kambiyo senedine dayalı alacak iddiasıyla davacı aleyhine Antalya ...İcra Müdürlüğü’nün .../... Esas sayısına kayden icra takibi başlatıldığı, gönderilen ödeme emri davacıya ... tarihinde tebliğ edildiği, borcun tamamına 5 günlük yasal süre içerisinde itiraz edildiği, Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesinin .../... E. .../... K. Sayılı ilamı ile takibin iptali talebimiz borçlunun imzası ... elinden çıktığı kanaatiyle düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş ve kararın kesinleştiği, İcra Mahkemesi dar yetkili mahkeme olup sadece imza yönünden inceleme yapmış ve fakat işin esasına girmediği, halbuki bu senet karşılıksız ve hükümsüzdür olduğu, takibe konu bono; Kambiyo senedi niteliğine haiz olmayıp sahte bir belgeden ibaret olduğu, zira; ödeme tarihi-alacaklı/lehtar-bedel-yetkili mahkeme-düzenleme tarihi- kısımları sonradan doldurulmuş ve hatta normalde ... TL bedelli belge sonradan başına ''...'' rakamı eklenmek suretiyle ... TL olarak sahte olarak, müvekkilin rızası,imzası ve yazısı bulunmayan haliyle düzenlenerek icra takibine konu edildiği, ayrıca; kambiyo senedi üzerinde zorunlu unsurları ihtiva etmesi gereken bedelin neye istinaden alındığını belirten kısım ile noktalı boşluklarda yer alan ve borçlu tarafından bizzat doldurulması gereken kısımlar doldurulmamış ve hali hazırda boş bırakıldığından hukuken hükümsüz halde bir belge olduğu, davacı alacaklıya ait '...' isimli iş yerinde 11 yıl boyunca işçi olarak çalışmış ve fakat davalı/alacaklının bu süre zarfında sigorta kaydını yapmadığını öğrenmesi üzerine SGK ve Bölge çalışma müdürlüğüne ... Tarihinde şikayette bulunarak ...'tan şikayetçi olduğu, davalı alacaklı ile davacı arasında ... TL gibi yüksek bedeli bir senedin düzenlenip verilmesi gerektiren hiç bir hukuki, fiili ve ticari irtibat bulunmamakta ve müvekkilin alacaklıya herhangi bir borcu bulunmadığı, alacaklı tarafın borcun dayanağının ne olduğunu ve neye istinaden iş bu senedi icra takibine konu ettiğini ispatlaması gerektiği, senet metni üzerindeki imzalar ve diğer yazıların hiç birisi davacıya ait olmadığı, davacı, alacaklı şahsın tekstil firmasında çalıştığı süreçteki imzaları taklit edilmek suretiyle normalde ... TL bedelli iş bu senet düzenlenmiş ve sonradan borcun miktarı ... TL bedele yükseltilerek kendilerinden şikayetçi olan davacı-işçinin mağdur edilmesi sağlanmaya çalışıldığı, alacaklı olduğunu iddia eden tarafın davacının talep edilebilir bir alacağı ve takip yapma yetkisi bulunmadığı, senedin hukuken hiç bir geçerliliği ve bağlayıcılığı bulunmadığı, zira; ortada ne bir ticaret ne de hukuken geçerli bir borç sebebi bulunmadığı, davacının mağduriyetinin önlenmesi açısından da teminatsız olarak icra takiplerinin tedbiren durdurulmasını ve ayrıca davalı-alacaklı aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmesini talep ettiği, öncelikle; hakkın kötüye kullanılması yasağı açıkça ihlal edildiğinden teminatsız olarak tedbiren icra takibinin durdurulmasına, davaya konu senet sebebiyle her türlü tazminat ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davalı aleyhine açtığımız menfi tespit davamızın kabulüne; davalı tarafça hukuken hükümsüz olan senede dayanarak takip yapılması sebebiyle, Antalya ... İcra Dairesi .../... E. Sayılı İcra Dosyası nedeniyle, davacının davalıya herhangi bir borcunun olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli takipler yapmış olması sebebiyle asıl alacağın %20'si üzerinden kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine. mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. B. CEVAP: 2.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; Davalı ... tarihinden beri yatırımcı vizesi ile ...'da yaşadığı, Türkiye'ye hiç gelmediği, bu durum Emniyet Müdürlüğü Pasaport Şube Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığında ortaya çıkacağı, davalı ... tarihinde e-devlet şifresi ile sayfasına girdiğinde işbu davadan haberdar olduğu dava dosyasında yapılan tebligatlar usulsüz olduğu çünkü dava dilekçesi tebligatı, davalı "... Mah. ... Cad.No:.. ..." adresinde olmadığından "... Mah. ... Sok.No:.. ... " adresine sevk edilmiş, burada da davalının yeğeni olduğu söylenen ...'a tebliğ edildiği ve bu kişi tebliğ alırken davalı yurt dışında olduğunu bildirmiş olmalı ki posta memuru tarafından tebligata davalı yurt dışında olduğunu bilgisi de eklediği, ancak davalı anlatıldığı üzere Türkiye'de bulunmadığından ve kendisine haber verilmediğinden dava dilekçesinin tebliğinden haberdar olamadığı, bu şekildeki usulsüz tebligata rağmen duruşma günü de "... Mah. ... Cad. No:.. ..." adresine tanınmadığı bildirildiği halde tebliğ yapıldığı, Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin .../... esas, .../... karar sayılı ilamından da görüleceği üzere yurt dışında bulunan tarihte TK 21/1 maddesine göre tebligat yapılması 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 25/a maddesine aykırı olduğu bu sebeplerle davadan ... tarihte davalının haberdar olduğunun kabulü ile cevap dilekçemizin kabulünü ve dilekçeler aşamasının yeniden başlatılmasını talep ettiği, davacı icra takibine konu bono sebebiyle borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, bu sebeplerle görevli Mahkeme Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, iş bu davada görevsizlik kararı verilerek davanın görevli Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini talep ettikleri, davacı dava dilekçesinde Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .../... esas sayılı dosyasında imzaya itiraz ettiklerini, bu davada esas girilmediğini söylediğini davacı icra takibine konu senette zorunlu unsurların bulunmadığından bahsettiği, bu hususun haksız olup kambiyo hukukuna ilişkin bu itiraz işbu davada öne sürülemeyeceği, davacı ile aralarında ticari-hukuki bir irtibatın olmadığını ve senedin tamamen kendisinden habersiz keşide edildiğini, senetteki tüm unsurların alacaklı tarafından doldurulduğunu iddia ettiği, ayrıca imzasının da taklit edildiğini iddia ettiği, fakat davacı bir yandan da senet bedelinin ... TL olduğunu yanına da "..." rakamı eklenmek suretiyle senet bedelinin ... TL've çevrildiğini iddia ettiği, peki senetten hiçbir haberi olmayan, senetteki unsurların hiçbirisinin kendisi tarafından doldurulmadığını ve imzanın da kendisine ait olmadığını iddia eden borçlu taraf, nasıl oluvor da senet bedelinin ... TL olduğunu daha sonra "..." rakamının eklenerek senet bedelinin ... TL've çıkarıldığını iddia ettiği, bu durum dahi tek başına davalı ile davacı arasındaki ilişkiyi ve ilişkinin haklılığını ortaya çıkaracağı, ayrıca davacının da keşide ettiği bir seneden nasıl davalının eline geçtiğini hayatın olağan akışına uygun şekilde kanıtlaması gerektiği, davacı, davalıyı SGK'ya şikayet ettiğinden ve sonrasında dava konusu senedin ortaya çıktığından bahsetmekle Mahkemeyi yanılttığı, davalı, davacının annesi ...'dan sözleşme ile ... tarihinde zilyedi olduğu 280m2'lik 2/B arazisini ve içindeki evi satın aldığı, bu satın alma işleminden sonra 2014 yılı sonlarına doğru 2/B arazilerine tapuları verileceğinde, davacının annesinin sattığı yer sebebiyle(..., ..., ... Mah.,... ada, ... parselde) müvekkile 57m2 tapu verileceği, sattığı yerin ve evin çoğunun yol ile parka kaldığının anlaşıldığı, bunun üzerine taraflar bir araya geldiğinde davacı ... bu satış işlemi sebebiyle davalının uğradığı zararın bir kısmını kendisinin karşılayacağını söylemiş ve takibe konu senedi keşide ederek davalıya verdiği, senedin vadesi geldiğinde borç ödenmediği gibi müvekkilin zararın da kalan kısmı karşılanmadığı, tüm bu anlatılanlardan görüleceği üzere mağdur edilen davalı olduğu halde, davacı haksız olarak işbu davayı açtığı, davalının ... tarihi itibariyle bu davadan haberdar olduğunun kabulü ile dilekçeler aşamasının yeniden başlatılmasına, davada görevsizlik kararı verilerek davanın görevli Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, haksız açılan davanın reddine, davacı kötüniyetli olarak işbu davayı açtığından alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. C. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 3.Dava kambiyo senedinin karşılıksız ve hükümsüz olması nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. 4.Dava, öncelikle, Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesinin .../... esas sayısında açılmış ve .../... karar sayılı ilamı ile mahkememize yönelik görevsizlik hükmü kurulmuştur. 5.Görevsizlik yönündeki hüküm, ... tarihinde kesinleşmiş olup, davacı vekili bu tarihten önce, ... tarihli dilekçesi ile dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir. Usulen bir eksiklik mevcut değildir. 6.Davanın niteliği gereği, Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesinin .../... esas, .../... karar sayılı ilamında belirtilen hususlar mahkememizce de yerinde bulunmakla, mahkememiz kabule göre davada görevlidir. Her ne kadar son duruşma davacı vekili, iş bu senedin taraflar arasındaki iş hukuku ilişkisinden doğduğunu beyan etmiş ise de, dava dilekçesinde böyle bir iddiada bulunmamıştır. Sadece bir dönem işvereni olduğunu söylediği davalının davacı tarafından SGK ya şikayet edildiğini beyan etmiştir. Davacı, senedin varlığını inkar etmiş, senetteki yazıların ve beyanların davacı tarafça yazılmadığı iddia edilmiştir. Asliye Hukuk mahkemesindeki aşamada verdiği cevaba cevap dilekçesinde ise SGK kaydının yapılacağı karşılığında imzalı boş senet verildiğine buna benzer iddialarda bulunmuştur. 7.Davanın miktarı göz önüne alınarak TTK gereğince davada basit yargılama usulü uygulanmaktadır. HMK m. 319 gereği; basit yargılama usulünde iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar. Davacı taraf iddiasını genişletmiş/değiştirmiştir. Asliye Hukuk mahkemesinde de 2 inci celsesinde davacı asil benzer beyanlarda bulunmuştur. Bu da iddianın değiştirilmesi/genişletilmesidir. Açık bir muvafakat de yoktur. Asliye hukuk mahkemesinde dava ilk olarak açıldığında, yazılı yargılama usulü uygulanmış ve ikinci cevap dilekçeleri aşamaları yerine getirilmiştir. Mahkememiz kendisini görevli gördüğünden ve miktar itibariyle basit yargılama usulü uyguladığından, oradaki ikinci cevap dilekçelerine teknik/usuli bir değer vermemiştir. Görev değerlendirilmesi, iddia ve savunmalar göz önüne alınarak, uyuşmazlık konusunun tespiti için gerekli usuli süreler geçtikten sonra uyuşmazlık konusu tam olarak tespit edildiğinde değerlendirilir. Aksinin kabulü aşamalarda, tarafların içerikleri değiştirerek, görevli mahkemeyi bir nevi tayin etmeleri, sonuç olarak yargılamaların uzaması sonucunu doğurur. Bir an için muhtemel görevli olabilecek mahkemenin de yazılı yargılama usulünü uyguladığı ve bu nedenle dosyadaki ikinci cevap dilekçelerine değer atfedilebileceği düşünülse dahi somut olayda, davacı tarafın beyanları gereği görevli olup olmadığı değerlendirilmesi yapılabilecek iş mahkemelerince de basit yargılama usulü uygulanmaktadır. İddianın ve savunmanın genişletilmesi kuralları çerçevesinde, davadaki talebin niteliği gereği, dava ve cevap dilekçesindeki anlatımlara, dosyada kabule göre mahkememiz davada görevlidir. 8.Dava dilekçesine bakıldığında, senedin kambiyo senedi vasfına sahip olmadığı, ödeme tarihi, alacaklı/lehtar, bedel-yetkili kısımlarının sonradan doldurulduğu söylendikten sonra, bedelde tahrifat yapıldığı, normalde ... TL olan belgenin sonradan ... TL olarak düzeltildiği, senetteki imzalar ve yazıların hiç birisinin davacıya ait olmadığı beyan edilmiştir. Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesinin .../... esas, .../... karar sayılı dosyasının, ... tarihli ... inci celsesinde ise davacı asil duruşmaya katılmış ve taleplerini iddialarını netleştirmiştir. Davacı duruşmada, "....dava konusu senet altındaki imza benimdir, ben seneti imzaladığımda senetin tamamen boştu, senedi sonradan doldurmuşlar...." "....benim imzalamış olduğum boş senedi icraya koymuşlar.." şeklinde beyanlarda bulunmuştur. 9.Tarafların görevsiz mahkemede yaptıkları usul işlemleri görevli mahkemede de geçerlidir.(KURU/Baki//ARSLAN/Ramazan//YILMAZ/Ejder.,Medeni Usul Hukuku (Ders Kitabı), Ankara 2014, s. 127) Buna göre, davacı senetteki imzayı ikrar etmiş, senedi boş iken imzaladığını beyan etmiş, diğer kısımlarının sonradan doldurulduğunu ileri sürmüştür. Burada, iddianın değiştirilmesi değil, iddianın kısıtlanması söz konusudur ve usul gereği bu mümkündür. 10.Zira dava dilekçesinde de anlatıldığı üzere, davacı tarafça Antalya ... İcra hukuk mahkemesine de icra dosyası nedeni ile takibin iptali talebiyle başvurulmuş, orada bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve senetteki imza davacıya ait olduğu anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmiş, davacı her ne kadar temyiz talebinde bulunsa da çıkarılan muhtıra sonucu gerekli giderler ve harçlar yatırılmadığından, davacının temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. 11.Dava dilekçesinde de bahsedildiği üzere, icra mahkemesi sınırlı inceleme yetkisi olan bir mahkemedir ve oradaki karar ilke olarak genel mahkemeleri bağlamaz. Ancak, zaten somut olayda yukarıda belirtildiği gibi davacının imzaya itirazı olmadığı kendi beyanıyla sabittir. 12.Senet metni sonradan doldurulmuş olsa bile metnin aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu yasa olarak ispat edilmedikçe bono niteliğini bertaraf olmaz. Somut olayda da davacı tarafın, kambiyo senedi vasfının olmadığına yönelik itirazlar yerinde değildir.(KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt: 2, 2001, s. 2410-2411 ve orada belirtilen benzer yöndeki yargı kararları) 13.Öncelikle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 14.İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan tekrar sonra dosyaya dönüldüğünde; Hukukumuzda, senet delilinin uygulanma alanı oldukça geniştir çünkü hukukumuzda, hukuki işlemler için "senetle ispat" kuralı mevcuttur. Esasen, "senetle ispat kuralı" kavramı yerine "kesin delille ispat" kuralı denilmesi daha doğrudur. Çünkü, senetle ispatı zorunlu olan bir hukuki işlem, diğer kesin delillerle de (ikrar, yemin, kesin hüküm) ispat edilebilir. Senetle ispat zorunluluğu, "tanıkla ispat yasağı" olarak da ifade edilmesine rağmen, bunun da esasen "takdiri delille ispat yasağı" olarak belirtilmesi daha uygundur. Senetle ispat kuralı, kendisini iki temel durumda gösterir. 15.Bunlardan birincisi olarak; Belli bir meblağı aşan hukuki kural olarak yalnız senetle ispat olunur. Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri kanunla belirlenen miktarı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir Senetle ispat kuralının kendisini gösterdiği ikinci durum ise, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler kanunda belirtilen miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz olmasıdır. HMK m. 203 de senetle ispat kuralının istisnaları düzenlenmiştir. 16.Bir kimseye itimat edilerek (güvenilerek) o kimse tarafından anlaştıkları gibi doldurulmak üzere verilmiş imzalı boş kağıt o kimse tarafından anlaşmaya aykırı şekilde doldurulmuşsa, beyaz (açık) imzayı veren kişi bu senedin aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu tanıkla ispat edemez. Bu halde hile söz konusu değildir. Çünkü, imzalı boş kağıt hile ile alınmış değildir (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt: 2, 2001, s. 2410; Benzer yönde; 24/03/1989 gün ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda senedin hile ile alındığı da iddia edilmemiştir. 17.Senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kanun hükümleri kamu düzeni düşüncesiyle konulmuş değildir. Bu nedenle, bunun hilafına sözleşme yapılabilir. (KURU/Baki//ARSLAN/Ramazan//YILMAZ/Ejder.,Medeni Usul Hukuku (Ders Kitabı), Ankara 2014, s. 389; Benzer yönde; YİBK, T. 18.03.1959, E. 1958/18/ K. 1959/21) 18.Yazılı delil karşısında tanık dinletilmesine ilişkin istem karşı tarafın açık muvafakati olmaksızın kabul edilemez.(KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt: 2, 2001, s. 2415 ve orada belirtilen Yargtay 13. HD nin 25/12/1986 tarih, 5422/6629 sayılı ilamı) 19.Tarafların muvafakati nedeni ile mahkememizce tanıklar dinlenmiştir. 20.Davacı tanığı ... duruşmada; "Ben davacının babasıyım. Benim eşim ... isimli kişiye ev satmıştı, kızım da tanıktı, taşınmaz 2B olduğu için tapusu yoktu, muhtarda buna şahitti. Davalı kızımdan senet almış, senet düzenlenirken ben yoktum, kızım davalının yanında işçi olarak çalışmaktaydı, davalı işverendir, bildiğim kadarıyla kızıma bir miktar para veriyorlar ancak senedin üzerinde daha sonra oynama yaparak büyük miktara çeviriyorlar, bunları bana kızı bire bir anlattı, ... de bana bu şekilde anlatmıştı" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... duruşmada; "Ben davalının abisiyim. Ben sigorta emeklisiyim. Davacı benim ... isimli kardeşimin yanında bir süre çalışmıştı oradan tanıyorum, tam hatırlamıyorum ancak bir ay anca çalışmıştır. Ben iş yerine gidip gelen birisiydim öyle görüyordum. Davalı kardeşim bana bir yer alacağını söylemişti. Kendisi 2B'li yer bulmuş ve 280 m2 olarak aldığını söyledi. Aradan belli bir zaman geçince resmi kurumda yerin 57 m2 olduğu ortaya çıktı. ... davacı ile konuşup anlaşmaya çalıştı. Hatta ilk geri alın gibi teklifte bulundu ancak davacı gerek yok ben senet yapın ben öderim, dedi. Ben de tam bu anda oraya yeni gelmiştim, senet yapılırken oradaydım. Senedin her unsuru orada yazıldı. Senedin sonradan doldurulduğu iddiası doğru değildir, o anda yapıldı ve bitti. Tam emin değilim ama ... TL civarında bir senet düzenlenmişti. Benim duyduğum kadarıyla ... söz konusu yeri ... TL - ... TL civarına almıştı, ben böyle hatırlıyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... duruşmada;"Ben davalının abisiyim. Davalı ile ben tekstil işi ile uğraşıyoruz. Benim şimdi ayrı yerim vardır. Davacıyı ben abimin ve ablamın işyerinde çalıştığı için tanıyorum, ailesi ile taşınmaz alım satımında tanıştık. Davalı davacının annesine ait olan 2B statülü yeri satın almıştı. Zilliyetliği üzerine geçirmişti. Alış veriş zamanı ben orada değildim. 2010 yılları sonlarında 2B'li arazilerin değerleneceği söylentisi çıktığı için davalı böyle bir yer arayışına girdi, davacının annesi ve babasından 280m2'lik bir arazi aldılar, 2014 yılında ... 2B'lere tapu vereceklerini söylemişti, ancak tapuya gidildiğinde davalıya söz konusu yerin 57 m2 olduğu söylendi. Davalı davacının anne ve babasına ulaştı, beraber konuştular bir çözüm bulmaya çalıştılar, çözüm bulunamaycında davacı o dönemde zaten ablamın yanında çalışıyordu, bir sıkıntı olmasın diye zararınıza karşılık ben senet verebilirim, dedi. Ben bu konuşmalara şahidim, davalı zararının çok olduğundan bahsederek ... TL'lik senet istedi, davacı bunun çok olduğunu ... TL - ... TL senet verebileceğini söyledi. Senedin üzerinde bir oynama olup olmadığı konusunda benim bir bilgim yoktur, senedin sonradan doldurulup doldurulmadığı konusunda da bir bilgim yoktur, hatırladığım kadarıyla davacı ablamın işyerinde 2-3 ay kadar anca çalıştı"şeklinde beyanda bulunmuştur. 21.Davacı vekili, ... tarihli celsede, yanlış tanık ismi bildirdiklerini beyan ederek, asıl tanıklarının hazır olduğunu dinlenmesini talep etmiştir. Bu beyan ikinci tanık listesi anlamındadır. 6100 sayılı HMK 240/2 maddesine göre; Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar. Bu listede gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez. İkinci tanık listesi verme yasağı kamu düzenindendir. Çünkü bu yasak, yargılamanın sürüncemede bırakılmasını önlemek ve mahkemelerin işini azaltmak amacıyla konulmuştur. Bu nedenle, karşı taraf ikinci tanık listesi verilmesine muvafakat etse bile, mahkeme ikinci tanık listesindeki tanıkları dinleyemez(KURU/Baki//ARSLAN/Ramazan//YILMAZ/Ejder.,Medeni Usul Hukuku (Ders Kitabı), Ankara 2005, s. 498). Bu nedenle, davacının talebi reddedilmiştir. 22.Davacının iddialarını destekler nitelikte sadece kendi tanığı beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı, davacının babasıdır. Bilindiği üzere, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 254. maddesi ile 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 255 uyarınca aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Nitekim, aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 13.04.2011 gün ve E:2010/2-751, K:2011/96 sayılı ilamında da benimsenmiştir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/2-387, K. 2012/551, 12.09.2012) Değinildiği üzere, tanığın davacının babası olması dolayısıyla tanıklığına değer verilemeyeceği düşünülmese de burada tanığın tek başına beyanının kabule göre davacının iddiasını ispata elverişli olmadığı durum söz konusudur. Davacı tanığının beyanı, tek başına iddiayı ispata yeterli değildir. 23.Davacı taraf gösterdiği delillerle, tanık beyanı ile davasını ispat edememiştir. 24.Yukarıda da bahsedildiği üzere, senet bir kesin delildir ve senede karşı senetle ispat yükümlülüğü esasen kesin delile karşı kesin delille ispat yükümlülüğüdür. 25.İspat yükü altında bulunan tarafın başvurabileceği delillerden biri de yemin delilidir. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümlenmesine etkili olan bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında kanunun belirlediği şekilde mahkeme (hakim) önünde beyanda bulunmasıdır. Bir başka deyişle; Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı YİBK). 26.Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğindedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2015/22-2376 esas, 2019/370 karar) 27.Davacı taraf, dava dilekçesinde "yemin" deliline açıkça dayanmıştır ve bu nedenle mahkememiz bu hususu hatırlatmıştır ancak davacı taraf yemin deliline dayanmamıştır. 28.Davacı taraf iddialarını ispat edemediğinden, ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Senede dayanan icra takibi dolayısıyla açılan menfi tespit davasında ispat yükü davacıdadır. Buna yönelik dava dilekçesindeki talep yerinde değildir. Takip konusu senette malen/nakden ibaresi yer almamaktadır ki bunun tam tersi dolayısıyla ispat yükünü yer değiştirecek bir beyan da söz konusu değildir. Bu yönüyle senedin ta'lili ve ispat yükünün yer değiştirmesi hususu da mevcut değildir. Takip konusu senet, bağımsız borç ikrarını içeren bir bonodur. Her hangi bir malen/nakden kaydı yoktur. Davalı aşamalarda, arazi alış verişi nedeni ile senedin düzenlendiğini beyan etmiştir. Davacı taraf ise bunun doğru olmadığı, başka sebeple olduğunu beyan etmektedir.(Örneğin vasıflı ikrarda da, hukuki sebep değiştirilse dahi ispat yükü davacıda kalmaya devam eder) Davalı tarafça senedin görülen her hangi bir ihdas nedeni değiştirilmemiş, ihdas nedeni belirtilmiş, davacı tarafça da başka bir sebep ileri sürülmüş, senetten dolayı borçlu olmadıkları iddia edilmiştir. Davalı tarafça yapılan senedin ta'lili kabule göre mevcut olmadığından, ispat yükü davacıdadır. 29.İİK'nın 72/4. maddesi hükmü uyarınca tazminata hükmolunabilmesi için menfi tespit davasına konu icra takibinin ihtiyati tedbir talebi ile durdurulmuş olması ve alacaklının alacağını geç almış olması gerekir. Dosya kapsamından, takibin, Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile ... tarihli kara ile durdurulduğu anlaşılmaktadır. Yasal şartlar mevcut olduğundan, davacı aleyhine tazminata hükmedilmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-... TL tazminatın (İ.İ.K 72. Maddesi gereği) davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli ... TL nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 6-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, davalı tarafından yatırılan gider avansının aynı şekilde istek halinde iadesine, 9-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, 10-Dosya arasında mevcut Antalya ... İcra Müdürlüğü’nün .../... Esas sayılı dosyasının karar kesinleştiğinde mahalline iadesine, Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ... yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/01/2020 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2015/2, K. 2017/1, T. 03.03.2017, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2015-2-e-2017-1-k-24430516832f