İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2014/15868 E. 2014/15196 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2014/15868
Karar No
2014/15196
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/665 KARAR NO : 2024/147 DAVA : Ayıpsız Benzeri ile Değişim DAVA TARİHİ : 20/09/2022 KARAR TARİHİ : 06/03/2024 Mahkememizde görülmekte olan Ayıpsız Benzeri ile Değişim davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde listelenen ürünlerin ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmekle, müvekkilinin kesme çiçek üretim ve ticareti ile uğraştığını, çiçeklerin karton kutularda paketlenerek nakledildiğini, ekli sipariş belgesi ve faturada sunulan ... parça ürünün ... tarihinde sipariş verilip, ... tarihinde teslim alındığını, her bir ürünün alt kapak ve üst kapaktan oluştuğunu, paketle; takiben kısa süre sonra ayrılmış parçaların davalıya bildirildiği, davalının “bunun istisnai olduğu, takılmamalarını” söyleyerek müvekkilini inandırdığını, beyanlara inanan ve mal yapmaya devam eden müvekkilinin müşterilerinden ambalaj konusunda şikayet aldığını, delil tespit dosyasında tespit edildiğini, yola çıkan tırdaki yamulup ezilmesi üzerine resimlenerek ... tarihinde şirket temsilcisine gönderildiğini, karşı yanın kendilerini sürekli oyaladığını, ambalaj malzemelerinin kendilerinden beklenen faydayı sağlayamamış olduğunu, ayıpsız benzeri ile değişim taleplerinin olumsuz neticelendiğini, Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesi ...D. iş. Dosyası ile delil tespiti yapıldığını, malzemelerin kendilerinden beklenen faydayı sağlayamayacak durumda olduklarının tespit edildiğini, işbu sebeple TTK Md. 227 gereği malzemenin “ayıpsız benzeri ile değişimini” talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sipariş ettiği ürünlerin tamamının “sağlamlık, dayanıklılık, kalite kontrol testlerinden geçirildiğini”, teslim edilen ürünlere ilişkin ... tarihli kalite raporu olduğunu, süresi içinde yapılmış ayıp ihbarı olmadığını, TTK Md.21 gereği faturaya itiraz edilmediğini, ödendiğini, ürünlerin kullanıldığını, TTK Md.23 gereği usulüne uygun “ayıp ihbarı” bulunmadığını, davacı tarafça hatalı nakliye sürecine tabi tutulduğunu, ... tarihinde gönderilen resimlerin “teslimattan uzunca bir süre sonra” olduğu ve şirketin temsilcisi değil çalışanı olduğu, muhatap yönü ile geçersiz olduğu, tacirler arası ihbarların TTK Md.18/3 gereği yapılması gerektiği, tespiti kabul etmedikleri, teslimat ile tespit tarihi arasında geçen zaman dikkate alındığında ürünlerin şirketin satmış olduğu malzemeler olmamasının kuvvetle muhtemel olduğu, ürünlerin yanlış ortam ve koşullarda saklanmış olmasının muhtemel olduğu, ... numaralı sipariş sözleşmesi gereği “araç üzerinde teslim sırasında tüm sorumluluğun müşteriye geçtiği”, sipariş formunda “ihtilaf halinde ...” ın ticari defter ve kayıtlarının delil kabul edileceği, bu durumun delil sözleşmesi niteliğinde olduğu” düzenlendiği, Antalya ... İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyası ile ödenmeyen fatura kısmı için icra takibi yapıldığı, davalının itiraz etmeden ödediği ve ayıp iddiasında da bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği satılan malların ayıpsız misli ile değişimi talebinden ibarettir. Talebin ileri sürülüşü bakımından, dava, zorunlu arabuluculuk kurumuna başvurmaya tabi değildir. Aşamalarda, taraf delilleri toplanmıştır. Antalya ... Sulh Hukuk mahkemesinin ... değişik iş esas sayılı dosyası, iş bu dosya arasına alınmıştır. Anılan değişik iş dosyasındaki bilirkişi raporunda özetle; ambalaj malzemelerinde yapılan incelemelerde, ambalaj malzemelerinin kapak olarak kullanılan kısmın üst katmanının ve iç kıvrımlı kısımda kullanılan kağıt yapılı malzemenin ve alt kısımda kullanılan malzemenin yeteri taşıyıcılığı sağlamayacak derecede zayıf kaldığı, ... sıyrıldığında altındaki malzemenin yeteri miktarda dayanıklılığı sağlayamadığı görüldüğü, çiçek ihracatı ve satışı işi itibariyle tespit edilen ambalaj malzemelerinin beklenen yararı sağlamayacak durumda olduğu belirtilmiştir. Öncelikle, Dosyada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karışı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır: Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur." denilmektedir. Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz derhal ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz. Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 21/1-c. maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre “ Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için bu durumu bu süre içerisinde satıcıya bildirmeye mecburdur.” Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 21/1-c. maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Borçlar Kanunun 223. maddesinde ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacaktır. Alıcı ihbar külfetini yerine getirmiş ise zamanaşımı süresi içinde Borçlar Kanununun 227. maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği gibi zamanaşımı süresi dolsa bile kendisine karşı açılan davada ayıptan doğan defi hakkını ve seçimlik haklarını ileri sürebilir. Bu halde artık alıcının ayıpları bildiği ya da bilmesi gerektiği konusunda ispat yükü satıcıya aittir. Zira bu suretle satıcı yasal olarak kendisine düşen bir sorumluluğu reddetmektedir. Türk Borçlar Kanununun 231.maddesine göre, satıcı daha uzun süre için kefalet etmemiş ise, satılanı ayıba karşı tekeffülden kaynaklanan her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile alıcıya teslimin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların ne şekilde yapılacağı 18/3. maddesinde düzenlenmiş ve"Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." denilmek suretiyle önceki hükümde bir kısım değişiklikler yapılmıştır. Yapılan değişiklikler madde gerekçesinde, "... Bu maddenin üçüncü fıkrasında üç köklü değişiklik yapılmıştır. (1)Hükümdeki şekil, geçerlilik şartı olmaktan çıkarılmış, ispat şartına dönüştürülmüştür. Bu amaçla eski metinde yer alan "muteber olması için" ibaresine metinde yer verilmemiştir. Bu değişikliğin sebebi, geçerlik şartının artık haklı bir gerekçesinin bulunmaması ve teknikteki hızlı gelişmedir. Ayrıca hiçbir modern kanunda bu kadar ağır bir geçerlilik şartı yer almamaktadır. Şartın tacir gibi basiretli bir işadamı için öngörülmüş olması da anlamsız bulunmuştur. (2) İadeli taahhütlü mektup taahhütlüye dönüştürülmüştür. Çünkü , burada varma teorisinin kabulünü haklı gösterecek bir gerekçe mevcut değildir. (3) Güvenli elektronik imza hem Borçlar Kanununda kabul edilmiş hem de düzenli bir sisteme bağlanmıştır. Hükme bu olanak da eklenmiştir." şeklinde açıklanmış ve böylece tacirler arasında ihtar ve ihbarlar için öngörülen şekil şartı geçerlilik şartı olmaktan çıkarılmıştır. (HGK'nın 25/05/2016 tarih ve 2014/19-861 Esas, 2016/632 Karar)(Yargıtay 19. HD'nin 23/11/2015 tarih ve 2015/5982 Esas, 201/15327)(Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD'nin 2017/1138 E, 2017/1376 K) Uyuşmazlık halinde ayıp ihbarının kanıtlanması şekle tabidir. Tacirler arası ticari satımlarda ayıp ihbarının 6102 Sayılı TTK.'nun 18/3 maddede öngörülen şekilde yapıldığı kanıtlanmalıdır. Diğer bir anlatımla bu yön ispat koşuludur. Somut olayda, Davalı vekili, aşamalarda, ayıp ihbarının şekle tabi olduğunu, whatsapp yoluyla yapılan ihbarın geçerli olmadığını ileri sürmüştür. Yukarıda da anlatıldığı üzere, ayıp ihbarı şekli geçerlilik şekli değil, ispat şekli olduğundan, bu konudaki davalı beyanları yerinde değildir. Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. Maddesi incelendiğinde; " Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. " düzenlemesinin yer aldığı görülmektedir. Somut uyuşmazlıkta da davacı, satılan malların ayıpsız misli ile değişimini talep etmektedir. Dosyada, mahkememizce tanıklar dinlenmiştir. Davacı tanığı ... duruşmada; " Ben ... isimli firmanın sahibiyim, davacı firma ile ticari ilişkim mevcuttur, davalı firmadan daha önce kutu vb ürün almış olabilirim ama bundan emin değilim, davacı şirketin yetkilisi ... beni aramıştı, daha önce sipariş gelene kadar benden emanet kutu almıştı, onları teslim etmek için beni aradı, ben gittim ve kutuları gördüm, kutular 2. Kalite idi, davacı 2. Kalite mi sipariş etti ya da hangi kalite sipariş etti bunu bilmiyorum, bizim işimizde kutuların soğuk havaya girdiği zaman dayanması lazımdır, kutular 2. Kalite ise bunlar paketlendiğinde hamur gibi olur ve biz ürünleri paletli bir şekilde yurt dışına gönderemeyiz, aksi takdirde yıkılır, bozulur, ihracat ile uğraşan bir kişi böyle bir kalite de sipariş vermez davacı şu anda ihracat yapılar ama o tarihte yapıyor muydu bilmiyorum, davacı beni kutular kendisine geldikten ne kadar sonra çağırdı bundan bir bilgim yok, gelen kutuların davalıdan gelip gelmediğini ben bilmiyorum, hatırladığım bir durum yoktur, tanıklık ücreti talebimiz yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ... duruşmada; "Ben ... isimli işletme sahibiyim, daha önce bende davalı firma ile çalışmıştım, davacı ile de karşılıklı ticari ilişkimiz vardır, bizim davacı ile karşılıklı ticari ilişkimiz nedeniyle kutulu çiçekler vardı, bunların sorunlu olduğunu gördüm, kutular kalitesiz idi, nem aldığı zaman hamur gibi çökecek vaziyette idi ben bunları iade ettim ve cariye yansıttım, davacının o kutuları davalıdan aldığını biliyorum, kutuda amblemler vardı, davalının amblemleri vardı, davacı ihracat da yapan birisiydi, o kutular iç pazar için kullanılsa da yurtdışı pazar için kullanılmaz daha önce de ben zaten bu kutuların çöktüğünü çevreden duymuştum, benim bahsettiğim dönem ... - ... dönemidir, ben kutulardaki amblemi gördüm, ben daha önce de zaten davalı ile çalıştığım için amblemlerin nerede olduğunu biliyordum, daha önce de ben ... ile de kutuların kötü olduğu yönünde konuşma yaptığımda zaten ... ...'dan aldığını söylemişti, bize kutular paletle gelmemiştir, hazır şekilde gelmiştir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... duruşmada; "Ben davalı şirkette 12 yıldır satış temsilcisi olarak çalışıyorum, davacı ile satış ilişkisinde ben yoktum, başka bir arkadaşımız satışı yapmış, zaten o da şu an şirketimizde çalışmıyor, tüm mallarımız fabrikadan çıkarken eksiksiz olarak kalite kontrolden eksiksiz olarak çıkar, bu şekilde müşteriye gönderilir, ben teslimattan sonraki aşamalara şahit değilim, şirkete malla ilgili ayıplı bir bildirim olduğunu duymadım" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı olarak bildirilen ... isimli kişi, davacı şirket yetkilisidir. Davacı vekaletnamesinde de bu husus anlaşılmaktadır. Bu duruma ilişkin tarafların bir itirazı da yoktur. Tüzel kişinin taraf olduğu bir davada, o tüzel kişinin kanuni temsilcisi durumunda bulunan kişiler tanık olarak dinlenemezler ( Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. baskı, cilt 3, s. 2568 ). Bir davada taraf ya da kanuni temsilcilerinin vakıalar hakkında beyanı isticvap yolu ile alınabilecektir. (Yargıtay HGK, E. 2006/9-315, K. 2006/465) İsticvap yapılmasını gerektirir bir durum görülmediğinden, ... isimli kişi isticvap usulü ile dinlenmemiştir ancak duruşmada taraf temsilcisi olarak beyanı alınmıştır. Şirket yetkilisi, ikinci celseye katılmış ve beyanda bulunmuştur ancak sehven duruşma tutanağında ismi geçmemiştir. Takip eden celseye de katıldığından, bu husus mahkememizce netleştirilmiş, beyanlar okunmuş, ... geçen celseye de kendisinin katıldığını, beyanların kendisine ait olduğunu beyan etmiştir. Tanık ... duruşmada; "Ben yaklaşık 2-3 yıldır, davacı firmada şoför olarak çalışmaktayım, firmamız davalı firmadan kutu almıştı, davalı firmadan ilk defa ticari ilişkimiz olmuştu, aldığımız kutulardan borcumuz olan başka firmalara da vermiştik, elimizdeki kutular ezik hale gelmeye başladı, borcumuzu kapatmak için verdiğimiz firmalardan da şikayetler gelmeye başladı, kutuların kapaklarını kapatırken köşelerden yırtılmaya başladı, yanlış hatırlamıyorsam kutular kasım ayında gelmişti, aralık ayı gibi kutulardaki sıkıntılar belli olmaya başladı, ilk sevkiyatlardan birinde kutularda sıkıntı olduğu anlaşıldı, kutular kalitesizdi, ihracata uygun değildi, firmamız ihracat ile uğraşıyordu, yanlış bilmiyorsam davalının satış sorumlusu ... 3-4 sefer şirkete geldi, biz şikayetimizi belirtiğimiz için kendisi şirkete geldi, hatalarını kabul ettiler, hatta bize şöyle bir teklifte bulundular, kutuları size ucuza verelim paletlerin üstüne koya koya bitirelim, dedi. Üstte koymaktan kasıt paletlerin altına koyarsak zaten dayanaksız olduğu için daha çok ezilirdi, bu sebeple üstte koyup eritmemizi istediler, ... bize hammaddeden dolayı kutular sıkıntılı oldu, yeni hammedde geldiğinde bu sorunu hallederiz, daha kaliteli kutular göndeririz, dedi, sürekli halledeceğiz diye bizi oyaladılar, ancak hiçbir şey olmadı" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizce, dava konusu ürünler üzerinde inceleme yapılması amacıyla, keşif ara kararı kurulmuş ve bir kimya mühendisi (ürünün niteliği düşünülerek), bir ziraat bilirkişisi (çiçek kutuları olduğu düşünülerek), bir borçlar mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplama uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden rapor aldırılmıştır. 02/08/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; yapılan keşif ve dosyada mevcut belge ve bilgilere dayalı olarak yapılan ve incelemeler sonucunda; davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi ... Sokak No:... adresinde bulunan işletmenin üst katında ambalaj malzemelerinin bulunduğu kısımda yapılan incelemelerde; Kapak olarak kullanılan kısmının üst tarafının ve iç kıvrımlı kısmında kullanılan kağıt yapılı malzemenin ve alt kısmında kullanılan malzemenin yeteri taşıyıcılığı sağlamayacak zayıflıkta olduğu, altındaki malzemenin yeterli dayanıklılığa sahip olmadığı, Çiçek İhracatı/satışı işi için kullanılan ambalaj malzemelerinin beklenen yararı sağlamayacak durumda olduğu, depolama koşullarının ısı, nem, sıcaklık) uygun olduğu, Keşif günü farklı bir firmadan alınan ambalaj malzemelerinin olduğu gözlemlenmiş olup, aynı depoda aynı atmosferde bulunan ambalaj malzemelerinde herhangi bir sorun görülmediği hususları belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır. Davalı vekili, endüstri mühendisi veya kağıt mühendisinden rapor alınması gerektiğini ileri sürmüş ise de yargı uygulaması da göz önüne alındığında, kutu, mukavva nitelikleri, dayanılırlıkları gibi uyuşmazlıklarda kimya mühendisleri de bölümlerinin niteliğinin gereği olarak da inceleme yapabilmektedirler. Mahkememizce Bölge Bilirkişi listesinden yararlanılarak, bilirkişi kurulu oluşturulmuştur. Bilirkişi heyetinin oluşumunda kabule göre bir yanlışlık yoktur. Yine, rapora itirazdaki, ayıp ihbarının yekline ilişkin beyanın da yerinde olmadığı yukarıda belirtilmiştir. Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Bilirkişi heyet raporundaki tespitler, delil tespiti dosyasındaki tespitlerle paraleldir. Tüm dosya kapsamı, bilirkişi heyet raporundaki ve değişik iş dosyasındaki tespitler, davacı tanık beyanları, davalı tanığının sadece genel bir bilgi vermek mahiyetinde beyanda bulunması ve teslimattan sonraki aşamalara şahit olmadığını söylemesi karşısında hükme esas alınacak bir beyanda bulunmaması göz önüne alındığında, ürünlerin beklenen yararı sağlamayacak durumda ayıplı olduğu, bu ayıbın zaman içinde üçüncü kişi müşterilere kullanılmak üzere gönderildiğinde ortaya çıktığı/anlaşıldığı, kala ürünlerin beyanlarda da geçtiği üzere kullanılmadığı, ayrıldığı, ayıp anlaşıldıktan sonra davalıya ihbarın derhal whattsapp yolu ile yapıldığı, buna ilişkin dava dilekçesi ekinde belgelerin olduğu, zira davalının da belgelere karşı itirazının olmadığı, şekil koşulu ve muhatabın şirket yetkilisi değil çalışanı olduğuna yönelik itirazlarının olduğu, ayıp ihbarının geçerlilik şekline değil, ispat şekline tabi olduğu ve dosyada ayıp ihbarının usulünce yapıldığının kabul edilmesi gerektiği hususları mahkememizin kabulünde olmakla; dava değeri olarak hesaplanan 44.022,00 TL üzerinden (faturalandırma düşünülerek; ...'lük ... adet alt kapak değeri, 14.790,00 ₺; ... adet baskısız kapağın değeri, 11.658,00 ₺; ...'lük ... adet alt kapak değeri; 8.415,00 TL; ... adet baskısız kapağın değeri; 6.375,00 TL; Açılmış balyada ise; ...'lük ... adet alt kapak değeri, 1.584,00 TL; ... adet baskısız kapak değeri; 1.200,00 ₺ olmak üzere toplam dava değeri= 44.022,00 ₺ bulunmuştur) bakiye harç da tamamlattırılarak; taleple bağlılık ilkesi de düşünülerek, Davanın kabulü ile; dava konusu; Kapalı açılmamış balyalardan; ...'lük ... adet alt ve ... adet baskısız kapağın; ...'lük ... adet alt ve ... adet baskısız kapağın; Açılmış balyada ise; ...'lük ... adet alt ve ... adet baskısız kapağın; davalı tarafça ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar vermek gerekmiştir. Son olarak, delil tespiti dosyası bağlamında belirtmek gerekir ki; 6100 Sayılı HMK'nın 323/ç madde ve fıkrası gereğince geçici hukuki koruma tedbirleri nedeniyle yapılan giderler ile delil tespiti masrafları, yargılama giderleri kapsamındadır. Bu durumda delil tespit davası nedeniyle yapılan giderler yargılama giderlerinden olup, yargılama gideri türünden değerlendirilerek (yargılama giderine eklenerek, davanın kabul-red oranına göre) bu konuda karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 06/11/2014 gün, 2014/15868 E., 2014/15196 K.; 20/12/2018 gün, 2018/292- 12596 E.K; 20/11/2014 gün2014/19847-16462 E.K.) 22.03.1976 tarihli 1976/1 Esas, 1976/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da delil tespiti giderlerinin yargılama giderlerinden sayılacağına ve müddeabihe dahil edilmeyeceğine karar verilmiştir.(Yargıtay 15. HD., 2016/5248 Esas, 2017/4165 K.; Yargıtay 3. HD., 2017/5957 Esas, 2019/3255 K.) Yargılama giderlerinin, talep olmasa dahi mahkemece kendiliğinden hüküm altına alınması gerekir. (ALDEMİR, Hüsnü, Hukuk Davalarında Yargılama Giderleri, 2. Baskı, s. 130) Bu nedenle, delil tespiti dosyası masrafları yargılama giderlerinden sayılmıştır. HÜKÜM/Nedenleri gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; dava konusu; Kapalı açılmamış balyalardan; ...'lük ... adet alt ve ... adet baskısız kapağın; ...'lük ... adet alt ve ... adet baskısız kapağın; Açılmış balyada ise; ...'lük ... adet alt ve ... adet baskısız kapağın; davalı tarafça ayıpsız misli ile değiştirilmesine; 2-Davacı tarafça yatırılan 80,70 ₺ başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 80,70 ₺ peşin harç ve aşamalarda yatırılan 671,08 ₺ tamamlama harcı toplamı 751,78 ₺'nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye kalan 2.255,36 ₺'nin (Toplam alınması gereken harç: 44.022,00*68,31/4=3.007,14 ₺'dir) davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan ve yukarıdaki (2) ve (3) numaralı hüküm fıkraları ile mahsubuna karar verilen toplamda 832,48 ₺'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi-keşif masrafı/ücreti gideri toplamı (delil tespiti dosyası hariç) 1.042,40 ₺'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Delil tespiti (değişik iş esas) dosyasında davacı tarafça yapılan posta-tebligat-bilirkişi-keşif-harç masrafı toplamı 2.000,00 ₺'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı tarafça yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Davacı kendisini vekili ile temsil ettirdiğinden; 17.900,00 ₺ vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, davalı tarafından yatırılan gider avansının aynı şekilde istek halinde iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/03/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2014/15868, K. 2014/15196, T. 22.03.1976, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2014-15868-e-2014-15196-k-9fef5584fe44