İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2014/14706 E. 2016/11417 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2014/14706
Karar No
2016/11417
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/336 KARAR NO : 2019/826 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 31/05/2018 KARAR TARİHİ : 10/12/2019 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı bulunan davalı ... adına kayıtlı ...'in kullanımında olan ... plaka sayılı aracın davacının idaresi altında bulunan ... plaka sayılı araca ... tarihinde çarpması sonucunda trafik kazasının meydana geldiğini, davacının ağır yaralandığını, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .../... sayılı dosyasında başlatılan soruşturmanın şikayet yokluğu nedeni ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararla sonuçlandığını, davalı sürücünün kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğunu, davacının kazada yaralandığını ve tedavi gördüğünü, belirterek ... TL sürekli iş göremezlik tazminatın sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte; ... TL geçici iş göremezlik tazminatın sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte, ... TL SGK kapsamında olmayan tedavi giderleri yönünden, sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte, ... TL manevi tazminatın ise kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müşterek ve mütesesilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ... tarihli dilekçesi ve ... tarihli celsedeki beyanları ile maddi tazminat talebinden feragat etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; belirsiz alacak davası olarak iş bu davanın açılamayacağını, davanın zaman aşımına uğradığını, davalı şirketin "..." markası altında araç filo kiralama işi yaptığını, dava konusu aracın ... tarihinde ...'ye kiralandığını, davalı şirketin işleten sıfatını taşımadığını, davacının kusurlu olmadığı yöndeki iddialarını kabul etmediklerini, talep edilen tazminat taleplerinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, dava konusu kazanın meydana gelmesinde davacının asli kusurlu olduğunu, davacının mesleğine yapmasına engel bur halin bulunmadığını, davacının tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketine poliçe genel şartlar ve mevzuat çerçevesinde maluliyete ilişkin geçerli bir başvuru yapılmadığını, dava şartı noksanlığı nedeniyle dava usulden reddinin gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, davanın zaman aşımına uğradığını, sigortanın sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve gerçek zararın tazmini ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın davalı sigorta şirketine dava konusu olay ile ilgili olarak dava öncesınde geçerli başvurusu bulunmadığından temerrüt tarihi bulunmadığını, bu sebeple; sigorta şirketi açısından ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini, kusura ve maluliyete ilişkin Adli Tıptan rapor aldırılması, aktüerya bilirkişisinden rapor aldırılması, gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Davacının sosyo ekonomik durum araştırma yapılmış, davacının hastane kayıtları ile tarafların tutundukları tüm kayıtlar ilgili yerlerden celp olunmuştur. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .../... Sor. .../... K. Sayılı soruşturma dosyasının incelenmesinde, müştekinin davacı, şüphelinin ... olduğu, şikayet yokluğu nedeni ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür. Bilirkişi ...'un ... tarihli raporuna göre; "...'in %70, ... ise %30 oranında kusurlu" belirlenmiştir. Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin ... tarihli raporunda özetle "...'in %70, ... ise %30 oranında kusurlu" belirtilmiştir. Trafik kazası nedeniyle maruz kalınan maddi ve manevi zararın sigorta şirketinin de aralarında bulunduğu davalılardan tahsili istemine ilişkin bulunduğu, uyuşmazlık, her ne kadar haksız eyleme dayalı ise de; davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigorta hukukundan kaynaklandığı ve davanın, Türk Ticaret Kanunu’nun 1483 vd. maddelerinde sayılan hususlardan olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevine girmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 12/12/2016 tarih 2014/14706E. 2016/11417K. sayılı kararı ). Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre (6098 sayılı TBK m. 56), hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 14/04/2016 tarih 2016/2010E. 2016/4825 K. Sayılı kararı). Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 02/03/2017 tarih 2014/19438E. 2017/2199K. Sayılı kararında; "...Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. O halde, hükmedilen maddi tazminatta sigorta şirketi dışındaki davalılar yönünden faiz başlangıcının asıl ve ıslah edilen kısım yönünden kaza tarihi olarak; sigorta şirketi yönünden ise asıl ve ıslah edilen kısım yönünden dava tarihi olarak kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli değildir..."denilmiştir. Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin, hukuk ve adalete uygun karar vereceği Türk Medeni Kanunun 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu bedel, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 09/10/2017 tarih 2016/3622E. 2017/13558K. sayılı kararı). Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 06/02/2017 tarih 2014/16913E. 2017/1010K. sayılı kararında; "...2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesinde motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazmini için kaza gününden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüş, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, davanın cezayı gerektiren bir eylemden kaynaklanması durumunda Ceza Kanunu'nun öngördüğü ceza zamanaşımının (sürücü, işleten veya diğer sorumlular için fark gözetilmeksizin) uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturması yeterli olup, ayrıca fail hakkında mahkumiyet kararı ile sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı gerekmemektedir (HGK'nun 10.10.2001 gün 2001/19-652 E, 2001/705 K sayılı ilamı)-(HGK'nun 05.06.2015 gün 2014/17-2198 E, 2015/1495 K sayılı ilamı)-(HGK'nun 16.09.2015 gün, 2014/17-116, 2015/1771 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir)..." denilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 12/10/2015 tarih 2015/1801E.2015/10424K. sayılı kararında; "...2918 sayılı KTK.'nun hükümlerine göre, trafik kaydı 'işleteni' kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur... Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir..." denilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 13/10/2016 tarih 2014/9955E. 2016/8876K. Sayılı kararında; "... Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemine ilişkindir... Davacı vekili, yargılama sırasında davalı ...'den ... tarihinde toplam ... TL ödeme aldığından ... tarihinde maddi tazminat talebinden feragat etmiştir. ... tarihli feragat dilekçesinde feragatin nedeninin davadan sonraki ödeme olduğu, bu nedenle davalıya dava açmakta kusuru bulunmaması nedeniyle müvekili aleyhine vekalet ücreti vs gibi yargılama giderlerine hükmedilmemesi ihtirazi kaydıyla faragat ettiğini belirtmiştir. Somut olayda hakkın özünden feragat söz konusu olmayıp; davalı sigorta şirketi ve diğer davalılar kendilerine karşı dava açılmasına yine kendileri sebebiyet vermişlerdir. Bu nedenle, feragat nedeniyle reddedilen maddi tazminat yönünden davalılar lehine davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp bozma sebebi ise de..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı trafik kazası nedeni ile maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. Davaya konu trafik kazası ... günü saat ... sıralarında davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikleti ile ... Caddesini takiben ... Bulvarı istikametinden ... Bulvarı istikametine seyir halinde iken kaza mahallindeki kavşağa geldiği esnada motosikletin ön kısmıyla karşı istikametten seyirle olay mahalli kavşaktan sola, ... Sokak istikametine dönüşe geçen davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin sağ ön köşe kısımlarına çarpması neticesi davaya konu trafik kazası meydana gelmiştir. Davaya konu trafik kazası ... tarihinde meydana gelmiş ise de, davaya konu olayın aynı zamanda cezai soruşturmayı gerektirmesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesinde motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazmini için kaza gününden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüş, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, davanın cezayı gerektiren bir eylemden kaynaklanması durumunda Ceza Kanunu'nun öngördüğü ceza zamanaşımının uygulanacağı hükme bağlanmış olması, Ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturması yeterli olup, ayrıca fail hakkında mahkumiyet kararı ile sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı gerekmemesi nedeni ile davanın zaman aşımı süresinde açıldığı kabul edilerek dava esastan incelenmiştir. Gerek bilirkişi ...'un ... tarihli raporuna gerekse Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin ... tarihli raporuna göre; meydana gelen trafik kazasında "...'in %70, ... ise %30 oranında kusurlu"dur. Kaza sonucunda davacı yaralanmış ve tedavi olmuştur. Yargılama devam ederken davacı vekili taraf maddi zararlarının karşılandığını ve maddi tazminat taleplerinin olmadığını ve maddi tazminat ile ilgili taleplerinin olmadığını belirtmiş ve feragat etmiştir. Maddi tazminat talebinin bu nedenle reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davalı ... ... tarihli oto kiralama sözleşmesi ile davaya konu aracı dava dışı ...'ye kiralamış olması nedeni ile bu davalının kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının kiracı üzerinde bulunması nedeni ile davalı ...'nin işleten sıfatının bulunmadığının davalı aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. Bunun dışında davacının trafik kazasında yaralanmış olması nedeni ile davacının duyduğu elem ve ızdırap gözetilerek, kusur raporu, kusur oranları, tarafların mali ve içtimai durumları da değerlendirilmiş ve çekilen elem ve ızdırabı kısmen de olsa gidermek maksadı ile manevi tazminat taleplerinin kısmen kabul kısmen reddine, ... TL manevi tazminatın davalı ...'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının maddi tazminat talebine ilişkin davasının feragat nedeniyle REDDİNE, 2. Davacının manevi tazminat talebine ilişkin davasının kısmen KABUL; kısmen REDDİNE, A) Davalı ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının REDDİNE, B) Davalı ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen KABUL, kısmen REDDİNE; ... TL manevi tazminatın davalı ...'den kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, 3. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ...'nın maddi tazminat davası yönünden ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin davalı ...'den alınarak hazineye gelir kaydına, 4. Davacı tarafından yatırılan ... TL harcın davalı ... ...'den alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafından yapılan ... TL'nin kabul ve ret oranları nazara alınarak takdiren ... TL'sinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına, 5. Davalılar yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine ye olmadığına, 6. Davacının maddi tazminat istemli davasında davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirmiş ise de feragatle sonuçlanan davada hakkın özünden vazgeçme söz konusu olmayıp, ödeme nedeniyle feragat gerçekleştiğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7. Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacı ...'ya verilmesine, 8. Davalı ... ve ... kendi vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 3/2. maddesi gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davacıdan davanın red sebebi farklı olması nedeni ile ayrı ayrı alınarak davalı ... ve ... verilmesine, 9. Karar kesinleştiğinde davacı ve davalı tarafında yatırlan gider avansından arta kalan kısmın yatıran davacı ve davalıya iadesine, Dair; davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/12/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2014/14706, K. 2016/11417, T. 16.09.2015, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2014-14706-e-2016-11417-k-8f4b0aa266eb