İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 1966/7 E. 1966/7 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 1966/7
- Karar No
- 1966/7
- Karar Tarihi
T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021 KARAR NO : 2024 HAKİM : KATİP : DAVACILAR : 1- VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- VEKİLİ : Av. DAVALI : 2- VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 11/10/2021 KARAR TARİHİ : 19/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'nin sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı aracın tam, aslî ve ağır kusuru nedeniyle 13/08/2021 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde müvekkillerinden davacı ...yaralandığını, müvekkilleri nezdinde oluşan bakıcı gideri, geçici-tam maluliyet ve kalıcı maluliyet tazminatları ile manevi tazminatların tazminini talep ettiklerini, meydana Gelen Kazada Davalı ...'nin Tam, Aslî ve Ağır Kusurlu olduğunu, Kaza Tespit Tutanağı'na göre, davalı ...'nin, KTK m.52/1-6 maddesi gereğince asli kusurlu olduğu açıkça tespit edildiğini, davalı Ozan, tali yoldan ana yola geçerken karşısına çıkabilecek bir başka aracı ya da yayayı hesaba katmayarak, bu noktada hızını azaltması gerekirken azaltmayarak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, meydana gelen kazada tam, aslî ve ağır kusurlu davrandığını, meydana gelen kazada müvekkilinin herhangi bir kusuru olmadığını, kazanın meydana geldiği alanda, tali yoldan gelen davalının görülebileceği açı, müvekkilinin bulunduğu konum itibariyle bulunmadığını, müvekkilinin davalının aşırı hızlı bir şekilde tali yoldan çıkacağını hesap etmesi mümkün olmadığını, müvekkilinin, kendisinden beklenen tüm özeni ve dikkati yerine getirdiğini, davacı ... da bebek arabasında müvekkili ...'ün kontrolünde olduğunu, annenin bebek arabasında çocuğunu taşıması esnasında, kendisine yaklaşmakta olduğu iddia edilen bir aracı görmesine rağmen dikkatsiz bir şekilde karşıdan karşıya geçeceğini düşünmek hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının hız sınırlarını oldukça aşması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, olay yerinde de oldukça uzun fren izleri bulunduğunu, meydana gelen kaza nedeniyle müvekkilleri atfı kabil hiçbir kusur olmadığını, müvekkilleri ...... ve ... ... nezdinde oluşan bakıcı gideri, geçici-tam maluliyet dönemi ve kalıcı iş göremezlik dönemlerine ilişkin tazminat talepleri olduğunu, meydana gelen kaza nedeniyle davacı ...'ün vücudunda kemik kırığı oluşacak, algılama yeteneği bozulacak ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını, davacıya platin takıldığını, kaza nedeniyle yatağa bağlı ve bakıma muhtaç kaldığını, dava tarihi itibariyle dahi halen daha bakıma muhtaç durumda olduğunu, davacının bakıcı gideri, geçici-tam maluliyet dönemi ve kalıcı iş göremezlik dönemlerine ilişkin tazminat talepleri olduğunu, davacı ...'nın basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde, hayati tehlike geçirecek derecede ve yüzde sabit iz kalacak şekilde yaralandığını, kaza nedeniyle yatağa bağlı ve bakıma muhtaç kaldığını, dava tarihi itibariyle dahi halen daha bakıma muhtaç durumda olduğunu, tam maluliyet dönemi bu nedenle devam ettiğini, davacının bakıcı gideri, geçici-tam maluliyet dönemi ve kalıcı iş göremezlik dönemlerine ilişkin tazminat talebi olduğunu, müvekkillerinin maddi tazminat istemlerine ilişkin davalı sigorta şirketine tarafımızca yapılan müracaata olumlu yanıt verilmediğini, tüm davacılar meydana gelen kaza nedeniyle oldukça mağdur durumda kaldıklarını, davacıların kaza dolayısıyla ciddi derecede acılar çekmekte, ruhsal bunalımlar yaşadıklarını, bebek ... meydana gelen kaza nedeniyle hiçbir kusuru olmamasına rağmen; yüzünde sabit iz kalacak şekilde yaralandığını, kız çocuğu olan ..., bu iz nedeniyle ömür boyu psikojisi etkileneceğini, davacı ......'ın meydana gelen kazada kızı ... ...'ı kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını, bebek ... hakkında alınan kati raporda da tespit edildiğini, davacı ... de müvekkilinin eşi olduğunu, Davacı ...'ün de yaralandığını, beyanla davanın kabulünü talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 13/08/2021 tarihinde Bursa'dan Gemlik'e çevre yolundan giriş yaptığı esnada görüş açısında olmayan yayalara çarparak kaza neticesinde davacılar yaralandığını, müvekkilinin de yanındaki arkadaşı ile birlikte büyük korku geçirdiğini, hayati tehlike atlattıklarını, davacının iddia ettiğinin aksine müvekkili tam ve asli kusurlu olmadığını, davacı ...... işbu kazanın meydana gelmesinde asıl kusurlu olan taraf olduğunu, kaza sebebiyle davacıların maluliyeti açısından kati rapor alınmadığını, dosya karakol'da bulunduğunu, Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma aşaması devam ettiğini, davacıların maluliyetleri henüz tespit edilemediğini, davacı ...'da ve diğer davacı annede kalıcı iz oluşup oluşmayacağına ilişkin rapor alınması gerektiğini, davacı bedensel zararları yönünden maddi tazminat taleplerini sadece aracın sigorta şirketi olan Quick Sigorta Aş'ye yöneltebileceğini, müvekkilinin aracının kaza tarihinde Mali Mesuliyet Sigortası bulunduğunu, davacılarda oluşan maddi ve bedensel hasarlar yönünden taleplerin sigortaya yöneltilmesi gerektiğini, davacı ... Güneş'in bebek arabası ile yaya geçidi olmayan bir alanda karşıdan karşıya geçerek hem müvekkilinin hayatını hem kendisinin hem de çocuğunun hayatını tehlikeye attığını, davacının karşıdan karşıya geçtiği alanda herhangi bir yaya geçidi bulunmadığını, olay yerinden 100 m ileride yaya geçidi olmasına rağmen davacı taraf yaya geçidini kullanmadığını, Müvekkilin arabası 1993 model DOĞAN SLX marka bir araba olduğunu, olay yerinde fren izlerinin bulunması müvekkilinin hızlı araba kullanmasından değil arabasının eski model olmasından kaynaklandığını, kazanın meydana geldiği yer viraj dönüşünün sonu olduğunu, müvekkilinin keskin virajda hız sınırını aşması gibi bir durum söz konusu olmadığını, kaza gece vakti olduğunu, müvekkilinin geldiği sağ şeritte yaya geçidi bulunmadığını, insanların geçiş yapabileceğine ilişkin sürücülere uyarı tabelası bulunmadığını, aynı zamanda ağaçlar da görüş açısını engellediğini, davacının karşıdan karşıya geçtiği alan bebek arabası ile geçmek zaten çok büyük tehlike arz ettiğini, vatandaşlar tarafından zamanla iki yol arasında bulunan telin kesildiğini, davacının karşıdan karşıya geçtiği yol Armutlu Yalova yolu olduğunu, aynı zamanda Gemlik'in çevre yolu olduğunu, diğer yolun ise Bursa ve Yalova'ya bağlanan ana kavşa olduğunu, Davacının kazanın meydana geldiği yerden karşı karşıya geçmesi tamamen kendi kusurundan kaynaklandığını, müvekkili yalova-bursa yolunun gemlik'e bağlandığı tali yoldan değil bursa'nın gemlik'e bağlandığı ana yoldan geldiğini, müvekkili BURSA -YALOVA güzergahı üzerinde bulunan AYGAZ'dan gaz aldığını ve çevre yolundan evine gitmek için yola çıktığı esnada bu kaza meydana geldiğini, müvekkilinin tali yoldan gelmesi gibi bir durum söz konusu olmadığını, müvekkilinin hızını azaltma gibi bir mecburiyeti bulunmadığını, müvekkili ve ailesi kaza meydana geldikten sonra gerçekten çok üzüldüklerini, davacıların maddi giderlerini karşılamak için davalının annesi Hanife Dede bir kaç defa davacının ailesinin yanına gittiğini, müvekkilinin ailesi iyi niyetli olarak davacılar ile uzlaşmak istediklerini, davacı çocuk ... ve annesinin durumunu yakından sordurduklarını ve takip ettiklerini, müvekkilleri iyi niyetli olduğu halde davacının kusuru bulunduğu halde müvekkilinden 152.000 TL tazminat talep etmelerini, dava konusu kazaya sebebiyet verenin davacı olduğunu, davacının müvekkilinden kaza sebebiyle maddi-manevi tazminat talep edemeyeceğini, davacının işbu kazanın meydana gelmesinde asıl kusurlu olduğunu, beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı Quick Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; 2016 yılında yapılan değişiklikle birlikte zarar görene, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce, ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunmak ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri sigorta şirketinin merkez veya kuruluşlarından birine verme zorunluluğu getirildiğini, zorunlu malî sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların genel şartlarda belirtilen usûl ve esaslara tâbi olduğu Karayolları Trafik Kanunu’nun 90.maddesinde düzenlendiğini, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nda düzenlemelere yer verildiğini, somut olaya göre hangi belgelerin getirilmesinin istendiğinin açık bir şekilde tek tek belirtildiğini, işbu söz konusu belgelerde eksiklik bulunması hâlinde başvuru geçerli kabul edildiğini ve dava şartı olan sigorta şirketine başvuru yolu tüketilmiş sayıldığını, ancak davacı tarafça, dava şartı olan sigorta şirketine başvuru şartı usule uygun şekilde yerine getirilmediğini, istenilen belgelerden birçoğu davacı tarafın başvurusunda eksik olduğunu, dava şartı noksanlığından davanın reddine karar verilmesini, dava konusu kaza 13.08.2021 tarihinde meydana geldiğini, davacı taraf ise işbu davayı 11.10.2021 tarihinde açtığını, davacılar kazadan yaklaşık 2 ay sonra işbu davayı açtıklarını, maluliyetin stabil hale gelebilmesi için kaza tarihinden itibaren yaklaşık 18 ay geçmesi gerektiğini, 18 aylık süre dolmadan alınan raporların doğru sonuç vermeyeceğini, davacıların maddi tazminat olarak belirttikleri taleplerinde maddi tazminatın alt başlıkları olan zarar kalemlerinden hangisini veya hangilerini talep ettiklerini açıkça bildirmesi gerektiğini, maddi tazminat talepleri altında birden fazla tazminat kalemi olması halinde hangi tazminat kalemi için ne miktarda bir talepleri olduğunun da açıkça bildirilmesi gerektiğini, kaza tespit tutanağındaki yaya ...... için yapılan kusur ihlali doğru olarak tespit edildiğini ancak bu kusurdan dolayı tali kusurlu olduğunu, belirtilmesi tamamen hatalı olduğunu, zira yaya ......'ın ihlal ettiği bu kusur asli ve tam kusura isabet ettiğini, davacılar ışıklı işaret veya yetkili kişilerin bulunmadığı geçitlerde veya kavşaklarda güvenlikleri açısından yaklaşan araçların uzaklık ve hızını göz önüne alarak uygun zamanda geçmek kuralını ihlal ettiklerini, davacıların davalı ...'nin tali yoldan hızlı olarak geldiğine yönelik beyanları hem gerçek dışı olduğunu, davacılardan ...... bebek arabası içerisinde bulunan ... ... ile birlikte ilerlerken işbu dava konusu kaza meydana geldiğini, davacılardan ...... bebek ışıklı işaretlerin bulunmadığı bir yerde bebek arabasını sürerek karşıdan karşıya geçmeye çalıştığını, kazanın meydana gelişinde ......'ın tam kusurlu olduğunu, beyanla davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizde açılan işbu dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir. Dava konusu kaza ile ilgili kusur durumunun tespiti amacıyla dosya trafik bilirkişisine tevdi edilmiş ve rapor tanzim edilmiştir. Düzenlenen 02/07/2022 tarihli raporda "...Plaka Sayılı Otomobil Sürücüsü ...'nin, dava konusu trafik kazasının oluşumunda 2918 Sayılı K.T.K/ nın " Hızın Gerekli Şartlara Uygunluğunu Sağlamak" başlıklı 52/b " Sürücüler; Hızlarını, Kullandıkları Aracın Yük Ve Teknik Özelliğine, Görüş, Yol, Hava Ve Trafik Durumunun Gerektirdiği Şartlara Uydurmak Zorundadırlar " maddesini ihlal ettiğinden %75 oranında kusurlu olduğunu, Yaya ......' ın: Dava konusu trafik kazasının oluşumunda 2918 Sayılı K.T.K. nın "Yayalar Hakkında Kurallar " başlıklı 68/b ve c maddesi ile Trafik Yönetmeliği'nin 138/b-3 maddesini ihlal ettiğinden %25 oranında kusurlu olduğunu, Bebek Arabasındaki Çocuk ... ...' ın: Dava konusu trafik kazasının oluşumu esnasında annesinin kontrolündeki bebek arabası içerisinde olduğu ve kazanın oluşumuna etken herhangi bir hatalı tutum ve davranışı olmadığından (Atfı Kabil Kusuru) olmadığı," tespit edilmiştir. Maluliyet durumunun tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'ndan davacı ...... için alınan 12/04/2023 tarihli raporda "Gr1 XII (32a........1) A %5 E cetveline göre: %5.1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı; İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği" tespit edilmiştir. Maluliyet durumunun tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'ndan davacı ... ... için alınan 12/04/2023 tarihli raporda "kişinin tüm vücut engellilik oranının % 0 olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği" tespit edilmiştir. Davacılar hakkında hazırlanan ATK raporlarının yanlış yönetmelikler değerlendirilerek hazırlandığı anlaşıldığından, kaza tarihi olan 13/08/2021 tarihine göre davacı ......'ın geçici ve kalıcı maluliyet durumunun Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi hakkında yönetmelik hükümlerine göre; davacı ... ... hakkında ise Çocuklar için Gereksinim Değerlendirilmesi yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet durumlarının tespitinin ve bakıma muhtaç olup olmadıkları, muhtaçlıkları var ise ne kadar süre ile bakıma muhtaç olduklarının tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'ndan rapor tanzimi istenmiştir. Davacı ...... için alınan 02/02/2024 tarihli raporda "kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, Başka birisinin sürekli veya geçici bir süreliğine bakımına muhtaç durumda olmadığı" tespit edilmiştir. Davacı ... ... için alınan 02/02/2024 tarihli raporda "20/02/2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe göre yapılan değerlendirmede; Travmaya bağlı gelişen yaralanmalarda esas olarak alınan cetvel, şekil ve tabloların tamamını söz konusu yönetmelik içermediği ve yüzdesel bir oran belirtilemediği cihetle aynı tarih ve sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu dolayısıyla; Küçüğün Tüm Vücut Engellilik Oranının %0 olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceği, Başka birisinin sürekli veya geçici bir süreliğine bakımına muhtaç durumda olmadığı, Söz konusu engel oranı 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğinin EK-3 kısmında bulunan ...’in mevzuatla uyumu arandığında kullanılacak tablo dikkate alındığında, küçüğün özel gereksinimi olmadığı" tespit edilmiştir. Davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin varlığının tespiti amacıyla dosya Sigorta Hukuku Uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş ve rapor tanzim edilmiştir. Düzenlenen 30/10/2024 tarihli raporda " Dosya kapsamına alınan ATK 2.İhtisas Kurulunun 24/01/2024-929-A ve 24/01/2024-929-B karar nolu raporları dikkate alınarak TRH 2010 tabloları kapsamında hesaplama yapıldığını, davacı ......'ın ev hanımı olduğu anlaşılmakla asgari ücret dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, davacının kazancının 30.366,82 TL olacağı ve kusur dikkate alındığında davacının 2024 verileri de dikkate alınarak gerçek zararının 22.775,12 TL olacağını, davacı ... ...'ın 18 yaşından küçük olduğu ve gelir elde edici işte çalışmadığı anlaşılmakla Geçici İş Görmezlik zararının oluşmayacağı, " tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamında göre dosya değerlendirildiğinde; Davacılardan ...... ile ......'ın eş oldukları, davacı ... ...'ın ise çocukları olduğu, davacılardan ... ve ...'nın talebinin 13/08/2021 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında kendi yaralanmalarından dolayı maluliyet ve bakıcı ücreti ile manevi tazminat talep ettiği, davacılardan ...'ün ise kazada yaralanmadığı, eşi ve çocuğunun yaralanmasından dolayı manevi tazminat talep ettiği, Davalılardan ... araç işleteni, davalı Quick Sigorta ise ZMMS'si olduğu, Dosya arasında alınan kusur raporuna göre davacılardan ......'ın davaya konu trafik kazasında %25 kusurunun bulunduğu, davalı ...'nin ise %75 oranında kurusunun bulunduğu, ATK'dan alınan rapora göre davacı ...'ün maluliyetinin %0, geçici iş göremezliğinin 9 ay olduğu ve bakıma muhtaçlığının bulunmadığı, diğer davacı ...'nın ise maluliyetinin %0, geçici iş göremezliğinin 3 ay olduğu ve bakıma muhtaçlığının bulunmadığı, Dosya arasına alınan son aktüerya raporuna göre de davacılardan ...'ün geçici maluliyeti nedeniyle gerçek zararının kusur durumuna göre 22.775,12 TL olduğu, davacılardan ...'nın ise yaralanmasına göre zararının bulunmadığı, Bu kapsamda davacıların maddi tazminat talepleri ile ilgili, Davacı ......'ın 22.775,12 TL maddi tazminat alacağının bulunduğu, Davacı ... ...'ın maddi tazminat alacağının bulunmadığı anlaşılmakla davacılardan ......'ın maddi tazminat talebinin Kabulüne, Davacı ... ...'ın ise maddi tazminat talebinin Reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Manevi tazminat talebine ilişkin olarak ise; Davacıların manevi tazminat isteminin temelinde, davalının haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere, haksız eylemin unsurları; kusur, zarar, fiil ile zarar arasında illiyet bağı fiilin hukuka aykırı olmasından ibarettir. Öte yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun TBK 56. maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun gerekmediği, ancak takdirde etkili olabileceği, 22.6.1966 tarihli ve 1966/7 E., 1966/7 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hâl ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Yine Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesine göre; hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O hâlde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut hâlde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkân nispetinde iadesini amaçladığından hâkim, TMK’nın 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir. Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ve zarara yol açanın ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, ölüm ya da beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 02.10.2018 tarihli ve 2017/17-1098 E., 2018/1384 K.; 02.03.2021 tarihli ve 2020/17-41 E., 2021/182 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi (TMK 24), isme saldırı (TMK 26), nişan bozulması (TMK 121), evlenmenin feshi (TMK158), bedensel zarar ve ölüme neden olma (TBK 56) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesidir (TBK 57). Bunlardan TMK’nın 24. maddesi ile TBK’nın 58. maddesi daha kapsamlıdır. TMK’nun 24. maddesinin belli yerlere yollaması nedeniyle böyle bir durumun bulunduğu yerde, onu düzenleyen kurallar (örneğin; TMK 26, 174, 287); bunların dışında TBK’nun 58. maddesi uygulanır. TMK’nın 24. ve TBK’nın 58. maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. Somut dosya değerlendirildiğinde; tarafların sosyal ve ekonomik durumu, tarafların kusur durumları ile davacıların kusur durumları da değerlendirilerek takdiren, Davacılardan ...... ve ... ... için 15.000'er TL'nin davalı ...'den tahsiline karar verilmiş; Davacı ...... bakımından ise, manevi tazminat ile ilgili TBK 56/2 maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmünün bulunduğu, bu kapsamda davacılar ... ve ...'ün yaralanmalarının ağır bedensel zarar niteliğinde olmadığından davacı ......'ın manevi tazminat talep edemeyeceği anlaşıldığından bu davacı bakımından manevi tazminat talebinin Reddine karar vermek gerekmiş olup, Tüm talepler bakımından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı ......'ın maddi tazminat talebi bakımından davasının Kabulü ile 22.775,12 TL'yi 13/08/2021 (davalı sigorta bakımından 23/09/2021) tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ......'a verilmesine, Sigortanın poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, a-Davacı ...... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan 22.775,12TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ......'a verilmesine, 2-Davacı ... ...'ın maddi tazminat talebinin tüm davalılar bakımından ayrı ayrı Reddine, a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre red nedeniyle belirlenen 1.000,00 TL'nin davacı ... ...'dan alınarak kendilerini vekil ile temsil ettiren davalılara ödenmesine, 3-Davacı ......'ın Davalı ... bakımından talep ettiği manevi tazminat talebinin Kısmen Kabul Ve Kısmen Reddi ile davacının kusur durumu ve yaralanmasına göre takdiren 15.000,00 TL'ye 13/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalı ...'den tahsili ile davacı ......'a verilmesine, a-Davacı ...... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan manevi tazminat talebi yönünden 15.000,00TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacı ......'a verilmesine, b-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden red edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan manevi tazminat talebi yönünden 15.000,00TL vekalet ücretinin davacı ......'dan alınarak davalı ...'ye verilmesine, 4-Davacı ... ...'ın Davalı ... bakımından talep ettiği manevi tazminat talebinin Kısmen Kabul Ve Kısmen Reddi ile davacının kusur durumu ve yaralanmasına göre takdiren 15.000,00 TL'ye 13/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalı ...'den tahsili ile davacı ... ...'a verilmesine, a-Davacı ... ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan manevi tazminat talebi yönünden 15.000,00TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacı ... ...'a verilmesine, b-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden red edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan manevi tazminat talebi yönünden 15.000,00TL vekalet ücretinin davacı ... ...'dan alınarak davalı ...'ye verilmesine, 5- Davacı ......'ın davalı ... bakımından manevi tazminat talebinin Reddine, a-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden red edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan manevi tazminat talebi yönünden 30.000,00TL vekalet ücretinin davacı ......'dan alınarak davalı ...'ye verilmesine, b-Davacının bu dava sebebiyle yaptığı toplam yargılama gideri 6.178,60 TL ve keşif harcı olan 571,90 TL olmak üzere toplam 6.750,50 TL'nin kabul edilen miktar üzerinden hesaplandığında 2.025,15TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Alınması gereken 3.605,06 TL karar harcından peşin alınan 519,16 TL ve 371,87 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 2.714,03TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, d-Peşin harç 519,16 TL ve ıslah harcı 371,87 TL ve 59,30 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 950,33 TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, e-Arabuluculuk Ücret Tarifesi kapsamında Maliye Hazinesinden karşılanan arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, f-Taraflarca yatırılan gider avansının bakiye kısmının karar kesinleştiğinde 6100 sayılı HMK'nun 333 maddesi uyarınca taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, davalı QUİCK Sigorta vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren maddi tazminat talepleri bakımından kesin olmak üzere, manevi tazminat talepleri bakımından HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/12/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır