İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2013/65 E. 2013/1480 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2013/65
Karar No
2013/1480

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2016/ KARAR NO : 2018/ HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI-KARŞI DAVALI : VEKİLİ : Av. ... - DAVALI-KARŞI DAVACI : VEKİLİ : Av. ... - DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/08/2016 KARAR TARİHİ : 22/02/2018 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/03/2018 Mahkememize tevzi edilen İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin alacaklı davalının borçlu olduğu Bursa 4. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile başlatılmış olan icra takibinden gönderilen ödeme emrinin tebliğinin akabinde davalı tarafından 14/08/2015 tarihinde yetkiye ve borca itiraz edildiğini, bu sebeple icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı borçlunun yetkiye ve borca itirazının yerinde olmadığını, faturadan kaynaklı olan para alacağında alacaklının ikametgahı yani Bursa icra müdürlüklerinin yetkili olduğunu, söz konusu iddianın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalının icra müdürlüğünün yetkisine itirazda bulunduğunu, mahkemede davacının malların teslimini davalının ikametgahında yaptığını bildirdiği gerekçesiyle yetki itirazının kabulüne karar verildiğini, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında genel amaçlı robot tasarlama üretme ve devreye alma konusunda 12/01/2015 tarihli teklif üzerine anlaşma sağlandığını, davalı şirket taraflar arasında imza altına alınan teklif formu gereğince 22/01/2015 tarihide 11.000 Euro ve 12/06/2015 tarihinde 5.000 Euro olmak üzere toplam 16.000 Euro ödeme yaptığını, bu süreçte planlanan şekilde üretim, otomasyon ve devreye alma işlemlerinin devam ettiğini, süreç ile ilgili olarak müvekkili tarafından davalı şirketin devamlı olarak bilgilendirildiğini, sözleşme gereği ödemelerin gerçekleştirilmemesine rağmen müvekkili tarafnıdan devreye alma işlemine iyiniyet ile devam edildiğini, fakat müvekkili tarafından anlaşılmayan bir nedenle devreye alma işinin sonuna gelmek üzere iken başka bir otomasyon firması ile yakınlığının bulunduğunu, dile getiren şirket yetkililerinin çalışmanın bu aşamada sona erdirilmesini talep ettiğini, işin bırakılmasının istenmesinden kısa bir süre sonra sözleşme gereği ifa yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalı şirket tarafından başkaca asılsız ve mesnetsiz iddialar içeren Gebze 6. Noterliği kanalıyla ihtarname gönderildiğini, sözleşmede mevcut olmayan taleplerle ifa talep edildiği açıkça görülmekte ise de bu talepleri ve ihtarnameyi bir ayıp ihbarı olarak nitelendirecek olursa söz konusu ayıp ihbarının da süresinde olduğunun kabulünün mümkün olmayacağını, uyuşmazlığın ayıplı mal satıldığı iddiasından kaynaklandığını, tarafların tacir olup, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTKnun 25/3 maddesinde öngörülen ayıp ihbarı süreleri üzerinde durulup değerlendirilmeden ve bu konuyla ilgili olarak servis kayıtları getirtilip incelemeden eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, davalı şirketin söz konusu ihtarnameye müvekkilinin cevabını dahi beklemeden 07/05/2015 tarihinde tespit talebinde bulunduğunu, tespit neticesinde hazırlanan raporun müvekkiline tebliğ edildiğini, müvekkili şirketin davalı şirketin göndermiş olduğu ihtarnameye cevap ile bakiye kalan bedelde talep edilmiş ise de davalı şirket tarafından ödenmediğini, mevcut durumda söz konusu ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 21/05/2015 tarihinde davalı şirketin temerrüde düştüğünü, dava konusu faturaya karşı taraf gönderilmiş olup, karşı tarafça yasal süre olan 8 işgünü içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığını, dava konusu takibin dayanağı olan fatura davalı şirkete 23/04/2014 tarihinde kargo yoluyla gönderildiğini ve 24/04/2015 tarihinde faturanın davalı şirkete ulaştığını, adına fatura düzenlenen ve faturayı tebliğ alan kişinin TTK md 21/2 maddesi gereğince tebliğ aldığı tarihten itibaren 8 gün içerisinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etmediği takdirde fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağı, bu karinenin aksini ispat, faturayı tebliğ alan karşı tarafın üzerine düştüğünü, mevcut durumda davalı şirketin kendisine tebliğ edilen faturaya itiraz edilmediğini ve faturanın kesinleştiğini, müvekkilinin bir tacir olarak bu karineden istifade etmesinin fatura tanzim ettiği taraf ile arasında akdi ilişki bulunmasına bağlı olduğunu, söz konusu akdi ilişkiyi gösterir sözleşmede mevcut olduğunu, bu nedenlerle müvekkilinin ileride telafisi mümkün olmayan zarara uğramaması için menkul ve gayrimenkullerin üzerinde dava konusu alacağı karşılayacak miktarda ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir konulmasına, akabinde yapılacak yargılama neticesinde davalı borçlu tarafından Bursa 4. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline ve takibin devamına, hüküm altına alınan alacağın %20'sinden az olmamak üzere hesaplanacak icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ve karşı dava dilekçesinde özetle: Öncelikle usul ekonomisi ilkesi doğrultusunda işbu dava dosyasının mahkemeniz ... esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesini ve yargılamanın bu dava dosyası üzerinden yürütülmesini talep ettiğini, Bursa 4. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına ilişkin olarak müvekkili şirket tarafından yapılan itirazın davacı karşı davalıya tebliği tarihinin belirlenerek işbu davanın 1 yıllık hak düşürücü sürenin dışında açılmış olması halinde reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin icra dosyasındaki yetki itirazına ilişkin savunmalarının temelsiz olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alındığında mahkemenin yetkisiz olduğunu, müvekkili şirketin davacı karşı davalıya hiçbir borcunun bulunmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelinde 12/01/2015 tarihli sözleşme, genel amaçlı robot sisteminin elektrik panosunun dizaynı, imalatı, buna bağlı ürünlerin seçilmesi, yapılacak otomasyonun uygulanması ve sahada bir otobüs üzerinde sistemin denenmesi ve özellikle uygulamalı olarak müvekkili şirkete teslimi konularını kapsadığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre işin teslim süresi ürünlerin tedariğinden itibaren 1,5 ay olduğunu, müvekkili şirket tarafından temin edilmesi gereken servo sürücülerin eksiksiz olarak ve zamanında davacı karşı davalıya teslim edildiğini, buna rağmen 29/04/2015 tarihine kadar sistemin tanıtılması ve çalıştırılması ve sözleşme gereği uygulamalı olarak müvekkili şirkete tesliminin gerçekleştirilmediğini, somut durumun ve işin teknik kısmına ilişkin olarak bu durumun müvekkili şirket tarafından keşide edilen Gebze 6. Noterliğinin .................. numaralı, 30/04/2015 tarihli ihtarnamesinde ifade edildiğini, taralar arasında sözleşme ilişkisinin davacı karşı davalının iddia ettiği gibi başka bir firma ile anlaşılması ile sona erdirildiğini, müvekkili şirket tarafından faturaya TTK m. 21/f.2 uyarınca 8 günlük süresi içerisinde itirazda bulunulduğunu, böyle bir itirazda bulunulmaması müvekkili şirketin haklılığını ileri sürebilmesine engel teşkil eden bir durum olmadığını, bunun tek hukuki sonucunun taraflar arasındaki ispat külfetinin yer değiştirmesi olduğunu, itirazın yapılış şekli bakımından da TTK'nda özel bir düzenlemenin mevcut olmadığını, dolayısıyla itirazın herhangi bir şekilde yapılabildiğini, müvekkili şirket hakkında icra inkar tazminatına hükmedilebilmesinin şartlarının oluşmadığını, bu sebeple davacı karşı davalının icra inkar tazminatı hakkındaki talebinin reddine karar verilmesini, davacı karşı davalının uyuşmazlık konusu alacak miktarının %20sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, davacı karşı davalının dilekçesinde yer verdiği belgelerin, dava dilekçesi ile beraber taraflarına tebliğ edilmemesi sebebiyle bu belgelerin taraflarınca incelenemediğini, bunlara ilişkin itiraz haklarının saklı tutulduğunu, karşı dava yönünden; davacı karşı davalının sözleşmeye aykırı fiil sebebiyle müvekkili şirketi zarara uğrattığını, davacı karşı davalının taraflar arasındaki sözleşme ile üstlenilmiş olduğu edimini zamanında, eksiksiz ve sözleşmeye uygun bir biçimde yerine getirmemiş olması sebebiyle müvekkili şirketin zarara uğradığını ve müvekkili şirketin davacı karşı davalıdan tazminat talebinde bulunma hakkının doğduğunu, kararlaştırılan işin sözleşmeye uygun şekilde ifa edilmediği, müvekkili şirketin talebiyle Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ............................ Değişik iş sayılı dosyasında yapılan keşif ve bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere manevi tazminat talebinde bulunma hakkı saklı kalmak kaydıyla davacı karşı davalı hakkında şimdilik dava tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte 1.000,00 TL tutarında maddi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların beyanı, Bursa 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyası, Gebze 2. ASliye Hukuk Mahkemesi .................... Değişik İş sayılı tespit dosyası, Bursa 18.Noterliği ................. yevmiye nolu 06/05/2015 tarihli ihtarname, Gebze 6. Noterliği ............. yevmiye nolu 30/04/2015 tarihli ihtarname, 12/01/2015 tarihli taraflar arasındaki temel ilişkiyi gösterir sözleşme, taraflar arası mail çıktıları, kargo fişi ve sorgulama ekranı, yazılan müzekkere cevapları. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Asıl dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından fatura alacağına dayalı olarak 03/08/2018 tarihinde ilamsız takip talebinde bulunmuştur. İcra Dairesi tarafından davalı borçluya ilamsız takiplerde ödeme emri 14/08/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı tarafından yasal süre içinde 14/08/2015 tarihinde borca ve yetkiye itiraz etmiştir. Dava dilekçesinin davalıya 29/08/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalının HMK.nun 127.maddesinde belirtilen süre içerisinde 09/09/2016 tarihinde cevap dilekçesi-karşı dava dilekçesi verdiği ve HMK.nun 117.maddesine uygun olarak yetki ilk itirazında bulunduğu anlaşılmaktadır. Karşı davada, davacının sözleşmeye aykırılık eylemi sebebiyle uğranılan zararın tazminine ilişkindir. Asıl davada davacı vekilinin icra müdürlüğünün yetkisine yönelik itirazı yönünden dosya değerlendirildirildiğinde: İtirazın iptali davasında icra müdürlüğünün yetkisi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 50. Maddesinde düzenlenmiştir. İcra ve iflas Kanunun 50. Maddesinde "Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. icra mahkemesi*1* tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur. İki icra mahkemesi*1* arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." yetkiye ilişkin düzenlemede kıyasen Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunun yetkiye dair hükümlerinin uygulanması öngörülmüştür. 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 04/02/2011 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır. Anılan 6100 sayılı yasanın 447/2. Maddesine göre "Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır." Hukuk Usulu Muhakemeler Kanununa yapılan atıfların HMK' ya yapılmış gibi sayılması öngörülmüştür. Bilindiği üzere tüm davalar için uygulanan yetki kuralı, genel yetki kuralı olup; buna göre genel yetkili mahkeme davalının ikametgahı mahkemesidir. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.6/1; mülga 1086 sayılı HUMK m.9/1) Bazı davalarda ise genel yetkili mahkeme yanında başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır ki bu da özel yetki kuralıdır. Öte yandan davacının genel yetki ile özel yetki kuralı arasında seçimlik hakkı vardır. 6100 sayılı HMK'nun 10.maddesinde (mülga 1086 sayılı HUMK m.10) sözleşmeden doğan davalar için özel yetki kuralı öngörülmüş olup; sözleşmeden maksat ise konusu mal varlığı hakkı olan Borçlar Hukuku'na ilişkin sözleşmelerdir. (Yargıtay HGK 23/10/2013 gün ve 2013/65 E. 2013/1480 K.) TBK.nun 89 (Mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 73.) maddesinde para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceği belirtilmektedir. Bilindiği üzere borçlar, sözleşmeden, haksız fiilden ya da sebepsiz zenginleşmeden doğar. Bu üç borcun kaynağına göre yetkili mahkeme ayrı ayrı düzenlenmiş olup, genel yetkili mahkeme ise HUMK.nun 9.(6100 sayılı HMK.nın 6.) maddesi gereğince davalının ikametgahı mahkemesidir. Yetkiye ilişkin diğer düzenlemeler, bu düzenlemenin yanında özel düzenlemeler olup, genel düzenlemeyi ortadan kaldırıcı nitelikte değildir. Türk Borçlar Kanununun 89.maddesinde yer alan düzenleme ile para borçlarının ifa yerine göre yetkili mahkemeyi belirleme esası getirilmiştir. O halde toplanan delillerden yukarıdaki açıklamalar ışığında, somut olaydaki uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen 12/01/2015 tarihli genel amaçlı robot tasarlama, üretme ve devreye alma sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin içeriği ve tarafların edimleri itibariyle taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesidir. Sözleşmenin ifa yeri ... Makina Gebze sahası olduğu belirtilmiştir. Eser sözleşmesinin niteliği itibariyle ifa edileceği yerin Gebze olması sebebiyle Gebze İcra Müdürlüğünün ve Mahkemeleri yetkili olup aynı zamanda genel yetki olan davalının yerleşim yeri de Gebze olduğundan yetki itirazının usulune uygun olduğu anlaşılmakla icra müdürlüğünün yetkisine yönelik yapılan itirazın kabulu ile icra müdürlüğünün yetkisinin dava şartı olduğundan asıl dava yönünden usulden reddine, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle karar verildiği, davacının kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden kötü niyet tazminatının reddine karar vermek gerekmiştir. Karşı dava yönünden eser sözleşmesinde sözleşmenin ifa edileceği yerin Gebze olması sebebiyle Gebze Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkili olup mahkememizin yetkisizliğine(Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/3499 Esas ve 2016/4557 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere Para borçlarının alacaklının ikametgahında ifa edileceğine dair BK'nın 73. maddesindeki kural salt para alacakları ile ilgili olup eser bedeline ilişkin alacak istemleri yönünden uygulanamayacağı dairemizce istikrarla uygulanan kararlar ile kabul edilmektedir.) karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Asıl dava yönünden; Davalının icra müdürlüğünün yetkisine yönelik itirazın kabulü ile, icra müdürlüğünün yetkisinin dava şartı olduğundan HMKnun 115/2 maddesi gereğince davanın asıl dava yönünden usulden reddine, 2-Davalının kötü niyet tazminatının koşulları oluşmadığından reddine, 3-Karşı dava yönünden; yetki itirazının kabulü ile, mahkememizin yetkisizliğine, Gebze Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğuna, 4-HMKnun 20 maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde talep halinde karşı dava yönünden dosyanın Gebze Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, talep olmadığı takdirde dosya üzerinden davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesine, Asıl dava yönünden , 5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 35,90 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 367,29 TL'den mahsubu ile bakiye 331,39 TL nispi karar ve ilam harcının davacı karşı davalıya iadesine, 6-Davacı-karşı davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kararın niteliği gereği üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı-karşı davacı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 2.180 TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, Karşı dava yönünden 9-HMK'nın 331. Maddesine göre yargılamanın yetkili mahkemede devam etmesi halinde yargılama giderlerin yetkili Gebze Asliye Ticaret Mahkemesince taktirine, yargılamanın yetkili mahkemede devam etmediği taktirde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden yargılama giderlerinin tespiti ve hükmedilmesine, 10-HMK' nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/02/2018 Katip ... ¸e-imzalıdır. Hakim ... ¸e-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2013/65, K. 2013/1480, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2013-65-e-2013-1480-k-17ec03b218d8