İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2013/4976 E. 2014/4282 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2013/4976
- Karar No
- 2014/4282
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/898 Esas KARAR NO:2024/649 DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:05/09/2022 KARAR TARİHİ:23/09/2024 Dosya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/11/2022 Tarih ... Esas ...Karar sayılı YETKİSİZLİK kararı ile mahkememizin 2022/898 Esas sırasına kaydı yapılmıştır. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. arasındaki ticari iş ilişkisine dayanarak cari hesap tablosunda yer alan faturalara istinaden bakiye alacak için icra takibi başlatıldığını, davacı ile davalı arasında ticari iş ilişkisi bulunmakta olup davacının davalı taraf için bir çok ürün hazırladığını ve bunları fatura ettiğini, bu ticari iş ilişkisine istinaden tutulan cari hesap tablosu / muavin defterlerine göre davacının 41.078,84 TL alacaklı olduğunun görüldüğünü, davacının kesmiş olduğu ve davalıya ilettiği faturalara itiraz edilmediğini, davalı tarafından kabul edilen ve yasal süresi içerisinde itiraz edilmeyen faturalar incelendiğinde; davacı firmanın "elbise, sweat, yetişkin için eblise ve sweat, çocuk için elbise ve sweat ve diğer işçilikleri" için fatura düzenlediğinin açık olduğunu, davalının bu süreçte cari hesap özetinde görünen şekilde ara ödemeler yapmış olsa da borcun tamamını kapatacak şekilde ödeme yapmadığını ve davacıya borçlu konuma düştüğünü belirterek haklı olarak açılan davalarının kabulüne, HMK md 392 ve İİK md.257-264 gereğince; teminatsız olarak dava değeri kadar davalı şirketin menkul ve gayrimenkul mallarına haciz konulması ile 3.kişilerdeki hak ve alacakları üzerine İhtiyati Haciz Konulmasına, Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise teminat karşılığında davalı şirketin dava değeri kadar menkul ve gayrimenkul mallarına haciz konulması ile 3.kişilerdeki hak ve alacakları üzerine İhtiyati Haciz Konulmasına karar verilmesine, Borçlunun/Davalının yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile takibin 44.078,84-TL (Faiz ve Fer'iler) üzerinden devamına karar verilmesine, borçlunun/davalının takip konusu alacağın % 20’ından az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, zira davanın tarafları tacir sıfatına haiz olup ticari ilişkilerinden ötürü meydana gelebilecek hukuki uyuşmazlıklar için ekte yer alan Yetki Sözleşmesini imzalamışlardır.6100 sayılı HMK’nın 17. maddesine göre; davacı ile davalı arasında akdolunan sözleşmenin ''İHTİLAF UYGULANACAK HÜKÜMLER'' başlıklı bölümünün 2 numaralı maddesinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığını, davacının, işin bitim tarihinde işi süresinde ve eksiksiz olarak tamamlayamadığını, davacı yanca tamamlandığı söylenerek fason imalatı yapılan ürünlerin ise eksik, hatalı, ayıplı olarak üretildiğini, davalı tarafından davacıya duyulan güvenle piyasaya sürülen bu mallar dolayısıyla davalının ticari itibarı zarar gördüğü gibi, maddi olarak da çok büyük rakamlarda kayba sebebiyet olunduğunu, davalı tarafınca davacı yan tarafından tarafından kendisine gönderilen mallardan bir kısmı ... San. Ve Tic. A.Ş. isimli firmaya gönderildiğini, ne var ki bu firma tarafından davalı ilgili mallar için yapılması gereken ödemelerin yapılmadığını, gerekçe olarak ise davacı tarafından üretimi yapılmış olup davalı tarafından kendilerine teslim edilen ürünlerin eksik, hatalı, ayıplı olduğunun belirtildiğini, bu hususta davalı tarafından dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş. isimli firmaya karşı açılan .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına borçlu tarafından itiraz edilmiş olup, taraflarınca yapılan arabuluculuk süreci de tamamlanmış olup, İtirazın İptali için dava açılacağını, tüm bu sürece davacı yanca sözleşmeye aykırı üretilen malların sebep olduğunun açık olduğunu, davacı firma tarafından dava dışı ... San. Ve Tic. A.Ş. isimli firmaya davalı pozisyonundaki bir başka firma eliyle de eksik, ayıplı, hatalı fason üretimi yapıldığı bilgisinin davalı tarafça edinilmiş olup, davacı beyanlarının aksine sürekli olarak ticari sorumluluğu hilafına hareket etmekte olup çok sayıda firmayı mağdur ettiğini, davalının da bu mağduriyeti yaşayan firmalardan biri olduğunu, ne var ki davacı yanın fason üretimini yaparak davalıya verdiği mallardan bir kısmından ötürü davalıyı zarara uğrattığını, çünkü davacının, kendisine verilen işi, ayıptan arî ve zamanında bitiremediği gibi davalı şirket tarafından kendisine verilen hammaddeyi de iade etmediğini, davacı tarafından bahse konu fatura bedeli karşılığı işin yapılmadığını, davalı şirketin davacıdan böyle bir fayda sağlamadığını, iddia edildiği gibi davalı şirketin davacıya karşı bahse konu fatura veyahut başkaca bir borcunun bulunmadığını belirterek usul ve yasaya aykırı kötü niyetli huzurdaki davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası UYAP sureti, 01.10.2021 tarihli fatura, cari hesap özeti, muavin defter kayıtları, ticari defterler ,... Şubesi ... iban nolu hesabın banka kayıtları/dekontları, arabuluculuk son tutanağı, Tanık, Yemin, Bilirkişi, Keşif ve buna mukabil takdiri kanuni deliller dosya arasına alınmıştır. .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine 44.078,84 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Mahkememizin 09/01/2023 tarihli ara kararı ile davacının ihtiyati haciz talebinin %20 teminat mukabilinde kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin itirazı üzerine 20/02/2023 tarihli mürafaa duruşması yapılmış, davalı tarafın ihtiyati haciz kararına itirazının reddine karar verilmiş, ihtiyati hacze itirazın reddine ilişkin 20/02/2023 tarihli ara karar oluşturulmuştur. Davalı vekili bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuş olup, İst.BAM 53.HD'nin 2023/538 E 2023/484 K sayılı kararıyla istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyasıyla SMMM bilirkişisi ...'tan alınan 29/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davacı ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti'nin ticari defterlerinin yapılan incelemesi sonucunda davacının tacir olduğu TTK 64 maddesi gereğince defter tutmakla yükümlü olduğunu, davacının 2021 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin usulüne uygun yaptırıldığını ancak 2021 ve 2022 yılı yevmiye defterlerinin yasal zorunluluk olan kapanış tasdikinin yaptırılmadığını, 2022 yılına ait Defteri Kebir'in açılış tasdikinin de yaptırılmadığını, bu nedenle davacı ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti'nin ticari defterlerinin HMK 222 maddesi gereğince sahibi lehine delil olma niteliği bulunmadığını, takibe konu 01.10.2021 tarihli ... ... no.lu 99.428,60 TL bedelli faturanın davacının defterlerine 01.10.2021 tarih 187 yevmiye numarası ile kaydedildiğini, takibe konu faturaya istinaden iade faturası düzenlenmediğini, davalı tarafından davacı adına düzenlenen 28.10.2021 tarih ... no.lu 36.078,78 TL bedelli faturaya istinaden davacı tarafından davalıya 28.10.2021 tarih ... no.lu 36.078,78 TL bedelli iade faturası düzenlendiğini, davalı tarafından davacıya yapılan 09.09.2021 tarihinde 50.000,00 TL, 21.09.2021 tarihinde 50.000,00 TL, 23.09.2021 tarihinde 25.000,00 TL, 08.10.2021 tarihinde 40.000,00 TL, 09.10.2021 tarihinde 50.000,00 TL, 15.10.2021 tarihinde 20.000,00 TL olmak üzere toplam 235.000,00 TL ödeme yapıldığı, yapılan ödemelerin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, davacının 20.06.2022 takip tarihi ve 05.09.2022 dava tarihi itibariyle davalıdan 41.078,84 TL alacaklı olduğunu, davalı tarafından takipten sonra davacıya herhangi bir ödeme de bulunulmadığını, davalı tarafından dava tarihinden sonra da davacıya herhangi bir ödemede bulunulmadığını, davacının davalıdan .... İcra Dairesinin 2022 /12191 esas sayılı dosyasında 20.06.2022 takip tarihi itibariyle 41.07 8,84 TL Fatura alacağı + 2.700,43 TL işlemiş yasal faiz olmak üzere toplam 43.779,27 TL alacağı olduğu (talep 44.078,84 TL) tespit ve rapor edilmiştir. Dosya Mali Müşavir ..., Nitelikli Hesaplama Uzmanı ... ve Tekstil Mühendisi ...'e tevdi edilmiş, 20/08/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle ; Davacı tarafın defterlerinin, HMK. m. 222 sahibi lehine delil niteliğinin taşıdığını veya taşımadığının mahkeme takdirinde olduğunu, davacının davalıdan .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında 20.06.2022 takip tarihi itibariyle 41.078,84 TL Fatura alacağı + 2.700,43 TL işlemiş yasal faiz olmak üzere toplam 43.779,27 TL alacağı olduğunu, davalı tarafın defterlerinin muhasebe kayıtlarının 6102 Say. TTK. M. 64,65,66 ve 82. Mad. VUK. m. 220-226,229,230,231,232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiğini, HMK. m. 222 sahibi lehine delil niteliğinin taşıdığının mahkeme takdirinde olduğunu, dosyada dökümü bulunan taraflar arasındaki BA/BS beyanları incelendiğinde taraflar arasında düzenlenen faturaların 2021 yılı için 5 adet belge 303.014,53 TL olduğu davacı ve davalı yanca kayıtlarına alınarak ilgili vergi dairesine beyan edildiği tespit edildiğini, davalı ... yönünden; davacı ve davalı şirketin BA/BS formları incelendiğinde 5 adet belge her iki tarafça beyan edildiğini ancak davalı şirketin cari hesap ekstresinde 4 adet fatura kayıtlı olduğunu, davalı şirket davacı şirketin kendisine düzenlemiş olduğu 36.078,78 TL'lik reklamasyon bedeli faturasını gelir idaresine beyan etmiş olmasına rağmen cari hesap ekstresinde bu faturanın yer almadığını, gelir idaresine beyanın esas olabileceğini, davacı şirketin alacağı GIB ... Numaralı reklamasyon faturasına dayandığını, taraflar arasında düzenlenen reklamasyon faturaları dışında bir mutabakatsızlık söz konusu olmadığını, reklamasyon faturasından kaynaklanan alacağın mahkemece kabul edilmesi halinde davacı davalı şirketten 41.078,84 TL alacaklı olabileceğini, davacı ... yönünden; davacının ....İcra Mi in ... takip dosyasına kayden açtığı icra takibinde, 20.06.2022 takip tarihi ve 05.09.2022 dava tarihi itibariyle faturaya dayalı asıl alacak olarak davalıdan 41.078,84 TL alacaklı olduğunu, davalı tarafından takipten sonra davacıya herhangi bir ödeme de bulunulmadığını, davalı tarafından dava tarihinden sonra da davacıya herhangi bir ödemede bulunulmadığını, davalı yanın takip konusu faturaya dayalı alacağa ilişkin temerrüdüne yönelik herhangi bir ihtar bulunmadığından, davalının temerrüdünün ancak icra takip tarihi olan 20.06.2022 tarihinden itibaren başlayacağını, dolayısıyla davacının davalıdan .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında 20.06.2022 takip tarihi itibariyle asıl alacak olarak 41.078,84 TL Fatura alacağı tutarında alacağı olduğunu, takipte işlemiş faiz talep edilemeyeceğini, davacı yanın 41.078,84.-TL tutarındaki asıl alacağını takip tarihi olan 20.06.2022 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 2/2.maddesi gereğince avans (ticari faiz) faizi işletilebileceğini, davacının fason dikim işlemi yapmış olduğu ürünlerin ayıplı olduğunu gösteren tarafsız kişi veya kurumlarca düzenlenmiş tespit raporu sunulmadığını, ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin bilirkişi incelemesine de sunulamadığından davalının ayıp iddiasının ispata muhtaç olduğunu, davacının icra inkar tazminatı talebinin mahkeme takdirinde olduğu tespit ve rapor edilmiştir. Dava, itirazın iptali davasıdır. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi kök ve ek raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava konusu cari hesap bakiyesinin ödenmemesinden kaynaklı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, taraflar arasında oluşan ihtilaf için “tekstil elbise dikim işinden” davacı tarafından tahsil edilemeyen cari hesap bakiyesi için, .... İcra Dairesi ... Esas Sayılı İcra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf ise davalıya gönderilen ödeme emrini, 01/07/2022 tarihinde tebliğ aldığını, davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını savunmuştur. .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine 44.078,84 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK'nun 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır. Eser sözleşmesi ilişkilerinde 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir. Bu hükümler gereğince gerek açık gerek gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için önceden kabul ettiğinden yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilmektedir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 gün, 2013/4976 E. 2014/4282 K. sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları). Eserde ortaya çıkan ayıp, iş sahibinin eseri kullanamayacağı ve hakkaniyet kurallarına göre kabule zorlanamayacağı derecede ağır bir ayıp ise, iş sahibi eseri kabulden kaçınma hakkına sahip olup, sözleşmeden dönebileceği gibi, ayıbın ağırlığının bu derecede önemli olmadığı durumlarda iş sahibi, bu tür ayıplardan dolayı, eserdeki ayıbın büyüklüğüne göre, ücretten indirim veya büyük masrafı gerektirmemek kaydıyla eserin onarımını talep edebilecektir. Taraflar arasında imzalanan sözleşme, fasoncunun, işveren tarafından kendisine teslim edilen kumaş ve aksesuarları noksansız ve hatasız olarak dikip mamül konfeksiyon ürünü haline getirmek olduğundan, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlığın bu hükümlere göre çözümlenmesi gerekir. Somut olayda, taraflar arasında 66.000 adet konfeksiyon ürünü imalatı hususunda imzalanan sözleşmeye göre "İmalat Şartları" başlıklı kısımda "1-)"Fasoncu" "İş veren" tarafından kendisine teslim edilen kumaş ve aksesuarları, noksansız ve hasarsız olarak dikip mamul konfenksiyon ürünü haline getirecektir. Hatalı dikim sırasında zayi olan kumaş ve aksesuarlara ilişkin bedeller, " Fasoncu" tarafından tanzim olacaktır.2-)İmalata başlamadan önce " İşveren " ve " Fasoncu ", mutabık kaldıkları numuneye göre tespit yapacaklar,"Fasoncu" dikimi bu numuneye göre yapılacaktır. İhtilaflar halinde ve esas alınarak ithilaf giderilecektir. 3-)" işveren " imalatın her sayfasında kontrol yapacaktır. Sözleşmeye ve numuneye uygun olmayan ürünler " Fasoncu" ya iade edilecektir. " Fasoncu " kendisine iade olunan hatalı ürünleri tüm malzeme ve masraflar kendisine ait olmak üzere yeniden imal edip " iş veren " e teslim edilecektir. 4-)İmal edilen ürünlerin numuneye uymaması, dikiş hataları ve diğer kusurların nedeni ile, ithalatçısı tarafından reklamasyona uğraması halinde, tüm reklamasyon bedelleri Fasoncu tarafından karşılanacaktır." şeklinde düzenleme yapıldığı yine "Ödemeler" başlıklı ikinci kısımda ise "Ayın ilk 15 gününe kadar kesilen faturaların devam eden 3 iş günü sonrasında ödemesi gerçekleştirileceği, Ayın 16-30 günleri arasında kesilen faturaların devam eden 3 iş günü sonrasında ödemesi gerçekleştirileceği, Fasoncu diktiği malların tesliminden sonra fason bedeli faturası keseceği, “İşveren” imal edilen malı kontrol edip onayladıktan ve onay aldıktan sonra faturayı ödeme için nazara alacağı, Fatura kesilmesinin “Fasoncu”nun alacaklı olduğu anlamına gelmeyeceği, hususunda tarafların mutabık kaldığı, sözleşmede fatura bedellerinin ödenmemesi yada geç ödenmesi halinde uygulanacak faiz oranının belirtilmediği tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamı uyarınca bilirkişi incelemesi yapılması yoluna gidilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmış, yapılan inceleme neticesinde taraflar arasındaki ihtilafın 08/10/2021 tarihli, 99.428,60 TL'lik faturadan kaynaklandığı, davalı ... 28.10.2021 tarihli 36.078,78 TL’lik Reklamasyon faturası düzenlemiş ve davacı şirketin borç hanesine kaydettiği, bu işlem sonrası sonrası davalı şirket nezdindeki davacı şirketin 20.10.2021 tarihli 41.078,84 TL alacak bakiyesi 5.000,06-TL'ye düştüğü, davacının ticari defter ve kayıtlarında ise davalı tarafından davacı adına düzenlenen 28.10.2021 tarihli ... numaralı 36.078,78 TL’lik faturaya istinaden GIB ... no'lu 36.078,78-TL bedelli iade faturası düzenlendiği, davalı tarafından toplam 235.000,00-TL ödeme yapıldığı dava tarihi itibariyle davalıdan 41.078,84-TL alacaklı hale geldiğinin anlaşıldığı, davacı ve davalı şirketin BA-BS formları incelendiğinde 5 adet belgenin 303.014,53-TL olduğu ve her iki tarafça beyan edildiği ancak davalı şirketin cari hesap ekstresinde 4 adet faturanın kayıtlı olduğu, davalı şirketin davacı şirketin kendisine düzenlemiş olduğu 36.078,78 TL'lik reklamasyon bedeli iade faturasını gelir idaresine beyan etmiş olmasına rağmen cari hesap ekstresinde bu faturanın yer almadığı tespit edilmiştir. Davalı yan her ne kadar fason imalatı yapılan ürünlerin eksik, hatalı, ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de bu yöndeki iddiasını kanıtlar nitelikte dosya kapsamında herhangi bir somut delil sunmamıştır. Öte yandan, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen sözleşmede satım bedelinin ödenmesi için kesin bir vade kararlaştırıldığından söz edilemez. Diğer yandan faturaların belli bir tarihte ödeneceğine ilişkin taraflar arasında bir teamül bulunduğu da iddia ve ispat edilmemiştir. TBK.nın 117.maddesi hükmüne göre, "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşmenin iyiniyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır." bu durumda, taraflarca vadenin kesin olarak belirlenmediği hallerde, borçlu ancak ihtarla temerrüde düşer. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/05/2019 tarih ve 2017/4740 esas, 2019/4095 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, satım sözleşmesinde TBK.nın 207/2.maddesi hükmüne göre, tarafların edimlerin aynı anda ifa etmesi kural olup, emtianın teslimi anında satım bedelinin ödenmesi gerekeceğinden alacak muaccel hale gelmektedir. Ancak yukarıda sözü edilen TBK.nın 117.maddesi uyarınca borcun ifa edileceği gün taraflarca tayin edilmiş olmadıkça muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur düzenlemesinden sonra devamı maddelerde temerrüde düşen borçlunun şartların varlığı halinde faizde ödeyeceği düzenlenmiştir. Yine somut uyuşmazlığa uygulanması gereken TTK.nın 18/3.maddesine göre; tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmek maksadıyla yapılacak ihbar veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü bir mektupla veya telgrafla yapılması, yahut güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılması gerekir. Bu durumda somut olayda muacceliyet gerçekleşmiş ise de, alacaklı tarafından borçluya usulünce çekilmiş, ödemesi gereken borcun miktarını gösteren bir temerrüt ihtarı bulunmadığı ve borcun ifa edileceği günün taraflarca birlikte tayin edildiği de kanıtlanmadığına göre temerrüt, takip tarihinde gerçekleşecektir. Açıklanan tüm bu nedenlerle, davanın kısmen kabulü ile, ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin 41.078,84-TL asıl alacak üzerinden devamına, anapara tutarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek % 16,75 oranında ve 3095 sayılı Yasanın 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, İİK. 67/2. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20’si oranında (8.215,76-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, -.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİ ile, takibin 41.078,84-TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, anapara tutarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek % 16,75 oranında ve 3095 sayılı Yasanın 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-İİK. 67/2. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20’si oranında (8.215,76-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 2.806,10-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 532,37-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.273,73-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 3.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; 532,37-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan; 6.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 417,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 6.417,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 5.980,26-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 8-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul reddi oranında yapılan hesaplama neticesinde 1.453,82 TL'sinin davalıdan, 106,18 TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazine adına gelir kaydına, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 23/09/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır