İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2013/15635 E. 1933/7 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2013/15635
- Karar No
- 1933/7
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/530 KARAR NO : 2022/504 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACILAR : 1- ... -(T.C....) ... 2- ... - (T.C....) VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... -(T.C....) VEKİLİ : Av. ... - ... DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/07/2021 KARAR TARİHİ : 11/05/2022 YAZIM TARİHİ : ... Mahkememizde görülen Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davası yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın Adana 10. İcra Müdürlüğünün 2020/... esas sayılı dosyasında 100.000,00 TL bedelli bonoya dayanarak kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibine giriştiğini, müvekkilinin taşınmazlarına haciz konulduğunu, ayrıca her iki müvekkilinin ikamet adresine fiili hacze gelinmiş olduğunu, müvekkillerinin haciz ve satış tehdidi altında olduğunu, davaya konu bononun ön yüzünde alacaklı görünen kişinin dava dışı tacir ... olduğunu, müvekkillerinin ve senette imzası bulunan diğer tarafların öğretmen olduklarını, ...'ın müvekkillerinin açacağı dershane kurumuna ortak olmak ve kurumun müdürü olmak istediğini, resmi işlemlerde kendisi olacağı için ileride bir borç oluşması ve ödeme yapması ihtimali için teminat olarak 100.000,00 TL bedelli icra takibine konu bonoyu imzalatmak istediğini, müvekkillerinin de eğitim kurumu açılıp iş yapılarak para kazanılacağı için güvenerek bonoyu imzaladıklarını, ortada verilmiş bir 100.000,00 TL olmadığını, ...'ın ve davalı ...'ın muvazaalı hileli işlemler yaptıklarını, bononun arkasındaki ciro işlemlerinden de anlaşılacağı üzere ...'ın bonoyu önce davalı kardeşine ciro etmiş gibi gösterdiğini, sonra iptal ibaresi yaparak cironun iptal edildiğini, ancak icra takibinin halen ... adına yapıldığını, davalı ...'ın ve abisi ...'ın müvekkillerini borç altına sokarak ödeme yapmaya zorladıklarını, ...'ın yetkili hamil olmadığını, bononun arkasındaki ciroda açık ve net olarak iptal ibaresi varken geçerli bir cirodan söz edilemeyeceğini, belirterek İİK 72/3 maddesi doğrultusunda icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davanın kabulü ile müvekkillerinin Adana 10. İcra Müdürlüğünün 2020/... esas sayılı dosyasındaki 100.000,00 TL bedelli bono yönünden borçlu olmadıklarının tespitine, haksız ve kötü niyetli olan davanın %20'den aşağı olmamak üzere takdir olunacak tazminata mahkum edilerek müvekkillerine ödenmesine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ; Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu 08/09/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacıların takibe konu bononun dava dışı lehtarına ilişkin iddialarını kabul etmediklerini, davaya konu bono üzerinde bononun teminat senedi olduğuna ve bononun ciro edilemeyeceğine ilişkin herhangi bir ibarenin olmadığını, bononun kim tarafından nasıl doldurulduğunun da imzalar ve senet bedeli kabul edildiğinden işbu davayı ilgilendirdiğini, müvekkilinin yetkili hamil olması nedeniyle imza örneklerinin incelenmesinin davaya katkısı olmayacağını, davacıların ...'a iş bu senedin verildiğini kabul ettiklerini, ...'ın da senedi yasaya uygun olarak ciroladığını, müvekkiline teslim ettiğini, ciro ve teslimle bononun devredilebileceğinden tartışmaya mahal vermeyecek kadar açık olduğundan hile veya sahtecilikten söz edilemeyeceğini, bir kimsenin öz kardeşi aleyhine işlem yapmaktan kaçınmasının son derece doğal olduğunu belirterek davanın reddine, haksız dava nedeniyle davacılar aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava İİK'nın 72.md gereğince açılan Menfi Tespit davası niteliğinde olup deliller bu çerçevede toplanıp değerlendirilmiştir. Adana 10. İcra Müdürlüğünün 2020/... esas sayılı dosyasında alacaklı ... tarafından borçlular ..., ..., ... ve ... hakkında 100.000 TL bedelli senetten dolayı 100.000 TL asıl alacak 16.106,85 TL işlemiş faiz, 300 TL komisyon olmak üzere 116.406,85 TL üzerinden 02/12/2020 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır. Davacı ...'ün aynı nedenlere dayanarak Adana 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nde açtığı davanın, 2021/... E, 2021/... K. Sayılı karar ile; Adana Genel İcra Dairesinin 2021/... esas sayılı dosyası ile başlatılan takipte usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından bahisle reddine karar verilmiştir. Davalı asil 11/05/2022 tarihli duruşmada;" senet üzerindeki ... yazısı ve imzasının kendisine ait olduğunu, ... borcu olduğu için 100.000,00 TL'lik senedi kendisine verdiğini, aralarında herhangi bir muvazaa olmadığını, kendisinin davacılardan 100.000,00 TL alacak olduğunu, senet üzerindeki ... yazısının kendisine ait olmayabileceğini, ancak imzanın tamamen kendisine ait olduğunu, senet üzerindeki ismin kendisinin yanında yazıldığını, imzayı kesinlikle kendisinin attığını, kendisine ait olduğunu, bu hususlarda yemin ettiğini" beyan etmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6, HMK m. 190). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle borcun düştüğünü ileri sürebilir. Bununla birlikte Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’nun 12.04.1933 tarih ve 1933/31 E, 1933/7 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere senede bağlanmış hukuki ilişkiye karşı ileri sürülen iddianın senetle ispatı zorunludur. Menfi tespit davalarında ispat yükümlülüğü kural olarak davalı (alacaklı) tarafa düşer. Davalının alacağını ispatlaması gerekir. İmzası ikrar edilmiş kambiyo senedi alacağın varlığını ispatlayan kati delillerdendir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; Davalı tarafından Adana 10. İcra Müdürlüğünün 2020/... esas sayılı dosyasında 100.000,00 TL bedelli bonoya dayanılarak kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, davacıların öğretmen oldukları, takibe konu senet üzerinde borçlu olarak imzası bulunan davacıların, senette alacaklı görünen ...'ın davacıların açacağı dershane kurumuna ortak olmak ve kurumun müdürü olmak istediğini beyan etmesi üzerine, ileride bir borç oluşması ve ödeme yapması ihtimali için teminat olarak iş bu senedi imzalayarak dava dışı şahsa verdikleri, davalı ...'ın, senet üzerinde alacaklı görünen ...'ın kardeşi olduğu, ...'ın ve davalı ...'ın muvazaalı hileli işlemler yaptıklarını, bononun arkasındaki ciro işlemlerinden de anlaşılacağı üzere ...'ın bonoyu önce davalı kardeşine ciro etmiş gibi gösterdiğini, sonra iptal ibaresi yaparak cironun iptal edildiğini, ancak icra takibinin halen ... adına yapıldığını, davalı ...'ın yetkili hamil olmadığını, bononun arkasındaki ciroda açık ve net olarak iptal ibaresi varken geçerli bir cirodan söz edilemeyeceğinden davacıların bu senetten kaynaklı olarak davalıya borcunun bulunmadığının tespiti için iş bu davanın açıldığı, takibe konu senet incelendiğinde, senedin 15.09.2019 vade, 10.08.2019 düzenlenme tarihli 100.000 bedelli senet olduğu borçlu olarak davacı Miraç Ülgür ile diğer davacı ...'nin isim ve imzalarının bulunduğu, senet alacaklısının ... olduğu, senedin arka yüzünde ...'ın isim ve imzasının bulunduğu, ... tarafından senedin ciro edildiğinin görüldüğü, bunun alt kısmında davalı ...'ın isim ve imzasının bulunduğu ancak cironun üzerine iptal ibaresinin yazılı olduğu, davacıların senet üzerindeki imzalarını kabul ettikleri, senet üzerindeki ilk cironun lehtara ait olduğu, lehtarın imzasına bir itirazın bulunmadığı, senedin teminat karşılığı olarak verildiği ileri sürülmüş ise de, esasen senet üzerinde teminat olduğunu gösteren herhangi bir kaydın (Ciroda "rehin içindir" , "bedeli teminattır" gibi ) bulunmadığı, aksini gösterir yazılı bir delilin de dosyada mevcut olmadığı, senedin devrinin ciro ve teslimle gerçekleştiği, söz konusu senetin ilk olarak lehtar tarafından cirolandığı, ikinci cironun davalı tarafından yapıldığı üzerine iptal yazıldığı, davalı tarafından yapılan cironun geçersiz olduğu, bu geçersizliğin, ilk ciroyu geçersiz hale getirmediği, senedin davalıya cirolandığı ve davalıya teslim edildiğinin anlaşıldığı, senedi düzgün ciro ile elinde bulunduran kişinin hak sahibi olduğu, bu bakımdan davalının hamil olduğu, davacılar tarafından her ne kadar dava dışı ...'ın senedi kardeşi olan davalıya kendi alacaklılarından kaçmak amacıyla senedi devrettiği, bu bakımdan bu devrin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğu iddia edilmiş ise de kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğu, bu husustan senedin geçerliliğinin ve davalı alacaklının sıfatının etkilenmeyeceği, yine davalı tarafından kardeşi ilk ciranta olan ...'a yönelik takip başlatılmamasının da senedin vasfına ve senette imzası bulunan davacıların sorumluluğuna etki etmediği, dava değeri itibariyle HMK m. 201 gereğince senede karşı senetle ispat zorunluluğu kuralı gereği tanık dinletilemeyeceği ve senetle ispat zorunluluğunun istisnası kapsamında (HMK m. 203) taraflar arasında bir yakınlığın bulunmadığı, davacının iddialarını yazılı delil ile ispatının gerektiği, davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı, mahkememizin 25.03.2022 tarihli duruşmasında davacılara yemin hakkının hatırlatıldığı, davacıların davalıya yemin metni hazırladığı, davalı asilin duruşmaya gelerek davacının yemin metnindeki iddialarına karşı yemin eda ettiği, yemininde sebat ettiği, davacının bono ile aynı kuvvette başkaca bir delil de ibraz edemediği, yeminin kesin delil niteliğinde olduğu anlaşılmakla açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur (Yargıtay 19 HD 2016-19709-E ve 2018-4799-K, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2013/15635 E. 2013/23568 K. Sayılı ilamı). HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Davalı vekilinin kötü niyet tazminatına ilişkin taleplerinin dosyada infaz edilmiş bir tedbir kararı bulunmadığından reddine, 3-Karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 80,70 TL'nin peşin alınan 1.707,75 TL'den mahsubu ile fazla alınan 1.627,05 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-AAÜT gereğince hesaplanan 13.450,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 6-Fazla yatan avans var ise Adalet Bakanlığı HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesine göre, karar kesinleştikten sonra talep sahibine elektronik ortamda hesap numarası var ise bu numara üzerinden, yok ise PTT aracılığı ile adreste ödemeli gönderilmesine, (gönderme masrafının avanstan karşılanmasına ) Dair, HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343.maddesi gereğince mahkememize yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek taraf vekillerin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/05/2022 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza