İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2012/19 E. 2012/185 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2012/19
- Karar No
- 2012/185
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/517 Esas KARAR NO : 2025/869 DAVA : İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) DAVA TARİHİ : 10/06/2022 KARAR TARİHİ : 18/09/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/09/2025 Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Dava konusu çek (31.4.2022 keşide tarihli, 15.000.00 TL bedelli, keşidecisi ... olan, ... seri no.lu, ...BANKASI A.Ş./.... Şubesine ait) davacı ... SANAYİ VE DIŞ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ ile dava dışı ... (....) arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı, ... tarafından ... Tekstil firmasına gönderilmek üzere 22.12.2021 tarihinde ... kargo takip nolu belge ile ... unvanlı kargo şirketine teslim edilmiş olup, henüz davacıya ulaşmadan kargo firmasının elindeyken çalınmış olduğunu, söz konusu çek haricinde 3 adet çek de yine aynı şekilde davacıya ulaşmadan çalınmış olduğunu, çeklerin çalınması ile ilgili kargo firması tarafından şikayetçi olunmuş, davacı şirket tarafından da Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinde ödeme yasağı talepli çek iptali davası açılmış olup, mahkemece ... Esas. sayılı dosya kapsamında tensiben ödemeden men kararı verilmiş olduğunu, çalınan çekin kötü niyetli kişilerce ele geçirilmiş, hak ve yetkileri dışında ciro edilmiş ve tedavüle sokulmuş, çek aslı incelendiğinde üzerinde tahrifat yapıldığı çıplak gözle dahi görülmektedir ki bu hususun yapılacak bilirkişi incelemesiyle de net bir şekilde ortaya çıkacağını, bu kapsamda öncelikle keşide tarihi 31.10.2022 olmasına rağmen çekin tarihiyle oynanmış olup çek tarihi 31.4.2022 olarak değiştirilmiş olduğunu, mezkur senette sadece tahrifat değil aynı zamanda sahtecilik de yapılmış olduğunu, çekin arka yüzünde bulunan cirolarda da isim soy isim yazılmadan karalanarak, sahte kaşeler ve firmalarla düzenleme yapıldığının açık olduğunu, dava dışı diğer çekinin arka cirosunda da ... Tekstile ait sahte bir kaşe yapılıp sahte ir atıldıktan sonra tekrar .... (dava konusu çekte lehdar olarak görünen kişi) tarafından ciro edilmiş olduğunu, Tacir olarak basiretli davranması gereken davalı, hırsızlık iddiasına konu çeki yeterli araştırmayı yapmadan iktisap ederek ağır kusurlu davranmış olduğunu, TTK madde 792 uyarınca; çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlü olduğunu, 6102 sayılı TTK'nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmak olduğunu, ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade ettiğini, 6102 sayılı TTK'nın 792. Maddesindeki " Çek herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa..." ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmekte olduğunu, bu kapsamda, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından gerekli araştırmayı yapmadan çalıntı çeki eline geçirerek icra takibine girişen hamilin çek iktisabında ağır kusurlu olduğu ve bunlara karşı açılan çek istirdat davalarının reddedilmesinin hatalı olduğunun kabul edilmekte olduğunu, huzurdaki davada da, çeki elinde bulundurduğunu, yetkili hamil olduğunu iddia eden davalı taraf, yukarıda izah edilen olayları bilen yahut bilebilecek durumda olduğunun açık olduğunu, çekin yetkili hamili davacı .... SANAYİ VE DIŞ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ olduğunu, dava konusu çekin davacının rızası hilafına elinden çıkmış ve davalının çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisabında ağır kusurlu olduğunun açık olduğunu, yukarıda açıklanan ve mahkemece re'sen dikkate alınacak nedenlerle; davalarının kabulü ile dava konusu edilen ... seri numaralı çekin davalıdan istirdadına ve davacıya iadesine, teminat mektubu mukabilinde tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi taleplerinde bulunmuşlardır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle her ne kadar davacı taraf, biz dışındaki tüm cirantalar için imza itirazında bulunmuşsa da; sayın mahkemece de bilindiği üzere böyle bir durumun hukuken mü olmadığını, zira TTK 677 ve Yargıtay kararları uyarınca ve imzaların istiklali ilkesi doğrultusunda; her imzanın yalnızca sahibini bağlar, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez. Kimse başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağını, davacının, çek üzerinde ne ciranta ne de lehtar olarak yer almakta olduğunu, davacı taraf, bu durumun aksini; çekin kendi lehine düzenlendiğini ve yetkili hamil olduğunu ispata yarar hiçbir belge sunmamış olduğunu, iddia edilen zayi sırasında davacı hak sahibi olmadığından işbu davayı açmada hukuki yararı olmadığını, bu sebeple davanın hukuki yarar sebebiyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, mahkemede görülmekte olan işbu dava, 7155 sayılı yasanın 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'nın 5. maddesine eklenen 5/A maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra açıldığı için ve bu maddeye göre menfi tespit ve istirdat talebine ilişkin eldeki davada arabulucuya müracaat edilmesi dava şartı olduğu için; bu husus yerine getirilmeden dava açıldığından HMK'nın 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, tedbir talebinin, HMK ve İİK hükümlerine aykırı olduğunu, işbu davada İİK 72/3 e göre tedbir kararı verilemeyeceği gibi HMK hükümlerine göre de tedbir kararı verilmesi mümkün olmadığını, bu sebeple tedbirin reddine ilişkin kararın, hukuka uygun olduğunu, HMK Hükümlerine göre tedbir kararı verilmesi için de gerekli şartlar oluşmamış olduğunu, davacının iddialarının aksine, dava konusu çekin çalındığı ve kargoya teslim edildiği hususunun ispat edilememiş olduğunu, ayrıca davacı, çek üzerinde ne ciranta ne de lehtar olarak yer almakta olduğunu, davacı taraf, bu durumun aksini; çekin kendi lehine düzenlendiğini ve yetkili hamil olduğunu ispata yarar hiçbir belge sunmamış olduğunu, yukarıda açıklanan ve davacının tüm iddialarını hukuki dayanaktan yoksun kılan ve haklılıklarını açıkça ortaya koyan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2012/19 E. 2012/185 K. ve 13.06.2012 tarihli kararı da incelendiğinde "...Çek ister hamiline ister emre yazılı olsun, çek hamili onu kötü niyetle ya da bir ağır kusuru bulunarak iktisap etmiş olmadıkça önceki hamilin elinden ne suretle çıkmış olursa olsun, onu geri vermeye mecbur değildir..." şeklinde açık ve net bir saptamayı içerdiğinin görüleceğini, davacı taraf, çekin kötü niyetle iktisap edildiğini kesin delillerle ispat yükü altında olduğunu, yukarıdaki açıklamaların ışığı altında; evvelemirde dava şartı olan arabuluculuk başvurusu yerine getirilmediğinden davanın usulden reddini, hukuki yarar yokluğundan reddini, aksi halde haksız ve mesnetsiz davanın reddini, davacı tarafın %20'den az olmamak üzere tazminat ödemesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesi taleplerinde bulunmuşlardır. Dava, ticari satıma konu malın iadesine ilişkin istirdat davasıdır. Davacı vekili tarafından sunulan 16/09/2025 tarihli dilekçesi ile huzurdaki davadan, görülen lüzum üzerine herhangi bir şarta bağlı olmaksızın feragat ettiklerini, davalılardan herhangi bir yargılama gideri ya da vekalet ücreti taleplerinin olmadığını, davalılar da işbu feragat dilekçesi sunulmadan evvel mahkeme dosyasına bu yönde beyan dilekçesi sunduklarını tarafımıza şifahen bildirmiş olduklarını, bu itibarla davanın feragat sebebiyle reddine karar verilmesini, gerekçeli kararın tanzimi aşamasında tarafların birbirlerinden herhangi bir yargılama gideri ile vekalet ücreti taleplerinin olmadığının dikkate alınmasını talep etmiştir. Davacı vekilinin vekaletnamesinde yapılan incelemede davadan feragate yetkisinin olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekillerinin 16/09/2025 tarihli dilekçesi ile, davacının davadan feragat etmesi halinde, davacılardan mahkeme nezdinde herhangi bir yargılama gideri ile vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını, davacı tarafın da, davadan feragat edeceğini; ve "davalı ... den herhangi bir yargılama gideri ya da vekalet ücreti talebi bulunmadığı" hususunu feragat dilekçesine derc edeceğini taraflarına şifahen bildirmiş olduğunu, bu itibarla, davacının davasından feragat etmesi durumunda, gerekçeli karar tanzim edilirken tarafların birbirlerinden yargılama gideri ile vekalet ücreti talepleri olmadığı hususunun dikkate alınmasını talep etmiştir. Bilindiği üzere, HMK'nin 307. maddesine göre davadan feragat "Davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir." Yine aynı Yasa'nın 311. maddesine göre, feragat, kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Bu hükümler gözetildiğinde davadan feragatın davaya kendiliğinden son veren bir taraf işlemi olduğunda kuşku bulunmadığı, davadan/istemden feragatın yöntemine uygun, süresinde ve üzerinde serbestçe tasarruf edilebilecek hususta olduğu anlaşılmış olup, bu doğrultuda istemin reddine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE, 2-Davadan feragatin gerçekleştiği aşamaya göre alınması gereken 2/3 oranındaki 410,27-TL karar harcının peşin alınan 256,17-TL harçtan indirilmesi ile geriye kalan 154,09-TL'nin hüküm kesinleştikten sonra istemi halinde davacıya geri verilmesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davacı tarafın talebi olmadığından vekalet ücreti ve yargılama gideri konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafın talebi olmadığından vekalet ücreti ve yargılama gideri konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesine müteakiben yatırana iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda karar verildi.18/09/2025 Katip ... E-imzalıdır. Hakim ... E-imzalıdır.