İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2011/502 E. 2026/255 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2011/502
- Karar No
- 2026/255
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2011/502 Esas KARAR NO : 2026/255
DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 19/09/2011 KARAR TARİHİ : 03/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/06/2026
BİRLEŞEN BAKIRKÖY ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ .... ESAS - .... KARAR SAYILI DOSYASI
DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 25/10/2011 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı vekilleri tarafından Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... D. İş sayılı dosyası ile Müvekkil Şirket tarafından keşide edildiği iddia edilen 18.03.2010 keşide tarihli, 25.03.2011 vadeli ve 21.550.000,00-TL bedelli bir adet senede dayanarak toplam 4.500.000,00-TLmiktar için ihtiyati haciz talep edildiğinin, Davalı, sonrasında Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile-esas takibe geçmiş olup, bu dosya ile Müvekkil Şirket alacaklılarına ve banka hesaplarına 89/1haciz ihbarnamesi gönderdiğinin, Davalı tarafından ihtiyati hacze konu edilen senet, sahte bir senet olduğunun, Müvekkil Şirket ile Davalı arasında bir senet tanzim edilmesini gerektirebilecek herhangi bir ticari ilişki veya borç bulunmadığının, Senet miktarının yüksek olduğu, günlük hayatın akışı içerisinde tacir olmayan bir insanın bir şirketten bu miktardaki bir senedi nasıl aldığını, dayanağının ne olduğunu açıklaması mümkün görünmediğinin, Senet hakkında sahteliğin tespiti ve Davalı hakkında sahte senet tanzim etme ve dolandırıcılık suçlarından dolayı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunulmuş olup, dosya ... Haz. Sor. No.lu dosyası ile işlem gördüğünün, ihtiyati hacze konu senet, sahte bir senet olup, bu konuda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının ... haz. sor. no.lu dosyası ile soruşturma başlatıldığının, ancak suç duyurusunda bulunduktan bir gün sonra, Davalı tarafından 07.09.2011 tarihinde yeni bir ihtiyati haciz talebinde bulunulmuş ve bu talep üzerine Savcılığa yapılan suç duyurusundan haberi olmayan Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi, 12.09.2011 tarihli ... D. İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı verildiğinin, icra takibi sayesinde müvekkil şirket maddi ve manevi zarara uğradığının, Savcılık tarafından yaptırılan bağımsız bilirkişi raporu ile senet üzerindeki imzanın Müvekkil Şirket yetkilisine ait olmadığı, sahte olduğu, ihtiyati hacze konu senedin sahte tanzim edilmiş bir senet olduğunun, bu nedenle davanın kabulü ile davalı'nın yapmış olduğu haksız yapılan takipten ötürü müvekkil şirket'in hâlihazırda uğramış olduğu ve ileride doğması muhtemel zararlarının tazmini için şimdilik 1.000,00 tl'nin davalıdan tahsil edilerek müvekkile ödemesine, Davalı tarafından ihtiyati haciz talebi sırasında Bakırköy( .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D. İş numaralı dosyasına yatırılmış olan 675,000,00-TL teminat miktarı üzerine tedbir konulmasına, Yargılama harç ve giderleri ile yasal vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, zararları talep etme ve fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulünü talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı Müvekkil ...; lehtarı ve hamili olduğu 18.03.2011 tanzim tarihli, 25.03.2011 vade tarihli, 21.550.000TL bedelli; keşidecisi ... Metal Gıda Tur.İnş. Dağ. Paz. Taş. San. Tic. Ltd. Şti olan bonoya ilişkin yasal alacağını tahsil amacıyla Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyası ile İhtiyati Haciz talebinde bulunulduğunu, taleplerinin kabul edilmesi üzerine 675.000TL teminat depo edilmiş ve ihtiyati haciz kararı alındığının, İş bu İhtiyati Haciz kararına dayanılarak 13.09.2011 tarihinde Bakırköy ....İlcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla kararın icrasına haşlanılmış ve aynı arda 115.343,30TI harç yatırılarak esas takibe geçildiğinin, İcra takibi 30.09.2011 tarihinde kesinleştiğinin, İş bu davanım ikame edildiği tarihte icra dosyasından haberdar olan davacının icra takibine başlanılmamış gibi beyanda bulunarak iş bu davayı İİK'nun 72. Maddesinde belirtilen İcra takibinden önce açılan menfi tespit davası gibi göstermeye çalışarak mahkemeyi yanıltamaya (alacağını tahsilini engellemek ve mal kaçırmak amacıyla) yönelik hareket ettiğinin, Davacı, sahtecilik iddiasını bizzat kendisinin yaptırmış olduğu özel bilirkişi incelemesine dayandırdığının, incelemeyi yapan bilirkişinin davacının farklı davalarında da bilirkişilik yapmış olması nedeniyle bilirkişi raporunun objektif olması mümkün olmadığı, Kaldı ki raporda belirtilen hususların (senedin A4 kâğıdı olması, özgü baskı olması, imzanın dik olması v.b.)hiçbiri senedin sarahatini etkileyen hususlar olmayıp Türk Ticaret Kanunu hükümleri itibari ile hukuka aykırılık arz etmediğinin, Davacı bononun sahte olduğu iddiası ile Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığızlırı ... Soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunduğunun, davacı; dava konusu senette yer alan tanzim tarihinde müvekkil ...'in yurt dışında, borçlu Şirket yetkilisi ...'in ise Türkiye'de olduğundan bahisle fiili imkânsızlıktan bahsettiğinin, ancak senedin müvekkil ...'e nasıl ulaştırıldığı gerek Savcılığa vermiş olduğu beyan ve anlatımları, ile gerekse borçlu şirketin mesul müdürü ve SSK'lı çalışanı tarafından ayrıntılarıyla açıklandığı, Müvekkil ..., yasal alacağının tahsili amacıyla yasal takibe başlar başlamaz borçlu şirket kayıtlı mal varlığını kaçırmaya başlamış ve müvekkilin alacağın tahsilini akarete uğratmak maksadıyla kötü niyetli olarak valan bavanda bulunduğunun, Davacı şirket senet metninde yer alan imzanın kendilerine ait olmadığı gibi takip dayanağı senedin sahte olduğunu iddia ettiğinin, Bakırköy ... İcra Hukuk Mahkemesinin .... Es. Sayılı dosyasıyla borca ve imzaya itiraz ettiklerinin, ancak iş bu vaki itirazları neticesinde tedbir kararı verilmesi istenilmişse de Bakırköy ... İcra Hukuk Mahkemesi tarafından teminat yatırılmadığı gerekçesiyle takibin devamına karar verildiğinin, Davacı borçlu şirketin iş bu vaki itirazlarının tamamen yasal alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla ileri sürülmüş kötü niyetli iddialar oldukları yapılacak yargılama sonucunda ortaya çıkacağının, Davacı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak açılmış olunan davanın reddine; Kötü niyetli olarak ikame edilmiş olunan dava nedeniyle 9040'dan aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalı tarafından 25/03/2011 vadeli ve ¨21.550.000,00 bedelli senede dayanılarak ihtiyati haciz kararı alındığını,alınan ihtiyati haciz kararının Bakırköy ... nci İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı dosyası üzerinde uygulandığını ve müvekkilinin alacakları ile ilgili olarak bankalara hacuz ihbarnameleri gönderildiğini,ihtiyati hacze konu edilen senedin sahte olduğunu,bu konuda suç duyurusunda bulunduklarını,senet altındaki imzanın müvekkili temsile yetkili kişiye ait olmadığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını,davalı tarafından yapılan ihtiyati haciz nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını,haciz ihbarnameleri nedeniyle müvekkiline ait bir kısım paranın icra dosyasına yatırıldığını,bu nedenlerle,davalının yapmış olduğu haksız ihtiyati haciz nedeniyle uğranılan zararların tazmini için şimdilik ¨1.000,00'nin davalıdan tahsiline,davalı tarafından ihtiyati haciz talebi sırasında Bakırköy .... nci Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasına yatırılan teminat üzerine ihtiyati tedbir konulmasına,yargılama harç ve giderleri ile yasal vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dosya davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ;Davalı müvekkil ..., borçlu .... Metal Gıda Tur. İnş. Dağ, Paz. Taş. San. Ve Tic Ltd Şti'nin yetkilisi tarafından tanzim edilmiş senede dayanarak Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Değişik iş sayılı dosyasıyla ihtiyati haciz talebinde bulunduğunun, iş bu vaki talebinin usul ve yasaya uygun bulunduğundan kabul edildiğini, ve ihtiyati haciz kararına dayanılarak Bakırköy .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibine başlanıldığının, 30/09/2011 tarihinde takibin kesinleştiğinin, 13/09/2011 tarihinde icra takibine başlanılması ile birlikte borçlu şirket malvarlığını hızlı bir şekilde kaçırmaya başladığını ve mal kaçırmaya kolaylaştırmak adına hukukun tanımış olduğu hakları kötü niyetli olarak kullanmaya başlatığının, mahkemede açılan iş bu dava da kötü niyetli olarak ihtiyati haciz nedeniyle yatırılan teminatın iadesine engel olmak amacıyla açıldığının, Davacı, bononun sahte olduğu iddiası ile Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunduğunun, soruşturmayı yürütmekte olan Bakırköy Cumhuriyet Savcısı huzurunda bilirkişi tarafından bono aslı üzerinde yapılan inceleme neticesinde imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğu kesin bir şekilde tespit edildiğinin, davacı dava dilekçesinde imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını iddia etmekte ikinci olarak da sahtecilik iddiasında bulunduğunun bu iddiaların birbiriyle çelişen iddialar olduğunun, iddiaları kabul etmediğini senedin sahte olması halinde imazının gerçekliği, imzanın sahte olması halinde senedinde sahteliği mümkün olmadığını, davacı dava dilekçesinde şirket yetkilisinin imzasını açıkça inkar etmediği gibi açıkça sahtelik iddiasında da bulunmadığının davacının muğlak ifadelerle imza inkarında bulunması ve aynı zamanda sahtecilik iddiasında bulunması kendi beyanları ile çeliştiğinin davacı dava dilekçesinde bononun sahte olduğunu bilirkişi raporuna dayandırdığına söylediğinin, oysa ki işbu rapor Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Daire Başkanlığınca hazırlanmış bir rapor olmadığının, Müvekkil ... yasal alacağının tahsili amacıyla yasal takibe başlar başlamaz borçlu şirket kayıtlı mal varlığını kaçırmaya başladığının, ve müvekkilin alacağın tahsilini akarete uğratmak maksadıyla kötü niyetli olarak yalan beyanda bulunduğunun, Borçlu şirket hakkında yasal takibe başlar başlamaz borçlu şirket yetkilileri tarafından K.D.Z Ereğli'de bulunan şirket merkezini ve içeride bulanan menkul malları şirket merkezinden bilinmeyen bir adrese kaçırdıklarının, bu nedenle davacının yasal alacakları sürüncemede bırakma sebebiyle ileri sürdüğü iddiaları sebebiyle soruşturma başlatıldığının, Müvekkil ... haklı ve yasal alacağının tahsili için yasal yollara başvurmuş olup davacının uğramış olduğu herhangi bir zarar bulunmadığının bu nedenle kötü niyetli açmış olduğu bu davanın reddini talep etmiştir. 28/07/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "- 011 yılına ait tüm kayıtlar taranmış olup kayıtlarında bahsi geçen Lehdarı ... adına herhangi bir kayıt ve hesap olmadığı tespit edildiği, Bahsi geçen 18.03.2011 tanzim tarihli 25.03.2011 vade tarihli 21.550.000,00 bedelli Keşidecisi ... Metal Gıda Turizm İnş. Ltd. Şti. Lehdarı ... olan bonoya ilişkin olarak ise 321. Borç Senetleri Hesabı ve 421. Borç Senetleri Hesabında herhangi bir kayda rastlanılmadığının, 321.3 nolu Senetli Borçlar Hesabında 2011 yılı içinde şirketçe keşide edilen tüm bonoların tutarının 5.384.641,59 TL olduğu ve bahsi geçen 21.550.000,00 TL lik bononun kayıtlarda yer almadığı tespit edildiği, Ayrıca Davalı ... adına açılmış herhangi bir cari hesap bulunmadığı, ticari bir ilişki olduğuna dair herhangi bir kayda rastlanmadığının tespit edildiğinin, ayrıca kayıtlardan .... Metal Gıda Turizm İnş. Ltd. Şti.'nin işlerini devam ettiremediği, 30.11.2017 Tarihi itibariyle ise vergi dairesi kayıtlarında Şirketin Resen terk ettirildiği tespit edildiği" görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Davacı Mahkememiz nezdinde açılan asıl dava dosyası ile davalı tarafından Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasında takibe konu edilen 18.03.2010 keşide tarihli, 25.03.2011 vadeli ve 21.550.000,00-TL bedelli senedin sahte olarak oluşturulduğunu, söz konusu senetten dolayı davalıya borcu olmadığını bu sebeple kısmi olarak şimdilik 10.000,00-TL üzerinden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı Mahkememiz dosyası ile birleşen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E., .... K. Sayılı dosyasında ise işbu davaya konu senet ile davalının ihtiyati haciz kararı aldığını ve takibe geçtiğini, ihtiyati haciz ve takibin haksız nitelikte olduğunu, banka hesaplarının haczedildiğini ve 3. Kişilerce davalı tarafından başlatılan Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasına paralar gönderildiğini, söz konusu paralar nedeniyle faiz kaybının olduğunu belirterek haksız icra takibi ve ihtiyati haciz işlemleri nedeniyle 1.000,00-TL maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı sonrasında 15.11.2011 tarihli dilekçesi ile başlangıçta 800,00-TL talep edilen maddi tazminat talebini 600.000,00-TL'ye, 200,00-TL olarak talep edilen manevi tazminat talebini 75.000,00-TL'ye ıslah etmiştir. Davalı ise asıl dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; Davacının sahtecilik iddiası ve imza itirazının kendi içerisinde çelişkili olduğunu, Bakırköy CBS'nin .... E. Sayılı soruşturma dosyasında senedin incelenerek imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunun tespit edildiğini, soruşturma dosyasında davacı şirketin Ankara sorumlusu .... 'ın ilgili senedi davacı şirket yetkilisinin talimatı üzerine davalıya teslim ettiğini beyan ve ikrar ettiği, davacının ilgili senet meblağına yönelik iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalının pek çok yatırı ve işlerinin bulunduğunu, takip başladıktan sonra davacı şirketin mallarını kaçırdığını, senedin sahte olmadığını imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İşbu davamıza konu senet hakkında davacı şirket yetkilisinin şikayeti üzerine başlatılan soruşturma ve kovuşturmalar akabinde davalı hakkında ve .... hakkında Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin .... E., ... K. Sayılı kovuşturma dosyasının yürütüldüğü anlaşılmakla Mahkememizce söz konusu dosyanın içeriği, davacının iddiaları ve davalının savunması gözetilerek Mahkememiz dosyasındaki iddialar yönünden vakıaların tespitinin bağlayıcı olduğu anlaşılmakla kovuşturma dosyasının neticesi ve kesinleşmesi bekletici mesele yapılmıştır. Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E., ... K. Sayılı kovuşturma dosyasında yapılan yargılama sonucunda davaya konu senet ile ilgili olarak davalı hakkında şu gerekçe ile resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçları yönünden mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmıştır: "Suç tarihinde (2011 yılı) sanıkların bir şekilde ele geçirdikleri müştekinin imzasını havi yazılı belgeyi kambiyo senedi (bono) haline getirmek ve kullanmak sureti ile resmi evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddiası ile açılan iş bu kamu davasında; Alacaklısı ..., borçlusu ... Metal Gıda Turizm İnşaat Dağıtım Pazarlama Taşımacılık Sanayi ve Tic. Ltd.Şti. olarak görünen, şirket yetkilisi müşteki ... 'in imzasını taşıyan, 18/03/2010 tanzim tarihli, 25/03/2011 vade tarihli, 21.550.000,00.-TL bedelli bonoya dayanarak (Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... D.İş ve Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... D.İş sayılı) ihtiyati haciz kararları alındığı, müştekiler aleyhine takip başlatıldığı, suça konu senedin Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyası ile icraya konulduğu, senet ve ihtiyati haciz-takip borçlusu görünen müşteki taraf senedin ... tarafından imzalanmadığını, senedin sahte olduğunu bildirmeleri üzerine, senet üzerinde inceleme yaptırıldığı, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin raporunda "söz konusu senetteki imzanın ... 'e ait olduğu, senedin mutad senet kağıt vasfı ve baskı özelliklerine sahip olmadığı, mevcut bulgulara göre belgenin imzadan yararlanılmak sureti ile oluşturulmuş olmasının kuvvetle muhtemel olduğu" tespit edildiği, sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan Ankara ... Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı ve dosyanın derdest olduğu, İddianame tanziminden sonra müşteki tarafça dolandırıcılık suçu yönünden suç duyurusunda bulunulduğu, dolandırıcılık suçunda menfaatin temin edildiği yer ve aracı olarak kullanılan İcra Müdürlüğünün Bakırköy'de olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilerek Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, sanıklar suçlamayı kabul etmedikleri, maddi vakıanın bu şekilde gerçekleştiği, müştekiye karşı sahte senedi kullanmak sureti ile resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçunu işledikleri, baştan itibaren suç işleme saik ve kasdı ile hareket eden sanıklar fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri, bu şekilde müştekinin zararına kendi yararına olacak şekilde ve suç kastı ile hareket ettikleri, bu şekilde gerçekleşen maddi olayda atılı resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçun unsurları ile gerçekleştiği ve sanıklar tarafından işlendiği, atılı suçları işledikleri sabit olduğu anlaşılmıştır." Kararın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin .... E., ... K. Sayılı dosyasında istinaf incelemesinin yapıldığı ve sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden istinaf başvurularının kesin olarak reddine karar verildiği, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden ise zaman aşımı nedeniyle temyiz yolu açık olarak düşme kararı verilerek hükmün düzeltilerek onandığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda davalı yönünden yürütülen Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E., ... K. Sayılı kovuşturma dosyasında davalı hakkında verilen nitelikli dolandırıcılık suçunun kesinleştiği anlaşılmakla yargılamaya devam olunmuştur. Bu noktada ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesindeki yargılamaya etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere yerleşik Yargıtay uygulamasına göre her ne kadar 6098 sayılı TBK'nin 53 ve TBK'nin 74. maddelerinde ceza mahkemelerince verilen kararların hukuk hakimini bağlayacağına ilişkin açık hüküm yoksa da, bu maddenin genel yorumundan ve özellikle son cümlenin karşı anlamından ceza mahkemelerinin verdiği mahkumiyet kararlarındaki eylemin hukuka aykırılığını ve nedensellik bağını saptayan maddi olay konusundaki kabulü, hukuk mahkemesini de bağlar. Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Borçlu tarafından temyiz aşamasında dosyaya sunulan İstanbul ... Ağır Ceza Mahkemesi’nin 26.01.2023 tarih ... E.-.... K. sayılı kararı ile .... hakkında Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık suçundan mahkumiyet, Resmi Belgede Sahtecilik suçundan hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına kararı verildiği ve Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin 05.02.2024 tarihli kararıyla kesinleştiği görülmektedir. Her ne kadar BK'nin 53 ve TBK'nin 74. maddelerinde ceza mahkemelerince verilen kararların hukuk hakimini bağlayacağına ilişkin açık hüküm yoksa da, bu maddenin genel yorumundan ve özellikle son cümlenin karşı anlamından ceza mahkemelerinin verdiği mahkumiyet kararlarındaki eylemin hukuka aykırılığını ve nedensellik bağını saptayan maddi olay konusundaki kabulü, hukuk mahkemesini de bağlar. Olayın varlığı ve sanık tarafından işlendiğine ilişkin maddi nedensellik ilgisini tespit eden kesinleşmiş hüküm hukuk mahkemesi yönünden de kesin hüküm demektir. Öte yandan ceza mahkemesince tespit edilen vakıanın hukuk hakimince dikkate alınmaması hukuka olan güveni esaslı şekilde zedeler ve ayrıca çelişkili kararların çıkmasına sebep olur. Hukuk mahkemeleri ceza mahkemelerince tespit edilen maddi vakıalarla bağlıdır." Bu bağlamda Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E., .... K. Sayılı dosyasındaki kesinleşmiş maddi vakıa tespitlerinin Mahkememiz açısından bağlayıcı olduğu, Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E., .... K. Sayılı dosyasında davaya konu senet ve maddi vakıalar yönünden davalının dolandırıcılık suçu ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak davaya konu senedin davalı ile davacı arasındaki ticari bir ilişkiden kaynaklanmadığının ve dolandırıcılık suçu unsuru olduğunun Bakırköy .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E., ... K. Sayılı kararı ile tespit edilmiş olması ve davalı hakkındaki mahkumiyet hükmünün kesinleşmiş olması gözetildiğinde dolandırıcılık suçuna konu olduğu ve suçun unsuru olduğu kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı ile tespit edilen davaya konu Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasında davalı tarafından takibe konu edilen 18.03.2010 keşide tarihli, 25.03.2011 vadeli ve 21.550.000,00-TL bedelli senet yönünden davacı tarafından davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan HMUK gereğince kısmi dava açıldığı ve söz konusu usul işleminin 6100 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce tamamlandığı bu sebeple yürürlükte olduğu dönemdeki HMUK hükümleri gereğince kısmi dava açılmasının mümkün olduğunun Mahkememizce 10.01.2012 tarihli duruşmanın 5 nolu ara kararı ile kabul edilerek devam edildiği ve davacı tarafından davanın ıslah edilmediği gözetilerek taleple bağlılık ilkesi uygulanmak sureti ile Mahkememiz nezdinde açılan asıl davada davacının davasının kabulü ile davaya konu Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasında takibe konu senedin 10.000,00-TL'si yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Birleşen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... E. Sayılı Dosyası Yönünden Yapılan Değerlendirme: Davacı Mahkememiz menfi tespit dosyasına birleşen Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... E. Sayılı Dosyasında davalı tarafından asıl davaya konu senet ile başlatılan Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ...... E. Sayılı dosyasında ve yine aynı dosyada infaz edilen ihtiyati haciz kararları ile haksız işlemler yapıldığını, üçüncü kişilere gönderilen haciz ihbarnameleri neticesinde üçüncü kişilerce davacıya ait alacakların bu dosyaya yatırıldığını, söz konusu paralar nedeniyle faiz kayıplarının olduğunu ve ayrıca pek çok zarar ve itibar kaybı ile karşılaştığını işlerinin durma noktasına geldiğini belirterek kısmi dava olarak 800,00-TL maddi, 200,00-TL manevi tazminat talep etmiştir. Mahkememiz asıl davasında Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin .... E., ... K. Sayılı kararının kesinleşmesi üzerine davalı tarafından başlatılan icra takibinin haksız icra takibi niteliğinde olduğu ve kesinleşmiş mahkumiyet hükmüne esas alınan senet dayanak yapılarak suça konu senet ile takip başlatıldığı Mahkememizce de sabit görülerek davacının haksız icra takibi nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararlara yönelik tazminat yönünden de yargılamaya devam olunmuş, davacının zararının tespiti için SMM bilirkişi görevlendirilerek davacının bildirdiği adreste davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenerek davacı zararının tespiti için inceleme yapılmıştır. Mahkememizce talimat yolu ile alınan kök rapor ve ek rapor bir arada değerlendirildiğinde; davacı tarafından ilgili yıllara ait ticari defterlerin imha olması ve saklama sürelerinin dolması nedeniyle incelemeye sunulamadığı bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Alınan bilirkişi kök ve ek raporunda davacının ilgili tarihlere ait vergi beyanname ve bilançoları değerlendirilerek bilançolarında icra takip tarihi itibariyle düşüş olduğu tespit edilmiş ise de davacının söz konusu düşüşün ve zararların sırf icra takibinden kaynaklandığını somut deliller ile ispatlayamadığı zarar, bilanço düşüşü ve haksız icra takibi arasındaki illiyet bağının kurulamadığı ve tespit edilemediği anlaşılmıştır. Bu bağlamda zararı ve zarar ile haksız takip arasındaki illiyet bağını ispat yükü üzerine düşen davacı tarafından zarar ve icra takibi arasındaki illiyet bağının ispat edilemediği, davacı tarafından davalıya reddiyatı yapılan dava dilekçesinde belirtilen paralara yönelik faiz kaybı dışında zararın somutlaştırılamadığı ve ispat edilemediği anlaşılmıştır. Menfi Tespit ve İstirdat davalarını düzenleyen ve menfi tespit davasının borçlu lehine karara bağlanmasının sonuçlarını düzenleyen 2004 sayılı Kanun'un 72. Maddesinin 5. Fıkrası şu şekildedir: "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz." İlgili hükümden görülebileceği üzere Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verileceği ve ilgili tazminata ilişkin zararın haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olamayacağına dair düzenleme bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda ilgili hüküm değerlendirildiğinde; kanun koyucu tarafından menfi tespit davasında takibin haksızlığı ve kötüniyetin ispatı durumunda borçlu lehine takip konusu alacağın %20'si oranında zarar karinesinin ön görüldüğü, borçlu tarafından zararın %20 oranından daha fazla olduğunun ispatı halinde daha yüksek miktarda zararın tazmininin talep edilebileceği, zararın %20 oranından daha düşük olması durumunda ise Mahkeme tarafından kanun hükmü gereğince takibe konu haksız takip konusu alacağın %20'si oranında tazminat verilmesi sonucunun kanun koyucu tarafından ön görüldüğü anlaşılmaktadır. (Baki KURU, İcra ve İflas El Kitabı, s. 387.) Her ne kadar %20 oranında zarar için ayrıca dava açmaya gerek bulunmaksızın söz konusu zararın menfi tespit davasında hükme bağlanması olağan ise de davacının zararının daha fazla olduğu iddiasına dayalı olarak ayrı bir dava açmasını yasaklayan bir hüküm de bulunmamaktadır. Nitekim takibin haksız olması ancak kötü niyetin ispatlanamaması halinde de 2004 sayılı Kanun'un 72/5. Maddesine göre tazminata karar verilemeyeceği, ancak borçlu tarafından kötü niyet ispatlanamamasına rağmen haksız icra takibi nedeniyle borçlu uğradığı zararını haksız icra takibini ispat ederek tazminat davasına konu edebilecektir. Nitekim eldeki birleşen davada da davacının ayrıca manevi tazminat talebinde bulunduğu 2004 sayılı Kanun'un 72/5. Maddesine göre manevi tazminat talebinin mümkün olmaması nedeniyle davacının haksız icra takibi nedeniyle açmış olduğu maddi ve manevi tazminat talepli ayrı davada hukuki yararının bulunduğu ve davanın bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. 2004 sayılı Kanun'un 72. Maddesinin 5. Fıkrasında borçlu lehine alacaklı aleyhine getirilen tazminat düzenlemesinin borçlunun takip nedeniyle uğradığı zararın tazmin edilmesini amaçladığı, borçlu tarafından ayrıca zarar ispatına gerek olmaksızın minimum %20 oranında zararın karine olarak kabul edilerek alacaklıdan tahsilinin kanun koyucu tarafından öngörüldüğü, zararın daha yüksek olduğunun ispatı halinde %20 oranında fazlasının da talep edilebileceği ilgili maddedeki maddi tazminat düzenlemesinin bu minvalde değerlendirilmesi gerektiği açıktır. (Timuçin MUŞUL, Menfi Tespit ve İstirdat, s. 481; Baki KURU, İcra ve İflas El Kitabı, s. 387.) Alacaklı ve borçlu lehine öngörülen söz konusu icra tazminatlarının menfi tespit davasına ilişkin karar ile hükme bağlanmasının bir nedeni de tarafın, karşı tarafın anılan davranışı nedeni ile uğradığı zararın tazmini için ayrı bir dava açmaya gerek kalmaksızın giderilmek istenmesidir. (Ferhat Büyükay, İcra Ve İflas Hukukunda Menfi Tespit Davası, Doktora Tezi, 2023, s.486) Nitekim 2004 sayılı Kanun'un 72. Maddesinin 5. Fıkrasında kanun koyucunun açık bir şekilde borçlunun menfi tespit nedeniyle uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verileceği, takdir edilecek zararın ise takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamayacağını açık bir şekilde belirttiği, yani 2004 sayılı Kanun'un 72. Maddesinin 5. Fıkrasında borçlu lehine öngörülen tazminatın maddi hukuk anlamında zararın telafisine yönelik bir tazminat niteliğinde olduğu, hukuki niteliğinin kanun koyucu tarafından açık bir şekilde zarar unsurunun belirtilmesi karşısında maddi tazminat olarak görülmesi gerektiği, yalnızca icra hukukuna özgü cezalandırıcı veya caydırıcı bir ceza hükmü olarak görülmemesi gerektiği açıktır. Nitekim doktrindeki görüşler de aynı yönde olup, şu değerlendirmeler yapılmıştır: Menfi tespit davasının reddi halinde alacaklı lehine hükmedilen icra tazminatının hukuki niteliği, maddede öngörülen tazminat şartları çerçevesinde kanaatimizce borçlar hukuku anlamında telafi edici tazminattır. Öğretide menfi tespit davasının reddi halinde alacaklı lehine hükmedilen tazminatın hukuki niteliğinin, menfi tespit davasının kabulü halinde borçlu lehine hükmedilen icra tazminatının (haksız ve kötüniyetli takip tazminatı) hukuki niteliği ile aynı olduğu, her iki tazminat da özel hukuk yaptırımı olduğu ifade edilmektedir120. Kanaatimizce menfi tespit davasının reddi halinde alacaklı lehine hükmedilen tazminatın hukuki niteliği (davanın kabul halinde hükmedilen tazminatın niteliğinden farklı olarak) özel hukuk yaptırımı değildir. Bu tazminat kanaatimizce zarar tazmin edici işlevi olan borçlar hukuku (özel hukuk) anlamında bir tazminattır. (Ferhat Büyükay, İcra Ve İflas Hukukunda Menfi Tespit Davası, Doktora Tezi, 2023, s.490) Öğretide borçlunun menfi tespit davasında icra tazminatı istememiş olması halinde icra takibi nedeniyle uğradığı zararların tazminini haksız fiil hükümlerine dayanarak ayrı bir dava ile talep edebileceği kabul edilmektedir. Bu halde borçlunun açtığı tazminat davasında icra takibi nedeniyle uğradığı zararları ispat etmesi gerekir. Bununla birlikte borçlunun tazminata hak kazanabilmek için alacaklının kötüniyetini ispat etmesine gerek yoktur. Alacaklının kötüniyetli olması, İİK m. 72/5’te anılan icra tazminatı için geçerli bir şarttır. Yargıtay ve BAM uygulamasında da borçlunun icra takibi nedeniyle uğradığı zararlar için ayrı bir dava açabileceği tartışmasız olarak kabul edilmektedir. (Ferhat Büyükay, İcra Ve İflas Hukukunda Menfi Tespit Davası, Doktora Tezi, 2023, s.514) Nitekim Mahkememizce davacının haksız icra takibinden kaynaklı olarak maddi ve manevi tazminat istemli olarak ayrı bir dava açtığı ve harçlarını yatırarak talepte bulunduğu, aşan maddi zararını ve manevi zararını haksız fiil hükümlerine göre ispat ederek %20 oranını aşan miktara yönelik davacının talepte bulunmasının mümkün olduğu hususları gözetilerek, asıl davadaki davacının tazminat talebi yönünden hüküm verilmemiş ve davacının tazminat talebi bütün olarak birleşen dava bakımından değerlendirilmiştir. Nitekim doktrinde .... tarafından davacının haksız fiil hükümlerine dayalı olarak %20 oranını aşan zararını ve manevi zararını asıl davada tazminata karar verilmemesi halinde ek bir ayrı dava ile talep edebileceği aynı görüş ile açıklanmıştır. (Baki KURU, İcra ve İflas El Kitabı, s. 387-388.) Mahkememizce davacının birleşen davadaki tazminat talepleri bu yönden değerlendirilmiş olup, davalı hakkındaki Bakırköy .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin .... E., ... K. Sayılı kararının kesinleştiği, işbu davaya ve Bakırköy ... İcra Dairesi'nin .... E. Sayılı dosyasına konu senedin dolandırıcılık suçu kapsamında olduğunun ağır ceza mahkemesinin hükmü ile kesinleşmesi neticesinde takibin haksızlığının davacı tarafından ispat edildiği, haksız fiil nedeniyle davacının takip konusu alacağın asgari %20 oranına isabet eden miktardan az zararını ispat etmesine gerek bulunmadığı, ancak %20'yi aşan zararın da davacı tarafından ticari defter ve kayıtlar ile somut olarak ispat edilemediği anlaşılmakla davacı tarafından harcı yatırılarak talepte bulunulan ve takip konusu haksızlığı tespit edilen 21.550.000,00-TL bedelli icra takibine göre %20 tazminat miktarı içerisinde kalan 15.11.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile miktar yönünden ıslah edilen 600.000,00-TL maddi tazminat talebinin kabulü ile kabul edilen tazminat miktarının asıl davada hükmedilmesi gereken haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın %20'sine isabet eden kötüniyet tazminatına mahsubuna, Buna göre; asıl dava bakımından menfi tespit talebine konu icra dosyasına istinaden hükmedilmesi gereken %20 kötüniyet tazminatına mahsuben 600.000,00-TL maddi tazminatın 800,00-TL'si yönünden 25.10.2011 dava tarihinden itibaren, 599.200,00-TL'si yönünden 15.11.2011 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Takibin haksızlığının anlaşıldığı, davacının takibin meblağı ve yapılan icra işlemleri nedeniyle şahsi hakları ve itibarının da zedelendiği ve ağır ceza mahkemesince davalının davacıya karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği bu suretle manevi tazminat koşullarının da oluştuğu anlaşılmış davacı tarafından dava dilekçesinde talep edilen 200,00-TL manevi tazminatın kabulüne, manevi tazminat bakımından 200,00-TL'nin 21.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek sal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından manevi tazminat talebi de 15.11.2011 tarihli dilekçe ile ıslah edilmiş ise de manevi tazminatın ıslahının mümkün olmaması karşısında ıslah edilen bakiye manevi tazminat miktarı yönünden usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Asıl dava yönünden davanın KABULÜNE, Buna göre; davaya konu Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasında taleple bağlılık ilkesi gereği takibe konu senedin 10.000,00-TL'si yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, 2-Birleşen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasında davacının maddi tazminat talebinin asıl davada hükmedilmesi gereken %20 kötüniyet tazminatına mahsuben KABULÜNE, Buna göre; asıl dava bakımından menfi tespit talebine konu icra dosyasına istinaden hükmedilmesi gereken %20 kötüniyet tazminatına mahsuben 600.000,00-TL maddi tazminatın 800,00-TL'si yönünden 25.10.2011 tarihinden itibaren, 599.200,00-TL'si yönünden 15.11.2011 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Birleşen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasında davacının manevi tazminat talebinin KABULÜNE, Buna göre; 200,00-TL'nin 21.10.2021 tarihinden itibaren, yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ıslah edilen bakiye manevi tazminat miktarı yönünden usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, ASIL DAVA YÖNÜNDEN; -Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 148,50-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 583,5-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, -Davacı tarafça yatırılan 148,50-TL peşin harç, 18,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 166,9-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davacı tarafça yapılan 8.965,65-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, -Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, -HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN; -Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 40.999,66-TL harçtan peşin alınan 18,40-TL peşin harç ve 10.005,32-TL ıslah harcın mahsubu ile noksan kalan 30.975,94-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, -Davacı tarafça yatırılan 18,40-TL peşin harç, 18,40-TL başvurma harcı, 10.005,35-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 10.042,15-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davacı tarafça yapılan 1.730,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, -(Maddi Tazminat Yönünden) Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 96.000,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -(Manevi Tazminat Yönünden) Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 200,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Islah dilekçesi ile öne sürülen 74.800,00-TL manevi tazminat talebi yönünden manevi tazminatın ıslah ile arttırılması mümkün olmadığından usulüne uygun açılmış bir dava olmaması nedeniyle davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, -Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, -HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/03/2026
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır