İlk Derece Mahkemesi · Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/848 E. 2026/183 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2014/848
- Karar No
- 2026/183
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO: HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : 1- ... - ... VEKİLİ : Av. ... - DAVACI : 2- ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - DAVALILAR : 1- ... - ... ... 2- ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : 3- ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - DAVALILAR : 4- ... - ... ... 5- ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZMA TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket 1992 yılında akaryakıt istasyonlarına hizmet vermek amacıyla Konya'da, “... Ltd. Şti.” adı ile kurulmuş olup, 1993 yılında petrol istasyonları ekipmanları ve akaryakıt pompaları üretimine başladığını, gün geçtikçe genç, dinamik, gerçekçi adımlarla ileriyi görebilen idealist bir kadro ile calışmalarına devam eden müvekkili şirketin, 1997 yılında “... Petrol Ürünleri Sanayi ve Tic. AŞ.” adı altında yoluna devam ettiğini, bu doğrultuda müvekkil 2001 yılında Konya 3. Organize Sanayi Bölgesinde 8.000 m2 lik kapalı, toplamda 15.000 m2 alanda kurmuş olduğu fabrikaya taşınarak Uluslararası standartlar çerçevesinde etkin üretimine de başladığını, müvekkili sektöründe “...” isminin kaliteli, güvenilir olarak anılması, 2003 yılında Tüm Türkiye'nin ortak ticaret merkezi olarak baktığı İstanbul'da gayrimenkul alarak şubesini açmış olup 2005 yılından bu yana pazarlama, reklam, ihracat ve satış faaliyetlerini İstanbul'daki ofisinde ulusal ve uluslar arası bazda bir çok firma ile iş ortaklığı halinde devam ettirdiğini, ... Ltd. Şti.’nin davacı şirket tarafından sunulan tekliflerin aynısını sunduğu görülmüş olduğundan ... Petrol Ltd. Şti. yetkilileri ve pazarlama müdürü ...’ye sunulan tekliflerin ... ile aynı olduğunun sebebi sorulduğunda, ...’nin ... içerisinde ajanımız var, her şeyden haberdar oluyoruz şeklinde beyanda bulunduğunu ... müşterilerinin söylemiş olduğunu, bu bilgiler üzerine davacı şirketin kendi iç bünyesinde araştırmalar yapmış olduğunu, şirketin server’ına girmeye yetkili çalışanların log-in kayıtlarında geçmişe yönelik incelemeler yaptığını, çalıştırdığı personellerine böyle bir bilgi sızdırmanın şirketi ve itibarını ne kadar zedeleyeceğinden söz etmek suretiyle yasa dışı olarak bilgi sızdıran personelin şirket sahibi ile temasa geçmesinin istendiğini, bu olaylar sonucunda ve log-in kayıtları da incelendiğinde, davacı şirkette müşteri temsilcisi olarak çalışan ...’ın 03.02.2009 saat 22.00 de şirketin kendisine tahsis etmiş olduğu kullanıcı adı ve şifre ile server’e girdiğinin ve ertesi gün 04.02.2009 sabah saat 04.00 e kadar müşterinin server’ında kendisi ile ilgisi olmayan departmanlarda müşteri bilgilerini ve tekliflerini topladığının saptandığını, bu bilgi toplama işlemlerinin server log-in kayıtlarının alınması ile belgelenmiş olduğunu, bu tespitten sonra şirket yetkilisi ...’nun ... ile yaptığı başbaşa görüşme sonucunda şirket kayıtlarının ve ticari gizli belgelerin ... tarafından ... Petrol Ltd. Şti. ortağı ve ticaret müdürü ...’ye messenger yolu ile gönderilmiş olduğunun ortaya çıktığını, ...’ın karakolda vermiş olduğu ifadesinde ve şirket yetkililerine vermiş olduğu yazılı savunmasında; eski iş arkadaşı olan ... ile internet ortamında maddi sıkıntıları olduğu konusunda görüşmelerinin olduğunu, bu konuşmalar sırasında arkadaşım ... bana çalıştığı ... Ltd. Şti. müdürü ...’nin şirket ile ilgili bilgileri ona vermem karşılığında bana para verebileceğini söylediği, bunun üzerine önemsiz olduğunu düşündüğüm ve ... A.Ş.’ne birşey olmayacağı düşüncesiyle kendisine m üşteriler ve fiyat listeleri hakkında bilgiler verdiğini ifade etmiş olduğunu, ayrıca ...’nin kendisine tahsis etmiş olduğu kullanıcı adı ve şifre ile şirketin serverlarına girerek ticari sır niteliği olan bilgi ve tekliflere ulaşıp, bunları excel dökümü almak suretiyle mesenger yoluyla ...’a gönderdiğini itiraf etmiş olduğunu, müvekkilleri şirketin bu olaylarla neredeyse tüm bilgilerinin, ticari sırlarının ve müşterilerine ait bilgilerin on saati aşkın bir operasyon ile rakip firmalara ve yetkililerine aktarılmış olduğunu, somut olayda, davalıların gerek müvekkil gerekse müvekkil şirket hakkında haksız beyanlarda bulunmak suretiyle, çalışmalar yürütülen yazar kasalar üzerinde usülsüz işlemlerde bulunduğunu iddia ettiklerini, bunun dışında şirketin Konya ve İstanbul’da bulunan ofislerinin mali polis tarafından basıldığı, şirketin zor anlar geçirdiği konularında söylemde bulunduklarını, davacıların şirket hakkında ardı arkası kesilmeyen haksız iftiralarda bulunduklarını, böylece müvekkillerinin maddi ve manevi olarak büyük miktarlarda zarara uğramış olduklarını anlatarak; Yukarıda ayrıntılı olarak anlatılan davalıların fiillerinden dolayı müvekkil şirketlerinin oldukça büyük zararlara uğradığı gözönüne alınarak, öncelikle davalıların haksız rekabete uyan eylemlerinin tespiti ile; müvekkilleri şirketin iş ve emtiası hakkında yanıltıcı bilgi veren, şirket çalışanını kandırmak suretiyle ticari ve gizli belgeleri elde eden, ayrıca bu bilgileri müvekkil şirketin müşteri kitlesi nezdinde haksız olarak kullanan davacıların fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile men edilmesine ve sonuçlarının önlenmesine, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkillerinin uğramış olduğu maddi zararın şimdilik 15.000,00.-TL nın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu tazminata dava tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına, müvekkillerinin uğramış olduğu manevi zarar ve prestij kaybının bir nebze olsun önlenebilmesi için 100.000,00.-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu tazminata dava tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına, davalıların haksız rekabetinin tespitine yönelik oluşacak kararın tirajı en yüksek iki ulusal gazetede ilanına ve tüm ilan masraflarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Bir kısım davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Müvekkillerinden hiçbirinin yasal mevzuatın öngördüğü rekabet kurallarına aykırı herhangi bir tutum veya davranışta bulunmadığını, müvekkillerinin gerçekleştiği iddia edilen olaylardan ancak davanın ikamesinden ve şirket adreslerinde vuku bulan haksız ve hukuka aykırı aramalardan sonra haberdar olduklarını, somut deliller olmadan müvekkillerinin davacılar aleyhine aldatıcı ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak iktisadi muameleler yaptıklarından bahsedilmiş olmasının manidar ve rencide edici olduğunu, davacı vekilinin iddialarının gerçek olduğuna dair tek bir somut ve objektif delilin sunulmadığını, kendi çalışanları tarafından şirketin serverlarına girilmiş olmasından ve varlığı dahi şüpheli spekülasyon içerikli haberlerden müvekkillerinin sorumlu tutulmasının mümkün olamayacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, kendi çalışanları tarafından şirket serverlarına girilerek şirket bilgileri davalılardan ...’a aktarılmış olsa bile, bu konuyla ilgili olarak müvekkillerinin ne kendi çalışanlarına, ne de davacı şirketin çalışanlarına herhangi bir telkininin, tavsiyesinin, ayartmasının ya da vaadinin söz konusu olamayacağı gibi şirket çalışanları arasında geçen münferit bir olaydan haberdar olmasının da mümkün olamayacağını, gerek ..., gerekse ... ile yapılan görüşme sonucunda davacıların iddia ettiği şekilde bir olayın gerçekleşmediğini, verilerin başka bir bilgisayara aktarıldığına dair teknik bir verinin olmadığını, diğer taraftan müvekkil şirket yetkililerinin ifadelerine ve sektörde yapılan araştırmalara göre, sektörde bazı ihalelerin internet üzerinden online (çevrimiçi) yapıldığını ve bu tür ihalelerde diğer firmaların verdiği tekliflerin de açıkça görülebildiğini, bazen de akaryakıt firmalarının diğer firmalardan aldıkları teklifleri gönderebildiğini, dolayısıyla sunulan tekliflerin bilinmesinin hayatın olağan akışına ve duruma aykırı olmadığını, yine müvekkil şirket yetkililerinin ifadelerine göre davacıların davalıların şirketlerini satın almak için iki kez girişimde bulunduğunu, hatta bunun için müvekkil şirket çalışanlarından ..., ... ve ...’in davacılar tarafından ayartılmaya çalışıldığını, keza ...’ın davacılar tarafından temin edilen özel araçla müvekkil şirketin kapısından alınarak ve belli menfaatler vaadiyle ayartılmaya çalışıldığını, bu olaya ..., ... , ..., ... isimli çalışanların şahit olduğunu, davacı ...’nun ...’yi defalarca arayarak ayartmaya çalıştığını,bu hususların da cep telefonu dökümleri,güvenlik kameraları ve tanık beyanları ile ortaya çıkacağını, bu tür girişimlerde bulunmak suretiyle davacıların müvekkillerini yıpratmak çabası içinde olduklarını, hatta müvekkillerinin davacıların kendi çalışanları ve üçüncü şahıslarla birlikte hareket ederek kendilerine bir komplo kurulmuş olduğundan şüphe ettiklerini, anlatılan nedenlerle davacıların müvekkilleri aleyhindeki iddialarının asılsız olduğunu, müvekkillerinin mevzuata aykırı herhangi bir eylemleri olmadığı gibi, iddia edilen olaylarla da herhangi bir ilgilerinin olmadığını anlatarak; bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir. ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, TOPLANAN DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Konya Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosunun ... Soruşturma sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. İstanbul Anadolu .Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Konya . Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne, Konya Ticaret Sicili Müdürlüğüne, Çankırı Ticaret Sicili Müdürlüğüne müzekkereler yazılmış, yazı cevapları UYAP sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmıştır. SMM bilirkişisi ... tarafından mahkememize sunulan 14/03/2011 tarihli raporda özetle; Davacılar ile davalılar arasında herhangi bir ticari ilişkinin olmadığı, tarafların iddia ve savunmalarından anlaşılacağı üzere, davacı şirket ile davalı şirketlerin rakip firmalar olduğu, davacıların haksız rekabet iddiası dönemlerinden sonraki sürece denk gelecek şekilde davacı şirketin en önemli müşterilerinden olan ... A.Ş.’nin davacı firmaya süre gelen ticari ilişki dışında yaklaşık 650.000,00.-Euro’ya karşılık gelen prim bedeli adı altında faturalar düzenlemiş olduğu ve davacı şirketin bu bedeller kadar zarara uğramış olduğu, ancak bu konunun dava ile ilgisi olup-olmadığı konusunda takdirin yüce mahkemenizde olduğu, dava konusu olarak talep edilen maddi ve manevi tazminatın belirlenebilmesi konusunda davacı şirketin ticari defter kayıtlarından başkaca herhangi bir tespit yapmanın mümkün olmadığını bildirir kanaat raporunun sunulduğu görülmüştür. Ticaret hukuku bilirkişisi Dr. ... tarafından mahkememize sunulan 23/05/2011 tarihli raporda özetle; Dava konusu olayda haksız rekabet fiilinin ... ve adına hareket ettiği ... ve ... Petrol taralından işlendiği, ... ve ...'nin söz konusu fiilleri işlediğine ilişkin somut delil olmadığı, haksız rekabet fili nedeniyle ortaya herhangi bir zarar çıkın çıkmadığının ve bu zararın miktarının iki tarafın defterlerinin incelenerek ve ... tarafından kesilen cezanın nedeni belirlenerek tespit edilebileceği, zarar tespit işleminin uzman bir mali müşavir tarafından yerine getirilmesinin uygun olacağını bildirir kanaat raporunun sunulduğu görülmüştür. Ticaret hukuku bilirkişisi Dr. ... tarafından mahkememize sunulan 29/11/2012 tarihli raporda özetle; ... Petrolcülük AŞ tarafından kesilen 30.06.2010 tarih ve 643.290,33 TL ciro prim bedelli faturanın, haksız rekabet fiili nedeniyle oluşan bir zararın kaynağı olmadığı, işlenen haksız rekabet fiili nedeniyle ortaya çıkan bir zararın olup olmadığı ve bunun miktarının ne şekilde hesaplanacağının Sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu bildirir kanaat EK raporunun sunulduğu görülmüştür. Dava; haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve haksız rekabet nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Uyuşmazlık temelde; davalılara isnat edilen eylemlerin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, gerçekleştirilmiş ise TTK 54 ve devamı maddelerindeki düzenlemeler gereği haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, haksız rekabet oluşturması halinde önlenmesi ile davacıların bu yüzden uğradığı maddi ve manevi zararın bulunup bulunmadığı noktasındadır. Haksız rekabeti düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 54/2 maddesi "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." şeklinde haksız rekabeti tanımlamış, 55. Maddesinde sayılan bazı hallerin haksız rekabet hallerinin başlıcaları olarak örnek kabilinden sayılmıştır. Aynı yasanın 56. Maddesi ise "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men'ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların bulunması halinde manevi tazminata verilmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. " düzenlemesini içermektedir. Haksız rekabet varlığı için rekabet ilişkisi, yarar sağlama, kusur ve zarar gerekli olmamakla birlikte tazminat davaları bakımından davalının kusuru aranmaktadır. Diğer dava türleri için ise kusur aranmaz. Yine tespit, men ve eski hale iade davaları bakımından zararın varlığı dava şartı değildir. Zararın varlığı sadece tazminat davaları bakımından rol oynar (TK 56/1-d). Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Haksız fiillerde ispat yüküyle ilgili özel düzenleme getiren Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi gereği zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Somut olayda; davacı taraf, müvekkilinin çok başarılı şekilde ticari hayatına devam ederken son dönemde sektöründeki firmalardan davacı şirket ve yetkilisi hakkında asılsız ihbar ve şikayetler aldığını, yaptıkları araştırma neticesinde log in kayıtlarından müşteri temsilcisi olarak çalışan ... ...'ın kendisiyle alakalı olmayan departmanlarda müşteri bilgilerini ve tekliflerini topladığını saptadıklarını, suç duyurusunda bulunduklarını, bu çalışanın kendi ifadesinde de bu hususları doğruladığını, bu faaliyetlerin davalılar tarafından yapıldığını ve haksız rekabet yapıldığını iddia etmektedir. Taraflarca bildirilen deliller toplanmış, tanık beyanları alınmış ve bilirkişi raporları alınmıştır. Ticaret hukuku bilirkişisi Dr. ... tarafından mahkememize sunulan 23/05/2011 tarihli raporda özetle; Dava konusu olayda haksız rekabet fiilinin ... ve adına hareket ettiği ... ve ... Petrol tarafından işlendiği, ... ve ...'nin söz konusu fiilleri işlediğine ilişkin somut delil olmadığı, haksız rekabet fili nedeniyle ortaya herhangi bir zarar çıkıp çıkmadığının ve bu zararın miktarının iki tarafın defterlerinin incelenerek ve ... tarafından kesilen cezanın nedeni belirlenerek tespit edilebileceği, zarar tespit işleminin uzman bir mali müşavir tarafından yerine getirilmesinin uygun olacağını bildirir kanaat raporunun sunulduğu görülmüştür. Tüm dosya kapsamına göre yapılan değerlendirmede; her ne kadar yukarıdaki bilirkişi raporunda haksız rekabete ilişkin unsurların gerçekleştiği belirtilmiş ise de; dayanak yapılan ... şirketi ile internette olumsuz haberlerin sektör mensupları arasında konuşulması, ayrıca ortada dolaştığı iddia edilen bir mail ile şirketin kötülenmesi, öte yandan tanık beyanlarından şirketle ilgili bazı olumsuz haberlerin piyasa dolaştığı bilgisi edinilmesi hususları soyut deliller olup davalılar tarafından gerçekleştirildiği ortaya konulmuş değildir. Öte yandan yine raporda; ... bilgisayar harddiski üzerinde yapılan inceleme neticesinde bu kişi ile davalı ... arasında elektronik posta adresi ile görüşmeler yapıldığı ve bilgi aktarımı yapıldığı belirtilmiştir. ...'ın bu hususta kolluktaki, ceza yargılamasındaki ve davacının yürüttüğü disiplin sürecindeki beyanları ve yapılan teknik incelemeler gerçekten bir kısım şüpheli beyanlar ve bilgiler içermektedir. Ancak bu hususta yapılan ceza yargılaması neticesinde her ne kadar nihai karar verilememişse de (zamanaşımı nedeniyle düşme kararı) dosyanın geldiği aşama itibariyle elde edilen sonuçlara göre; "Sanık ...'ın suç tarihi itibariyle müşteki ... Petrol Ürünleri A.Ş.'de müşeri temsilcisi olarak çalıştığı, sanıklardan ...'in ise daha önceden ... ile müşteki şirketin yan kuruluşunda çalışmış eski bir çalışanı olduğu, sanıklardan ... ise ... Petrol Ürünleri isimli şirketin fabrika müdürü, sanık ...'nin ticaret müdürü , ...'nin ise şirket genel müdürü olduğu, ... suç tarihi itibariyle kredi kartı borçlarından bunaldığı için maddi sıkıntıda olduğu, eskiden beraber çalıştığı ... ile internet üzerinden görüşürken bu sanığın maddi sıkıntıyı aşmak için çalışmakta olduğu ... isimli şirketten elde edeceği gizli ticari sır ve müşteri bilgilerini ... aracılığı ile de görüşerek diğer şirkete aktarıp, para kazanabileceğini söylediği buna göre bir şekilde diğer ticari şirket yetkilileri ile görüşen ... anlaşarak yukarıda belirtilen suç tarihleri arasında bu konuda herhangi bir yetkisi olmamasına rağmen hukuka aykırı olarak müşteki şirket anasunucularına internet yolu ile girerek bu şirkete ait ticari sır mahiyetindeki satış-fiyat listesi, müşteri listesi, müşteri hesap ekstreleri, satış raporları gibi bilgileri internet yolu ile alarak kullanmakta olduğu ...@hotmail.com isimli elektronik postası vasıtasıyla diğer sanık ...'in, ... isimli e-postasına göndererek diğer sanık ...'e aktardığı ve bu kişinin de anlaştıkları gibi söz konusu bilgileri diğer ... Petrol isimli şirket yetkilileri olan sanıklar ile paylaştığı, Müşteki ... isimli şirket yetkelisinin şirket çalışanları ile yaptığı bir toplantıda şirkete ait ticari sır ve müşteri bilgilerinin bir şekilde başka şirketler ile paylaşıldığının tespit ettiğini, şirketin bu sebeple zor duruma düştüğünü beyan etmesi üzerine sanık ... ...'ın bu durumu müşteki şirkete bildirip ayrıca yaptığını ikrar eden bir yazıyı şirkete yazdığı belirtilmek suretiyle sanıklar hakkında TCK 37/1 maddesi delaleti ile 244/2,239/1,53/1-2 maddeleri gereğince yargılama yapılıp cezalandırılmaları istemiyle mahkememize kamu davası açıldığı, Yapılan yargılama sırasında sanık ... dışındaki diğer sanıkların aşamalarda alınan savunmalarında suçlamayı kabul etmedikleri, sanık ...'un ise ...'a bir takım blgileri gönderdiğini ancak gönderilen bilgilerin herkes tarafından bilinen bilgiler olduğunu, gizli bilgi mahiyetinde olmadığını, şirketin gizli tutulması gereken bilgilerini herhangi bir yerde paylaşmadıklarını, internet aracılığıyla rakip firmalara aktarmadıklarını, sanık ... üniversiteden arkadaşı olan ...'in başka bir firmaya geçmesinden sonra zaman zaman aralarında sektörle ilgili sohbetleri olduğunu, firma sahibinin toplantıda bazı bilgilerin rakip firmalarca bilindiğini bu durumun firmayı zora soktuğunu ifade etmesi üzerine kendisinin de sanık ... ile yaptığı sohbetlerden söz ettiğini ancak firmayı zedeleyecek bilgiler vermediğini, herkesin internet aracılığıyla kolayca bulabileceğ sektör hakkındaki bilgileri sohbet konusu yaptıklarını, bu durumu da firma sahibine izah ettiğini beyan ettiği, Yapılan soruşturma sırasında Emniyet Müdürlüğü Bilişim Suçları Analiz ve İnceleme Bölümü görevlilerince yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporlarda ...com adresi ile ... @hotmail.com elektronik posta adresleri arasındaki görüşme kayıtlarının içeriği incelendiğinde sohbette ... A.Ş. isimli şirket isminin geçtiği ve elektronik posta adresleri arasında veri alışverişi olduğunun tespit edildiği, hard disk incelemelerinde görüşme kayıtlarının depolanıp silinmiş olduğunun tespit edildiği, aktarılan dosyanın mahiyet itibariyle tespit edilememiş olduğunun anlaşıldığı bu itibarla paylaşım içeriklerine erişilememesi nedeniyle ... ile ... arasında bir takım görüşmeler yapıldığı kabul edilse dahi bunların ticari sır veya müşteri sırrı mahiyetinde olup olmadığının değerlendirilmesi konusunda bir bilirkişi incelemesi yaptırılamayacağı, zira atılı suçun oluşabilmesi için öncelikle paylaşımların içeriklerinin bilinmesi ve bu paylaşımların bir ticari şirket veya işletmenin faaliyet alanı ile ilgili yalnızca belirli sayıdaki mensupları ve görevlileri tarafından bilinen, özellikle rakipleri tarafından öğrenilmesi halinde zarar görme ihtimali olan bilgi mahiyetinde olması gerektiği ancak dosya arasında mevcut soruşturma aşamasında aldırılan rapora istinaden verilerin içeriğinin tespit edilememesi nedeniyle katılan ticari işletmeye ilişkin hangi bilgilerin paylaşıldığı ve bundan şirketin ne şekilde zarar gördüğünün belirlenemediği, Bu itibarla sanıkların şirkete ait bilgi ve belgelerin sızdırılması, sırların açıklanmasının söz konusu olmadığını ifade etmeleri, ...'ın özellikle internette basit bir araştırma ile elde edilebilecek bilgileri sohbet konusu yapmalarını belirtmiş olması, bilgisayarlarda aktarılan dosya içeriğinin ve ...'in rakip firmalarla bilgileri paylaşımının tespit edilememiş olması karşısında suç sabit görülmemiş, sanıklar hakkındaki iddianın şüpheden öteye gitmediği, şüpheden sanık yararlanır temel ilkesinin ağırlık kazanması karşısında sanıkların beraatlerine karar verilmesi gerektiği vicdani kanaatine varıldığı, Ayrıca her ne kadar sanıklar hakkında Bilişim Sistemindeki Verileri Bozma, Yok Etme, Erişilmez Kılma, Sisteme Veri Yerleştirme suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de sanıkların atılı suçu işlediklerinin sabit olmadığı ayrıca sanık ...'un çalıştığı dönemde şirket verilerine eriştiği kabul edilse dahi şirket bilişim sisteminde sanık ...'un sisteme girişi nedeniyle verilerin bozulduğu, yok olduğu veya erişim sağlanamadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, bu itibarla sanıkların atılı suçu işledikleri sabit olmadığından ayrı ayrı beraatlerine karar vermek gerekmiş.." şeklinde karar verilmiştir. Ceza yargılaması çok daha geniş mahiyette olup eldeki davayı etkileyecek olan dijital verilerin incelenmesi hususunda da gerekli incelemelerin orada kapsamlıca yapıldığı sabittir. Bu anlamda ...'ın bu konudaki bir kısım beyanları davanın kabulü anlamında yeterli görülmemiştir. Zira teknik bir inceleme ile ancak ispatı mümkün olan hususlar ortaya açıkça konulamamıştır. Sonuç olarak; davacılar tarafından, davalıların davacı müşterilerini dürüstlük kuralına aykırı ve haksız rekabet teşkil edecek şekilde ayarttığına, davacıları kötülediğine, davacı bünyesinde çalışırken elde ettiği hususi bilgiler mevcut ise bu bilgileri davacı aleyhine ve kendi şahsi ya da şirket lehine kullandığına dair yeterli delil sunulamadığı(illiyet bağı yokluğu), dijital materyallerle ilgili tüm incelemeler yapılmasına rağmen ...'la ve davalılarla ilgili iddia edilen hususların ispatlanamadığı, bu kişi hakkında ceza yargılaması neticesinde de mahkumiyet kararı verilmediği, kötüleme ve gerçeğe aykırı bilgi verme hallerine ilişkin davalıların bu fiilleri işlediğinin sabit olmadığı, davalılar ... ve ...'nin söz konusu fiileri işlediğine dair herhangi bir soyut delil dahi bulunmadığı, bu anlamda davacıların, davalılar tarafından TTK'nun 54 ve 55 maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunulduğuna yönelik iddiasını ispat edememiş olması karşısında, haksız rekabete ilişkin talepleri ve TTK'nun 56 maddesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Son olarak davacı, ... firması tarafından kesinlen faturayı zarar olarak nitelendirmiş ise de; bu bedelin bir ceza değil, taraflar arasındaki sözleşme gereği ödenen "ciro prim bedeli" olduğu ve haksız rekabet fiili ile ilgili olmadığı tespit edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Peşin alınan 1.552,50TL harçtan alınması gereken 732,00-TL'nin mahsubu ile fazla alınan 820,50-TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacılara İADESİNE, 3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar tarafından karşılanan 208,00TL vekalet suret harcının davacılardan alınarak davalılara verilmesine, 5-Haksız rekabetin tespiti ve maddi tazminat talebi yönünden davalılar vekil ile temsil edildiklerinden davalılar vekilleri yararına olmak üzere 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, 6-Manevi tazminat talebi yönünden davalılar vekil ile temsil edildiklerinden davalılar vekilleri yararına olmak üzere 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, 7-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE, Dair; davacılar vekili, Davalılar ... ve ... vekili ile Davalı ... ve ... vekilinin yüzlerine karşı, diğer tarafların yokluğunda kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi.05/03/2026
Katip ... Hakim ...