İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2009/8505 E. 2010/1603 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2009/8505
- Karar No
- 2010/1603
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2016/267 Esas KARAR NO : 2019/866 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 15/04/2016 KARAR TARİHİ : 19/12/2019 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde, ... tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araçların çarpışması sonucu ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, trafik polislerine göre trafik kazasında ...'ın asli kusurlu, ...'ın kusursuz bulunduğunu, araç sahibinin ... olduğunu, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının .../... Esas sayılı soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre ...'ın asli kusurlu olduğu, ...'ın da kusursuz olduğunun anlaşıldığını, ...'ın solunum yetmezliği ve kalbin durması sonucu vefat ettiğini, ölümüne kask takmamasının sebep olmadığını, müvekkillerinin bu kaza sonucu psikolojik olarak çok yıprandığını, bu sebeplerle, davanın kabulü ile yargılama ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP-1 : Davalı ... vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde, öncelikle davanın müvekkil açısınan husumet yokluğundan dolayı reddedilmesi gerektiğini, kazaya karışan ve müvekkili adına kayıtlı olan aracın işleteninin müvekkili olmadığını, bir aracın kayıt maliki olmak aynı zamanda o kişinin aracı işleteni olduğu anlamına gelmediğini, kazaya karışan bu aracın müvekkiltarafından araç kiralama işinde kullanılmak üzere ticari amaçla kiralandığnı, kazanın da aracın kiralandığı esnada meydana geldiğini, hali hazırda ceza yargılaması devam etmekte olup, mahkeme tarafından yeniden kusur belirlemesi için keşif dahil her türlü araştırma ve yargılamanın yapılması gerektiğini, davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat istemlerinin fahiş olduğunu, kazaya karışan aracın ... tarafından sigortalı olduğunu ve davanın bu sigorta şirketine de ihbar edilmesini, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP-2 : Davalı ... vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde, davaya konu aracın ... - ... bitiş tarihleri arasında geçerli olmak üzere ZMMS ile ... adına ölüm halinde kaza tarih iitibarıyla şahıs başına ... TL sine kadar azami sorumluluk hadleri ile müvekkil şirkete sigorta ettirildiğnii, davacıların talep ettikleri manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı kapsamına dahil olmadığını, ...'ın ölümü sebebiyle davacıların toplam ... TL destekten yoksun kalma maddi tazminat alacağı olduğunun tespit edildiğini, iş bu miktarın müvekkili şirket tarafından kabul edildiğini ve ... tarihinde davacı vekilinin hesabına yatırıldığını, kaldı ki davacılar vekilinin yapılan bu tazminat ödemesi ile ilgili olarak müvekkili sigorta şirketi ile sigortalı araç malikinin ve sürücüsünün gayri kabili rücu olmak üzere ibra ettiğini, bu sebeplerle davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Dosyada tüm deliller toplanmış, Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası celp edilmiş, dosya tarafların kusur oranlarının tespiti için Ankara Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş ve mahkememize sunulan ... tarihli raporda, sanık sürücü ...'ın asli derecede kusurlu, maktul sürücü ...'ın alt düzeyde tali derecede kusurlu olduğunu bildirir rapor sunmuştur. Dosya daha sonra aktüerya bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu, ... tarihli raporunda, davalı sigortanın ödeme tarihi ... verileri esas alınarak yapılan hesaplama sonucu, ödemelerin zararı karşılamadığı, güncel verilere göre yapılan hesaplama sonucu, davalı sigorta ödemelerini aşan destekten yoksun kalma tazminatları, davacı ... için ... TL davacı anne ... için ... TL olarak hesaplandığını bildirir rapor sunmuştur. Dosya ek rapor aldırılmak üzere tekrar bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu ... tarihli raporda, davalı sigortanın ödeme tarihi ... verileri esas alınarak yapılan hesaplama sonucu, ödemelerin zararı karşılamadığı, 2019 güncel verilere göre yapılan hesaplama sonucu %20 müterafik kusur indirimi sonrası, davalı sigorta ödemelerini aşan destekten yoksun kalma tazminatları, davacı ... için ... TL davacı anne ... için ... TL olarak hesaplandığını bildirir rapor sunmuştur. Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu ... tarihli dilekçesi ile, davalı sigorta şirketi ile sulh olduklarını bildirmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, TBK 49 vd. Maddelerine dayalı haksız fiil niteliğindeki ölümlü trafik kazası nedeniyle kusurlu olduğu belirtilen işleten, sürücü ve ZMMS aleyhine açılan destekten yoksun kalma tazminatı ile sigorta şirketi dışındaki işleten ve sürücü aleyhine açılan manevi tazminat istemine ilişkindir. 2918 Sayılı Kanunun 90. maddesinde "zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." düzenlemesi mevcuttur. 6098 sayılı TBK 53.maddesinde de ölüm halinde uğranılan zararlar belirtilmiş, 3.bendinde "...ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları zararlar..."'ın talep edilebileceği belirtilmiştir. Aynı kanunun 55.maddesinde de, "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz..." şeklinde tazminatın belirlenmesine ilişkin esaslar belirtilmiştir. Araç işletenin sorumluluğuna ilişkin değerlendirme: Somut uyuşmazlıkta öncelikle davalı ...’in eldeki davada işleten sıfatının olup olmadığının ve burada varılacak sonuca göre de sorumluluğunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2009/8505 E.2010/1603 K. Sayılı emsal içtihadında: "Uyuşmazlık, araç işleten sıfatının hangi davalıda bulunduğu noktasındadır. 2918 sayılı KTK'nun hükümlerine göre trafik kaydı, "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt nite-liğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenin 3.kişi olmasını engelleyen bir yasa hükmüde yoktur. Aynı Yasanın 3.maddesinde, "işleten; Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin olan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 85.maddesinde ise, "bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar" hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenlenme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre için olmamak kaydıyla) artık üzerinde fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının bulunmaması durumlarında, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan ekonomik yönden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir." denilmiştir. Her ne kadar davalı ..., kazaya karışan ve adına kayıtlı olan aracın işleteninin kendisi olmadığını, bir aracın kayıt maliki olmak aynı zamanda o kişinin aracı işleteni olduğu anlamına gelmediğini, kazaya karışan bu aracın müvekkil tarafından araç kiralama işinde kullanılmak üzere ticari amaçla kiralandığını beyan etmiş ise de; davalı ... araçları kiraya verdiğini iddia ettiği ... şirketin tek ortağı ve şirket müdürü ... olduğu anlaşıldığından ve Yargıtay içtihatları gereği, uzun süreli, 3. kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi mevcut bulunmadığından davalının bu savunmasına itibar edilmemiş ve araç işleten olarak davadan sorumlu tutulmuştur. Maddi tazminat davası yönünden değerlendirmede: Davacı taraf zararının sigorta şirketi tarafından karşılandığından bahisle sigorta şirketi yönünden davadan feragat ettiğinden davalı sigorta şirketine yöneltilen maddi tazminat davasının reddine karar verilmiştir. Sigorta şirketinin ödemesi nedeniyle diğer davalılara açılan maddi tazminat davası konusuz kaldığından bu davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Dava tarihinde dava açılmasında haklı olan davacı lehine vekalet ücreti takdir etmek gerekmiş ise de davacı taraf vekalet ücreti talebinden vazgeçtiğinden maddi tazminat davası yönünden davacı taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmemiştir. Manevi tazminat davası yönünden değerlendirmede: TBK 56. Maddede Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir, düzenlemesi öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370) Yukarıdaki kanun maddesi, emsal içtihat ve açıklamalarda belirtilen ilkeler çerçevesinde davacılar lehine takdiren ayrı ayrı ... TL toplam ... TL manevi tazminata karar vermek gerekmiştir. Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davalı sigorta şirketine karşı açılan maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, davalı gerçek kişilere karşı açılan maddi tazminat davasının sigorta şirketinin ödemesi nedeniyle konusuz kaldığı anlaşıldığından bu davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve manevi tazminat davasının kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere; 1-Davalı sigorta şirketine karşı açılan maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, 2-Davalı gerçek kişilere karşı açılan maddi tazminat davasının sigorta şirketinin ödemesi nedeniyle konusuz kaldığı anlaşıldığından bu davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile, davacı ... için ... TL davacı ... için ... TL olmak üzere toplam ... TL manevi tazminatın kaza tarihinden (...) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı gerçek kişilerden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca maddi tazminat yönünden alınması gereken ... TL den peşin ve ıslah ile alınan ... TL nin mahsubu ile fazladan alınan ... TLnin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 5-Maddi tazminat davası yönünden davacı vekilinin yapmış olduğu masrafların kendisi üzerinde bırakılmasına, 6-Maddi tazminat davası yönünden taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Manevi tazminat davası yönünden, alınması gereken ... TL den peşin alınan ... TL nin mahsubu ile, eksik alınan ... TL nin sigorta şirketi harici davalı gerçek kişilerden müştereken ve müteselsilen tahsili ile, hazineye irad kaydına, 8-Manevi tazminat davası yönünden, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, ... TL vekalet ücretinin davalı gerçek kişilerden müştereken ve müteselsilen tahsili ile, davacıya verilmesine, 9-Manevi tazminat davası yönünden, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı gerçek kişilere verilmesine, 10-Davanın kabul ve red oranına göre ... TL yargılama giderinin davalı gerçek kişilerden tahsili ile davacıya verilmesine, 11-Tarafların yatırmış olduğu ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı diğer tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/12/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır