İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2001/1 E. 2003/1 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2001/1
Karar No
2003/1
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - DAVALILAR : 1- ... - T.C. No:... ... 2- ... - T.C. No:... - ... VEKİLİ : Av. ... - DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/05/2023 KARAR TARİHİ : 07/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız itirazı ile takibin durdurulduğunu, takibe konu 16.06.2022 tarihli 55.000,20 TL bedelli, 30.06.2022 Tarihli 19.720,16 TL ve 30.06.2022 tarihli 55.000,01 TL tutarındaki faturalara dayalı takip yapıldığını, müvekkili tarafından davalılara ait "Mavi Kelebekler" isimli özel okula ilişkin öğrenci taşımacılığı yaptığını ve benzinli şoförlü araç kiralama işi yapıldığını, davalıların ise bu hizmetin karşılığını ödemediğini,davalıların bu faturaların yanı sıra müvekkilinden almış oldukları devam eden aylara ilişkin hizmetlerin karşılıklarının da ödenmediğini, dava haklarının saklı tutulduğunu belirterek fazlaya ilişin hakları saklı kalarak şimdilik 5.000,00 TL yönünden itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, takibe dayanak üç adet faturanın tam ve eksiksiz olarak alacaklı görünene ödendiğini, ödemelere ilişkin belgelerin ilgili bankalardan elde edildikten sonra sunulacağını, haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkillerine takip başlatıldığını belirterek davacının davasının reddine ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. DELİLLER: Kayseri Genel İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyasının bir suretinin celbi ile yapılan incelemesinde; alacaklısının ... İç ve Dış Ticaret San. Ltd. Şti, borçlularının ... ve ... olup, toplam 129.720,37-TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçlulara 05/01/2023 tarihinde tebliğ edildiği ve borçlular vekilince 02/01/2023 tarihli dilekçe ile borca itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Davalı vekilince ödeme belgelerinin dosyaya ibraz edilmesi üzerine mahkememizce hukukçu bilirkişiden rapor aldırılmıştır. Ticaret mevzuatından kaynaklı hesap uzmanı bilirkişi Neşe Bölükbaşı'nın 03/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı tarafın sunduğu belgeler ve Yargıtay içtihatlarının takdir ve değerlendirmesi sayın mahkemeye ait olmak üzere alternatifli olarak hesaplama yapılabileceği, A-) Davalının sunduğu 3. Kişiler tarafından yapılan ödemelerin davalıların borcuna istinaden ve takip konusu faturalara istinaden ödendiği kanaatine sayın mahkemece ulaşılması halinde sunulan ödeme belgelerinin 20.000+60.000+100.000 TL olmak üzere 180.000,00 TL tutarında olduğu, takip talebinde talep edilen tutarın ise 129.720,37 TL olup bu durumda davalının davacıya borcu kalmayacağı, B-)Davalı tarafından sunulan ödeme belgelerinin dava dışı 3. Kişi tarafından yapıldığı, dekontların yalnızca 100.000 TL bedelli olan dekontta 'Mavi Kelebekler' şeklinde açıklama olduğu hangi faturalara istinaden ödeme yapıldığına dair bir açıklama yazılmadığı hususları değerlendirildiğinde takdir mahkemeye ait olmak üzere ödemelerin davalıların borcuna istinaden ve takibe konu faturalara istinaden ödendiği kanaatine varılmaması halinde ise takip talebinde takip öncesi işlemiş faiz talep edilmediği asıl alacak talep edildiği görülmekle davacının davalıdan 129.720,37 TL alacaklı olabileceği, taleple bağlı kalınarak 5.000 TL alacaklı olabileceği tespit edilmiştir. Davacı ve davalının 2022-2023 yıllarına ait ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, mali müşavir bilirkişiden 26/07/2024 tarihli bilirkişi raporu aldırılmıştır. Mali müşavir bilirkişi ... 26/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı taraça davalılar aleyhine başlatılan icra takibinde 3 adet faturanın takip dayanağı olarak gösterildiği, davacının takip ve dava konusu yaptığı faturaların hem davacının hem de davalıların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerindeki davalılardan yapılan tahsilatlar incelendiğinde takip konusu yapılan faturalardan sonraki tutarların takip konusu faturaları söndürdüğünün tespit edildiği, hal böyle olunca davacının davalılardan takip konusu faturalar sebebiyle bakiye alacağı oluşmadığı tespit edilmiştir. Davacı tarafça bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine mahkememizce mali müşavir bilirkişiden 21/10/2024 tarihli ek rapor aldırılmış olup, kök rapordaki tespitlerinde herhangi bir değişiklik olmadığı bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafından faturaya dayanarak davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafın süresinde itirazı üzerine İİK 67.maddesi uyarınca 1 yıllık yasal süresi içinde açılmış itirazın iptali davasıdır. İİK 67/1.maddesine göre "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." Takibe konu alacak fatura alacağıdır. Faturanın TTK.da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura, "Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika"olarak tanımlanmıştır. TTK 21/1.maddesine göre, 'Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” TTK 21/2.maddesine göre 'Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır'. 27.06.2003 tarihli 2001/1 E.2003/1 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, 'fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir..." denilmiştir. Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle sözleşmesel ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir. Öncelikle davalı tarafça ileri sürülen zamanaşımına ilişkin itirazlar değerlendirilmekle; takibe ve davaya konu alacağın 2022 yılına ilişkin fatura alacağı olduğu, TBK'nın 146. Maddesi gereğince on yıllık zamanaşımına tabi olduğu, takip tarihinin 27/12/2022, dava tarihinin ise 02/05/2023 tarihi olduğu gözetildiğinde davalıların zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı görülmüştür. Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası incelenmekle takip alacaklısının ... olduğu, takip borçlusunun ... ve ... olduğu, takip sebebinin 16/06/2022 tarihli 55.000,20-TL, 30/06/2022 tarihli 19.720,16-TL ve yine 30/06/2022 tarihli 55.000,01-TL tutarındaki faturalar olduğu, ancak takip talebinde alacaklı olarak ... görünmesine rağmen ödeme emrindeki alacaklının ... İç Ve Dış Tic. San. Ltd. Şti. Olduğu tetkik edilmiştir. İcra dosyası kapsamında alacaklı vekili 27.12.2022 tarihli dilekçesi ile takibin alacaklısının "... iç ve dış ticaret san. Ltd. Şti. (VKN: ...)" olması gerekirken sehven şirket yetkilisinin şahsi vekaleti ile takip başlatıldığından dosyanın taraf kaydının güncellenerek alacaklının "... iç ve dış ticaret san. Ltd. Şti." olarak kaydının yapılmasını talep ettiği görülmektedir. Hukuk Genel Kurulu'nun 13.09.2023 tarih ve 2022/11-920 Esas, 2023/806 Karar sayılı kararında; "İradi taraf değişikliği takip hukukunda açıkça düzenlenmemiştir. Ancak icra takiplerinde de icra takip taraflarının da yanlış yahut eksik olarak gösterilme durumları söz konusu olabilmektedir. Bu durumlar maddi hatadan yahut temsilcide yanılma nedeniyle yanlış gösterme gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Böyle bir durumda icra takibinin iptali ve tekrar ikâmesi hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olabilir. Bunu önlemek için, maddî hata ve temsilcide yanılma halleriyle sınırlı olarak istisnaî bazı hallerde icra takibi esnasında da taraf değişikliği yapılabileceğinin kabulü gereklidir. Buradan hareketle davada olduğu gibi icra takibinde de tarafların yanlış gösterilmesi, bu hareketin maddi hatadan yahut dürüstlük kuralına aykırı olmayan bir durumdan veyahut kabul edilebilir bir yanılgıya dayanmasından ileri geldiği durumlarda 6100 sayılı Kanun'un iradî taraf değişikliğine ilişkin hükümlerinin niteliği uygun düştüğü ölçüde kıyasen- uygulanması mümkün olmalıdır." denilmek suretiyle konuya açıklık getirilmiştir. Bu itibarla maddi hata ve temsilcide yanılma halleriyle sınırlı olarak istisnai bazı hallerde icra takibi esnasında da taraf değişikliği yapılabileceği kabul edilerek, somut olayda takip dayanağı faturaların ... İç ve Dış Tic. San. Ltd. Şti.'ne ait olduğu, ancak icra takibinde şirket yetkilisinin adı ile takip başlatıldığı, bu şirketin adı yerine temsilcisinin adının yazılmasının maddi hataya müstenit olduğu, bu maddi hatanın giderilmesinin de HMK'nun 124. maddesinin 3. fıkrasında yer alan istisna hükmünün kıyasen uygulanması suretiyle düzeltilmesinin mümkün olduğu benimsenmiştir.( Emsal nitelikteki Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/13178 E. 2023/5306 K. Sayılı ilamı ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2016/32747 E. 2017/183 K. Sayılı ilamı benzer yöndedir.) Somut uyuşmazlıkta davalı gerçek kişilerin tacir olup olmadığına ilişkin yapılan araştırma neticesinde davalıların tacir olduğu belirlenmiş olup, akabinde tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi için dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir. 26/07/2024 havale tarihli raporda; davacının takip ve dava konusu yaptığı faturaların davalı tarafça kabul edilerek ticari defterlere işlendiği tespit edilmiştir. Nitekim davalı taraf cevap dilekçesinde de faturalara ilişkin ödeme yaptığını ileri sürdüğünden, ticari defterler bu yönden de incelenmiş olup 30/06/2022 tarihli 55.000,01-TL fatura davacının defterinde kayıtlı olup davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan 01.08.2022 tarihli 60.000 TL tutarındaki ödeme takip konusu faturadan sonra olduğu için TBK Md. 102 gereği takip konusu faturaya ilişkin sayılacaktır. Bu durumda davacının takip konusu 243 numaralı faturadan alacağı oluşmamaktadır. Derdest davanın itirazın iptali davası olması ve takip konusu faturalardan sonra yapılan ödemelerin bu faturalara sayılması kuralı gereği 01.08.2022 tarihindeki 100.000 TL ödemenin davalı borcuna sayılan 95.368,50 TL'si takip konusu (19.720,16 TL + 55.000,20-) 74.720,36 TL tutarlı faturaları söndürmektedir. Bu durumda davacının takip konusu 244 ve 224 numaralı faturalardan alacağı oluşmamaktadır. Davacı taraf davalının borcunun takibe konu faturaların çok üzerinde olduğunu, ödemenin doğrudan takibe konu faturalardan mahsup edilmesinin doğru olmadığını ileri sürmektedir. Bilirkişi ek raporunda da belirtildiği üzere derdest dava itirazın iptali davasıdır ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlılık esastır. Davanın takibe bağlılığı ise alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (Kayseri BAM 6. H.D... K). Nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 09.12.2013 T., 14639/19554 sayılı kararında itirazın iptali davasında, takibe konu faturalar çerçevesinde değerlendirme yapılarak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği, takibe konu edilmeyen faturalar ve taraflar arasındaki tüm ilişki değerlendirilerek hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili tespit edilen ödemenin takip konusu faturaya sayılmasının hatalı olduğunu, bahse konu ödeme incelendiğinde bunun ... ya da ... tarafından yapılmadığı, aksine davacının başka ticari ilişkisinin bulunduğu Rümeysa Şahin tarafından yapıldığının görüleceğini belirtmiştir. Davacı vekilinin belirttiği hususa yönelik tespitimiz davacının aleyhine delil teşkil eden ticari defter kayıtlarından yapılmıştır olunduğundan itirazları yerinde görülmemiştir. Davalının yaptığı ödemenin hangi borca sayılacağı 6098 Sayılı TBK'nun 102. maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekir. Anılan maddede “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış olur. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Buna göre davalının takip konusu faturadan sonraki yaptığı ödemenin, takip konusu borca sayılması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 19. H.D'nin 2013/3137 E ve 2013/5405 K sayılı ilamında ve Yargıtay 19. H.D.'nin 2016/2575 E; 2016/10303 K sayılı ilamlarında ödemenin hangi alacağa ilişkin olduğu belirtilmemiş ise 818 Sayılı BK.nun 85 ve 86. (6098 Sayılı BK.nun 101 ve 102 ) maddelerine göre tayin edilmesi gerektiği, fatura düzenlenmesinden sonra yapılan ödemelerin takip ve dava konusu borca mahsuben yapıldığının kabul edileceği belirtilmektedir. Buna göre somut uyuşmazlıkta ödemelerin takip konusu faturalardan sonra olması ve hangi borca yönelik olduğuna ilişkin açıklama bulunmaması sebebiyle takip konusu faturaya sayılması gerekmektedir. Sonuç itibariyle yapılan ödemeler fatura bedelinden yüksek olduğu için takip konusu faturaya dayalı borç da söndürülmüş olduğundan açılan davanın reddine karar verilmiş olup şartları oluşmadığından davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-DAVANIN REDDİNE, Şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, 2-Alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından dava açılırken davacıdan alınan 179,90-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı ... tarafından yapılan 50,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, davalı ... tarafından yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden davalılar lehine A.A.Ü.T. 13/2. Maddesi uyarınca 5.000,00-TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 07/01/2025 Katip ... ¸E-imzalıdır Hakim ... ¸E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2001/1, K. 2003/1, T. 09.12.2013, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2001-1-e-2003-1-k-f0ee5957fcd5