İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2000/1090 E. 2001/132 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2000/1090
- Karar No
- 2001/132
- Karar Tarihi
İstemin Özeti : Danıştay Onikinci Dairesinin 23.2.2000 günlü, E:1997/1600, K:2000/955 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması davacı tarafından istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Danıştay Onikinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi Ahmet Arslan'ın Düşüncesi: Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Efser Koçakoğlu'nun Düşüncesi : ... Üniversitesi ... Fakültesi ... Bölümü mezunu olan davacının öğretmenliğe atanmak için yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile bu işlemin dayanağını teşkil eden 12.9.1996 günlü 120781 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının düzenleyici işleminin iptali istemiyle açılan davayı süre aşımı nedeniyle reddeden Danıştay 12. Daire kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyizi istenilen Daire kararında davacının ilk kez öğretmenliğe atanmak için 23.9.1996 tarihinde başvurduğu, başvurusunun 23.10.1996 tarihli işlemle reddi üzerine bu işlemin ve dayanağı genel düzenleyici işlemin iptali için dava açmadığı 27.2.1997 tarihinde yaptığı II. başvuruya aynı gün cevap verilmesi üzerine 28.2.1997 tarihli dilekçe ile dava açtığından bahisle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de; davacının I. başvurusuna verilen 23.10.1996 tarihli cevabın davacıya tebliğ tarihinin belli olmaması karşısında durumdan engeç ikinci başvuru tarihinde haberdar olduğunun kabulü gerekmekte olup, bu tarihten itibaren süresinde açıldığı anlaşılan dava hakkında verilen süre ret kararında mevzuata uygunluk görülmemiştir. Açıklanan nedenle temyizen incelenen Daire kararının esastan karar verilmek üzere bozulmasının uygun olacağı düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca dosyanın tekemmül ettiği görülmekle davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeyerek dosya incelendi, işin gereği görüşüldü: KARAR : ... Üniversitesi ... Fakültesi ... Bölümü mezunu olan davacının, 1996 yılı ikinci dönem öğretmen atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığının 12.9.1996 günlü, 120781 sayılı genel düzenleyici işleminin kendisi ile ilgili hükümlerinin ve bu genel düzenleyici işleme dayanılarak yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı dava sonunda, Danıştay Onikinci Dairesince, davacının ilk kez öğretmenliğe atanmak için 23.9.1996 tarihinde başvurduğu, bu başvurusunun 23.10.1996 günlü işlemle reddi üzerine bu işlemin ve dayanağı 12.9.1996 günlü genel düzenleyici işlemin iptali için dava açmadığı, daha sonra 27.2.1997 tarihinde yaptığı başvurunun idarece aynı gün reddi üzerine 28.2.1997 günlü dilekçe ile dava açtığı anlaşıldığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesi hükmü karşısında ilgili dava açma süreleri geçirildikten sonra aynı konu ile ilgili olarak idareye ikinci kez başvurmak suretiyle yeni bir işlem tesis ettirerek açılan davanın süreaşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15/1-b maddesi uyarınca davanın süreaşımı yönünden reddine karar verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 10.maddesinde, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi halinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler." hükmü yer almaktadır. Davacı, 23.9.1996 tarihinde öğretmenliğe atanmak için başvuruda bulunduğunu, bu isteğine cevap verilmemesi üzerine 27.2.1997 tarihinde yapmış olduğu ikinci başvurusuna verilen cevap üzerine 28.2.1997 tarihinde bu davayı açtığını ve davanın süresinde olduğunu belirterek temyiz isteminde bulunmaktadır. Davalı idare ise; davacının 23.9.1996 tarihinde öğretmenliğe atanmak için yaptığı başvurusunun 23.10.1996 günlü işlemle dava konusu genelgenin ilgili hükmü nedeniyle reddedildiğini, ancak davacının bu işlem veya genelgenin iptali istemiyle dava açmadığını, daha sonra 27.2.1997 tarihinde tekrar öğretmenliğe atanmak için idarelerine başvurduğunu, bu başvurusuna idarelerince verilen 27.2.1997 tarihli cevapta, konu ile ilgili olarak kendisine daha önce ilk başvurusuna karşılık olarak 23.10.1996 tarihinde bilgi verildiğinin bildirildiğini belirtmektedir. Davacının 23.9.1996 tarihinde davalı idareye yaptığı başvuru 2577 sayılı Kanunun 10. maddesine göre idarenin bir işlem tesis etmesi için yapılan başvuru olup; İdarenin de savunmasında belirttiği gibi davacının 23.9.1996 günlü başvurusunun 23.10.1996 günlü işlemle reddedildiği ve bunun davacıya tebliğ edildiği hususunun belli olmaması nedeniyle Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 3.11.2000 günlü, E:2000/1090 sayılı ara kararıyla 23.10.1996 günlü işlemin davacıya hangi tarihte tebliğ edildiğinin sorulması üzerine verilen cevapta, tebliğ tarihinin tespit edilmediğinin bildirilmesi karşısında, davacının 27.2.1997 tarihinde idareye başvurarak 23.9.1996 günlü başvurusu hakkında bir cevap verilmediğini bildirmesi ve bu konuda bilgi verilmesini istemesi ve bu başvuruya verilen cevap üzerine de genelgenin ve işlemin iptali istemiyle dava açmasına süre yönünden bir engel bulunmamaktadır. Zira, 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi hükmüne göre, dava açılmayan hallerde idarenin altmış günlük süre geçmesinden sonra kendiliğinden veya ilgilinin müracaatı üzerine cevap vermesi hali arasında bir ayrım yapılmamıştır. Anılan hükme göre, davacı idareye başvurduktan altmış gün sonra cevap verilmezse istemin reddedildiğini kabul ederek altmış gün içinde dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebilir. Bu bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez ve bu bekleme süresi içerisinde idareye başvurarak verilen cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde de dava açabilir. Olayda da davacının 27.2.1997 tarihli müracaatına idarece verilen 27.2.1997 günlü cevap ilgiliye dava açma hakkı verdiğinden ve davacının ilk başvurusunu yaptığı 23.9.1996 tarihinden itibaren de 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi hükmü uyarınca cevap verilmesi için bekleyebileceği altı aylık süre de geçmediğinden 28.2.1997 tarihinde süresi içerisinde açıldığı anlaşılan davanın süre aşımı sebebiyle reddedilmesi isabetli görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Danıştay Onikinci Dairesinin 23.2.2000 günlü E:1997/1600, K:2000/955 sayılı kararının BOZULMASINA, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden, istek halinde 3.390.000.-TL. harcın davacıya iadesine, dosyanın Dairesine gönderilmesine, 9.2.2001 günü oybirliği ile karar verildi.