İlk Derece Mahkemesi · Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2025/345 E. 2026/161 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2025/345
Karar No
2026/161
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/345 Esas - 2026/161

T.C. ANKARA 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA Esas No : 2025/345 Karar No : 2026/161

.... Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali Dava Tarihi : 15/08/2025 Karar Tarihi : 15/04/2026 Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 15/04/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkili şirketin uzun yıllardır bankacılık ve finans sektöründe faaliyet gösterdiğini, dava konusu marka başvurusunun belirleyici unsuru olan “Turkish” ibaresinin ve logosunun 120 yılı aşkın bir süredir bankacılık ve finans sektöründe kullanılan ve iyi bilinen bir marka olduğunu, “Turkish” esas unsurlu onlarca markanın reddedilen sınıflarda müvekkili adına tescilli olduğunu, dava konusu markanın da tescil edilebilir nitelikte olduğunu, markadaki belirleyici unsur olan “Turkish” ibaresinin müvekkili şirketin ve tüm iştiraklerinin unvanlarının asıl unsuru olduğunu, bu ibarenin müvekkili şirkete bankacılık ve finans sektöründe ünvanında ve tüm işlemlerinde kullanılma üzere özel izinle verildiğini, müvekkilinin .... sayılı marka başvurusunun.... kararıyla SMK 5/1(b) ve (c) bentleri uyarınca kısmen reddedildiğini, kısmi ret kararına karşı müvekkili itirazının .... tarafından kabul görmediğini,.... kararlarının iptali istemli açılan davaların hepsinde Yargıtay’ın markanın özel ve regüle bir piyasadaki aktör için tescil edilmek istenildiğini ve Turkish ibaresinin özel bir imtiyaz suretiyle verildiğini ve tüm bu hususlar ışığında yeterli ayırt ediciliğe sahip olduğunu belirterek kararların iptaline karar verdiğini, dava konusu markanın da bu markalardan hiçbir farklı bulunmadığını, dava konusu markanın regüle bir piyasada bilgilenmiş tüketiciler tarafından yıllardır kullanıldığını, sektördeki neredeyse herkes tarafından bilindiğini, dava konusu markanın ayırt ediciliğe sahip olmadığını ileri sürmenin mümkün olmadığını,....” ibaresinin müvekkili ile özdeşleştiğini, cins, vasıf, coğrafi kaynak gösteren veya hizmetin diğer karakteristik özelliklerini belirten bir ibare olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin “Turkish” ibaresinin kullanabilmek için TTK 48. Maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu Kararı aldığını, markanın kullanıldığı alanın son derece spesifik bir alan olduğunu ve devlet kontrolünde yürütüldüğünü, hitap edilen tüketici kitlesinin bilgilenmiş tüketicilerden oluştuğunu, dava konusu markanın müvekkili tarafından uzun zamandır kullanımı sonucunda ayırt edicilik kazandığını, markada yer alan “Turkish” ibaresinin müvekkilinin ticaret ünvanının da esas unsuru olması sebebiyle üstün hakkı bulunduğunu, ibarenin reddedilen hizmetler açısından SMK 5/1(b) ve (c) bentleri kapsamına girmediğini, dava konusu markanın ayırt edici olduğunu ve marka algısı yarattığını ifade ederek.... sayılı kararının iptaline, müvekkili marka başvurusunun tescili talep edilen tüm sınıflar için tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı.... vekili cevaplarında özetle; dava konusu marka başvurusunda yer alan “menkul kıymetler” ibaresinin değiş tokuş edilebilir, devredilebilir finansal değer taşıyan enstrümanlara verilen genel ad olduğunu, finansal piyasalarda alınıp satılabilen ve belirli bir değer taşıyan hisse senedi veya tahvil gibi farklı özelliklerde çeşitli yatırım araçlarını ifade ettiğini, başvuru kapsamından çıkarılan mal/hizmetlerde .... tarafından ilgili tüketici kesimi tarafından herhangi bir ticari kaynağa işaret edecek şekilde değil, sadece söz konusu hizmetin içeriği hakkında bilgi veren adlandırma olarak algılandığı, dolayısıyla ibarenin ticari kaynak gösterme fonksiyonunu yerine getiremeyeceği ve ayırt edici nitelikten yoksun ve tanımlayıcı olduğu görüşüne ulaşıldığını, davacının başvuru konusu markayı kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığına dair iddiasının mesnetsiz olduğunu, SMK 5/2 maddesine göre davacı lehine bir sonuca varabilmek için aranan kriterlerin, bir markanın tanınmışlığı için gerekli şartlardan daha hafif olmaması gerektiğini, dava konusu marka başvurusunun bu şartı sağlamadığını, dava konusu markanın davacının ticaret ünvanı olduğuna dair iddialarının müvekkili Kurumun SMK 5/1-b ve c maddesi kapsamında re’sen inceleme yetkisine dayanarak verdiği kararda dikkate alınabilecek hususlar olmadığını, eldeki davada salt marka işlem dosyasındaki olgular, bilgi ve belgeler dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiğini, .... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir. Davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlık,....Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, dava konusu marka başvurusu,.... sayılı kararı ile kısmen reddedilmiş olup, marka başvurusu kapsamından “Finansal ve parasal hizmetler”in çıkartılmasına karar verildiği, davacı tarafından Markalar Dairesi Başkanlığı kararına itiraz edilerek, markanın talep edilen tüm mal ve hizmetler yönünden tesciline karar verilmesi talep edildiği, .... sayılı kararı ile, “… Bu bilgiler ışığında yapılan incelemede, başvuruda münhasıran yer alan "turkish menkul değerler" ibaresinin redde konu "Sınıf 36 : Finansal ve parasal hizmetler" açısından, ilgili tüketici kesimi tarafından herhangi bir ticari kaynağa işaret edecek şekilde değil, sadece söz konusu hizmetin içeriği hakkında bilgi veren adlandırma olarak algılandığı, dolayısıyla ibarenin ticari kaynak gösterme fonksiyonunu yerine getiremeyeceği görüşüne ulaşılmıştır. Bu kapsamda, başvuru hakkında 5/ (b) ve 5/1 (c) bentleri kapsamında verilen kısmi ret kararı yerinde bulunmuş ve işbu itirazın reddi gerekmiştir. Diğer yandan açıklanan nedenlerle, başvuruda münhasıran yer alan "turkish menkul değerler" ibaresinin, başvuru kapsamında yer alan "Sınıf 09 : Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri." malları, "Sınıf 36 : Sigorta hizmetleri. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri." bakımından da ayırt edici nitelikten yoksun ve tanımlayıcı olduğu kanaatine varıldığından, belirtilen mal ve hizmetlerin de SMK'nın 5/1-(b) ve (c) bentleri uyarınca resen reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Son olarak, başvuru sahibinin emsal kararlar gerekçeli itirazı, farklı markalar hakkında verilen kararların incelenen başvuruyla ve bu başvuru hakkındaki kararla bağlantısının bulunmaması nedeniyle haklı bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle karar aşağıdaki şekilde tesis edilmiştir. KARAR” 1. Başvuru sahibi tarafından "Sınıf 36 : Finansal ve parasal hizmetler" bakımından 6769 s. SMK'nın 5/1-(b) ve (c) bentleri kapsamında kısmi ret kararına yapılan itirazın reddine, 2. Başvuru kapsamında yer alan "Sınıf 09 : Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri." malları, "Sınıf 36 : Sigorta hizmetleri. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri." bakımından da 6769 s. SMK'nın 5/1-(b) ve (c) bentleri uyarınca resen reddine, Oybirliği ile karar verilmiştir.” şeklinde nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Dava Konusu Marka Başvurusunun “Somut Ayırt Ediciliğinin” Bulunup Bulunmadığı ve “Tasviri” Nitelikte Olup Olmadığı Hususunda Değerlendirme; 6769 sayılı Kanun m.4 hükmüne göre; marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun mutlak ret nedenlerini düzenleyen 5. maddesinin (b) bendi uyarınca; “Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler” marka olarak tescil edilemez. Madde gerekçesine göre, sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal ve hizmetler için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin tescil edilemeyeceğinin düzenlenmesi amaçlanmıştır..... sayılı .... maddesinde de marka olarak tescil edilemeyecek herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler benzer şekilde düzenlenmiştir. Ayırt edicilik esas olarak, farklı işletmeler tarafından üretilen malların veya sunulan hizmetlerin tüketiciler nezdinde ayırt edilebilmesi fonksiyonuna işaret eder. Dolayısıyla, işaret tüketici nezdinde ayırt edebilme işlevini göstermelidir. Bir işaretin ayırt edici niteliği temel olarak, (1) inceleme konusu mallara veya hizmetlere ilişkin olarak, (2) ilgili tüketici kesiminin, yani malların veya hizmetlerin makul düzeyde bilgili, gözlemci ve ihtiyatlı ortalama tüketicilerinin algısına göre değerlendirilmelidir. Bir işaretin somut ayırt edicilik niteliğinin tespitinde, işaretin başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetleri diğer mal ve hizmetlerden ayırt etmeye elverişli olup olmadığı, kaynak gösterme fonksiyonuna sahip olup olmadığı incelenmelidir. Dolayısıyla, tescili talep edilen işaretin somut ayırt edici niteliğe sahip olduğunun söylenebilmesi için, işaretin hangi mal ve hizmetler için tescili isteniyorsa o mal ve hizmetleri o grupta yer alan diğer mal ve hizmetlerden somut olarak ayırt edebilmelidir. Bazı işaretler, mal veya hizmetlerin belirli bir teşebbüsle ilişkisini ortaya koymaya müsait değildir ve ortalama tüketiciler tarafından bu işaretler marka olarak algılanamamaktadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun mutlak ret nedenlerini düzenleyen 5/1 maddesinin (c) bendi ise; “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler” marka olarak tescil edilemeyeceğini düzenlemektedir. Marka incelemeleri aşamasında dikkate alınan kıstaslardan biri olan tanımlayıcılık, marka başvurusunda bulunulan malın/hizmetin içeriğini, kalitesini, özelliğini, karakteristiğini, fonksiyonunu, amacını veya kullanım biçimini tamamlayan ibarelerdir. Diğer taraftan, bir işaretin tanımlayıcı olarak kabul edilebilmesi için, işaret ile mal veya hizmet arasında doğrudan ve çok özel bir ilişkinin bulunması, işaretin mal veya hizmetin bir özelliğini veya kompozisyonunu doğrudan doğruya ve derhal düşündürmesi, bu ilişkinin tüketici algısında ekstra bir incelemeye gerek olmadan doğrudan kurulabilmesi gerekir. Marka başvurusunda bulunulan bir ibare, tescili talep edilen mallardan/hizmetlerden sadece bir veya birkaç tanesi için tanımlayıcı olabileceği gibi, mal/hizmet listesinin tamamı bakımından da tanımlayıcı olabilecektir. İbarenin tanımlayıcı olabilmesi için, tescili talep edilen mallardan/hizmetlerden herhangi birine dair içerik, kalite, karakter, özellik, fonksiyon veya amaç belirtiyor olması yeterlidir. SMK’nın 5/1-c bendine göre bir ibarenin tasviri işaretlerden sayılması için, işaretin hiçbir özel zihni çabaya gerek olmaksızın, doğrudan doğruya, mal ve hizmet ile sıkı ilişkisi nedeniyle malın veya hizmetin bir özelliğini veya kompozisyonunu derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir. Bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ancak imada bulunan kelimelerin tescilinin bu maddeye göre engellenmesi mümkün değildir. Tüketici, işareti gördüğünde kesin olarak mal veya hizmetin niteliğinin tanımlayamıyor fakat olasılıkları zihninde birkaç seçeneğe kadar indirebiliyorsa o markanın tescili mümkündür ve bu tür işaretler marka olarak tescil edilebilir. Bu hükmün temel amacı, ilgili sektörde faaliyet gösteren herkesin kullanımına açık olması gereken tanımlayıcı işaretlerin tek kişinin tekeline verilmesinin önüne geçerek kamu yararını gözetmektedir. Böylece tanımlayıcı bir işaretin tek bir kişinin tekeline verilmek suretiyle, diğer işletmelere karşı haksız bir avantaj sağlanmasını engellemektir. 6769 sayılı SMK madde 5/1-b ve 5/1-c maddeleri arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Zira artık yerleşik hale gelen yargı kararları çerçevesinde “Tescili istenen işaretin tanımlayıcı kabul edilmesi için, işaretin ilgili mal ve hizmetle sıkı ilişkisi sebebiyle malın veya hizmetin bir özelliğini veya kompozisyonu refleks halinde derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmekte olup, bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayan ancak telmihte bulunan yani hatırlatan veya üstü kapalı şekilde anımsatan kelimelerin tanımlayıcı olmadığı ve tescilinin engellenemez” (Herbiri onanarak kesinleşen .... sayılı Kararları). Somut olay bakımından değerlendirilmesi gereken, dava konusu markanın bir bütün olarak, kapsamında yer alan tüm kelime ve şekil unsurları ile birlikte, 6769 sayılı SMK madde 5/1-b-c maddeleri kapsamında reddine karar verilen mal ve hizmetler bakımından, hiçbir özel zihni çabaya gerek olmaksızın, doğrudan doğruya, mal ile sıkı bir ilişki içerisinde olup olmadığı, malın bir özelliğini veya kompozisyonunu derhal düşündürüp düşündürmediği ve akla getirip getirmediği, tüketicinin işareti gördüğünde kesin olarak malın niteliğini tanımlayıp tanımlamadığı, zihninde birkaç seçeneğin oluşup oluşmadığının değerlendirmesidir. Somut uyuşmazlık bakımından, dava konusu "...." ibareli marka başvurusu, mutlak ret nedenleri kapsamında 6769 sayılı SMK madde 5/1-b ve 5/1-c hükümleri uyarınca, marka kapsamında yer alan “09. Sınıf: Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri. 36. Sınıf: Finansal ve parasal hizmetler. Sigorta hizmetleri. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri.” bakımından reddedilmiştir. Dava konusu markayı oluşturan “....” ibaresi, turuncu renk ile yazılmış olup herhangi bir şekil unsuruna yer verilmemiştir. “Turkish” ibaresi, İngilizcede “Türk / Türkiye’ye ait” anlamına gelmekte olup, tek başına kullanıldığında coğrafi nitelik ve köken bildiren, ayırt ediciliği zayıf bir ibaredir. “Menkul değerler” ibaresi ise sermaye piyasalarında hisse senedi, tahvil ve benzeri finansal araçları ifade eden, ilgili hizmetler bakımından doğrudan tanımlayıcı bir terimdir. Dava konusu marka başvurusu, 09. Sınıf ve 36. Sınıf kapsamındaki mal ve hizmetler bakımından reddedilmiştir. Reddin özellikle 36. Sınıf “Finansal ve parasal hizmetler” dışındaki mal ve hizmetler yönünden hukuka uygun olmadığı değerlendirilmiştir. Zira “menkul değerler” ibaresi, finans ve sermaye piyasası alanında belirli bir hizmet türünü tanımlamakta olup, anılan ibare 09. Sınıf kapsamındaki mallar ile 36. Sınıf’ta yer alan sigorta, gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi ile gümrük müşavirliği hizmetleri bakımından tanımlayıcı nitelikte değildir. Aksine, manyetik ve optik kayıt taşıyıcılar, bilgisayar programları ve yazılımları, elektronik yayınlar, sinema filmleri, diziler ve video klipler gibi 09. Sınıf malları yönünden “menkul değerler” ibaresi, söz konusu malların türünü, içeriğini veya doğrudan niteliğini tanımlayan bir anlam taşımamaktadır. Bu mallar bakımından anılan ibare, ayırt edici marka vasfını haizdir. Benzer şekilde, “sigorta hizmetleri, gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi ile gümrük müşavirliği hizmetleri” bakımından da “menkul değerler” ibaresi, ilgili hizmetlerin doğrudan konusunu veya mahiyetini tanımlamamaktadır. Bu hizmetler, menkul kıymet işlemlerinden farklı alanlara ilişkin olup, ibarenin bu hizmetlerle doğrudan ve zorunlu bir bağlantısı bulunmamaktadır. Dolayısıyla söz konusu ibare, ilgili tüketici nezdinde tanımlayıcı değil, ayırt edici bir işaret olarak algılanacaktır. Bu itibarla, en dar yorumla dahi, “menkul değerler” ibaresinin 36. Sınıf finansal ve parasal hizmetler dışında kalan mal ve hizmetler bakımından marka vasfı taşıdığı ve ayırt edici nitelikte olduğu kabul edilmelidir. 36. Sınıfta yer alan “finansal ve parasal hizmetler” bakımından değerlendirme yapıldığında ise, “menkul değerler” ibaresi tanımlayıcı nitelikte ise de, dava konusu marka başvurusunu bir bütün olarak değerlendirmek gerekmektedir. Zira dava konusu marka başvurusu bir bütün olarak “.... ibaresinden oluşmaktadır. ....ibaresi, genel olarak ayırt edici niteliği zayıf ibarelerden ise de, ayırt ediciliğinin hiç bulunmadığı söylenemez. Dava konusu markada “....” ibaresinin birlikte ve bütüncül şekilde kullanılması, ilgili tüketici nezdinde yalnızca hizmetin türünü veya kökenini tanımlayan bir ifade olmanın ötesine geçmektedir.... ibaresi, anlam ve algı bakımından tek tek unsurların toplamından farklı, belirli bir ticari kaynağa işaret eden özgün bir bütün oluşturmaktadır. Bu haliyle marka, ilgili sektörde faaliyet gösteren ortalama tüketici açısından belirli bir işletmeyi çağrıştırmakta ve somut ayırt edici nitelik kazanmaktadır. Dolayısıyla dava konusu ibarenin, sektör terimleri içermesine rağmen, markasal bütünlük ve algı itibarıyla ayırt edici nitelikten yoksun olduğunun söylenemeyeceği; aksine, kullanıldığı biçim ve bütünsel algı çerçevesinde ayırt edicilik eşiğini aştığı kabul edilmelidir. .... K. sayılı kararında “Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, marka başvurusunun reddine ilişkin davalı kurum kararının iptali istemine ilişkin olup, başvuruya konu marka ...." kelimelerinin birleştirilmesi sonucu oluşturulmuş türetme markasıdır. Mahkemece, "..." ibaresinin "finansal ve parasal hizmetler" mal ve hizmetleri bakımından cins, çeşit, vasıf, amaç ve coğrafi kaynak bildiren bir sözcük olarak algılanacağı, bu nedenle işaretin anılan mal ve hizmetler açısından ayırdedici nitelikten yoksun bulunduğu gerekçesiyle marka olarak tescil edilemeyeceği kabul edilmişse de, dava konusu "...." ibaresi 556 sayılı KHK'nın 5'inci maddesindeki unsurlara haiz ve ayırdedici nitelikte bulunduğu gibi söz konusu mal ve hizmetler bakımından doğrudan tasviri işaret niteliğinde değildir. Bu itibarla, 556 sayılı KHK'nın 7/1-c bendi uyarınca “finansal ve parasal hizmetler" mal ve hizmetleri açısından da tescil engelinin bulunmadığı kabul edilerek anılan mal ve hizmetler yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” açıklaması ile “....” ibaresinin marka vasfı olduğu yönünde karar kurulmuştur. ..... sayılı kararında “Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince dava, marka başvurusunun reddine ilişkin davalı kurum kararının iptali istemine ilişkindir. Başvuruya konu marka "... " ve "Bank" kelimelerinin birleştirilmesi sonucu oluşturulmuş türetme kelime markasıdır. Mahkemece, "Turkishbank" ibaresinin "finansal ve parasal hizmetler" mal ve hizmetleri bakımından cins, çeşit, vasıf, amaç ve coğrafi kaynak bildiren bir sözcük olarak algılanacağı, bu nedenle işaretin anılan mal ve hizmetler açısından ayırdedici nitelikten yoksun bulunduğu gerekçesiyle marka olarak tescil edilemeyeceği kabul edilmişse de, dava konusu "... " ibaresi 556 sayılı KHK'nın 5'inci maddesindeki unsurları haiz ve ayırdedici nitelikte bulunduğu gibi söz konusu mal ve hizmetler bakımından doğrudan tasviri işaret niteliğinde değildir. Bu itibarla, 556 sayılı KHK'nın 7/1-c bendi uyarınca " finansal ve parasal hizmetler" mal ve hizmetleri açısından da tescil engelinin bulunmadığı kabul edilerek anılan mal ve hizmetler yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” açıklaması ile “TurkishBank” ibaresinin marka vasfı olduğu yönünde karar kurulmuştur. .... sayılı kararında “Davacı tarafın temyiz itirazına gelince, mahkemece, davacı başvurusuna konu “....l” unsurlu marka başvurusununu 36. sınıfta yer alan hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesi uyarınca tanımlayıcı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, Dairemizin daha önce verilen 13/03/2015 tarih... sayılı emsal kararında da belirtildiği üzere başvuru konusu ibarenin 36 sınıfta yer alan “Sigorta hizmetleri, Finansal ve Parasal hizmetler, Gayrimenkul Komisyonculuğu, Müşavirliği ve İdareciliği hizmetleri, Gümrük Müşavirliği hizmetleri” yönünde de ayırt edicilik vasfı taşıdığı ve tanımlayıcı olmadığı kabul edilmiştir. Mahkemece hatalı gerekçe ile davanın 36. sınıfta yer alan hizmetler yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.” açıklaması ile “Turkish Yatırım” ibaresinin marka vasfı olduğu yönünde karar kurulmuştur. .... sayılı kararında “Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, marka başvurusunun reddine ilişkin davalı kurum kararının iptali istemine ilişkin olup, başvuruya konu marka "Turkish" ve "Card" kelimelerinin birleştirilmesi sonucu oluşturulmuş türetme markasıdır. Mahkemece, ...." ibaresinin "otomatik satış makineleri, bilet otomatları, nakit çekme makineleri, finansal ve parasal hizmetler" mal ve hizmetleri bakımından cins, çeşit, vasıf, amaç ve coğrafi kaynak bildiren bir sözcük olarak algılanacağı, bu nedenle işaretin anılan mal ve hizmetler açısından ayırdedici nitelikten yoksun bulunduğu gerekçesiyle marka olarak tescil edilemeyeceği kabul edilmişse de dava konusu "Turkishcard" ibaresi 556 sayılı KHK'nın 5'inci maddesindeki unsurlara haiz ve ayırdedici nitelikte bulunduğu gibi söz konusu mal ve hizmetler bakımından doğrudan tasviri işaret niteliğinde değildir. Bu itibarla, 556 sayılı KHK'nın 7/1-c bendi uyarınca "otomatik satış makineleri, bilet otomatları, nakit çekme makineleri, finansal ve parasal hizmetler" mal ve hizmetleri açısından da tescil engelinin bulunmadığı kabul edilerek anılan mal ve hizmetler yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” açıklaması ile “.... ibaresinin marka vasfı olduğu yönünde karar kurulmuştur. Başvuruya konu işaretin, reddine karar verilen mal ve hizmetlerin tümü yönünden, işletmesel kökeni çağrıştırmaya elverişli bir yapı sergilediği; bu işaretin, ilgili alıcı kitlesi tarafından önceden bilinmese dahi, sunulan hizmetlerin başvurucu işletme ile ilişkilendirilmesini sağlamaya ve söz konusu hizmetlerin tek bir ticari kaynaktan kaynaklandığını tüketiciye bildirmeye yeterli olduğu; bu nedenle tescili talep edilen işaretin, mal ve hizmetlerin menşeini gösterme fonksiyonunu yerine getirdiği ve bu fonksiyon çerçevesinde ayırt edici nitelik taşıdığı; netice itibariyle de, işaretin somut ayırt edicilik vasfını haiz olduğu; bu nedenle de herhangi bir mutlak ret sebebini içermediği ve reddine karar verilen mal ve hizmetler bakımından marka olarak tescile elverişli bulunduğu kanaatine varılmıştır. Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından; Davaya konu marka başvurusunun, somut ayırt ediciliğinin bulunduğu, ".... ibaresinin tanımlayıcı nitelikte olmadığı, YİDK kararının yerinde olmadığı ve iptali şartlarının oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Kabulüne, .... sayılı kararının iptaline, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 116,60.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 10.053,30.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalının yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.15/04/2026

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 1.318,30.-TL Bilirkişi Ücreti : 8.000,00.-TL P.M. : 735,00.-TL TOPLAM : 10.053,3‬0.-TL

Atıf: Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2025/345, K. 2026/161, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-ankara-2-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2025-345-e-2026-161-k-ffc08d247e9c