İlk Derece Mahkemesi · Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/546 E. 2025/487 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2024/546
- Karar No
- 2025/487
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/546 Esas - 2025/487 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/546 KARAR NO : 2025/487
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 20/12/2024 KARAR TARİHİ : 27/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin başta ağır sanayi ve madencilik olmak üzere, gayrimenkul, girişim ve bilişim sektörlerinde faaliyet gösteren güçlü kuruluşları ve eğitim alanındaki köklü iştirakleri ile Türkiye’ye değer katan 20’nin üzerinde kurumsal markayı temsil ettiğini, müvekkilinin markalarını ciddi ve yoğun bir şekilde kullanarak tanınmışlık kazandırdığını, müvekkilinin “....” esas unsurlu ve ibareli birçok seri markanın maliki olduğunu, müvekkili şirketin “....” ibaresi üzerinde müktesep hak sahibi olduğunu, .... sayılı “... üniversitesi” ibareli markanın müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkilinin müktesep hak sahibi olduğuna ilişkin mahkeme kararları bulunduğunu, “...” esas unsurlu markaları tanınır hale getirenin ve ilk kez kullananın müvekkili şirket olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin “...” ibaresini 1998 yılından beri ticaret ünvanında da kullandığını, davalı şirkete ait .... sayılı markalar ile müvekkili marka başvurusu arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığını, markaların tüketici kesimi tarafından karıştırılma ihtimali olmadığını, davalı şirketin .... sayılı markalarının kullanılmadığını, somut uyuşmazlıkta esas alınacak tüketici kitlesinin dikkatli ve seçici olduğunu beyan ederek.... sayılı markalar yönünden kullanım ispatı taleplerinin kabulü ile .... sayılı “university of ...” ibareli markanın tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet markalar arasında ortalama tüketici nezdinde iltibas yaratacak derecede benzerlik bulunduğunu, taraf markalarının kapsamında yer alan sınıfların da benzer olduğunu, davacının ....sayılı markası sebebiyle müktesep hak koşullarının oluşmadığını, dava konusu markanın eski tescilli markaya nazaran farklı göründüğünü, ... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde özetle; müvekkili şirketin 2002 yılından bu yana Türkiye’nin en önde gelen eğitim kurumlarından biri olduğunu, toplamda 100 kampüsü ile eğitim faaliyetlerine devam eden “... koleji okulları”nın sahibi ve işleteni olduğunu, davacının müktesep hak iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacının marka devir sözleşmesi ile devrettiği şu an müvekkili adına tescilli olan markalar üzerinde hak iddia etmesinin mümkün olmadığını, marka devriyle tüm haklarını devrettiğini ve öncelik hakkı iddiasının dinlenemez olduğunu, müvekkili şirketin hemen hemen tüm markalarında “...” ibaresini esas unsur olarak kullandığını, markaların ağırlıklı olarak 16 ve 41. sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkilinin devir sözleşmesi doğrultusunda marka başvurularına itiraz etmeyeceği yönünde anlaşma bulunduğu iddiasının haksız ve dayanaksız olduğunu, “...” ibareli markanın ayırt ediciliğini sağlayanın müvekkili şirket olduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markası ile karıştırılmaya sebebiyet vereceğini, davacının kullanmama def’inin haksız olduğunu, müvekkili markalarının ciddi şekilde kullanıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,.... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu .... sayılı marka başvurusunun, 41. sınıf için tescil talebiyle 28.12.2022 tarihinde yapıldığı, başvurunun 27.01.2023 tarihinde ilan edildiği, davalı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına itiraz edildiği, davalı şirket itirazının,.... Başkanlığı’nın 01.12.2023 tarih ve .... sayılı kararı ile kabul edildiği, marka başvurusunun reddine karar verildiği, bu kez davacı şirket tarafından .... kararı ile başvuru sahibi tarafından yapılan itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Dava Konusu Marka Başvurusu ile Davalı Şirketin Redde Mesnet Markaları Arasında İlişkilendirilme İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı ; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği ....’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Davacı şirket, ....sayılı markalar ise, dava konusu markanın başvuru tarihinde (28.12.2022), henüz 5 yıldır tescilli değildir. Dolayısıyla, redde mesnet markalar hakkında ileri sürülen kullanım ispatı talebinin yerinde olmadığı, Davacıya ait dava konusu marka başvurusu, 41. Sınıfta yer alan hizmetler bakımından reddedilmiştir. Dolayısıyla, davanın konusunu 41. Sınıf mal ve hizmetlerin oluşturduğu, Davalı şirkete ait redde mesnet kabul edilen markalar ise hali hazırda 41. Sınıf hizmetleri içermektedir. Dava konusu marka kapsamında yer alan ve reddine karar verilen 41. Sınıf hizmetler bakımından, karşılaştırılan markalar arasında ayniyet oluşmuştur. Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan tüm hizmetler bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı/aynı tür veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali; Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu, ....” ibaresinden oluşan bir kelime markasıdır. Marka kapsamında herhangi bir şekil unsuru bulunmamaktadır. Bununla birlikte, markanın tamamı yeşil renk ile yazılmıştır. “.... Üniversitesi” anlamına gelen kelimede, 41. Sınıf hizmetler bakımından “University” ibaresi, tali unsur niteliğindedir. “...” ibaresi, dava konusu markanın esas unsuru konumundadır. .... kelimesi Türk Dil Kurumu nezdinde “Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi, tabiat, natür. İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal yapısını koruyan çevre, tabiat. İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal yapısını koruyan çevre, tabiat.” anlamına gelmektedir. Davalı şirkete ait redde mesnet kabul edilen markalar incelendiğinde ise, markaların bir kısmının siyah renk ile yazılmış herhangi bir şekil unsuru içermeyen kelime markası, bir kısmının ise kelime ve şekil unsurunu birlikte içeren karma markalar olduğu tespit edilmiştir. Davalı şirkete ait kelime markalarında yer alan ....” ibaresi ile aynı boyutta, aynı hizada yazılmış olsa da, taşıdıkları anlam itibariyle, tüketiciler nezdinde marka algısı yaratmaya yetmemekte ve sunulan ürünü/hizmeti tanımlamaya hizmet etmekte olup marka vasfı bulunmamaktadır. Davalının, şekil ve kelime unsurunu barındıran karma nitelikli markaları ise, genel olarak yeşil renk ile oluşturulmuş, üst kısımda dalları olan bir ağaç bulunmaktadır. Ağacın alt kısmı kalem olarak tasarlanmıştır. Ağacın altında ise “....” ibareleri yer almaktadır. Davalı şirketin karma nitelikteki markaları yeşil renk kullanılarak oluşturulmuştur. Davalı şirketin redde mesnet markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davalı markalarında ön planda olan unsuru ya da unsurlarından birinin “...” ibaresi olduğu, Davalı şirketin redde mesnet markalarının esas unsuru “...” ibaresi olup, marka kapsamında yer alan diğer ibareler, markalara ayırt edicilik katmamıştır. Dava konusu markanın da esas unsuru “...” ibaresi olup, karşılaştırılan markalar, esas unsur bakımından ayniyet taşımaktadır. Esas unsurun ayniyet taşıması nedeniyle, somut olayda görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunmaktadır. Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusunun, davalı adına tescilli markaların esas ve ayırt edici unsurunu birebir içermesi nedeniyle, dava konusu marka başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet markaların esas unsur bakımından görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, olan “41. Sınıf hizmetler”, yetişkinlere hitap eden, gündelik ve ucuz olarak nitelendirilemeyecek mal ve hizmet grubundan oluşan, mal ve hizmeti satın alan tüketicilerin üzerinde araştırma yaparak satın alma eyleminde bulunduğu hizmetlerden oluştuğu, bu nedenle, ilgili tüketicinin yüksek düzeyde bilgiye ve dikkate sahip olduğu, Sonuç olarak, işbu davanın konusunu oluşturan hizmetlerin, davalı şirketin redde mesnet markalarının kapsamında hali hazırda yer aldığı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında emtia bakımından yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, davalı şirkete ait redde mesnet markalar ile dava konusu marka başvurusunun esas unsurunun ayniyet taşıdığı, her iki taraf markalarının da esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, “...” ibaresinin, dava konusu hizmetler bakımından ayırt edici niteliği sahip olduğu, buna karşın gerek dava konusu marka kapsamında yer alan “University of" ibaresi gerekse davalı şirket markalarında yer alan “....” ibarelerinin markaları farklılaştırmadığı, zira bu ibarelerin tanımlayıcı olduğu, somut uyuşmazlık bakımından tüketicinin farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmadığı, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, somut olayda dava konusu hizmetler bakımından, markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Davacının Önceki Tarihli Tescilli Markalarına Binaen Kazanılmış Hakkının Bulunup Bulunmadığı; Davacının iddiaları kapsamında davacı adına kayıtlı önceki tarihli markalarının, dava konusu başvuruya müktesep hak oluşturup oluşturmadığı hususu incelenmiştir. Yargıtay kararlarında kazanılmış hak sağlayan önceki markaların belirlenmesi yönünden bazı ölçütler getirilmiş ve getirilen bu kriterler güncel kararlarda da geçerliliğini korumuştur. Buna göre; ..... sayılı ilamda da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için şu üç koşulun birlikte bulunması gereklidir: Kazanılmış hak iddia edilen tescilli marka ile dava konusu markadaki ibarelerde asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, Karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, Yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması. Dava konusu marka başvurusu 28.12.2022 tarihinde tescil başvurusuna konu edilmiştir. Davacı taraf, dava dilekçesinde, .... sayılı “....” ibareli markasının bulunduğunu ifade etmiştir. Davacıya ait ... sayılı markanın tescil tarihi üzerinden 5 yıl geçmiştir. Hükümsüzlük tehdidi altında olmayan önceki tarihli marka, süre bakımından müktesep hakka gerekçe olarak gösterilebilir. Önceki tarihli marka ile sonraki tarihli markanın aynı mal ve hizmeti içermesi de, somut olay bakımından gerçekleşmiştir. Zira, sonraki tarihli markanın reddedilen hizmetleri, önceki tarihli markada aynen yer almaktadır. Fakat, itiraz aşamasında, davacı şirket, önceki tarihli markasının kullanıldığını gösterir herhangi bir belge sunmamıştır. Önceki tarihli tescilli markaların tescilli oldukları mal ve hizmetler bakımından fiilen kullanılmasının, eldeki davaya konu marka bakımından müktesep hakkın oluşumuna etki eden şartlardan biri olduğu, fakat itiraz aşamasında dosyaya davacının önceki tarihli markaları kullandığına dair bilgi/belge sunulmadığı gözetildiğinde, işbu markanın, müktesep hak oluşturamayacağı, Sonuç olarak, davacı şirket lehine kazanılmış hak koşulları oluşmadığı, davacı şirketin önceki tarihli markasına binaen müktesep hakkının bulunmadığı, Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan hizmetlerin, davalı şirketin redde mesnet kabul edilen markaları kapsamında yer alan hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu, Taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, Taraf markaları arasında, dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacı şirketin müktesep hak iddialarının yerinde olmadığı, Kurum kararının hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim ..... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır