İlk Derece Mahkemesi · Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/526 E. 2025/381 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2024/526
Karar No
2025/381
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/526 Esas - 2025/381 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/526 KARAR NO : 2025/381

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 16/12/2024 KARAR TARİHİ : 08/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/10/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin uzun yıllardır plaj işletmeciliğinde faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin .... kısmen kabul edilerek marka başvurusu kapsamında 43. sınıf hizmetlerin çıkartıldığını, karara karşı müvekkili itirazının.... sayılı kararı ile reddedildiğini, kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili marka başvurusu ile redde mesnet gösterilen “nef reserve yalıkavak playa” markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan hiçbir benzerlik bulunmadığını, markaların karıştırılma ihtimali olmadığını, markalarda ortak olarak yer alan “playa” ibaresinin İspanyolca “plaj” anlamına geldiğini, ayırt ediciliği düşük ve herkes tarafından sıklıkla kullanılan bir ibare olduğunu, müvekkili markasının esas unsurunun bir bütün olarak ....” ibaresi olduğunu, markaların bir bütün olarak birbirinden açıkça farklılaştığını, dava şirket markasının esas unsurunun “nef reserve” olduğunu, markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin farklı olduğunu, dikkatli ve bilinçli tüketicilere hitap ettiklerini, ilgili tüketici nezdinde markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davalı şirketin çatı marka iddiasının mesnetsiz olduğunu, davalı şirket markasının tanınmış olmadığını, tanınmışlık itirazlarının yersiz olduğunu, kötü niyet iddialarının usule, hukuka aykırı ve mesnetsiz olduğunu beyanla; ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde karıştırma ihtimali yaratacak derecede benzer olduğunu, markaların esas unsurunun “playa” ibaresi olduğunu, çekişme konusu 43. sınıf üzerinde “playa” esas unsurlu markaları görecek ortalama tüketicilerin kolaylıkla yanılgıya kapılabileceklerini, .... kararının usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde özetle; davacı markası ile müvekkili markası arasında işitsel, görsel ve anlamsal yönden çok ciddi düzeyde benzerlik ve hatta ayniyet bulunduğunu, markaların ortalama tüketiciler tarafından ilişkilendirilmesi ve karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, müvekkili markasının 43. sınıfta tescilli, yıllardır kullanılan ve bilinen bir marka olduğunu, dava konusu markanın 43. sınıf yönünden reddedilmesinin isabetli olduğunu, markaların aynı hizmetleri kapsadığını ve tüketici kitlesinin aynı olduğunu, her iki markanın esas unsurunun “playa” ibaresi olduğunu, incelemede esas alınması gereken tüketicilerin ortalama tüketici kitlesi olduğunu, müvekkilinin “nef” ibaresini içeren çok sayıda marka tescili bulunduğunu, redde mesnet markada yer alan “nef” ibaresinin çatı marka niteliğinde olduğunu, müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markasının tanınmışlığından haksız yarar elde edeceğini ve ayırt edici karakterini zedeleyeceğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu.... sayılı marka başvurusu, 35 / 41 / 43. sınıflar için tescil talebiyle 21.06.2023 tarihinde yapıldığı, dava konusu marka başvurusu, 27.07.2023 tarih ve 425 sayılı .... yayımlandığı, davalı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına itiraz edildiği, itirazın .... Dairesi Başkanlığı’nın 15.02.2024 tarih ve .... sayılı kararı ile kısmen kabul edilmiş olup, marka başvurusu kapsamından aşağıdaki hizmetlerin çıkartılmasına karar verildiği, davacı şirket, .... kararı ile itirazın reddine oybirliği ile karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Markalar Arasında İlişkilendirilme İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Davacıya ait dava konusu marka başvurusu, 43. Sınıfta yer alan hizmetler bakımından reddedilmiştir. Dolayısıyla, davanın konusunu 43. Sınıf hizmetler oluşturmaktadır. Davalı şirkete ait redde mesnet kabul edilen.... sayılı marka ise hali hazırda 43. Sınıf hizmetleri içermektedir. Dava konusu marka kapsamında yer alan ve reddine karar verilen 43. Sınıf hizmetler bakımından, karşılaştırılan markalar arasında ayniyet oluştuğu, Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan tüm hizmetler bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı/aynı tür veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu, “....” ibaresinden oluşan bir kelime markasıdır. Markayı oluşturan her iki kelime de aynı satırda, aynı puntoda ve standart bir yazı karakteriyle yazılmış olup, başvuru kapsamında herhangi bir görsel ya da şekil unsuru bulunmamaktadır. Markada yer alan ....” ibaresi, İspanyolca’da “plaj” anlamına gelmekte olup, ülkemizde anlamı bilinmesi beklenen bir kelime değildir. Diğer yandan, “....” ibaresi, Türkçede de kullanılan “tropikal” kelimesinin İngilizce karşılığıdır ve “tropikal iklim kuşağına ait” ya da “tropikal bölgelerle ilgili” anlamına gelmektedir. İngilizce’nin ülkemizde görece daha yaygın bilinen bir dil olması ve “...” kelimesinin, plaj, tatil, iklim ya da coğrafi bölge gibi kavramlarla doğrudan ilişkilendirilebilir nitelikte olması nedeniyle, bu ibarenin ayırt edici niteliği düşüktür. Nitekim bu tür coğrafi veya tanımlayıcı çağrışımlar taşıyan kelimeler, marka hukukunda genellikle zayıf ayırt ediciliğe sahip unsurlar olarak değerlendirilmektedir. Bu çerçevede, “....” markasında tüketicinin dikkatini çeken ve markaya ayırt edicilik kazandıran asıl unsurun “... ibaresinin ise tamamlayıcı, tanımlayıcı ve ikinci planda kalan bir ifade niteliğinde olduğu, Öte yandan, davalı şirkete ait ve redde dayanak olarak gösterilen marka, “nef reserve yalıkavak playa” ibaresinden oluşmakta olup, marka kapsamında herhangi bir şekil unsuru kullanılmamıştır. Markada görsel bütünlük ve yazı karakteri dikkate alındığında, “....” ibaresinin kapladığı alan ve yazım biçimi itibarıyla ön planda yer aldığı, tüketici algısında markayı hatırlatıcı ve tanımlayıcı temel unsur konumunda olduğu görülmektedir. Markada yer alan “Yalıkavak” ibaresi, ülkemizde bilinen bir yerleşim yeri ve coğrafi ad olup, tek başına ayırt edici nitelikte kabul edilmemektedir. “...” ibareleri, markada esas unsur olarak değerlendirilse dahi, kullanılan yazı karakteri, punto ve yerleşim biçimi itibarıyla görsel olarak arka planda kalmakta; bu ibareler markanın genel algısı üzerinde belirleyici rol üstlenmemektedir. Dolayısıyla, davalı şirkete ait markanın esas unsuru ya da esas unsurlarından biri ....” ibaresidir. Hem dava konusu markada hem de davalıya ait redde mesnet markada “....” ibaresi ayırt edici nitelikte ve ön planda yer almakta olup, her iki marka bakımından esas unsur veya en azından en güçlü unsurlardan biri niteliğindedir. Bu nedenle, markalar arasında yapılacak benzerlik değerlendirmesinde, ...” ibaresinin ortaklığı, markaları görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer kılmıştır. Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusunun, davalı adına tescilli markanın esas ve ayırt edici unsurunu birebir içermesi nedeniyle, dava konusu marka başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet markanın esas unsur bakımından görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde dava konusu edilen 43. Sınıftaki gıda ile ilintili olan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” hizmetlerinin hitap ettiği nihai tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olaya bakıldığında; genel bir tüketici grubuna hitap ettiği, özellikle hizmetlerinin günlük yaşamda en çok tüketilen hizmetlerden olduğu, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani görece ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerden olduğu ve hitap ettikleri tüketicilerin markaları aynı anda incelemeye tabi tutmadığı, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelemediği, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalıştığı da gözetildiğinde, bu hizmetlerde tüketicinin satın alım ve yararlanma aşamasındaki dikkatinin üst düzey olmayacağı ancak 43. Sınıftaki diğer hizmetler “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri, Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” bakımından ise nispeten daha ender yararlanılan, günlük tüketime konu olmayan, görece yüksek fiyatlı olan, alıcılarının söz konusu hizmetleri satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz hizmet alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği hizmetler olmaları nedeniyle dikkat ve özen düzeylerinin ortalamanın daha üstünde olacağı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta taraf markalarında benzerliği tespit olunan emtialar yönünden ilgili tüketicilerin hem düşük düzeyde bilgiye, dikkate ve özene sahip sıradan tüketicilerden hem de dikkat, özen bilgi düzeyi daha yüksek olan bilinçli tüketicilerden oluştuğu, Sonuç olarak, işbu davanın konusunu “43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.”nin oluşturduğu, davalı şirketin redde mesnet markasının 43. Sınıf hizmetlerde hali hazırda tescilli olduğu, davalı şirketin redde mesnet markası ile dava konusu emtiaların aynı/aynı tür olduğu, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında emtia bakımından yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, dava konusu markanın esas unsurunun “....” ibaresi olduğu, “tropical” ibaresinin anlam itibarıyla tali unsur niteliği taşıdığı, davalı şirketin redde mesnet markasında ise “....” ibaresinin, marka görselinde ön planda olduğu, taraf markalarının esas unsur bakımından ayniyet taşıdığı, dava konusu hizmetler bakımından ilgili tüketicinin dikkat ve bilgi düzeyinin ortalama ve ortalamanın üstünde olarak tespit edilse dahi, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür emtia üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan emtianın, davalı şirketin redde mesnet kabul edilen markası kapsamında yer alan emtialar ile aynı/aynı tür olduğu, Taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, .... sayılı kararının hukuka uygun olduğu, iptali için gerekli koşulların oluşmadığı sonuçlarına varılmış, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ..... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.08.10.2025

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/526, K. 2025/381, T. 08.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-ankara-2-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2024-526-e-2025-381-k-6ed7c76ddb60