İlk Derece Mahkemesi · Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/500 E. 2025/469 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2024/500
Karar No
2025/469
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/500 Esas - 2025/469 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/500 KARAR NO : 2025/469

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 29/11/2024 KARAR TARİHİ : 06/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/11/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı şahısların ... sayılı kararı ile reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili markalarını ilk defa kendisi tarafından oluşturulduğunu, gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, müvekkilinin yoğun ve yaygın kullanımı neticesinde markanın tanınmışlık ve yüksek ayırt edicilik kazandığını, dava konusu markanın kullanılmak istendiği “kedi kumu” ürününde müvekkilinin pek çok ürün satışı bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkili marka haklarını ihlal ettiği ve haksız rekabet yarattığını, dava konusu markanın müvekkili markaları ile karıştırılacak düzeyde benzer olduğunu, müvekkili markalarının esas unsurunun “pisipisi” ibaresi olduğunu, dava konusu markanın esas unsurun ise “misipisi” ibaresi olduğunu, başvuruda yer alan “clumping cat litter” ibaresinin Türkçe “topaklanan kedi kumu” anlamına geldiğini, anılan ibarenin 31. sınıftaki mallar yönünden doğrudan tanımlayıcı olduğunu, ayırt ediciliği bulunmadığını, dava konusu marka başvurusunda yer alan “bentonit” ibaresinin “alüminyum ve magnezyum bakımından zengin volkanik kül, tüf ve lavların kimyasal ayrışması sonucu oluşmuş kil minerallerinden oluşan bir kayaç” adı olduğunu, kedi kumunun hammaddesi olduğunu, ibarenin başvuruya ayırt edicilik katmadığını, dava konusu markanın müvekkili markasının sadece ilk harfinin değiştirilmesi suretiyle oluşturulduğunu, müvekkili markasında yer alan “i” harflerinin kedi şeklinde oluşturulduğunu, dava konusu markada müvekkilinin özgün tasarımının benzerinin kullanıldığını, başvuru markasında yer alan ürünler ile müvekkili markalarının mal/hizmetlerinin aynı ve benzer olduğunu, taraf markalarının halk nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayabileceğini, müvekkili markalarının itibarının zarar görebileceği ve ayırt edici karakterinin zedeleneceğini, dava konusu markanın SMK 6/4 ve 6/5 hükmü uyarınca da hükümsüz kılınması gerektiğini, davalı şahısların marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu beyanla; .... sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, markaların bıraktığı intibaın aynı olmadığını, dava konusu marka başvurusunun bir bütün olarak ele alınması gerektiğini, markalar arasında benzerlik bulunmadığından SMK 6/4 ve 6/5 hükümleri kapsamında yapılan itirazın da reddi gerektiğini, davacının kötü niyet iddiasını ispatlamaya yeterli delil sunulmadığını, ... kararının usule ve yasaya uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şahıslara usulüne uygun tebligat yapılmasına karşın, yargılamaya katılımları olmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,.... Kararının iptali ile ... sayılı marka başvurusu, 31. sınıf için tescil talebiyle 10.01.2023 tarihinde yapıldığı, başvurunun Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, davacı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “4üncü madde kapsamında marka olamayacak işaret”, “ayırt edicilikten yoksunluk”, “tanımlayıcılık”, “aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik” ve “ticaret alanında herkes tarafından kullanılma” gerekçeleri ile itiraz edildiği, davacı şirket itirazının önce Markalar Dairesi ve nihai olarak dava .... kararı reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markalarının Karıştırılma İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği ...’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. ... sayılı markalar ise hali hazırda 31. Sınıf emtia bakımından tescilli olup, taraf markaları arasında sınıfsal olarak ayniyet oluştuğu, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. Dava konusu marka başvurusu, “....” ibaresinden oluşmakta olup, “....” ibaresi, markada yer alan diğer kelimelere nazaran daha büyük punto ile yazılmış ve kelimenin “İ” harflerinin noktasında “pati” şekline yer verilmiştir. Dava konusu markada yer alan “clumping cat litter” ibaresi “topaklanan kedi kumu” anlamına gelmekte olup, özellikle dava konusu emtia bakımından tanımlayıcı niteliktedir. “....” ise, kedi kumu üretiminde de kullanılan, suyla temas ettiğinde şişme özelliği gösteren doğal bir kil türüdür. Yapılan araştırmada, kedi kumu ürünlerinde “bentonit” ibaresinin sıklıkla kullanıldığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla dava konusu markanın esas unsuru “misipisi” ibaresidir. “Misipisi” ibaresi, anlamlı bir ibare olmayıp yazıldığı gibi okunmaktadır. Davacıya ait markalar ise “.... ibaresinden oluşmakta olup, markalardan biri kelime markası iken, diğer markada “..” kelimesinde yer alan “İ” harfleri yerine kedi çizimi yerleştirilmiştir. ....” kelimesi, Türkçede sevecen bir tonla kediyi çağırmak için kullanılan bir ifadedir. Genellikle sokakta veya evde bir kediyi yanına çağırmak isteyen kişilerin ...” şeklindeki seslenmesine benzeyen, sevimlilik ve yakınlık içeren bir kelime olarak kullanılır. Her ne kadar genel anlamda kediyle ilişkilendirilen bir çağrışım taşısa da, bu çağrışımın belirli bir ürün veya hizmete, özellikle de dava konusu emtialar arasında “kedi” ile en ilişkili emtia olan “kedi kumu” ürününe dahi doğrudan işaret ettiği veya tanımlayıcı nitelik taşıdığı söylenemez. Başka bir deyişle, “pisipisi” kelimesi tüketici zihninde doğrudan “kedi kumu” ürününü çağrıştırmamakta; daha çok genel bir kedi algısı veya kediyle kurulan duygusal bağ ile ilişkilendirilmektedir. Bu nedenle, “pisipisi” ibaresinin dava konusu emtia bakımından tanımlayıcı ya da jenerik bir ifade olmadığı, ayırt edici nitelik taşıdığı, Dava konusu markanın esas unsuru “misipisi”, davacı markalarının esas unsuru ise “pisipisi” ibaresidir. ...” ibareleri arasında hem görsel hem işitsel açıdan benzerlik bulunmaktadır. Her iki ibare de sekiz harften oluşmakta olup, yalnızca ilk harfleri farklıdır; kalan.... bölümü birebir örtüşmektedir. Bu durum, markaların yapı ve ritim açısından benzer tınıya sahip olmasına yol açmakta, özellikle ortalama dikkat düzeyine sahip tüketiciler bakımından işitsel karıştırılma riskini artırmaktadır. Görsel açıdan da, her iki markada “İ” harflerinin yerine kedi figürü veya pati şekli gibi benzer sembollerin yerleştirilmiş olması, tüketici nezdinde benzer bir izlenim oluşturma olasılığını güçlendirmektedir. Bu kapsamda değerlendirildiğinde, dava konusu markanın esas unsuru olan “misipisi” ibaresi ile davacı markalarının esas unsuru olan .... ibaresi arasında, görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, “Misipisi” ve “Pisipisi” ibareleri arasında işitsel benzerlik değerlendirilirken, her iki ibarenin yalnızca ilk harfi olan “M” ve “P” harflerinin farklı olduğu, geri kalan “isipisi” kısmının ise tamamen örtüştüğü görülmektedir. Türkçede “M” ve “P” harfleri, dudaksıl sesler olup, her ikisi de ağızdan çıkarken dudakların kapanıp açılmasıyla oluşan, artikülasyon açısından benzer seslerdir. Bu nedenle hızlı veya dikkatsiz telaffuzda bu iki sesin birbiriyle karıştırılması mümkündür. Özellikle sesli mecralarda ya da sözlü siparişlerde bu benzerlik, markaların işitsel olarak ayırt edilmesini güçleştirecektir. Dolayısıyla, “misipisi” ve “pisipisi” ibareleri, yalnızca bir harf farkına rağmen işitsel açıdan yüksek seviyede benzerdir. Dava konusu marka başvurusunun esas unsuru olan “misipisi” ibaresinin, anlamsız bir ibare olması nedeniyle, markalar arasında anlamsal bir benzerlik bulunmadığı, Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusu ile davacı markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, somut olay bakımından “markaların aynı ya da benzer olması” şartının sağlandığı, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, dava konusu emtia bakımından ilgili tüketici kitlesi, genellikle tarım ve hayvancılıkla profesyonel ya da amatör düzeyde ilgilenen çiftçiler, bahçıvanlar, yetiştiriciler, hayvan sahipleri ve veterinerlik sektöründe faaliyet gösteren kişilerden oluşmaktadır. Dolayısıyla 31. Sınıfa giren ilgili emtia bakımından ilgili tüketicinin daha bilinçli bir tüketici/alıcı kesimine hitap ettiği, Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtianın, davacı markalarında yer alan emtialar ile aynı/aynı tür olduğu, dava konusu emtia bakımından ilgili tüketicinin ortalama seviyede bilgi ve dikkat düzeyine sahip olduğu, davacı markalarının esas unsurunun “... ibaresi olduğu, dava konusu markanın esas unsurunun ise “....” olduğu, dava konusu markada yer alan “clumping cat litter” ve “bentonit” ibarelerinin gerek markada kapladıkları yer, gerekse anlam itibarıyla tali unsur niteliğinde olduğu, dava konusu marka ve davacı markalarının uzun olarak değerlendirilebilecek kelimeler olduğu, toplamda 7 harfi ortak olarak ve aynı sırada içerdikleri, farklılığın ilk harften kaynaklandığı, fakat farklılık taşıyan harflerin işitsel olarak benzer harfler olduğu, davacı markasının esas unsuru olan ... ibaresi ile dava konusu marka başvurusunun esas unsuru olan “.... ibarelerinin benzer olduğu, bütünsel algıları itibariyle görsel ve işitsel olarak benzer olmaları gerekçesiyle bilinç/dikkat/özen düzeyi yüksek olan tüketicilerin bile taraf markalarını aynı/aynı tür ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle taraf markalarını aynı işletmenin markası veya idari-mali anlamda bağlantılı işletme markaları olarak algılayabileceği, yanılgı yaşayabileceği ve bütünsel algı itibariyle birbirleriyle ilişkilendirebileceği dolayısıyla somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği; 6769 sayılı SMK 6/5 maddesi; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. “Tanınmış marka” kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım” olarak tarif edilmiştir.... Bunun yanında tanınmış marka kavramı; bir markanın tanınmışlığının belirlenmesi için .... 1999 yılında ... Ortak Tavsiye Kararı" adı altında bazı ölçütler getirmiştir. Bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bağlayıcılığı olmamakla birlikte uygulamada da kabul gören bu kriterler şunlardır; Toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu Marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü Markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları Markanın ekonomik değeri Bu kıstaslardan birisinin, birkaçının veya tamamının varlığı tanınmışlığı gösterebilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan çıkan sonuç; bir hizmet ya da ticaret markasının tanınmışlığından söz edilebilmesi için; toplumun ilgili sektöründe tanınmış olması, başka bir anlatımla o marka telaffuz edildiğinde ilgili sektördekilerin hiç düşünmeden refleks halinde hatırlamaları gerektiğidir. 6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmüne göre, toplumda belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşan önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markadan, Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarara sağlayabilecek, Markanın itibarına zarar verebilecek, Markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilecek durumda olan sonraki başvuru, farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedilecektir. Yukarıda da belirtildiği üzere, tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir. Somut uyuşmazlık bakımından incelendiğinde, davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığın ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin itiraz aşamasında dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, dolayısıyla tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, KÖTÜNİYET İDDİALARI; Davacının, davalının marka tescil başvurusunda bulunurken kötü niyetli olduğuna yönelik iddiasını destekler nitelikte marka işlem dosyası ve dava dosyası kapsamında somut bir bilgiye ya da delile rastlanılmamıştır. Salt benzerlik iddiaları ise kötü niyet değerlendirmesi açısından önem teşkil eden bir argüman değildir. Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan emtia ile davacıya ait markalar kapsamında yer alan emtianın aynı/aynı tür olduğu, Davacıya ait markalar ile dava konusu marka başvurusunun, görsel ve işitsel olarak benzer olduğu ve markalar arasında karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimali bulunduğu, Davacı markasının tanınmışlığının ve kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, ....sayılı kararının hukuka aykırı olduğu, dava konusu.... sayılı markanın karar tarihi itibariyle tescil edilmediği anlaşılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, ....sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu marka karar tarihi itibariyle tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 16.798,90.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 2.108,90.-TL Gider Avansı :14.690,00.-TL TOPLAM :16.798,90.-TL

Atıf: Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/500, K. 2025/469, T. 06.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-ankara-2-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2024-500-e-2025-469-k-45aa49137f02