İlk Derece Mahkemesi · Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/21 E. 2023/641 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/21
- Karar No
- 2023/641
- Karar Tarihi
T.C. GAZİANTEP 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ......Esas KARAR NO : ... HAKİM :.... KATİP : ..... DAVACI :..... VEKİLİ : Av. ...... DAVALI :........ VEKİLİ : Av....... DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/01/2023 KARAR TARİHİ : 04/12/2023 GEREKÇE TARİHİ : 20/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 09/01/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; 18/06/2021 tarihinde davalı şirket nezdinde ZMMS kapsamında sigortalı . plakalı araç sürücüsünün sebebiyet verdiği kazada müvekkillerinin yaralandığını ve malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir müvekkili için ayrı ayrı 4.000,00-TL sürekli iş göremezlik, 500,00-TL geçici iş göremezlik, 500,00-TL bakıcı gideri olmak üzere toplamda 5.000,00-TL tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini dava etmiştir. Davalı vekili 25/01/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve poliçe teminatı kapsamı ile sınırlı olduğunu, kusur ve maluliyetin Adli Tıp Kurumunca tespiti, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması, tazminat hesabının genel şartlarda ön görülen usul ile yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı vekili 17/11/2023 tarihli sulh dilekçesi ile vekalet ücreti ve yargılama gideri talep etmemiştir. Davacı vekili 22/11/2023 tarihli dilekçesi ile davadan feragat etmiştir. GEREKÇE Uyuşmazlık, kalıcı iş göremezlik, geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri istemine ilişkindir. Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali BK m. 46/I’de özel olarak hükme bağlanmıştır (6098 sayılı TBK m. 54). Bu hüküm gereğince “Cismani bir zarara düçar olan kimse külliyen veya kısmen çalışmaya muktedir olamamasından ve ileride iktisaden maruz kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zarar ve ziyanını ve bütün masraflarını isteyebilir”. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin mal varlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Zarar görenin malvarlığında eksilen değer yerine aynı nitelikte bir değer konulması mümkün olduğu takdirde bu değer; bu mümkün olmadığı takdirde, nicelik yönünden, yani para ile ona denk bir değer konulur ve zarar verenin yerine getirmek zorunda olduğu bu yükümlülüğe tazminat yükümlülüğü adı verilir. Tazminat yükümlülüğünün, bir diğer ifadeyle zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zararın hesaplanması gerekmektedir. Zarar görenin malvarlığının zarar verici olaydan sonraki durumu ile böyle bir olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki farkı ifade eden zarar, eşyaya ilişkin olabileceği gibi kişiye ilişkin de olabilecektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararların da kişiye ilişkin zarar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Çalışma gücü, zarar görenin iş gücünün, yani beden ve fikir gücünün, gelir getirici şekilde kullanılması demektir. Burada asıl önem arz eden kazanç kaybı veya azalması değil, kazanma gücünün kaybı veya azalmasıdır. Bu kayıp ve azalmadan doğan olumsuz ekonomik sonuçlar, zararı oluşturur (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 713). Feragat HMK'nın 307-309-310-311. md'leri hükmüne göre davaya son veren taraf işlemlerinden olup hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabildiği gibi mahkemenin muvafakatine de bağlı değildir. Feragat kayda ve şarta bağlanamaz. Gaziantep 1. Noterliği'nin 06/10/2021 tarihli ve 14799 yevmiye numaralı vekaletnamesinde, davacı vekilinin davadan ve kanun yollarından feragat etme yetkisi bulunduğu görülmüştür. Tüm bu açıklamalar bir ara değerlendirildiğinde davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Harçlar Kanununun 22. Maddesi gereğince alınması gereken 179,90-TL harç peşin alındığından daha fazla harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, varsa artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde yatıran tarafa iadesine, 4-1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davalı taraf vekalet ücreti alacağından feragat etmiş bulunduğundan davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.04/12/2023