İlk Derece Mahkemesi · Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/207 E. 2025/57 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/207
- Karar No
- 2025/57
- Karar Tarihi
T.C. GAZİANTEP 2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... Esas KARAR NO : ... HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 09/03/2024 KARAR TARİHİ : 22/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03.01.2022 tarihinde ...’un sürücüsü olduğu ... plaka sayılı araç ve araca bağlı ... plaka sayılı yarı römork ile ... sürücüsü olduğu ... plaka sayılı aracın çarpışması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen olay sonucu ... ve ...n yaralandığını, ... vefat ettiğini, ... plaka sayılı aracın olay tarihinde Davacı Sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, olay nedeniyle ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, hak sahipleri ile ihtiyari arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlandığını, ... için 65.000,00 TL tazminat,10.400,00 TL vekalet ücreti (stopaj ve KDV tevkifatlı) ve 2.301,00 TL arabulucu ücreti olmak üzere 77.701,00 TL ödeme yapıldığını, yapıldığını, ... için 100.000,00 TL tazminat,16.000,00 TL vekalet ücreti (stopaj ve KDV tevkifatlı) ve 3.540,00 TL arabulucu ücreti olmak üzere 119.540,00 TL ödeme yapıldığını, ...’ın hak sahipleri için 420.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı (çocuk ...için 35.000,00 TL, çocuk ... için 20.000,00 TL, çocuk ... için 15.000,00 TL, eş ... için 280.000,00 TL, baba...için 10.000,00 TL, anne ... için 60.000,00 TL),60.000,00 TL vekalet ücreti (stopaj ve KDV tevkifatlı) ve 14.868,00 TL arabulucu ücreti olmak üzere 494.868,00 TL ödeme yapıldığını, Yapılan ödemelerin rücuya tabi olduğunu belirterek, 692.109,00 TL nin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Meydana gelen kazada sürücünün kusurunun olmadığını, Sürücünün olay anında alkollü olmadığını ve olay yerini terk etmediğini, araç sürücüsünün belgelerinin tam olduğunu, sürücünün olay yerini kasıtlı olarak terk etmesi durumunun olmadığını, rücu şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. DELİLLER: 1-Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülmüş olan iddia ve savunmalar, 2-Bilirkişi raporu, 3-İlgili yasal mevzuat ve yargısal kararlar. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava Tazminat (Rücuen Tazminat) talebine ilişkindir. Rücuen tazminat davaları; gerçek zararın giderilmesi amacına yöneliktir. Ödemesi gereken miktardan fazlasını ödeyen davacı, diğer sorumlulara rücu edebilecektir. Zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı, ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusundan isteyebilir. Davacının, rücu edebileceği tazminat tutarı sürücünün kusur oranı ve zarar görenlerin gerçek zararı kadar olabilecektir . Bu nedenle, zarar görene yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek, davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir. Başka bir ifade ile rücuen tazminat davaları, ödenmesi gerekenin tespiti amacı güder . Rücu hakkı, başkasına ait borcu yerine getiren kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik tazminat niteliğinde talep hakkı olup, davacının malvarlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleşmekle, faiz başlangıç tarihi de ödeme tarihi olacaktır. Davacının faiz talep edebilmesi için ayrıca bir ihtar ile temerrüde düşürülmesine gerek bulunmamaktadır. 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçelerine ilişkin olarak meydana gelen trafik kazalarında o dönem yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesinde sigortacının işletene rücu nedenleri arasında sigortalı aracın sürücüsünün kaza sonrası olay yerinden ayrılması sayılmamıştır. Dolayısıyla 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçelerine dayalı olarak zarar gören hak sahiplerine ödemede bulunan sigorta şirketi salt olay yerini terk nedenine dayalı olarak kendi akidine rücu edemeyecektir. Ancak 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçeleri nedeniyle bedensel hasarlı trafik kazası sonucu zarar gören hak sahiplerine ödemede bulunan zorunlu trafik sigortacısı, kendi akidi olan sigortalısına karşı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesine göre olay yerini terk nedeniyle rücu davası açabilecektir. Kusur bilirkişi raporuna ilişkin değerlendirme; Mahkememizin ara kararı gereği, davaya konu trafik kazasının salt alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği, kusur bilirkişisinde istiap haddinin aşılıp aşılmadığı aşıldı ise istiap haddinin aşılmasının olayın meydana gelmesine etkisi, dava dışı sürücünün ehliyetinin davalıya ait aracı kullanmaya yeterli olup olmadığı ve kusur durumu (oran belirtmek suretiyle) hakkında rapor hazırlanmak üzere dosya nöroloji, kusur bilirkişisi ve sigorta hususunda uzman bilirkişi heyetine tevdii edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 23/09/2024 tarihli raporda; 1-Davaya konu olayda sürücü ...'un çekici sınıfı araç sürkeye yeter sürücü belgesinin olduğunu, ...ın ise motosiklet sürmeye elverişli sürücü belgesi olmadığı gibi taşıma sınırının üzerinde yolcusu ile kazaya karıştığı tespiti yapılmış ise de gerek sürücü belgesinin olmaması, gerekse taşıma sınırının üzerinde yolcu taşınması idari yaptırıma tabi olup, kazanın meydana gelmesinde etken olmadığını, ... plakalı çekici ve bu çekiciye bağlı ... plakalı yarı römork sürücüsünün çekici sınıfı araç sürmeye yeterli sürücü belgesi bulunan ...un trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve aslı kusurlu sayılmayı gerektiren hususların sıralandığı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/b "sürücüler trafik kazalarında, geçme yasağı olan yerlerde geçme hallerinde asli kusurlu sayılırlar" maddesine aykırı davranışı ile meydana gelen olayda %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğunu, Kaza tarihinde sürücü belgesi bulunmayan ... plakalı motosiklet sürücüsü ... ın meydana gelen olayda kusurunun olmadığını, yolcu ...meydana gelen olayda kusurunun olmadığını, 2-Olay sonrasında yapılan tetkik ve incelemelerde ...un 2,76 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, 2,76 promil sürücü üzerinde ayakta durmada, yürüme ve konuşmada zorluk çekme hatta ağrı ve diğer fiziksel duyuların azalması, duygusal tutarsızlıklar gibi belirgin derecede etkiler yaptığını, sonuç olarak sürücünün salt alkolün etkisinde kalarak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, 3-Dosya kapsamında incelenen olayda; sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı çekici ve bu çekiciye bağlı ... plakalı yarı römorku ile karışmış olduğu kazanın Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları A.3 maddesi doğrultusunda sigortanın kapsamında olduğunu, Trafik kusur bilirkişimizce "... plakalı çekici ve bu çekiciye bağlı ... plakalı yarı römork sürücüsü çekici sınıfı araç sürmeye yeterli sürücü belgesi bulunan ...'un trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusurlu sayılmayı gerektiren hususların sıralandığı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/b maddesine aykırı davranışı ile %100 oranında kusurlu olduğu" kanaatine varıldığını ve Nöroloji Uzmanı tarafından "...un salt alkolün etkisinde kalarak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği" görüşüne istinaden, genel şartların B.3 maddesi "Sigortacı ödediği tazminat miktarınca hukuken hak sahibi yerine geçer." ve B.4 Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı başlıklı maddesinde "c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkolü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkolü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar," "f) bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde" şeklinde belirtilmiş olup, mevzuatta belirlenen sınırın üzerinde alkollü içki almış kişilerin aracı kullanımı esnasında meydana gelecek zararlar ve olay yerini terk durumu rücu sebebi sayıldığını, davacı sigorta şirketi tarafından ilgilileri belirtilen ödemelerin yapıldığını ve rücuen talep edildiğinin tespit edildiğini, davacı şirket tarafından toplamda 692.109,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, sayın mahkemece rücu koşullarının oluştuğu kanaatine varılması durumunda rücuya konu tutarın 692.109,00 TL olacağını mahkememize bildirmişlerdir. 6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır. Denetime elverişli ve ayrıntılı olarak düzenlenmiş bilirkişi raporu hükme esas alınmış ve davalıya ait aracı süren sürücünün olayın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu kanaati ile hükme esas alınmıştır. Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme; Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacının maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir. Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir. Mahkememizin ara kararı gereği dosya rapor aldırılmak üzere maluliyet bilirkişi heyetine tevdii edilmiş olup, hazırlanan 23/10/2024 tarihli raporda özetle; Dava dışı ... 03/01/2022 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında oluşan yaralanmasına yönelik; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kullanılarak hesaplanan kişinin engellilik oranının %5(beş) olduğunu, Tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süresi dikkate alındığında 4 (dört) ay süre ile geçici iş göremezliğe neden olduğunu, İyileşme dönemi içerisinde 4 (dört) hafta tam gün bakıcı ihtiyacı olduğunu, Dava dışı ... 03/01/2022 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında oluşan yaralanmasına yönelik; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kullanılarak hesaplanan kişinin engellilik oranının %5(beş) olduğunu, Tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süresi dikkate alındığında 3 (üç) hafta süre ile geçici iş göremezliğe neden olduğunu, İyileşme dönemi içerisinde tam gün bakıcı ihtiyacı bulunmadığını mahkememize bildirmişlerdir. Olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerin göre alınan ve dava dışı zarar görenin vücudunda meydana gelen arazları doğru şekilde irdeleyen rapor hükme esas alınmıştır. Müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirme; Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir. Zarar gören ...'ın meydana gelen olay neticesinde yaralanmasına sebebiyet veren olayın kafa bölgesine alınan darbeden meydana geldiği; müteveffa ...'ın ölümünün ise kafa travmasından kaynaklandığı nazara alındığında dosya kapsamında davacının kask takmadığı anlaşılmaktadır. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2015/13937 Esas, 2018/7191 Karar sayılı ve 16/07/2018 Tarihli ilamında "...Somut olayda, davacının 16.04.2012 tarihli İskenderun Devlet Hastanesi raporunda baş bölgesinden yaralandığı ve kafa kemiklerinde kırık olduğu anlaşılmaktadır. Sürücünün yolculuğu esnasında koruyucu mahiyette kask takıp takmadığı araştırılarak sonucuna göre eğer kask takmamış ise müterafik kusurlu olduğu kabul edilerek, mahkemece, BK'nun 44. maddesi (TBK 52. md) uyarınca maddi tazminattan Daire ilkelerine göre %20 oranında indirim yapılarak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir..." denilmektedir. Bu kapsamda ... ve ...'ın talep edebileceği tazminat miktarından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmıştır. Aktüer bilirkişi raporu yönünden yapılan değerlendirme; Burada talep edebilecek tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir. Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 25/11/2024 tarihli raporda özetle; Davacı sigorta şirketinin, dava d ışı hak sahiplerine yaptığı ödeme nedeniyle, 1-... vefatından dolayı davacı sigorta şirketinin; -... için 280.000,00 TL ödeme yaptığını, hak sahibinin zararı ve poliçe limitine göre ödemesi gereken miktarın 321.626,69 TL olduğunu, yapılan ödemenin gerçek zarardan az olduğunu, -Tümer ... için 15.000,00 TL ödeme yaptığı, hak sahibinin zararı ve poliçe limitine göre ödemesi gereken miktarın 5.892,09 TL olduğunu, yapılan ödemenin gerçek zarardan fazla olduğunu, -... için 20.000,00 TL ödeme yaptığını, hak sahibinin zararı ve poliçe limitine göre ödemesi gereken miktarın 27.865,93 TL olduğunu, yapılan ödemenin gerçek zarardan az olduğunu, -... için 35.000,00 TL ödeme yaptığını, hak sahibinin zararı ve poliçe limitine göre ödemesi gereken miktarın 41.012,65 TL olduğunu, yapılan ödemenin gerçek zarardan az olduğu, -Anne ... için 60.000,00 TL ödeme yaptığını, hak sahibinin zararı ve poliçe limitine göre ödemesi gereken miktarın 94.580,38 TL olduğunu, yapılan ödemenin gerçek zarardan az olduğunu, -Baba...için 10.000,00 TL ödeme yaptığını, hak sahibinin zararı ve poliçe limitine göre ödemesi gereken miktarın 9.022,26 TL olduğunu, yapılan ödemenin gerçek zarardan fazla olduğunu, -Davacı Sigorta Şirketi, Arabulucuya 14.868,00 TL ödeme yaptığını, Davacı şirketin sorumlu olduğu arabuluculuk ücretinin 8.348,72 TL olduğunu, yapılan ödemenin fazla olduğu tespit edildiğini, -Davacı Sigorta Şirketinin, ...’ın vefatından dolayı rücu edebileceği toplam miktar 418.263,07 TL olarak hesaplandığını, 2-Davacı Sigorta Şirketinin, ...’ın yaralanmasından dolayı 65.000,00 TL ödeme yaptığını, hak sahibinin zararının 99.966,67 TL olduğunu, yapılan ödemenin gerçek zarardan az olduğunu, -Davacı Sigorta Şirketi, Arabulucuya 2.301,00 TL ödeme yaptığını, sorumlu olduğu arabuluculuk ücretinin 1.950,00 TL olduğunu, yapılan ödemenin fazla olduğu tespit edildiğini, -Davacı Sigorta Şirketinin, ...ın yaralanmasından dolayı rücu edebileceği toplam miktar 66.950,00 TL olarak hesaplandığını, 3-Davacı Sigorta Şirketinin, ...’ın yaralanmasından dolayı 100.000,00 TL ödeme yaptığını, hak sahibinin zararının 205.209,85 TL olduğunu, yapılan ödemenin gerçek zarardan az olduğunun tespit edildiğini, -Davacı Sigorta Şirketinin, Arabulucuya 3.540,00 TL ödeme yaptığını, sorumlu olduğu arabuluculuk ücretinin 3.000,00 TL olduğunu, yapılan ödemenin fazla olduğunun tespit edildiğini, -Davacı Sigorta Şirketinin, ...’ın yaralanmasından dolayı rücu edebileceği toplam miktar 103.000,00 TL olarak hesaplandığını, 4-Davacı Sigorta Şirketinin dava dışı hak sahiplerine yaptığı ödemelerin rücuya tabi kısımlarının toplam (418.263,07 TL + 66.950,00 TL + 103.000,00 TL) = 588.213,07 TL olarak hesaplandığını, Faiz başlangıç tarihi; ödeme tarihi esas alınarak, -409.914,35 TL için 10.10.2022 -8.348,72 TL için 11.10.2022 -165.000,00 TL için 21.11.2022 -4.950,00 TL için 12.12.2022 olduğunun tespit edildiğini, 5-Davacı Sigorta Şirketinin, dava dışı hak sahiplerine ödediği toplam 86.400,00 TL karşı yan vekalet ücreti, şirket insiyatifiyle ödenmiş olması ve rücuya tabi olmaması nedeniyle nihai takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, hesaplamalara eklenmediğini, 6-Olay tarihinde kaza başına ölüm/sakatlık poliçe limiti, sigortalı aracın çekici olması nedeniyle toplam 5.000,000,00 TL olup, hak sahiplerinin toplam zararı, kaza başına poliçe limitini aşmadığını mahkememize bildirmiştir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant usulüne hazırlanmış bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Rücu nedenleri bakımından yapılan değerlendirme; ZMSS Genel Şartları'nın B.4 "Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı" başlığında sigortacının hangi hallerde rücu hakkını kullanabileceği düzenlenmiştir. İlgili madde "Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, b)(Değişik:RG-2/2/2016-29612) (1) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise, c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılmasısırasında meydana gelen zararlar, ç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise, d) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa, e) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse, f) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde, Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez. " şeklinde düzenlenmiştir. Olay yerini terk ile içe rücu sebebi gerçekleşmiş olup olay yerini Genel Şartların B.4. maddesinde sayılan haller ile benzer zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini, dolayısıyla rücu sebebinin oluşmadığını ispat yükü ise sigortalıdadır. Sigortalı kaza yerini ancak Genel Şartların B.4. maddesinde sayılan zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini ispatlar ise rücu durumundan kurtulacaktır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/11866 Esas ve 2023/12935 Karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair İlamı) Bu kapsamda davacının olay yerine terk etmesinin tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi bir sebeple gerçekleşip gerçekleşmediği hususu araştırılmıştır. Dosyaya kazandırılan soruşturma dosyasında sürücünün olaydan kolluk görevlilerinin gelmesi ile haberdar olduğu, evinde arkadaşları ile alkol almakta olduğu zorunluluk halini gerektiren bir durum nedeniyle olay yerini terk etmediği anlaşılmıştır. Davalıya ait araç sürücüsünün alkollü araç kullanmasına ilişkin talebin ise ceza yargılamasında sürücünün araç kullanırken mi alkollü olduğu yoksa sonradan mı alkol hususu tespit edilemediği açıkça belirtildiğinden alkollü araç kullanmaktan dolayı rücu şartlarının oluşmadığına kanaat edinilmiştir. Bu kapsamda sürücünün olay yerini terk etmesinin Genel Şartlarda bahsedilen zorunlu hallerden birinin gerçekleşmemesi nedeniyle rücu şartlarının oluştuğuna kanaat getirilmiştir. Gerçek zararın belirlenmesine ilişkin değerlendirme; Hükme esas alınan bilirkişi raporunda zarar gören ...'ın toplam 99.966,67 TL zararının olduğu belirlenmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda zarar gören ...'ın vefatı nedeniyle eşinin 753.550,84 TL; ...13.804,79 TL; ... 65.288,07 TL; Nehir'in 96.090,03 TL; ...221.595,79 TL ve ...21.138,59 TL zararının olduğu belirlenmiştir. Hesaplanan bu bedel üzerinden müterafik kusur indirimi yapıldıktan sonra sonuç tazminatın belirlenmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'nin 2021/3581 Esas ve 2022/565 Karar sayılı benzer yöndeki; "Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK 51 ve 52. (818 Sayılı BK 43-44 mad) maddelerinde düzenlenmiştir. TBK 51. maddesine(BK 43. mad.) göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir.Hakim tarafların kusur durumunu dikkate alarak tazminatın kapsamını belirledikten sonra Yargıtay kararlarında yerleşmiş olduğu üzere tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak nihai zarar ve ödenmesi gereken tazminat belirlenecek, son olarak da davadan önce yapılan ödemenin güncellenen değeri düşülecektir. İlgili kanun maddeleri incelendiğinde,davalı tarfından yapılan ödemeler tazminatı belirlemede bir indirim nedeni olarak gösterilmediği gibi, Yargıtay uygulamaları ile artık yerleşik hale geldiği üzere borcu söndüren bir nitelik taşımaktadır." içtihadı ile gerçek zararının nasıl belirleneceğinin bahsedilen şekilde olacağını bildirmiştir. Buna göre ...'ın zararı; 99.966,67 x (1-0,2) = 79.973,34 TL olduğu anlaşılmıştır. Müteveffanın destekten yoksun kalanlarının zararı; Eşin 753.550,84 x (1-0,2) = 602.840,67 TL, ... 13.804,79 x (1-0,2) = 11.043,83 TL, ...65.288,07 x (1-0,2) = 52.230,46 TL, ... 96.090,03 x (1-0,2) = 76.872,02 TL, ... 221.595,79 x (1-0,2) = 177.276,03 TL ... 21.138,59 x (1-0,2) = 16.910,87 TL olduğu anlaşılmıştır. Müteveffanın destekten yoksun kalanlarının toplam zararının 937.174,49 TL olduğu anlaşılmıştır. Zararın meydana geldiği tarihte poliçe limiti ise 500.000,00 TL'dir. Bu nedenle KTK 96 hükmü gereğince garame hesabı yapılması gerekmektedir. Garame oranı 0,533518577812588'dir. Buna göre garame hesabı; Eşin 602.840,67 x 0,533518577812588 = 321.626,70 ...n 11.043,83 x 0,533518577812588 = 5.892,09 ...'un 52.230,46 x 0,533518577812588 = 27.865,09 ...'in 76.872,02 x 0,533518577812588 = 41.012,65 ...'nin 177.276,03 x 0,533518577812588 = 94.580,38 ...in 16.910,87 x 0,533518577812588 = 9.022,26'dir. Rücu edilebilecek miktar bakımından yapılan değerlendirme; Sigorta şirketinin rücu edebileceği tazminat tutarı, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına ve zarar görenlerin gerçek zararına göre belirlenir. Rücu davaları; gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla davacı ödediği meblağın tamamını değil, ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunandan isteyebilir. (Emsal karar için bknz. Gaziantep BAM 17 HD 2022/1731 Esas ve 2024/990 Karar sayılı kararı) Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda dava dışı zarar görenlerin zarar miktarında müteveffa ...'ın desteğinden yoksun kalanlardan ödenebilecek miktardan fazla ödenen ... ve ... bakımından fazla yapılan ödemeler dikkate alınmadan yapılan belirleme ile 409.914,35 TL gerçek zararın rücu edilebileceği, ortada bir dava bulunmadığından zarar görenlerin vekillerin ödenen vekalet ücretinin rücu edilemeyeceği, arabuluculuk kapsamında tarifeye göre ödenmesi gereken miktardan fazla ödenen miktarın rücu edilemeyeceği bu kapsamda 8.348,72 TL'nin rücu kapsamında kaldığına kanaat edinilmiştir. ...'ın yaralanması nedeniyle zarara ilişkin ödemenin gerçek zarardan olması nedeniyle 65.000,00 TL bakımından rücu edilebileceği, ortada bir dava bulunmadığından zarar görenlerin vekillerin ödenen vekalet ücretinin rücu edilemeyeceği, arabuluculuk kapsamında tarifeye göre ödenmesi gereken miktardan fazla ödenen miktarın rücu edilemeyeceği bu kapsamda 1.950,00 TL'nin rücu kapsamında kaldığına kanaat edinilmiştir. ...'ın yaralanması nedeniyle zarara ilişkin ödemenin gerçek zarardan olması nedeniyle 100.000,00 TL bakımından rücu edilebileceği, ortada bir dava bulunmadığından zarar görenlerin vekillerin ödenen vekalet ücretinin rücu edilemeyeceği, arabuluculuk kapsamında tarifeye göre ödenmesi gereken miktardan fazla ödenen miktarın rücu edilemeyeceği bu kapsamda 3.000,00 TL'nin rücu kapsamında kaldığına kanaat edinilmiştir. Bilirkişi raporuna karşı itirazların değerlendirilmesi bakımından yapılan değerlendirme; Davacı vekili 17/12/2024 tarihli bilirkişi raporuna karşı itirazlarında sulhen ödeme yapıldığını ve bu nedenle zarar görenlerin vekillerin yapılan vekalet ücreti ödemesi ve fazladan yapılan arabuluculuk ücretlerinin de rücu kapsamında olduğunu bu nedenle rapora karşı itiraz etmiştir. Dosya kapsamında dava dışı zarar görenler tarafından davacı aleyhine açılan bir dava bulunmadığı, davacının buna rağmen zarar görenler lehine vekalet ücreti ödediği anlaşılmaktadır. Buna göre ortada açılmış bir dava bulunmadığından davacı tarafından zarar görenlerin vekiline ödenen ücretin akdi vekalet ücreti kapsamında olduğu, AAÜT 16'ncı maddesinde yer alan arabulculuk aşamasındaki vekalet ücretine ilişkin düzelemenin akdi vekalet ücretine ilişkin olduğu, akdi vekalet ücretinin vekil ile vekille temsil edilen arasındaki ilişkiye dair olduğu dikkate alınarak rücu edilemeyeceği kanaati hasıl olmuştur. Bununla birlikte davacı tarafından zarar görenlere arabuluculuk kapsamında ödeme yapılırken arabulucu ücretinin taraflarca eşit oranda ödenmesi gerekirken hepsinin davacı tarafından ödendiği anlaşılmıştır. Buna göre rücu edilebilecek miktarın ancak davacı tarafından ödenmesi gereken miktarla sınırlı olduğu anlaşılmıştır. Benzer bir uyuşmazlıkta Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13'üncü Hukuk Dairesi'nin 2022/633 Esas ve 2023/1385 Karar sayılı ilamında; "Somut olayda, davacı tarafça dava dışı hak sahibine ibraname öncesi ödenen alacak kalemlerinin değerlendirildiğinde asıl alacak, faiz, vekalet ücreti ve yargılama giderleri bakımından tavanın aşılmadığı ancak davacı tarafça hakkında icra takibi yapılmamasına rağmen, alacak kaleminde yer alan icra vekalet ücretinin rücu edilemeyeceği anlaşılmakla yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. " denilmiştir. Benzer bir uyuşmazlıkta Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17'nci Hukuk Dairesi'nin 2021/400 Esas ve 2023/739 Karar sayılı ilamında; Somut olayda, rücuya dayanak alacağın icra takibine konu edilmeden önce taraflar arasında sulh sözleşme akdedilmiş olup, üçüncü kişinin icra vekalet ücreti talep hakkı bulunmamasına rağmen, davacı tarafından üçüncü kişiye ödendiğinin anlaşılmasına göre mahkemece davanın kısmen reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ve başvurunun HMK'nın 353/1-b,1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Neticeten; Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde rücu edilebilecek her bir ödeme bakımından ödemenin yapıldığı tarih esas alınarak faizin başlangıcı tespit edilerek davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda yazılı olan nedenlerle;. 1-Davanın Kısmen KABULÜ Kısmen REDDİ ile; 588.213,07 TL'nin; 409.914,35 TL'sinin 10/10/2022 tarihinden; 8.438,72 TL'nin 11/10/2022 tarihinden; 165.000,00 TL'nin 21/11/2022 tarihinden; 4.950,00 TL'nin 12/12/2022 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya dair istemin REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 588.213,07 TL üzerinden alınması gereken 40.180,83 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 11.819,50 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 28.361,33 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yatırılan 11.819,50 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 24.884,00 TL yargılama giderinin davanın kabul (%84,98) ve ret (%15,02) oranlarına göre hesaplanan 21.148,53 TL yargılama ve 427,60 TL başvurma harcının toplamı olan 21.576,13 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 92.231,96 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 8-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, 9-Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/2 hükmü gereğince, Gaziantep Arabuluculuk Bürosu tarafından suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul (%84,98) ve ret (%15,02) oranlarına göre hesaplanan 3.059,28 TL'sinin davalıdan alınarak, bakiye 540,72 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 22/01/2025 Katip ... ✍e-imzalı Hakim ... ✍e-imzalı DAVACI 1-Peşin Harç : 11.819,50 TL 2-Başvurma Harcı : 427,60 TL 3-Bilirkişi Ücreti : 24.750,00 TL 4-Posta Gideri : 134,00 TL TOPLAM : 37.131,10 TL