İlk Derece Mahkemesi · Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/891 E. 2023/102 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/891
- Karar No
- 2023/102
- Karar Tarihi
T.C. GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ... HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI ... VEKİLİ :... DAVALILAR :... ... ... DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 24/10/2022 KARAR TARİHİ : 19/04/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/04/2023 Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkil banka arasında imzalanan kredi sözleşmesinden doğan borcunu ödememesi üzerine ... 20. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı 119/09/2022 tarihli ihtarnamesi keşide edildiğini, ihtarnameye rağmen davalının borcunu ödememesi üzerine davalılar aleyhine Gaziantep İcra Dairesi'nin 2022/ Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının davalının itirazda bulunduğunu ve takibin durduğunu, itirazın hiçbir yasal dayanağı olmadığını, tamamen alacağın tahsilini geciktirme amacına yönelik haksız ve kötü niyetli olduğunu, açıklanan bu nedenlerle; itirazın iptali ile takibin aynen devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalılara usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmiş olup davalı taraf süresi içerisinde davaya cevap vermemiştir. Cevap dilekçesi verilmemesi nedeniyle HMK 128 delaletiyle davacının ileri sürdüğü bütün vakıalar davalı tarafından inkar edilmiş sayılmıştır. DELİLLER: 1-Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar, 2-Gaziantep İcra Dairesinin 2019/ Esas Sayılı İcra Dosyası 3-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar, 4-Bilirkişi raporları 5-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar, HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE : Dava, İtirazın İptaline (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) ilişkindir. Uyuşmazlığa uygulanacak normlar açısından yapılan değerlendirme; İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir. Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Bilirkişi incelemesi hakkında yapılan değerlendirme; Mahkememizin ara kararı uyarınca rapor hazırlanmak üzere dosya kül halinde bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi tarafından hazırlanan 16/01/2023 tarihli raporda özetle; 1)Davacı banka ile davalı şirket arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan kredili mevduat hesabı borcunun ödenmemesi nedeniyle, davacı bankasının sözleşmenin 4. Madde hükümlerince hesabı kat ettiğini ve borcun muaccel hale geldiğini, davalılar hakkında takip başlattığını, 2)Davalı kefillerin sözleşmede belirlenen kefalet limitinin ayrı ayrı 2.000.000,00 TL olduğunu, takip tarihi itibariyle hesaplanan toplam asıl alacak tutarı nazara alındığında hesaplanan asıl alacağın kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefillerin borcun tamamından kefalet limitiyle sınırlı olarak müteselsilen sorumlu olduklarını, 3)Takip tarihi itibariyle toplam 20.389,80 TL borçtan sorumlu olduklarını, ayrıca davalıların icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 20.389,80 TL'lik anaparaya yıllık %24,36 temerrüt faizi ve %5,00 BSMV ile birlikte ödemese gerektiğini mahkememize bildirmiştir. Kat ihtarının tebliği ve davalıların temerrüdü bakımından yapılan değerlendirme; Dava konusu genel kredi sözleşmesinin kat ihtarı tetkik edildiğinde kredinin 19/09/2022 tarihinde kat edildiği ve kat ihtarnamesinin 19/09/2022 tarihinde noter kanalıyla gönderilerek davalılara 1 günlük atıfet süresi verildiği görülmüştür. Kat ihtarının tebliğleri tetkik ediliğinde borçlulardan ... Cam Pazarlama Tekstil Gıda İnşaat Turizm Elektronik Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'NE 26/09/2022 tarihinde, ... ... 26/09/2022 tarihinde ve ... Cam İç Ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ne 26/09/2022 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Kat ihtarında borçlulara 1 günlük süre verildiğinden borçluların 28/09/2022 tarihinde temerrüde düştükleri görülmüştür. Dava konusu edilen icra takibi tetkik edildiğinde davacının 26/09/2022 tarihinde yani davalıların temerrüde düşmeden takibe girişildiği görülmüştür. Benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 11'inci Hukuk Dairesi 2020/2627 Esas ve 2020/4963 Karar sayılı ilamında; "...nakdi alacağın ödenmesi ve gayri nakdi alacağın depo edilmesi için 7 günlük süre verildiği, atıfet süresi dolmadan 09.05.2016 tarihinde icra takibinde bulunulduğu anlaşıldığı, davacı banka ihtarnamede belirtilen atıfet süresi dolmadan takip tarihi itibariyle istenebilir bir alacak bulunmadığı halde takip başlattığından davalı vekilinin istinaf başvurusu bu yönden de yerinde bulunduğu gerekçesiyle davalı .. hakkındaki davanın reddi yerine davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığından.." denilmiştir. Yine benzer bir uyuşmazlıkta Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/982 Esas ve 2020/1237 Karar sayılı ilamında; "Davacı banka tarafından kredi hesabının kat edilmesi ile birlikte davalı tarafa bir ihbar yapılmasa bile borç muaccel hale gelir ise de, alacaklının borçluya atıfet süresi tanıması halinde borcun ödenmesi atıfet süresinin sonuna kadar ertelenmiş olur. Bu durumda verilen atıfet süresi sona ermeden de ödeme süresi bitmeden icra takibine geçilmesi Türk Medeni Kanunun 2. maddesine aykırıdır (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 03/04/2019 tarih, 2017/4707 Esas 2019/2247 Karar sayılı ilamı). Somut olayda ise, davacı bankaca davalıların hesabının 28/09/2018 tarihinde kat edildiği, borçlulara gönderilen ihtarnamenin 09/10/2018 tarihinde tebliğ edildiği, verilen 3 günlük ödeme süresinin 12/10/2018 tarihinde dolduğu, atıfet süresi dolmadan 03/10/2018 tarihinde icra takibinin erken başlatıldığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır." denilmiştir. (Emsal Kararlar için bknz. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 03/04/2019 tarih, 2017/4707 Esas 2019/2247 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 13/02/2014 tarih, 2013/18783 Esas 2014/2861 Karar sayılı ilamı,Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/10/2022 tarih, 2021/3252 Esas 2022/6980 Karar sayılı ilamı) Somut olayımızda da davacı tarafından verilen atıfet süresi dolmadan icra takibine girişilmesi TMK 2'nci maddesine aykırı olduğu kanaatine varılmıştır. Neticeten; Tüm dosya kapsamı, denetime elverişli alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, gelen yazı cevapları birlikte incelendiğinde davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki gibi hüküm kurumuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİ ile; 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 248,48 TL peşin harcın mahsubu ile fazladan alınan 68,58 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 5-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 6-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.19/04/2023