İlk Derece Mahkemesi · Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/325 E. 2023/299 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/325
- Karar No
- 2023/299
- Karar Tarihi
T.C. GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ... HAKİM : ... KATİP :... DAVACI : ... VEKİLİ :... DAVALILAR ... DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 07/04/2022 KARAR TARİHİ : 21/06/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/07/2023 Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı asıl borçlu ile davacı banka arasında imzalanan Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi gereğince kredilerin geri ödeme planları imzaladığını, diğer davalıların müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıklarını, borcun ödenmemesi nedeni ile hesapların kat edildiğini, ... 8. Noterliği'nin 16/12/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi keşide edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2020/... esas sayılı takip dosyası ile icra takibine başlandığını, takibe itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, sözleşmede kefalet, muacceliyet ve temerrüt halleri ile uygulanacak gecikme faiz oranı maddesinde sorumlulukların kabul edildiğini, açıklanan bu nedenlerle davanın kabulü ile davalının Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2020/.... esas sayılı takip dosyasına vaki itirazlarının iptaline ve takibin devamına, alacağın %2'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı tarafa usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmiş olup davalı taraf süresi içerisinde davaya cevap vermemiştir. Cevap dilekçesi verilmemesi nedeniyle HMK 128 delaletiyle davacının ileri sürdüğü bütün vakıalar davalı tarafından inkar edilmiş sayılmıştır. DELİLLER: 1-Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar, 2-Gaziantep İcra Dairesinin 2020/... Esas Sayılı İcra Dosyası 3-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar, 4-Bilirkişi raporları 5-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar, HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE : Dava Nevi İtibari İle Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan İtirazın İptali Davasına İlişkindir. Uyuşmazlığa uygulanacak normlar açısından yapılan değerlendirme; İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir. Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Asıl borçlu yönünden hesabın kat edilmesi, kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın muacceliyeti için yeterlidir, ayrıca ihtarın tebliği şartı aranmaz. Hesap kat tarihi itibari ile asıl alacak, kullanılan kredi tutarı ile bu krediye uygulanan akdi faiz toplamından oluşur. Kullanılan krediye hesap kat tarihine kadar akdi faiz uygulanması gerekir. Ayrıca kat tarihi itibari ile belirlenen asıl alacağa hesap kat tarihinden temerrüdün gerçekleştiği takip tarihine kadar akdi faiz istenebilir. Asıl alacağa temerrüt faizi istenebilmesi için borçlunun temerrüde düşürülmüş olması gerekir. Borçlu temerrüde düşürülmemiş ise asıl alacağa takip tarihine kadar ancak akdi faiz istenebilir. İcra takibi açısından yapılan değerlendirme; Dava konusu icra takibinde ödeme emrinin davalılara 04/08/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalıların 11/08/2020 tarihinde borca itiraz talebinden bulunduğu, davalıların borca itiraz talebinin davacıya tebliğ edilmediği ve bu nedenle davacının davayı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür. Kefilin temerrüdüne ilişkin yapılan değerlendirme; İİK 68/b maddesi hükmünün kefil bakımından uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Fakat Genel Kredi Sözleşmesi tetkik edildiğinde İİK 68/b madde hükmü ile paralel bir hükmün yer aldığı ve kefilin sözleşmeye imzaladığı nazara alındığında kefil bakımından sözleşme hükmü gereği bankaya bildirdiği adrese ilişkin değişiklik yaptığını bankaya bildirdiğine dair dosyada bir bilgi ve belge bulunmadığı görülmüştür. Nitekim benzer bir uyuşmazlık Yargıtay 11'inci Hukuk Dairesi 2016/9214 Esas ve 2016/9176 Karar sayılı ilamında; "Bilirkişi raporundaki hesaplamada davacı borçlu kefilin takip tarihinden önce temerrüde düşmediğinden temerrüt faizi işletilmemişse de, dosyada davacının mevcut adresine ihtarname tebliğe çıkarıldığı ve borçlunun adresinden taşınmış olduğundan iade edildiği anlaşılmaktadır. 01.02.06 tarihli sözleşmenin 12. maddesinde adres değişikliğinin bildirilmediği durumlarda eski adrese yapılan tebligatın geçerli olacağı kabul edilmiş olup davacının temerrüde düştüğünün kabulü gerekirken aksi yöndeki rapora dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir." denilmiştir. Bu nedenle kat ihtarının sözleşmedeki adrese tebliğ tarihinden kat ihtarında belirtilen atıfet süresi sonu olan 10/01/2020 tarihinde temerrüde düştüğü kanaati hasıl olmuştur. Genel Kredi Sözleşmesi borçlusunun temerrüdüne ilişkin yapılan değerlendirme; İcra İflas Kanunu'nun 68'nci maddesinin b bendi; "Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi hâlinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi hâlinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır." şeklinde düzenlenmiştir. Davacının kat ihtarı tetkik edildiğinde kat ihtarının gönderildiği adresin Genel Kredi Sözleşmesi'nde yer alan adres olduğu davalı Genel Kredi Sözleşmesi borçlusunun adres değişikliğini davalıya bildirdiğine dair bir bilgi ve belge dosya içerisinde görülmemiştir. Davalı Genel Kredi Sözleşmesi asıl borçlusunun kat ihtarının tebliğ edildiği tarihten kat ihtarında belirtilen atıfet süresi sonu olan 03/01/2020 tarihinde temerrüde düşmüşse de kefilin temerrüdü asıl borçludan önce olamayacağından kefilin temerrüt tarihinin asıl borçlunun temerrüt tarihi olan 10/01/2020 tarihi olduğu kanaati hasıl olmuştur. Kefaletin sıhhati bakımından yapılan değerlendirme; Davaya konu icra takibindeki alacak davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine kefaletten kaynaklanmaktadır. Anılan sözleşmeye davalının kefil olduğu anlaşılmıştır. Davalı kefilin kefalet tarihinde şirket yetkilisi olduğu tespit edildiğinden eş rızasının aranmasına gerek görülmeyeceğinden davalının kefaletinin usulüne uygun olduğuna kanaat edinilmiştir. Temerrüd faiz oranı bakımından yapılan değerlendirme; Taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi incelendiğinde Genel Kredi Sözleşmesinin 10.5 hükmünde yer alan davalının temerrüdünün doğduğu tarihte bankaca ödünç para verme işlerine fiilen uygulanan en yüksek faize ilişkin %100 fazlasının esas alınacağının bildirildiği görülmüştür. Yargıtay 11'inci Hukuk Dairesi'nin 2020/5065 Esas ve 2022/113 Karar sayılı ilamında; "ispat yükü kendisinde olan davacı bankaya gönderilen muhtıraya rağmen davacı banka tarafından davalıların temerrüt tarihinde aynı tür krediler için fiilen daha yüksek oranda akdi faiz uygulandığına ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, bu durumda davacının davalıların temerrüt tarihinde uyguladığı en yüksek kredi akdi faiz oranının %14,40 olduğu, bu oranın %100 ilavesi suretiyle uygulanması gereken temerrüt faiz oranının ise %28,80 olduğu, mahkemece yargılama aşamasında alınan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda yer alan terditli hesaplamalardan Yargıtay uygulamasına uygun nitelik taşıyan %28,80 temerrüt faiz oranı esas alınmak suretiyle davacının takip tarihi itibarıyla davalılardan alacaklı olduğu tespit edilen miktar üzerinden hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık görülmediği, ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." şeklinde bahsedildiği üzere fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının ne kadar olduğunun ispat yükü davacı banka üzerindedir. Davacı bankaca mahkememizin 2 no.lu celsesi 1 no.lu ara kararı gereği ibraz edilen faizin TCMB'ne bildirilen faiz oranı olduğu anlaşıldığından bu faiz oranına itibar edilmesi mümkün görülmemiştir. Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-1650 Esas ve 2019/507 Karar sayılı ilamında; "davacı bankanın kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak hesabın kapatıldığı tarih itibariyle davalının kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faiz belirlendikten sonra temerrüt tarihine kadar bulunan alacağa akdi faiz işletilip, temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar sözleşmenin 45. maddesindeki anlaşma uyarınca akdi faizin %50 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanıp takip tarihi itibariyle alacak tespit edilmeli ve takipten sonra da belirlenen temerrüt faizinin asıl alacağa uygulanmasını sağlayacak şekilde takibin devamına imkan sağlanması gerekmektedir" denilmiştir. Açıklamalar doğrultusunda dava konusu krediye ilişkin olarak temerrüt faiz oranı olarak akdi faizin %100'si esas alınarak belirlenen faiz oranı uygulanabilecektir. Davacı tarafından bu orandan daha az temerrüt faiz oranı talep edildiğinden faiz bakımından davalının itirazının yersiz olduğuna kanaat edinilmiştir. Bilirkişi incelemesi hakkında yapılan değerlendirme; Mahkememizin ara kararı uyarınca rapor hazırlanmak üzere dosya kül halinde bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi tarafından hazırlanan 25/07/2022 tarihli raporda özetle; 1-Davacı banka ile davalı asıl borçlu arasında Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan taksitli ticari kredinin vadelerinde ödenmemesi nedeniyle, davacı bankanın davalılar hakkında takip başlatıldığını, 2-Davalı kefilin sözleşmede belirlenen kefalet limitinin 2.026.000,00 TL olduğunu, takip tarihi itibariyle hesaplanan toplam asıl alacak tutarı nazara alındığında hesaplanan asıl alacağın kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle; davalı kefilin borcun tamamından kefalet limitiyle sınırlı olarak müteselsilen sorumlu olduğunu, 3-Davalıların takip tarihi itibariyle toplam 5171.351,84 TL borçtan sorumlu olduklarını, ayrıca davalıların icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 141.025,68 TL'lik anaparaya yıllık %38,40 temerrüt faizi ve %5 BSMV ile birlikte ödemesi gerektiğini, Davalı kefile kat ihtarnamesinin tebliğ edilemediğinin kabulü halinde takip tarihi itibariyle toplam 141.025,68 TL borçtan sorumlu olduğunu, ayrıca davalının icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 141.025,68 TL'lik anaparaya yıllık %38,40 temerrüt faizi ve %5 BSMV ile birlikte ödemesi gerektiğini, 4-Takip tarihinde 319,74 TL masraf talep edildiğini, dosyada masraf/dekont bulunmadığını, talep edilip edilemeyeceğinin nihai değerlendirmesinin sayın mahkemenin takdirinde olduğunu mahkememize bildirmiştir. Akabinde mahkememizin 2 no.lu celsesi 2 no.lu ara kararı gereği dosya ek rapor aldırılmak üzere kök rapor hazırlayan bankacı bilirkişiye tevdii edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 29/12/2022 tarihli ek raporda özetle; 1-Davacı banka ile davalı asıl borçlu arasında Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan taksitli ticari kredinin vadelerinde ödenmemesi nedeniyle, davacı bankanın davalılar hakkında takip başlatıldığını, 2-Davalı kefilin sözleşmede belirlenen kefalet limitinin 2.026.000,00 TL olduğunu, takip tarihi itibariyle hesaplanan toplam asıl alacak tutarı nazara alındığında hesaplanan asıl alacağın kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle; davalı kefilin borcun tamamından kefalet limitiyle sınırlı olarak müteselsilen sorumlu olduğunu, 3-Davalıların takip tarihi itibariyle toplam 170.878,00 TL borçtan sorumlu olduklarını, ayrıca davalıların icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 141.025,68 TL'lik anaparaya yıllık %38,40 temerrüt faizi ve %5 BSMV ile birlikte ödemesi gerektiğini, Davalı kefile kat ihtarnamesinin tebliğ edilemediğinin kabulü halinde takip tarihi itibariyle toplam 141.025,68 TL borçtan sorumlu olduğunu, ayrıca davalının icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 141.025,68 TL'lik anaparaya yıllık %38,40 temerrüt faizi ve %5 BSMV ile birlikte ödemesi gerektiğini, 4-Takip tarihinde 319,74 TL masraf talep edildiğini, dosyada masraf/dekont bulunmadığını, talep edilip edilemeyeceğinin nihai değerlendirmesinin sayın mahkemenin takdirinde olduğunu mahkememize bildirmiştir. Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup taraflarca yasal süresi içerisinde bilirkişi raporuna karşı herhangi bir itiraz ileri sürülmemiştir. Bilirkişi tarafından hazırlanan raporun denetime elverişli ve ayrıntılı düzenlenmiş olması dikkate alınarak rapora itibar edilmiştir. Asıl alacak bakımından bilirkişi tarafından tespit edilen miktar davacı tarafından tespit edilenden daha fazla olduğu için davacının talebi ile bağlı kalınmıştır. Davacı tarafından ödeme emrinde kat tarihinden takip tarihine kadar temerrüt faizi talep edilmiştir. Temerrüt faizi ancak kat ihtarının tebliği ile verilen atıfet süresinin sonundan takip tarihine kadar istenebileceği, kat tarihinden atıfet süresinin sonuna kadar ise ancak akdi faiz istenebileceği dikkate alındığında davacının akdi faiz talep etmemiş olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle İşlemiş temerrüt faizi bakımından davalının temerrüt tarihinin 10/01/2020 olduğu kabulü ile hesaplanan işlemiş faiz miktarı ve faize işlemiş BSMV kabul edilmiştir. Masraf kalemi alacağı bakımından davacı tarafından sunulan masraf makbuzlarının alacak talebi ile uyumlu olduğu anlaşılmış ve talep gibi hüküm tesis edilmiştir. İcra inkar tazminatı talebi bakımından yapılan değerlendirme; Burada her ne kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de kabul edilen kısım bakımından alacak likit nitelikte olup ayrıca davalılar da itirazlarında haksızdırlar. Bu haliyle de davacı lehine 2004 sayılı İİK m.67/2 hükmünde öngörülen şartlar oluştuğuna kanaat getirilmiş ve kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden davacı lehine % 20 nispetinde icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Neticeten; Tüm dosya kapsamı, denetime elverişli alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, gelen yazı cevapları birlikte incelendiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki gibi hüküm kurumuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KISMEN KABUL ve KISMEN REDDİ ile, davalının Gaziantep İcra Dairesi'nin 2020/. esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 141.025,68 TL asıl alacak, 28.430,78 TL işlemiş temerrüt faizi ve 1.412,54 TL BSMV ve 319,74 TL masraf kalemi bakımından İPTALİ ile takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, 2-Hüküm altına alınan asıl alacak miktarı olan 141.025,68 TL üzerinden %20 nispetinde hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 171.188,74 TL üzerinden alınması gereken 11.693,90 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 2.203,31 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 9.490,59 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından yatırılan 2.203,31 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 1.192,25 TL yargılama giderinden giderinin davanın kabul (%93,84) ve ret (%6,16) oranlarına göre hesaplanan 1.118,78 TL yargılama gideri ve 80,70 TL başvuru harcının toplamı olan 1.199,48 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 26.678,31 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA 8-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 9- Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, 10-Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/2 hükmü gereğince, Gaziantep Arabuluculuk Bürosu tarafından suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul (%93,84) ve ret (%6,16) oranlarına göre hesaplanan 1.238,68 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, bakiye 81,32 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan taraflara okunmak suretiyle tefhim edildi.21/06/2023