İlk Derece Mahkemesi · Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/807 E. 2023/185 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/807
- Karar No
- 2023/185
- Karar Tarihi
T.C. GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ... HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... ... VEKİLLERİ : ... DAVALI : ... ... ... DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/11/2021 KARAR TARİHİ : 24/05/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/06/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bulunduğu şirket adına kayıtlı ... plaka sayılı araç sürücüsünün 13/12/2019 tarihinde müvekkili şirket adına kayıtlı... plakalı araca çapması sonucu maddi hasar meydana geldiğini, meydana gelen kazada davalının %100 kusurlu bulunduğu, ardından sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu ancak poliçe limitinin aşıldığı gerekçesiyle 1.697,43 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin aracın değer kaybını karşılamadığını, tekrar kuruma başvuru yaptıklarında ise uzlaşamadıklarını, bu sebepten ötürü müvekkilinin uğradığı zarar nedeniyle mahkemeye başvurma zorunluluğunun hasıl olduğunu beyanla 4.070,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinde itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Dava dilekçesi, ekleri ve tensip zaptının davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak açılan davaya karşı cevap dilekçesi sunmadıkları görüldü. DELİLLER: 1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları, 2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı, 3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası, 4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar, 5-Dosyada mündemiç kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporları, 6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar, HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir. Uyuşmazlığa uygulanacak mevzuatın tespitine ilişkin yapılan değerlendirme; Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesine göre; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' hükmünü içermektedir. Karayolları Trafik Kanunu'nun 90'ıncı maddesi "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-7327/18 md.) Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak,... hesaplanır.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır" düzenlemesini içermektedir. İlgili kanuni düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğinden değer kaybı tazminatına ilişkin belirlemelerin Yargıtay içtihatları ve 6098 TBK hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Nispi ticari davalar, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Eldeki davada her iki taraf da ticaret şirketi olup kanun gereği tacir sıfatını haizdirler. Bu haliyle de iş bu davadaki uyuşmazlık nispi ticari nitelikte olup uyuşmazlığın çözümü noktasında mahkememiz görevlidir. Davalıların sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır. Sürücünün sorumluluğu TBK 49'uncu madde uyarınca haksız fiil sorumluluğundan ve işletenin sorumluluğu KTK 85'inci madde uyarınca tehlike sorumluluğundan kaynaklanmaktadır. Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve araç sahiplik bilgilerinden kaza tarihi itibariyle... plakalı aracın maliki olan davalı ... ... Otomotiv Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi araç maliki olarak davacının zararından sorumludur.. Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme; Eldeki dava mutlak ticari dava niteliğinde olup 6102 sayılı TTK m.5/A/1 hükmü uyarınca arabuluculuk dava şartına tabidir. Dosyada bulunan arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanakların tetkiki neticesinde davacı tarafından iş bu dava açılmadan önce davalı bakımından da arabuluculuk dava şartının yerine getirmiş olduğu anlaşılmıştır. Kusur yönünden yapılan değerlendirme; Kazanın meydana gelmesinde tarafların kusurunun tespiti amacıyla bilirkişi ... ... incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından hazırlanan 12/04/2022 tarihli raporda özetle; 1.KAZA OLUŞUMUNDA A) ... Plakalı Otomobil Sürücüsü...; ... yönetimindeki aracı ile seyir ederken, trafik güvenliği açısından, yola gereken dikkatini vermesi, ön ilerisinde giden araçları güvenli ve yeterli mesafeden izleyerek güvenli ortamda sürdürmesi gerekirken, yer alan ifadelere göre ön ilerisinde trafik zaruretinde dolayı yavaşlayan araca geriden önlemsiz vaziyette yaklaşarak arkadan çarpması ile 1. Kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği tespit edildiğini, B)...Plakalı Çekici Sürücüsü... Önünde giden araçların yavaşlaması üzerine hızını azalttığında gerisinden yakın takiple gelen otomobilin aracına arkadan çarpması neticesi herhangi bir kural ihlalinin olmadığını mahkememize bildirmiştir. 2.KAZANIN OLUŞUMUNDA A) ... Plakalı Otomobil Sürücüsü ... Taşıt yolunun sağ kenarına aracını park ederken, ön ilerisinde geri manevra yaparak gelen çekicinin aracına çarpması neticesinde karıştığı olayda herhangi bir ihlalinin olmadığı tespit edildiğini, B) ... Plakalı Çekici Sürücüsü ...; Birinci kazanın meydana gelmesinden sonra diğer sürücü ile aralarında kaza raporu tanzim etmek üzere aracını yolun sağına park ederken, geri geri manevra yapacağı sırada, manevra alanını kontrolü altında bulundurması, göremeyeceği kör alanlar için yardımcı eleman ya da civardakilerin yardımını alarak kontrollü bir şekilde geri gitmesi gerekirken, kontrolsüz davrandığı anlaşılmış olup 2.kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğin mahkememize bildirmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır. Kusur bilirkişi raporundaki tespitlerin dosyada bulunan deliller, kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu ve raporun hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve hükme esas alınmıştır. Zarara ilişkin yapılan değerlendirme; Kusur durumu tespit edildikten sonra aracın değer kaybının tespitine geçilmiştir. Burada hemen belirtmek gerekir ki 09/10/2020 tarihli ve 31269 sayılı resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı ve 17/07/2020 Tarihli kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun m.90 hükmünün birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu haliyle de artık zarar miktarının hesabı noktasında Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda yer alan düzenlemelerin esas alınma olanağı kalmamıştır. Nitekim bu yönde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/1843 Esas, 2020/1278 Karar sayılı ve 04/12/2020 Tarihli ilamında "...2918 Sayılı Yasanın Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonraki son hali "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." şeklindedir. Anayasa Mahkemesi İptal kararından sonra genel şartlar ile ekindeki formüllere göre yapılan tazminat hesabının yasal dayanağı kalmamıştır. Bu durumda Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları dikkate alınarak kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre vasıtanın kazadan önceki rayici ile onarım sonrası değeri arasındaki farkın araç değer kaybı olarak belirlenmesi gerekir..." denilmektedir. Genel şartların uygulanma olanağı bulunmadığından burada zarar miktarının tespiti noktasında genel şartlardan önce mevcut olan uygulamanın esas alınması gerekecektir. Buna ilişkin olarak benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/7769 Esas, 2016/11925 Karar sayılı ve 26/12/2016 Tarihli ilamında "...Araçta meydana gelen değer kaybının; aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki hasarlı halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmaya (farka) göre hesaplanması gerekir..." denilmektedir. Kazanın meydana geldiği tarihte KTK madde 90 yürürlükte olmadığı için KTK madde 90'ın yeni hali ile paralel Yargıtay içtihatları esas alınmıştır. Dolayısıyla eldeki uyuşmazlıkta da bu yönde değerlendirme yapmak gerekecektir. 26/05/2022 Tarihli Makina Mühendisi Bilirkişi... tarafından hazırlanmış olan kök rapordan özetle; 16/12/2019 tarihindeki dava konusu 2. Kazada meydana gelen hasarlardan ön bölge hasarlarının 21/06/2015 tarihli kazada, motor kaputuna ilişkin hasarın ise dava dışı 16/12/2019 tarihli 1. Kazada meydana geldiğinin değerlendirilmesi ile dava konusu 16/12/2019 tarihli 2. Kazaya özgü hasarlan nedeniyle değer kaybı oluşmayacağı, davacının hasıl olabilecek itirazlarının değerlendirilebilmesi için kaza gününe ait motor kaputu hasarının görülebileceği fotoğrafların da dosya kapsamına sunulması gerekeceği, dosyada mübrez mevcut fotoğraflardan hasar boyutu ve derinliğinin değerlendirilmesi ile motor kaputu hasarının ilk defa dava dışı 1. Kazada oluştuğu sonucuna varıldığı, davacının aracında davaya konu 2. Kazada oluşan hasarlar daha önceki kazalarda meydana gelmiş olduğundan dava konusu kazada değer kaybından söz edilemeyeceğini mahkememize bildirmiştir. 21/12/2022 Tarihli Makina Mühendisi Bilirkişi ... tarafından hazırlanmış olan ek rapordan özetle; 16/12/2019 tarihinde ... plaka sayılı araç ile... plaka sayılı araç arasında meydana gelen 2. maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacının ... plaka sayılı aracında meydana gelen hasar ve hasar sonucu oluşacak değer kaybı değerlendirilmesine ilişkin hasıl olan görüş ve kanaat devam etmekte olup 16/12/2019 tarihindeki dava konusu 2. kazada meydana gelen hasarlardan ön bölge hasarlarının 21/06/2015 tarihli kazada, motor kaputuna ilişkin hasarın ise dava dışı 16/12/2019 tarihli 1. kazada meydana geldiğinin değerlendirilmesi ile dava konusu 16/12/2019 tarihli 2. kazaya özgü hasarlar nedeniyle değer kaybı oluşmayacağı şeklinde hazırlanmıştır. Denetime elverişli ve ayrıntılı olarak düzenlenmiş bilirkişi raporuna itibar edilerek hükme esas alınmıştır. Somut olay bakımından yapılan değerlendirme; Haksız fiil, bir başka söylenişle kusur sorumluluğu, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla sözleşme dışında diğer bir kimseye vermiş olduğu zararın giderilmesini düzenleyen sorumluluk türüdür. (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22. Bası, Ankara 2017, s. 540). Sorumluluk hukukunun amacı, bir kimsenin mal varlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmenin giderilmesi, yani zararın yerine nitelik ya da nicelik yönünden eş bir değeri koymaktır. Haksız fiilin kurucu unsurları olan fiil, zarar, uygun illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılığın mevcudiyeti gerekmektedir. Yukarıda bahsedildiği üzere haksız fiile ilişkin talepte bulunabilmek için zararın oluşması kurucu unsur olarak öngörülmüştür. Netice itibariyle; Davacının yukarıda zarara ve bilirkişi raporuna ilişkin değerlendirmelerde bahsedildiği üzere meydana gelen olayda zararının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dava konusu olay davacının malik olduğu araç sürücüsünün davalının malik olduğu araca arkadan çarpması şeklinde ilk kazanın ve araçların yol kenarına çekildikten sonra davalının malik olduğu araç sürücünün geri geri giderken davacının malik olduğu araca çarpması şeklinde gerçekleşmiştir. Davacının tam kusuru ile sebebiyet verdiği kaza, ilk kaza; davalının malik olduğu araç sürücüsünün sebebiyet verdiği kaza 2. Kaza olarak nitelendirilmiştir. İlk kazanın meydana gelmesi ile davacının aracında oluşan hasar ile 2. Kazanın meydana gelmesi ile davacının malik olduğu araçtaki hasar aynı bölgede oluşmuştur. Değer kaybı tazminatı niteliği itibariyle aracın hasarsız hali ile hasarlı hali arasındaki meydana gelen aracın serbest piyasa değerindeki azalmanın karşılanmasını amaçlamaktadır. Bu nedenle aracın daha önce karışmış olduğu kazalar da tetkik edilerek eğer ki aynı bölgeden oluşan bir hasar varsa buna ilişkin değer kaybı oluşmayacağına dikkat edilmektedir. Dava konusu edilen olayda ilk kazanın meydana gelmesi ile aracın ön tarafındaki parçanın orjinalliği ve hararsızlığı ortadan kalkmış bulunmaktadır. Bu durumda 2. Kazanın meydana gelmesi neticesinde oluşan hasar zaten orjinalliği ve hasarsızlığı ortadan kalkan parçaya ilişkin olduğundan değer kaybının oluşması mümkün görülmemiştir. Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 69,51 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 110,39 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 4.070,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı dosyada yapılan inceleme sonucunda, dava değeri miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. 24/05/2023