İlk Derece Mahkemesi · Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/720 E. 2023/259 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/720
Karar No
2023/259
Karar Tarihi

T.C. GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : .... KARAR NO :.... HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - VEKİLLERİ : .... .... DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : .... DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/10/2021 KARAR TARİHİ : 13/06/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/06/2023 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, İDDİA: Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili .... .... Limited şirketinin İngiltere’de Kurulu bir şirket olduğu, iştigal alanının çeşitli ürünlerin toplu alım-satımı ve dağıtımı olduğunu, Müvekkil, .... Kimya Kozmetik San.ve Tic Ltd. Şti adlı şirket ile Türkiye’deki bir bağlantısı aracılığıyla iletişime geçmiş ve Mart 2020’de el dezenfektanları için $55,198’lik ilk sipariş verdiğini, Müvekkil ilk siparişine istinaden teslim edilen ürünlerden memnun kalmış ve ikinci siparişi olarak Nisan 2020’de 80,000 adet 100 ml.’lik el dezenfektanı sipariş ettiğini, müvekkilinin bu siparişi davalı şirket tarafından hemen kabul edildiği, bazı nedenlerden dolayı siparişin hazırlanmasında gecikmelerin olduğunu, müvekkilden siparişini 115,000 adete çıkarıp çıkaramayacağı sorulmuş, müvekkil de buna olumlu yanıt vermiş ve sipariş bedeli olarak $92,000 ödeme yaptığını, Müvekkilinin üçüncü parti siparişleri aldığında ürünlerde önceki ürünlerde olmayan ve balık kokusuna benzer çok kuvvetli bir kokunun olduğunu fark ettiğini, Müvekkilinin bu durumu dile getirdiğinde bu iddia tarafınızca önce yalanlanmış ve ürün içeriğinde bir değişiklik yapılmadığının söylendiğini, açıklanan nedenlerle müvekkili elindeki ürünleri kimseye satamadığını, Belirtilen nedenlerle ve fazlaya ilişkin taleplerinin saklı kalması kaydıyla müvekkilinin davalıdan almış olduğu 100,000 adet el dezenfektanının kusurlu mal olması nedeniyle HMK madde 109 hükmünce alacağın $45.820.53 yasal faizi bulunan alacaklarının daha sonra ıslah yoluyla müddeabihi artırılmak kaydıyla şimdilik 15,000 TL kadarını dava ettiklerini, $45.820.53 ' nin yasal faizi ile davalıdan tahsilini yargılama masraf ve vekâlet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. SAVUNMA: Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Dava dosyasına harca esas değer olarak 15.000 TL belirlenen değerin eksikliği nedeniyle davanın reddinin gerektiği, davacı tarafın ürün içeriğinin değiştiği tezini mahkemeye sunmaya çalıştığı, ancak firmaların ürün formülasyonlarının vermesi şeklinde bir uygulaman olamayacağı, davalının kurumsal yapısı olduğu, sürekli geliştirilen üründe daha iyi sonuç verdiği düşünülen daha pahalı izopropil alkol kullanıldığı, koku değişikliğine bunun sebep olabileceği, kendilerinin koku konusunda bir taahhütlerinin olmadığı bu nedenle ürünlerin ayıplı olmadığı, Ayıplı ürünün 2 gün içinde ihbarının zamanında yapılmadığı, Davalı TSE standartlarında üretim yaparak ürün numunelerini belirli süre ile kalite departmanında sakladığı, bilirkişilerin fabrika ziyareti ile bu ürünleri bizzat kontrol edebileceği, Ürünlerin teslimi sonrası tüm dünyada fiyatların düşmesi nedeniyle zarar etme endişesi ile davacının bahane ürettiği, ihtarnamelerdeki birim fiyatların hesaplara esas alınan birim fiyatlardan farklı olduğu, bu farklılığın açıklık kazanması gerektiği, Davacı tarafın 2 nedenle ürünün ayıplı olduğunu iddia etmekte: Kapakların gevşekliği ve kırık olduğu iddiasının kabu edilemeyeceği, zira; içerikteki alkolün cam dışı kapları zamanla etkileyerek sertleştirebileceği, ayrıca kabı şişirerek kapağı gevşetebileceği bu durumun ayıp olarak adlandırılamayacağı, Davacının jel yoğunluğundan kaynaklı şikâyetinin Ek 10 da sunulan video ile üründen beklenen performans ile ilişkili olduğu davacının da bunu kabul ettiği, Davacının 8.000 USD ödenmesi şartı ile hiçbir zararının olmadığını ve bundan sonra davalıdan başkaca herhangi bir talepte bulunmayacağını antetli kağıdı imzaladığı, uzun süreli ticaret kararı aldığı, Özetle ayıplı itirazının fiyat düşmeleri ile bahane olarak öne sürüldüğü, Ayıplı ürün ile ilgili alıcı haklarının TBK 227 belirlendiği, iddia edilen sorunun ise davalı tarafça giderildiği, ayıplı olduğu varsayılan ürünlerin TBK 226/2 ye göre gecikmeden usulü içinde tespit ettirilmensinin gerektiği, aksi takdirde ispatın alıcıya ait olacağı, alıcı ayıbı zamanında bildirmezse doğan zarardan sorumlu olacağı, sonradan ayıp iddiasının doğru olmadığı, Satılan ürünlerle ilgili davacı tarafın yapılan depo masraflarını talep edemeyeceği Yargıtay Kararları refere edilerek davanın reddinin gerektiği, Davacının 4 adet mevcut siparişlerinden ayıbın hangisinde olduğunun açık olmadığı, yapılan itirazlar ile salt 68.000 adet siparişin balık kokulu olmasından kaynaklı olduğunun anlaşıldığı, Davacı yanın gecikmelerin nedenini davalıya yüklese de lojistiğin, nakliye ve konteynırın kendileri tarafından yapıldığı, anılan dönemde konteynır temininde güçlükler olduğu, Davacı taraf 01.06 2020 yazışmalarında ayıp konusunda SGS firmasından rapor alacağını ifade etmekle birlikte bunu yapmadığı, Yazışmaların tamamının delil olarak yer aldığı beyan sonuç olarak davanın reddi konusunda karar verilmesini talep etmişlerdir. DELİLLER: 1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları, 2-Taraflar arasındaki yazışmalar, 3-Faturalar, 4-Ürün numuneleri, 5-Dosyada mündemiç bilirkişi raporları, 6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, satış sözleşmesinde ayıplı ifa nedeniyle meydana gelen zararın tahsili istemine ilişkindir. Dosyada bulunan belgelerin tetkikinde taraflar arasında satış sözleşmesi kurulduğu, sözleşmeye istinaden bir kısım malların teslim edildiği ve davacı tarafından bir kısım ödemelerin yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı yan sonra partide teslim edilen 68.000 adet dezenfektan üründe istenmeyen koku bulunması nedeniyle ayıplı olduğunu iddia etmiştir. Mahkememizce gerekli kanıya varmak adına davalıya ait fabrikada keşif icra edilmiş ve davalı yanın beyanına göre şahit numune olan ürün üzerinde kimya mühendisine inceleme yaptırılarak rapor tanzimi sağlanmış olup hazırlanan raporda; " Davacı tarafından getirilen,şikayete mevzu bahis olan numune tarımsal kökenli alkolden yapılmıştır. Kokusu incelendiğinde bu anlaşılmaktadır. tarımsal kökenli Alkol dahi kullanılsa bunun aktif karbonla muamele edilenini tercih etmek gerekirdi. Alkolün, Pandemi döneminde zor bulunması, maliyetli ve zaman alıcı bir işlem olmasından dolayı (*620 kayıplara neden olduğundan) göz ardı edilmiştir. Pandemi döneminde aşırı talepler,üreticileri bu tip kimyasal işlemlere vakit ayırmaktan alı koymuştur. Davacıdan gelen numunenin,davalının sattığı mal olduğu kabul edilirse, davacının el dezenfektanında kötü kokular hissetmesi yukarıda açıklamış olduğum ıslah edilmemiş tarımsal kökenli alkolden kaynaklanmaktadır.Öyle ki Sarımsak kokan alkolden dahi el dezenfektanı yapıldığına, yoğun imalat dönemlerinde rastlanılmıştır. Ticari satımdan kaynaklı alacak hesaplanması, muhasebe bilirkişi tarafından yapılması uygundur." şeklinde raporun ibraz edildiği görülmüştür. Yine tarafların itirazları üzerine talimat yoluyla bilirkişi heyetinden rapor aldırılmış olup hazırlanan raporda; " Davacı ... Şirketi, Dava konusu ürünleri Davalı .... Kimya Kozmetik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nden 28.400,00 USD (Amerikan Doları) karşılığı almış olduğu ve Dava konusu ürünler için toplamda 11.788,99 GBP (İngiliz Sterlini) harcama yapmış olduğu davacı tarafından dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerden tespit edilmiştir. Ayıp ihbarının yasal süresi içinde davalıya karşı ileri sürülmediği görülmüştür olup bu nedenle davacının herhangi bir talebi olamayacağı düşünülmektedir. Ancak Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise, mali inceleme sonucu ortaya çıkan davacının 11.788,99 GBP (İngiliz Sterlini) yapmış olduğu harcamanın dava tarihindeki TL karşılığının davalı tarafından davacıya verilmesi gerektiği," şeklinde raporun ibraz edildiği görülmüştür. Tacirler arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 sayılı TTK’nın 23/1-c maddesindeki süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunması zorunludur. Bu süreler, satılan malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise iki gün, açıkça belli değilse sekiz gündür. Özel hukuka ilişkin bir davada, hâkim kural olarak doğduğu iddia edilen bir hukuki sonucun, gerçekten doğup doğmadığını belirleyebilmek için, o hukuki sonucu öngören hukuk kuralındaki şartların (unsur vakıaların, öğe olayların), somut olarak ortaya çıkıp çıkmadıklarını kendiliğinden araştıramaz. O hukuki sonucun doğduğunu iddia eden taraf, gerçekleşmesi gereken şartların, unsur ve vakıaların somut olarak gerçekleştiğini ispat etmelidir (Umar, B./Yılmaz, E.: İspat Yükü, İstanbul 1980, s.l). Bu çerçevede ispat, bir davada ileri sürülen hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların gerçekten mevcut olup olmadıkları konusunda, birtakım araçlarla mahkemeye kanaat verme işlemi olarak tanımlanabilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.6 hükmünde "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan m.190 hükmünde de; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” denilmektedir. Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Her iki yasa düzenlemenin lafzından da açıkça anlaşılacağı üzere bir taraf bir vakıayı iddia ettiğinde iddia edilen vakıanın gerçekleşmiş olduğunu ispatla mükelleftir. Bu haliyle somut olayda davacı taraf ayıp ihbarının yasal süre içerisinde yapılmış olduğunu ispatla mükelleftir. Bu bilgiler ışığında somut uyuşmazlığa bakıldığı zaman davacı yan ürünleri 17/09/2020 tarihinde teslim aldığını beyan etmiş ve ayıp ihbarının da 18/09/2020 tarihinde davalıya mail yoluyla yapıldığını iddia etmiştir. Ancak dosya kapsamı tetkik edildiğinde davacı yanın iddia ettiği gibi 18/09/2020 tarihinde davacı tarafından davalıya ayıp ihbarına dair herhangi bir mail yazışması görülmemiştir. Mahkememizce davacı tarafından davalıya 10/11/2020 tarihinde gönderilen mail yazışmasında koku probleminden bahsedilmiş olduğu tespit edilmişse de mail tarihi itibariyle ayıp ihbar süreleri geçirmiş bulunmaktadır. Bu haliyle de davacı yanın ayıp ihbar külfetini yerine getirmemiş olduğuna kanaat getirilmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda da sübut bulmayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 256,17 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 76,27 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen 327,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi. 13/06/2023

Atıf: Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/720, K. 2023/259, T. 13.06.2023, www.arakarar.com/karar/gaziantep-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-720-e-2023-259-k-02579fa5c133