İlk Derece Mahkemesi · Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/507 E. 2023/527 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/507
- Karar No
- 2023/527
- Karar Tarihi
T.C. GAZİANTEP 2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : .... KARAR NO : ....
HAKİM :.... KATİP : ....
DAVACI :.... VEKİLİ : .... DAVALI : .... VEKİLLERİ : .... DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/07/2021 KARAR TARİHİ : 11/10/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı şirket ile aralarında ticari alım satım ilişkisi olduğunu, müvekkilinin davalı şirkete fatura karşılığında ürünler sattığını, kesilen faturalardan davalı tarafın müvekkiline kalan borcu 265.024,20 TL olduğu, davalı tarafın borcunu ödemediğini ve aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafın itiraz etmesi üzerine icra takibinin durdurulduğunu, arabuluculuk aşamasında da davalı tarafla herhangi bir anlaşmaya varamadıklarını, beyanla davalı şirket adına kayıtlı mallar üzerine ihtiyati haciz konulmasına davanın kabulüne karar verilmesini ve %20 icra ve inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de karşı tarafa hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkil davalı şirket ile aralarında uzun zamandır ticari bir ilişki bulunmadığını, müvekkil şirketin davacı tarafın beyan ettiği hiçbir alacağı kabul etmediğini, cevap dilekçesinde sunduğu belgelerin tamamı resmi kurumlarca düzenlediğini, davacı şirketin sunduğu faturaların delil niteliğine haiz bir fatura olmadığını, davacının itiraz iptal talebinin ve icra inkar tazminatı talebini reddine karar verilmesini, davacının icra takibinin konusu olan tutarın %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 1-Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülmüş olan iddia ve savunmalar, 2-Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2021/61008 esas sayılı icra takip dosyası 3-Ticari defterler ve belgeler, 4-Faturalar, 5-Bilirkişi raporu, 6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal kararlar. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava Nevi İtibari İle Davalı tarafın icra takiben karşı yapmış oldukları İtirazın İptali İstemine İlişkindir.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir. Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
İcra takibi açısından yapılan değerlendirme; Dava konusu 2021/56224 Esas sayılı icra takibinde ödeme emrinin davalıya 01/05/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalının icra takibine süresinde tarihinde borca itiraz talebinden bulunduğu, davalının borca itiraz talebinin davacıya tebliğ edilmediği ve bu nedenle davacının davayı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür. Ticari defterlerin bilirkişi incelemesine dair tespitler; Hukuk Muhakemeleri Kanununun ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. maddesi; "(1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5)Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmünü amirdir. HMK nın 222 ve devamı maddelerine göre defterlerin sahibine delil olabilmesi için uyuşmazlığın ticari işten kaynaklanması, uyuşmazlığın tacirler arasında çıkmış olması, ticari defterlerdeki kayıtların birbirini doğrulaması, ticari defterlerin kanuna uygun tutulmuş olması gerekir. Somut uyuşmazlık bu niteliklere haiz olduğundan taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmıştır. a) Davacı taraf ticari defterlerinin incelenmesinde; Bilirkişi hazırlamış olduğu 12/01/2022 tarihli raporda özetle; Tespitler ve hesaplamalar sonucunda, dava dosyasına konu olayda taraflara ait ticari defterlerde ve tüm dosya kapsamında tespit edilen bilgiler ve diller ışığında; A)Davalı firma 2019-2020-2021 yıllarına ait ticari defterlerini eksiksiz olarak ibraz ettiği, yasal süre içinde açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, defterin usulüne uygun olarak usulüne uygun olarak tutulduğu, B)Davalının ticari defter kayıtlarına göre; davalının 247.665,73 TL davacıdan alacaklı olduğuna ait kayıt olduğu görülmüştür. C)Davacı firma 2019-2020-2021 yıllarına ait ticari defterlerini eksiksiz olarak ibraz ettiği, yasal süre içinde açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, 2020'de e-defter olduğu, defterin usulüne uygun olarak tutulduğu, D)Davacının ticari defter kayıtlarına göre; (329.246,20 TL, 159 verilen avans hesabı 64.171,43 TL 340 alınan avans hesabı)= 265.075,07 TL davalıdan alacaklı olduğuna ait kayıt olduğu görülmüştür. E)Tarafların ticari defter kayıtlarına göre davacının 265.075,07 TL alacaklı olduğu, davalının 247.665,73 TL alacaklı olduğu (265.075,07 TL+247.665,73 TL )- 512.740,80 TL fark olduğu, bu farkın davalı kayıtlarında görülen, davacı kayıtlarından görülmeyen 20.08/2020 tarih GIB2020000000022 seri nolu 512.740,80 TL tutarındaki faturadan kaynaklandığı şeklinde rapor tanzim edilmiştir. b) Davalı taraf ticari defterlerinin incelenmesinde; Bilirkişi hazırlamış olduğu 01/07/2022 tarihli bilirkişi raporundan özetle; Tespitler ve hesaplamalar sonucunda, dava dosyasına konu olayda taraflara ait ticari defterlerde ve tüm dosya kapsamında tespit edilen bilgiler ve deliller ışığında; A)05/08/2020 tarihli AAB2020000007 numaralı 512.740,80 TL ve 06/08/2020 tarihli AAB20200000038 numaralı faturalar her iki taraf ticari defter kayıtlarında kayıtlı olduğu görülmüştür. B)Her iki tarafın ticari defterlerine göre ilgili faturaların karşılığı ödenmiştir. C)Tarafların ticari defter kayıtlarına göre Davalı tarafından 05/08/2020 tarih AAB2020000007 numaralı 512.740,80 TL tutarındaki fatura, 20/08//2020 tarih GIB20200000022 nolu 512.740,80 TL olarak iade faturası düzenlendiği, kesilen bu iade faturasının davacı kayıtlarında görülmediği tespiti yapılmış olup, nihai kararı mahkemeye bırakmıştır. Denetime elverişli ve ayrıntılı olarak düzenlenmiş olan her iki bilirkişi raporu da hükme esas alınmıştır. Ticari defterlerin delil niteliği ve somut olaya ilişkin değerlendirmeler; Tarafların her ikisinin de tacir olması, uyuşmazlık konusunun her iki tarafın da ticari defterine işlemesi gereken kapsamda olması ve ticari işletme ile ilgili olması hususları; ticari defterin, delil olarak kullanılmasını mümkün kıldığı tespit edilmiştir. HMK'na göre eksiksiz ve usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onayı yapılmış olan, birbirini doğrulayan ticari deftrerin sahibi lehine delil olması mümkün kılınmıştır. Bunun yanında bu şartları taşımayan defterler ise her zaman sahibi aleyhine delil olma niteliği taşımaktadır. (Hüseyin ÜLGEN/Mehmet HELVACI/Arslan KAYA/N. Fusün NOMER ERTAN, Ticari İşletme Hukuku, 6. Baskı, İstanbul, 2019, s.677) Ticari defterin birbirini doğrulamasından anlaşılması gereken ise uyuşmazlığın taraflarının defterlerinin birbirini doğrulması değil; defteri tutan tarafın bütün defterlerindeki kayıtların birbirini doğrulamasıdır. (Hakan PEKCANITEZ/Muhammet ÖZEKES/ Mine AKKAN/Hülya TAŞ KORKMAZ, Medeni Usul Hukuku, 15. Baskı, İstanbul, 2017, s.1829) Her iki tarafın da ticari defterleri usulüne uygun tutulmuş, delil niteliğine haizdir. Tarafların ticari defterlerindeki kayıt farklılığın davalı ticari defterin kayıtlı bulunan 512.740,80 TL'lik iade faturasının davalı taraf ticari defterinde bulunmamasından kaynaklanmaktadır. Davalı taraf , 512.740,80 TL'lik fatura konusu emtianın; dava dışı .... .... dava dışı .... aldığı ihale sonucu üretimini davalıdan isteği apron önlük ve cerrahi önlük işinin davalı ile anlaşma yaparak davalıdan üretilmesini istediğini, davalının da apron önlük ve cerrahi önlük işinin davacıdan temin için anlaştığını fakat davacının ürettiği emtianın ihale şartnamesine uymamasından satışa dair faturanın iadesinden kaynaklandığını mahkememize bildirmiştir. Bu noktada uyuşmazlık fatura konusu işin ayıp ve eksik olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Satışa konu faturalar davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğundan, ürünleri teslim aldığı yerleşmiş Yargıtay içtihatları gereğidir. Ayıp iddiasını ise iddiayı ortaya atanın ispat etmesi gerektiğinden, davalı taraf ispat yükünü üzerine almıştır. Bu husus ayrı bir alt başlık altında değerlendirilecektir. Davalının fatura konusu ürünkerin ayıplı olduğu iddiasın ilişkin yapılan değerlendirme; İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Davalı alıcının malların şartnameye uymadığı iddiası malların ayıplı olduğunu anlamına gelmektedir. TTK 23/1-c "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür." şeklinde düzenlenmiştir. Davalı taraf malların ayıplı olduğunu davacı tarafa .... ........ Noterliği'nin .... yevmiye numaralı ve 20/08/2020 tarihli ihtarname ile bildirmiştir. Malların kabul edilmemesi hususu ise .... Yatırım Holding Çadır ve Tekstil A.Ş.'nin mahkememize vermiş olduğu 16/02/2022 müzekkere cevabında 06/08/2020 tarihindeki muayene ile ortaya çıktığı görülmektedir. Bu noktada davalının ayıbı öğrenme tarihi en geç 06/08/2020 tarihi olarak kabul edilmiştir. Malın ayıplı olup olmadığı ve iade edilip edilmediği hususunda ise davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde malların fiziken iade edilmediğini ve kendi depoların muhafaza ettiklerini mahkememize bildirmiştir. Malların ayıplı olup olmadığı taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı üretilip üretilmediğinin tespiti için mahkememizin 24/05/2022 tarihli duruşmasının 7 no.lu ara kararı gereği malların bulunduğu yerde keşif icra edilmesi suretiyle tespiti için ara karar tesis edilmiştir. Ara karar gereği davalının malların bulunduğunu bildirdiği yere talimat kanalı İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/95 Talimat numarası ile keşif icra edilmiş keşif tutanağından da anlaşılacağı keşif mahalline gidildiğinde, adresi verilen depo yetkilisi "ev eşyası nakliye depo işini yürüttüklerini dava konusu edilen cerrahi önlüklerin depo ve nakliyesini hiç yapmadıklarını" beyan etmiştir. Bu nedenle yapılan keşif sonuçsuz kalmış, ürünlerin ayıplı olup olmadığı tespit edilmemiştir. Bunun üzerine davalı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu 27/12/2022 tarihli beyan dilekçesi dava konusu emtianın İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/95 Talimat sayılı dosyasında keşif icra edilmeden önce artan depo ücretleri nedeni ile Ankara'ya taşındığını mahkememize bildirmiştir. Bunun üzerine mahkememizin 10/05/2023 tarihli duruşmasının 1 no.lu ara kararında emtia üzerinde inceleme yapılması ara karar tesis edilmiş, bilirkişi ve keşif ücretlerini yatırması için davalı vekiline kesin süre verilmiş, verilen kesin sürede kesin süreye uymamanın hüküm ve sonuçları da açıklanmıştır. Davalı vekili tarafından verilen kesin süreye rağmen keşif ve bilirkişi ücretleri yatırılmamış, mahkememizin 11/10/2023 tarihli duruşmasında eksik gider avansını yatırmadıklarını mahkememize bildirilmiştir. Ayıp iddiası ile ispat yükünü üzerine alan taraf emtianın ayıplı olduğunu en azından şahit numune saklamak koşulu ile ispat etmesi gerekmektedir. Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 19'uncu Hukuk Dairesi'nin 2016/11212 Esas ve 2017/6354 Karar sayılı kararında "...dava konusu ürünün ayıplı olduğunu ispat külfetinin davacıda bulunduğu,davacının ürünün ayıplı olduğunu iddia etmesine karşın ayıplı ürüne ilişkin bir şahit numune saklamadığı, bu nedenle ayıp iddiasını kanıtlayamadığı ayrıca tarafların tacir olup TTK hükümlerine göre açık ayıpta 2 gün, gizli ayıpta da 8 gün içinde bildirimde bulunması gerektiği..." şeklinde belirtildiği üzere malın ayıplı olduğunu ispat külfeti davalı-alıcıda iken bunu ispata yarar dosyaya sunulmuş bir delil de sunulamamıştır. Dolayısıyla ispat yükünü üzerine alan davalı alıcı tarafından ayıp iddiası yeterli delillerle ispat edilmediğine kanaat edinildiğinden, davalı alıcının ticari defterlerinde yer alan iade faturasına itibar edilmemiştir. Davalı alıcının iade faturasın itibar edilmediğinden taraf ticari defterlerine göre davacının davalıdan 265.075,07 TL alacaklı olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Davacı tarafından takip 265.024,20 TL üzerinden başlatıldığı dikkate alındığında icra takibine konu asıl alacak kadar davacının davalıdan alacaklı olduğu kanaati oluşmuştur. Neticeten; Tüm dosya kapsamı denetime elverişli şekilde aldırılmış bilirkişi raporu, taraf beyanları hep birlikte incelendiğinde davasının kabulüne karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile; Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2021/38945 Esas sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın İPTALİ ile Takibin aynen DEVAMINA, 2-Hükmedilen alacak miktarı olan 265.024,20 TL üzerinden hesap edilecek %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 18.103,80 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 3.200,84 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 14.902,96 TL davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3- Davacı tarafından yatırılan 3.200,84 TL peşin hacın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen 1.092,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen 3.354,05 TL yargılama giderinin davalı ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca manevi tazminat bakımından hesaplanan 41.753,63 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 8-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.11/10/2023