İlk Derece Mahkemesi · Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi

Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1366 E. 2024/1144 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/1366
Karar No
2024/1144
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : VEKİLİ : DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/08/2022 KARAR TARİHİ : 19/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar aleyhine ödenmeyen kredi borcunun iadesi amacıyla Ergani İcra Müdürlüğünde ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığını, davalıların süresi içerisinde icra takibini durdurduklarını, borçluların borca itirazlarının mevcut olduğunu, itirazın kaldırılması takibin devamı ve alacak davası için Diyarbakır Arabuluculuk Bürosu'na başvuru yapıldığını ancak anlaşamamaya dair son tutanak tutulduğunu, ilgili sözleşmenin bir cari hesap sözleşmesi niteliğinde olduğunu, davalıların iş bu sözleşme uyarınca kullandıkları kredilerin vadesi geçtiği halde ödeme yapılmayınca müvekkili bankaca kredi borcunun ödenmesi hususunda davalılara muceliyet ihtarnamesi gönderilmesine rağmen davalıların borcu ödemekten imtina ettiklerini bu nedenle icra takibi başlattıklarını ancak davalıların icra takibine itiraz ettiklerini belirterek, davalı borçluların Ergani İcra Dairesi dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibinin devamına, alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından açılan itirazın iptali davası açılması gereken bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olup, davanın reddine karar verilmesi hukukun gereği olduğunu, davaya konu sözleşmeye dayanan borç zamanaşımına da uğradığını, müvekkillerinden ... ve ... müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu dava dilekçesinde belirtilmiş olup, müteselsil kefalette sorumluluk 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı olup, işbu dava 10 yıılık süreden sonra açıldığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, dava dilekçesinde müvekkili ... ve ... hakkında müteselsil kefil olduğu iddiası bulunmakta olup, kefalet sözleşmessinin kanunun aradığı şekli şartlara uygun yapılıp yapılmadığının tespiti gerektiğini, yukarıda yapılan açıklamalardan azade olarak davacı işbu davayı açmakla esasen dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğinden davanın reddine karar verilmesini, davacı dava dilekçesinde söz ettiği sözleşmeden doğan talepler zamanaşımına uğramış olmasına rağmen müvekkili yıllar boyu dava tehditi altında bırakmak amacıyla hareket edildiğinden işbu dava ile davacının hakkını kötüye kullandığını göstermekte olduğunu, işbu davanın yasal süresi olan bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması, davacı bankanın takip yetkisinin bulunmayışı nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesine, mümkün olmaması davaya konu sözleşmeden kaynaklı alacağın zamanaşımına uğramış olması ve davaya konu sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu hükümleri içermesi ve müvekkillerin bu konuda bilgilendirilmemesi nedeniyle sözleşmenin geçersizliği nedeniyle ve kefalet sözleşmesinin geçersiz oluşu, davacının dürüstlük kuralına aykırı hareket etmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. GEREKÇE; Dava, kredi sözleşmesi nedeniyle ödenmeyen bedellerin tahsili istemine ilişkindir. Öncelikle davanın hakdüşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının tespiti gerekmektedir. Hak düşürücü sürelerin kanunla düzenlenmesi asıldır. Tarafların sözleşme ile hak düşürücü süreleri belirlemeleri, bu süreleri değiştirmeleri veya ortadan kaldırmaları mümkün değildir. Hak düşürücü süreler hakkı tamamen sona erdiren, yok eden, düşüren sürelerdir. Hak sahibi alacaklı kanunla veya sözleşme ile belirlenen süre içerisinde öngörülen eylem veya işlemleri yapmadığı takdirde o hak tamamen ortadan kalkmakta, silinmekte ve düşmektedir. Artık o hakkın istenmesi, dava ve takip edilmesi mümkün değildir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 487. maddesi müteselsil kefaleti düzenlemiş, 492 vd. maddelerinde ise kefaletin ne zaman son bulacağını düzenlemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda ise kefaletin sona ermesine ilişkin hükümler 598 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun gereğince sona ermenin düzenlendiği TBK'nın 598 maddesine göre; "Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur. Borçlu ve kefil sıfatı aynı kişide birleşmiş olursa, alacaklı için kefaletten doğan özel yararlar saklı kalır. Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir. "Mülga Borçlar Kanunu'nda kefilin sorumluluğu için bir süre öngörülmemiş olduğu halde yeni Türk Borçlar Kanunu gerçek kişi kefilin sorumluluğunu on yıl ile sınırlı tutmuştur. Kefilin sorumlu tutulabileceği on yıllık süre, kefalet sözleşmesinin meydana geldiği andan itibaren işlemeye başlayacaktır. On yıllık sürenin işlemeye başlaması bakımından esas borcun doğduğu veya muaccel olduğu anın bir önemi yoktur. On yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığı için de kesilme ve durma da söz konusu olmaz. On yıllık sürenin tamamlanmasıyla birlikte kefilin yükümlülüğü kendiliğinden (yasa gereği) ortadan kalkar. Sürenin tamamlanmasıyla birlikte kefilin sorumluluğu ortadan kalkınca artık kendisinden talepte bulunulamaz. Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca ise Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Dolayısı ile sona ermeye ilişkin hükümlerde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun uygulanması söz konusu olacaktır. Yargıtay kararlarında, 6098 sayılı TBK m. 598/3 hükmünde öngörülen, kefalet sözleşmesinden doğan alacağa ilişkin sürenin hak düşürücü süre olduğu kabul edilmektedir (Bkz. Yargıtay 11. HD'nin 21/06/2022 tarihli ve 2021/2084 E., 2022/5121 K. sayılı; Kapatılan 19. HD'nin 04/05/2016 tarihli ve 2015/8564 E., 2016/8238 K. sayılı kararları). Banka ile Tarım Ve Köy İşleri Bakanlığı İle Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Teşvik Fonu İşbirliği arasında imzalanan protokole istinaden Fon ile Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesinden Yararlanan Kooperatif Ortaklarından Alınacak Taahhütname Ve Borçlanma Sözleşmesine istinaden ,davacı banka finansörlüğünde kooperatif ortağı ...'a kredi kullandırıldığı, davalı ... ve ... 'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladığı, Taksitlerin vadesinde ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla davalı borçlular aleyhine icra takibi başlatıldığı davalıların icra dosyasına borcuna yönelik itirazı üzerine takibinin durdurulmasına karar verildiği ve huzurdaki davanın açıldığı, Takdiri ve değerlendirilmesi Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere dosyada mevcut bilgi ve belgelerin ve mevzuatın incelenmesi ile Tarımsal Amaçlı Kooperatif üyelerine ... Bankası A.Ş. Finansörlüğü ile kullandırılan kredilerin tazmin, takip ve tahsilat süreçlerine ilişkin kredi veren banka ile kurum arasında düzenlenen protokollere istinaden kanuni takibe ilişkin işlemlerin kredi veren ... Bankası tarafından yürütülmesi gerektiği” kanaatine varıldığı, dava konusu sözleşme 818 Sayılı Eski Borçlar Kanunun yürürlükte olduğu dönemde akdedilmiş ise de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 98'inci maddesinin 3'üncü fıkrasıyla kefalet sözleşmesi hak düşürücü süre ye ilişkin düzenlenen hükme göre kefalet sözleşmelerinin adi veyahut müteselsil olması farketmeksizin her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolması ile ortadan kalkacak ve böylelikle kefalet sözleşmesi kendiliğinden sona ereceği hükme bağlandığı, takdiri ve değerlendirilmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, dava konusu ... yılında düzenlenmiş kefalet sözleşmesi 10 yıllık hak düşürücü süre ... tarihinde kendiliğinden sona erdiği, diğer bir deyişle davalı kefillerin sorumluluğunun ... tarihinde sona erdiği kanaatine varıldığı anlaşılmıştır. Bu sebeplerle somut olayda, davaya konu ... ve ... tarihli ortaklar sözleşmelerinde kefil sıfatıyla imzaları bulunan davalıların sorumluluğunun 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesi uyarınca 10 yılı geçmekle kendiliğinden ortadan kalkmış olması nedeniyle asıl davaya konu kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olan davacılar yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE nedeniyle reddine, 2-Davacının dava açarken toplamda 157,20 TL harç yatırdığı anlaşıldığından peşin alınması gereken harçtan mahsubu ile bakiye kalan 22,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 9.196,88 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekili ile davalılar vekilinin yüzüne karşı davanın değeri itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip Hakim

Atıf: Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1366, K. 2024/1144, T. 19.11.2024, www.arakarar.com/karar/diyarbakir-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-1366-e-2024-1144-k-c05fda483f93