Diğer ·
2025/48 E. 2025/48 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/48
- Karar No
- 2025/48
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/48 Esas - 2026/18 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/48 KARAR NO : 2026/18
.... DAVA : Marka ... Kararının İptali İle Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 28/01/2025 KARAR TARİHİ : 15/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/01/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ... Kararının İptali İle Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin 1929 yılında kurulduğunu, dünyanın önde gelen ticari gayrimenkul danışmanlığı şirketlerinden biri olan .... şirketler grubunun bir parçası olarak faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin ....” ibareli marka başvurusuna müvekkili tarafından itiraz edildiğini, itirazların nihai olarak .... sayılı kararı ile reddedildiğini, kararın hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin.... sayılı “....” ibareli marka tescili sebebiyle SMK 5/1-ç maddesi uyarınca reddedildiğini, yapılan araştırma sonucu redde mesnet markanın davalı şirket tarafından kullanılmadığının tespit edildiğini, davalı şirketin ilgili markası hakkında müvekkili tarafından ....sayılı dosyasında davalı şirkete ait markanın iptaline karar verildiğini, kararın davalı şirket tarafından süreci uzatmak amacıyla ve kötü niyetle istinafa konu edildiğini, davalı şirketin dava konusu marka başvurusunu marka yedeklemek amacıyla kötü niyetli olarak dosyaladığını, 36. Sınıf hizmetlerin davalı şirketin faaliyet alanı ile ilgisiz olduğunu, davalı şirketin halihazırda iptal kararı verilen markasının müktesep hak teşkil ettiği kanaatiyle verilen... kararının hatalı olduğunu, müvekkilinin itiraza mesnet markaları ile dava konusu markanın karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerin birbiriyle ilişkili ve/veya ayırt edilemeyecek benzer olduğunu, “....” ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının kılavuz kelimesi olduğunu, müvekkilinin birçok ülkede markasının tescilli olduğunu ve uzun yıllardır yoğun ve yaygın olarak dünya çapında kullanıldığını, dava konusu marka başvurusunun SMK 6/3 ve 6/6 maddeleri uyarınca da reddi gerektiğini, müvekkili markasının dünya çapında tanınmış olduğunu, marka başvurusunun SMK 6/4 ve 6/5 maddeleri kapsamında reddi gerektiğini, davalı şirkete ait .... sayılı marka hakkında verilen iptal kararının kesinleşmesi halinde bu kararın dava tarihi olan 09 Ağustos 2022 tarihinden itibaren etkili olacağını, dava konusu marka başvurusunun yapıldığı 17 Ağustos 2022 tarihinde markanın geçerli olmayacağını, .... sayılı kararının iptaline, davalı şirkete ait .... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu marka başvurusu ile itiraza mesnet ....sayılı markaların kapsamında yer alan mal/hizmetlerin aynı/aynı tür olmadığını, itiraza mesnet ....sayılı markanın ise davalı şirkete ait marka başvurusu ile işaret benzerliği bulunmadığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali olmadığını, davalı şirkete ait .... sayılı markanın varlığı dikkate alınarak ... tarafından itirazın reddine karar verilmesinin hukuka uygun olduğunu, davacı tarafından ilgili markaya karşı açılan iptal davasında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığından ...’nın ilgili markayı dikkate almasında hukuka aykırılık olmadığını, davacının gerçek hak sahipliği itirazının yerinde olmadığını, SMK 6/6 maddesinde aranan şartların davacı tarafça ispat edilmediğini, davacının tanınmışlık hususuna dayalı itirazlarının mesnetsiz olduğunu, davacının dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ispatlayamadığını, ... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 36. sınıfta “...” ibareli marka tescili bulunmadığını, davacıya ait “nmrk” ibareli marka ile müvekkili markasının benzer olmadığını, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında iltibas tehlikesi oluşacak derecede benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu marka başvurusu dışında ....sayılı marka tescili de bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunun yeni marka şekil unsuru ile ve daha dar kapsamlı olarak yapıldığını, müvekkilinin marka başvurusunda kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini, davacı tarafından müvekkiline ait .... sayılı markaya karşı açılan kullanmama nedeniyle iptal davasında müvekkili tarafından kullanım delillerinin sunulduğunu, ancak ..... sayılı dosyasında delillerin ciddi kullanım olarak kabul edilmediğini, kararın hatalı olması nedeniyle müvekkili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, yasal hak olan istinaf başvurusunun kötü niyet olarak nitelendirilmesinin abesle iştigal olduğunu, müvekkilinin önceki tarihli markası iptal edilse dahi dava konusu marka başvurusu tarihindeki mevcut şartların değişmeyeceğini, davacının SMK 6/3 maddesinden yararlanabilmesi için aranan şartları taşımadığını, markaların ülkeselliği prensibi gereğince davacı tarafın SMK 6/6 hükmü gerekçesiyle koruma sahibi olmasının mümkün olmadığını, davacının tanınmışlık itirazının reddedilmesinin hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, TÜRKPATENT ... kararının yerinde olup olmadığı, davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu.... sayılı marka başvurusu, 19 / 36. sınıflar için tescil talebiyle 17.08.2022 tarihinde yapıldığı, marka başvurusunun ilanı üzerine, davacı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “eskiye dayalı kullanım” .... kapsamında tanınmışlık”, “tanınmışlık”, “diğer fikri haklar veya kişi hakları” ve “kötü niyet” gerekçeleri ile itirazda bulunulduğu, davacı şirket itirazının, ... sayılı kararı ile reddedildiği, davacı şirket,....sayılı ... kararı ile itirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Markaların Karıştırılma İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... İnceleme Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu marka başvurusu, 19 ve 36. Sınıf mal ve hizmetler bakımından, başvuruya konu edilmiştir. Davacı şirkete .....” ibaresinden oluşan işbu marka, davacı markalarından işaretsel olarak farklıdır. bu nedenle, emtia benzerliği değerlendirmesinde dikkate alınmamıştır. Davacı şirkete ait ....sayılı markalar, 35. Sınıfta tescilli olup, taraf markaları aynı/aynı tür hizmeti içermemektedir. Bununla birlikte, dava konusu marka kapsamında yer alan “36. Sınıf: Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” ile davacıya ait ... sayılı markalar kapsamında yer alan “35. Sınıf: ticari gayrimenkullerle ilgili iş ve finans raporlarının hazırlanması hizmetleri; gayrimenkul pazarlama hizmetleri ve analiz hizmetleri; muhtemel müşteriler için gayrimenkul rehberlerinin/kılavuzlarının sağlanması hizmetleri; üçüncü kişiler için ticari gayrimenkullerin satışı ve lease'i ile ilgili pazarlama kampanyalarının yürütülmesi ve ticari gayrimenkullerle ilgili ticari işlemler alanında iş danışmanlığı hizmetleri; ticari gayrimenkul alanında iş danışmanlığı, yönetimi ve planlaması hizmetleri; üçüncü kişiler için lease'lerin ve alt lease'lerin (... ve gayrimenkul satın alma sözleşmelerinin müzakere edilmesi ve yeniden müzakere edilmesi hizmetleri.” benzer mal ve hizmetlerdir. Zira bu hizmetler, aynı ekonomik faaliyet alanında sunulan, birbirini tamamlayan ve çoğu zaman aynı ticari işletmeler tarafından birlikte sağlanan hizmetlerdir. Her iki hizmet grubu da ticari gayrimenkullerin satışı, kiralanması, yönetilmesi ve pazarlanması süreçlerine yönelik olup; bu süreçlerin bir kısmı doğrudan komisyonculuk faaliyeti kapsamında yer alırken, diğer kısmı pazarlama, analiz, raporlama, müşteri bulma, sözleşme müzakeresi ve ticari danışmanlık gibi komisyonculuğun ayrılmaz tamamlayıcıları niteliğindedir. Hizmetlerin amaçları, hedef kitleleri, sunuldukları sektör ve ticari işlevleri bütünüyle örtüştüğünden, 35. ve 36. sınıfta yer alan anılan hizmetler benzer hizmetler olarak kabul edilmiştir. Dava konusu marka kapsamında yer alan diğer mal ve hizmetler ise, davacı markaları kapsamında yer alan hizmetlerden farklıdır. Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan “36. Sınıf: Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı ve/veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali, Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. .... kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu “...” ibaresinden oluşan bir kelime markasıdır. Marka kapsamında herhangi bir renk ya da şekil unsuru kullanılmamıştır. “...” ibaresi, anlamlı bir ibare olmayıp, dava konusu marka başvurusunun tek unsurudur. Davacıya ait markalar ise ....” ibaresi, salt sessiz harflerden oluşan bir ibare olup, dava konusu marka başvurusu ile bir kısım sessiz harfleri ortak olarak içermeleri haricinde, hiçbir benzerlik taşımamaktadır. Davacının ..... sayılı markaları ise “...” esas unsurunu içermektedir. Taraf markaları esas unsur bakımından incelendiğinde, itiraza/davaya gerekçe gösterilen ....” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir. Dava konusu markanın, davacı markalarının esas unsuru olan “...” ibaresini aynen içerdiği, bu ortaklığın, markalar arasında benzerliğe yol açtığı, Sonuç olarak; somut olayda dava konusu marka başvurusunun “...” ibaresini içermesi nedeniyle, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, dava konusu marka kapsamında yer alan ve davacı markaları kapsamında yer alan hizmetler ile benzer olarak işaretlenen 36. sınıf hizmetler bakımından ortalama tüketici kitlesi; ticari gayrimenkul alanında profesyonel bilgiye ihtiyaç duyan, sektördeki ekonomik ve hukuki süreçleri takip eden, dikkat ve özen düzeyi yüksek işletmeler ile profesyonel kullanıcılardan oluştuğu, bu nedenle ilgili hizmet bakımından ortalama tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin sıradan nihai tüketiciye kıyasla daha yüksek olduğu kabul edilmelidir. Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan “36. Sınıf: Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” bakımından, emtia benzerliği şartının oluştuğu, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait ..... sayılı markaların esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, bu ortaklığın markaları görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer kıldığı, davacıya ait “....” ibareli markanın ise dava konusu marka ile benzer olmadığı, somut uyuşmazlık bakımından tüketicinin farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmadığı, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu, Somut olayda “36. Sınıf: Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” bakımından, markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Tanınmışlık İddiaları; Davacının itiraz ve dava aşamasında sunduğu belgelerin iddia edilen tanınmışlığın ispatı için yeterli olmadığı, mahkememizce de davacı markalarının tanınmış olduğuna dair bir izlenim oluşmadığı, davacıya ait “...” markasının tanınmış olduğu kabul edilse dahi davalıya ait markanın, davacıya ait “...” ibareli markanın ayırt edicilik karakterine zarar vermesi, itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olmadığı, bu nedenle SMK madde 6/5 kapsamında tescil engeli bulunmadığı, mahkememizin bilgi ve tecrübeleri kapsamında da davacı markasının tanınmış olarak değerlendirilemeyeceği, Davacının Gerçek Hak Sahipliği; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 6/3; “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu hüküm, markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Madde hükmünde yer alan iddiaların kabul edilebilmesi için, iddia sahibinin o işaret üzerinde tescil tarihinden önce hak sahibi olması ve bunları ispat etmesi gerekmektedir. Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere, öncelik hakkı iddia eden tarafın Türkiye’deki kullanımı yerelden daha geniş bir coğrafyada olmalı, ciddi surette bir markasal kullanım olmalı ve bu kullanım ile markaya belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmektedir. Ayrıca söz konusu kullanım, dava konusu markanın başvuru tarihinden önceki tarihe ilişkin olmalıdır. Davacı taraf, gerek dava aşamasında gerekse itiraz aşamasında, “...” markasını Türkiye’de kullandığını gösterir herhangi bir belge dosyaya sunmamıştır. Sunulan belgelerin tamamı, yabancı dildedir. Dolayısıyla iddia edilen gerçek hak sahipliğinin ispatlanamadığı, somut olayda 6760 sayılı SMK madde 6/3 koşullarının bulunmadığı, Davacıya Ait Ticaret Unvanı/Alan Adı ile Dava Konusu Marka Arasında İltibas Tehlikesi Bulunup Bulunmadığı; 6769 sayılı SMK’nın 6/6 maddesine göre; “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.”. Bu maddeden anlaşılabileceği üzere başkasına ait ticaret unvanı, işletme adı, endüstriyel tasarım tescili gibi sınaî hak sahiplerinin ve telif hakkı gibi fikri hak sahiplerinin, bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescili taleplerine itirazda bulunarak tescili engellemeleri veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür. Bu halde, dava konusu marka tescillerinin davacıya ait telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, başvurunun önceki hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenmelidir. Davacıya ait ..... alan adının ayırt edici unsuru “....” ibaresi olup, bu ibare ile “...” ibareli marka başvurusu, benzer değildir. Dolayısıyla, davacıya ait alan adı gerekçesiyle, dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, Davacıya ait ticaret unvanının çekirdek unsuru “...” ibaresi olup, bu ibare ile dava konusu marka başvurusu benzerdir. Fakat dosya kapsamında davacının ticaret sicil gazetesi bulunmadığı gibi, ticaret unvanının tescil kapsamında yer alan ve fiilen kullanıldığını gösterir herhangi bir belge de bulunmamaktadır. Dolayısıyla, davacıya ait ticaret unvanı gerekçesiyle, dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiştir. Kötü Niyet İddiaları; Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. Nitekim....kararında da, “Başvuru sahibinin, bir markanın aynısı veya benzerinin, aynı veya benzer mal ve/veya hizmetlerde kullanılmakta olduğunu bildiği halde, o markayla karıştırılabilecek bir markayı tescil ettirmek istemesi ve söz konusu işaretin asıl sahibinin markayı kullanmasını önlemek amacıyla marka tescil ettirmesi” gibi unsurların, kötü niyetin varlığına karar vermeye yarayacak işaretler olduğu ifade edilmiştir. Davacı taraf, dava konusu markanın bir tekrar markası olduğunu ileri sürmüştür. Bu iddia çerçevesinde incelendiğinde, davalı şirkete ait .... tescil numaralı "...” sayılı marka, İstanb.... sayılı markanın başvuru tarihi 17/08/2022 olduğu, Dava konusu marka ile davalı şirkete ait önceki tarihli .... sayılı markanın “...” ibaresinden oluştuğu ve her iki markanın da 19 ve 36. Sınıfı içerdiği, bir diğer ifade ile, dava konusu markanın, 19 ve 36. Sınıf mal ve hizmetler bakımından, davalıya ait önceki tarihli ...sayılı markanın aynısı olduğu, ....Dolayısıyla davalı şirkete ait dava konusu marka tescil başvurusunun yukarıda bahsi geçen eski tarihli markasının kullanmama nedeniyle iptaline ilişkin davalardan doğabilecek olumsuz sonuçlarından kurtulmak, başka bir anlatımla eski tarihli markası hakkında iptal kararı verilmesi durumunda anılan ka uygulanmasını engellemek amacıyla yapıldığı anlaşılmaktadır. 12. Bu itibarla davalı şirketin .... sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunun, davalı şirketin kendi mal ve/veya hizmetlerini başkalarına ait işletmelerin mal ve/veya hizmetlerinden ayırt etme amacından ziyade, tescilli marka korumasının amacına aykırı olarak markayı kullanmayıp yedekleme amacıy kötüniyetli bir marka tescil başvurusu olarak kabulü zorunludur. Başka bir anlatımla davalı şirketin, dava konusu marka başvurusu sırasında markanın sahip olduğu fonksiyonların kapsamı dışında bir amaçla tescil isteminde bulunmak suretiyle kötüniyetli hareket ettiğinin kabulü gerekir” gerekçesine yer vermiştir. Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusunun, davalı şirkete ait önceki tarihli marka hakkında verilen kullanılmama nedeniyle iptal kararı çerçevesinde kötü niyetli kabul edilmesi gerektiği, Davacının Önceki Tarihli Tescilli Markalarına Binaen Kazanılmış Hakkı; Davalı şirketin iddiaları kapsamında davalı şirket adına kayıtlı önceki tarihli markasının, dava konusu başvuruya müktesep hak oluşturup oluşturmadığı hususu incelenmiştir. Yargıtay kararlarında kazanılmış hak sağlayan önceki markaların belirlenmesi yönünden bazı ölçütler getirilmiş ve getirilen bu kriterler güncel kararlarda da geçerliliğini korumuştur. Buna göre; ..... sayılı ilamda da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için şu üç koşulun birlikte bulunması gereklidir: Kazanılmış hak iddia edilen tescilli marka ile dava konusu markadaki ibarelerde asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, Karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, Yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması. Dava konusu marka başvurusu 17.08.2022 tarihinde tescil başvurusuna konu edilmiştir. ... kararında, davalıya ait .... sayılı markanın bulunduğundan bahisle, müktesep hakkının bulunduğu kabul edilmiştir. Önceki tarihli marka ile sonraki tarihli markanın aynı mal ve hizmeti içermesi de, somut olay bakımından gerçekleşmiştir. Zira, sonraki tarihli marka, 19 ve 36. Sınıf bakımından başvuruya konu edilmiş olup, işbu mal ve hizmetler, davalının önceki tarihli 2010/36042 sayılı markası kapsamında da bulunmaktadır. Fakat, itiraz aşamasında, davalı şirket, önceki tarihli markasının kullanıldığını gösterir herhangi bir belge sunmamıştır. Önceki tarihli tescilli markaların tescilli oldukları mal ve hizmetler bakımından fiilen kullanılmasının, eldeki davaya konu marka bakımından müktesep hakkın oluşumuna etki eden şartlardan biri olduğu, fakat itiraz/dava aşamasında dosyaya davalı şirketin önceki tarihli markasını kullandığına dair bilgi/belge sunulmadığı gözetildiğinde, işbu markanın, müktesep hak oluşturamayacağı, Ayrıca, davalı şirkete ait .... tescil numaralı ".....” sayılı marka,..... sayılı karar ile kullanılmaması nedeniyle iptal edildiği ve henüz kesinleşmediği, Sonuç olarak, davalı şirket lehine kazanılmış hak koşulları oluşmadığı, davalı şirketin önceki tarihli markasına binaen müktesep hakkının bulunmadığı, Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan “36. Sınıf: Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri”nin, davacıya ait .... sayılı markalar kapsamında yer alan hizmetler ile benzer olduğu, Davalıya ait dava konusu marka başvurusunun, davacıya ait .... sayılı markalar ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, markalar arasında bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı, Davacının gerçek hak sahipliğinin ispatlanamadığı, Davacıya ait alan adı ile dava konusu marka başvurusu arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, dosya kapsamında davacıya ait ticaret unvanı ile ilgili bilgi/belge bulunmadığı, dolayısıyla davacının ticaret unvanı/alan adı nedeniyle dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, Dava konusu marka başvurusu, davalı şirkete ait ... sayılı markanın tekrarı niteliğinde olduğu,.... sayılı markanın.... sayılı kararı ile iptaline karar verildiği, bu karar karşısında davalının iptal yaptırımıyla karşı karşıya kalacağının bilinciyle markayı yedeklemek maksadı ile yeniden başvuruda bulunduğu yorumunun yapılabileceği ve bu sebeple davalı başvurusunun kötü niyetli olduğu, Davalı şirketin müktesep hak iddialarının yerinde olmadığı, .....sayılı karanının hukuka aykırı olduğu, anılan kararın iptali koşullarının oluştuğu, dava konusu ..... sayılı markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu sonuçlarına ulaşılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, ..... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....gönderilmesine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 19.197,60.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum ile davalı şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ..... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim ..... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 2.947,60.-TL Gider Avansı :16.250,00.-TL TOPLAM :19.197,60.-TL