Diğer ·

2025/441 E. 2025/441 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/441
Karar No
2025/441
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/441 Esas - 2026/320

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2025/441 KARAR NO : 2026/320

DAVA : Marka ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 02/10/2025 Yazım Tarihi: 14/07/2026

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili adına tescilli markaların esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, itiraza konu markanın esas unsurunun da "..." ibaresi olduğunu, itiraza konu marka isminde yer alan "...." ibaresi ise markaya ayırt edicilik kazandırmadığı gibi aksine "..." ana unsurunu vurgulayarak güçlendirdiğini ve öne çıkardığını, itiraza konu markada tüketicinin dikkatinin yoğunlaşacağı unsurun "..." ibaresi olduğunu, itiraza konu markanın ana unsuru olan "..." ibaresinin yanına eklenen söz konusu kelimeler bir bütün olarak incelendiğinde herhangi bir anlam ifade etmediğini, müvekkile ait tanınmış markanın esas unsuru olan ... ibaresinin yanına böyle anlamsız kelimeler yazılmak suretiyle itiraza konu markanın ilgili emtia sınıflarında faaliyet göstermesinin tüketici nezdinde müvekkile ait markanın faaliyet alanını genişlettiği yönünde bir intiba uyandıracağını, müvekkil adına tescilli "...." markası bulunduğunu, itiraza konu marka müvekkile ait markaların esas unsuru olan "..." ibaresi başta olmak üzere, "..." gibi diğer unsurlarını da içerdiğini, itiraza konu marka adeta müvekkile ait markaların esas ve destekleyici unsurlarının bir karışımı hâlinde oluşturulduğunu, müvekkile ait seri markalar kahve sektöründe hizmet vermekte olup mezkûr markanın da bu alanda hizmet ve mal sunduğunu, müvekkile ait markanın ayırt edici niteliğinin zarar göreceği ve sulanacağı, bu kapsamda zarara uğrayacağının son derece açık olduğunu, müvekkile ait marka ile tescil başvurusu yapılan marka bir bütün olarak değerlendirildiğinde, markaların görsel, anlamsal ve işitsel olarak ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu ve markaların ortalama tüketici nezdinde birbiri ile karıştırılma ihtimalinin son derece kuvvetli olduğunu, müvekkil adına tescilli markaların esas unsurunu oluşturan ... ibaresi meyvesinden kahve çekirdeği elde edilen çiçekli bir bitki türünü ifade ettiğini, itiraza konu "..." markasının ise hiçbir anlamı olmadığını, müvekkil adına tescilli markanın esas unsuru olan "..." kelimesinin harflerinin önüne ve ardına anlamsız harflerin eklenmesinin itiraza konu markaya ayırt edicilik kazandırmadığını, kahve satın alan ortalama bir tüketiciden markalar arasındaki farkı doğrudan ayırt etmesinin beklenemeyeceğini, davalı markasının birçok sosyal medya paylaşımında ve ürün paketlemelerinde öne çıkarılan unsurun "..." ibaresi olduğunu, markalar arasında anlamsal, görsel ve işitsel anlamda iltibasa neden olabilecek boyutta benzerlik mevcut olduğunu, bu haliyle bakıldığında, markaların bütün olarak akılda bıraktıkları etkinin aynı olduğunu ve bu benzerliğin iltibas yarattığını, müvekkile ait markanın tanınmış marka olduğu tartışmasız olup müvekkil adına tescilli markaların Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle itiraza konu markanın haksız bir yarar sağlayabileceği, müvekkile ait markaların itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceğinin son derece açık olduğunu, ilanına itiraz edilen markanın, müvekkil adına tescilli ... markalarının bir uzantısı gibi düşünüleceği ve tüketicilerin, uzun yıllardan bu yana tanıdıkları müvekkili adına tescilli markaya ilişkin hizmetlerin sanki iktisadi yeni bir uzantısıymış gibi davalı adına tescilli markalı hizmetlerden bilinçsiz olarak faydalanacaklarını, böyle bir durumda müvekkilin mevcut pazar payını kullanarak piyasaya dahil olan ilgili hizmet sınıfının, müvekkili aleyhine maddi ve manevi zararların doğmasına neden olacağını ifade ederek .... 01.08.2025 Tarih ve .... sayılı ret kararının iptali ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahısa usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın itiraz mesnedi markaları dolayısıyla SMK 6/1 maddesine göre iltibas , SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık iddialarına bağlı nispi ret sebeplerinin yanında SMK 5/1-b-ç madde ve bentlerine göre mutlak ret sebeplerine bağlı itirazların reddi konusunda verilen .... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 04/08/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı .... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 02/10/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı ".... ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/5 maddeleri ve 6769 s. SMK'nın 5/1-(b), 5/1-(ç) bentleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. .....Kurul'da yapılan incelemede, başvuruya konu markanın esas unsurunun "kaldı knows" ibaresi olduğu tespit edilmiş ve itiraz incelemesi söz konusu esas unsur kapmasında değerlendirilmiştir. Bu çerçevede, Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Öte yandan, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesi "..... hükmüne amirdir. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Ayrıca, 6769 s. SMK'nın m. 5/1-(ç) kapsamında yapılan inceleme sonucunda başvurunun, aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler içermediği tespit edildiğinden itiraz gerekçesi yerinde bulunmamıştır. Öte yandan, başvuruya konu "...." ibaresi 6769 s. SMK'nın 5/1-(b) bendi kapsamında da değerlendirilemeyeceğinden işbu itirazın tüm gerekçeleri ile birlikte reddi gerekmiştir. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir. KARAR: İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük tarihli) 4. Maddesinde "Marka,......... her türlü işaretten oluşabilir", 5.nci maddede ise "b) Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler. ç ) Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler marka olarak tesçil edilemez. Buna göre; SMK 5/1-b maddesi yönünden; Markanın en önemli fonksiyonu markanın ayırt edici bir işaret olmasıdır. Marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini başka bir teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yaradığından, bir işaretin marka olma kabiliyetini haiz olması, o işaretin ayırt edicilik fonksiyonuna sahip olmasına bağlıdır. Bir işaretin bu fonksiyona sahip olup olmadığının tespiti önce soyut olarak yapılmalıdır. Yani marka olma niteliğine bakılmalıdır. Bir işaretin soyut ayırt edicilik niteliğinin varlığı tespit edildikten sonra, o işaretin marka olabilmesi açısından, ayrıca sicilde gösterilebilir olması ve üzerinde kullanılacak mal veya hizmetler açısından somut ayırt edicilik özelliğini haiz olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, işareti gören ortalama tüketici kitlesinin, tescil kapsamındaki mallar veya hizmetler yönünden bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin mal ve hizmetlerini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mal ve hizmetlerinden ayırt edildiğini algılaması zorunluluğu bulunmaktadır. SMK 5/1-ç yönünden ; Buradaki “ayniyet” olgusuyla, “bir markanın tamamen taklit edilmesi” kast edilmektedir. “Ayırt edilemeyecek derecede benzerlik” olgusuyla ise başvuru konusu markanın tescilli markanın birebir aynısı olmamakla birlikte, “ilk bakışta fark edilemeyecek derecede aynı” olan ve bu hususun ispatına dahi gerek duyulmayan, ancak çok dikkatli bir inceleme sonucu farkın anlaşılabileceği ibare ve şekilleri taşıyan işaretler kast edilmektedir (....). SMK Madde 6 (Marka tescilinde nisbi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin, farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, itiraz üzerine ret edilir. Tanınmış marka kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları

....

01/06/2026 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "1-Dava konusu ... sayılı marka emtiası ile davacı tarafın mesnet marka emtialarının birebir aynı ve/veya benzer olduğu, 2-Dava konusu davalı markası ile davacı tarafın mesnet markaları arasında ilişkilendirilme dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, 3-Buna göre taraf markaları arasında SMK m. 6/1 koşullarının oluşmadığı, 4- Somut uyuşmazlıkta, SMK 6/5’ün uygulanma koşullarının oluşmadığı, 5-Somut uyuşmazlıkta, SMK 5/1-ç ve 5/1-b’in uygulanma alanı bulunmadığı, 6- Somut uyuşmazlıkta, SMK m. 6/5 koşullarının oluşmadığı, 7- Dava konusu ... kararının rapor kapsamında ulaşılan sonuç ile uyumlu olduğu" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir. GEREKÇE: Tarafların iddia ve savunması, marka başvuru kapsamı ve görseli, davacı markaları , ilgili birimlerden gelen yazılar, bilirkişi heyet raporu, ... kararı ve dosyanın bütünü birlikte ele alındığında; MUTLAK RED SEBEBİ AÇISINDAN ; SMK 5/1 - b yönünden değerlendirme; "...." ibareli başvuru markası , marka tanımına uyduğu; başvuru markasının kapsamında yer alan mallar/hizmetler açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin malını/hizmetini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mallardan ayırt edildiğini algılamasına yol açan şekilde soyut ve somut ayırt ediciliği bulunduğu; SMK 5/1-ç yönünden değerlendirme: Davalının başvuru markasını".... " ibareli şeklinde, davacı markasının ise " .... " görselini içermesi karşısında markalar arasında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olarak değerlendirilemeyeceği, başvurunun SMK 5-1-ç maddesine göre mutlak red sebebi oluşmadığı; NİSBİ RED SEBEPLERİ AÇISINDAN; Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "...." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ...." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının ".... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " .... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ...." ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "...." ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 01/07/2026

Katip .... Hakim .... E-İmzalıdır E-İmzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2025/441, K. 2025/441, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-441-e-2025-441-k-8a1b0dcbdcff