Diğer ·

2025/341 E. 2025/341 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/341
Karar No
2025/341
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/341 Esas - 2026/290 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/341 KARAR NO : 2026/290

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 13/08/2025 KARAR TARİHİ : 18/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/06/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilleri şirketin akıllı telefonlar, kişisel bilgisayarlar, tabletler, giyilebilir cihazlar ve aksesuarlar tasarlayan, üreten, pazarlayan ve ilgili çeşitli hizmetleri sunan çok uluslu bir teknoloji şirketi olduğunu, ürün ve hizmetlerinde sürekli olarak, dünya çapında ihdasen ve tescilen sahibi olduğu ve aynı zamanda ticaret unvanının da bir parçasını teşkil eden tanınmış “...” markası ile “....” markalarını kullandığını,... numarası ile .... nezdinde tanınmış marka olarak da kayıt altına alındığını, davalı tarafından 12.06.2023 tarihli ve ....sayılı kararı ile itirazın reddedildiğini, davaya konu marka başvurusunun müvekkillerinin tescilli markaları ile karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzer olması nedeniyle SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca reddi gerekirken, itirazın reddedilmesinin yerinde olmadığını, davaya konu marka başvurusunun, müvekkillerinin tescilli ve tanınmış elma şeklini içeren markalarına, halk arasında karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzer olduğunu, davaya konu marka başvurusunun tescil edilmek istendiği mallar, müvekkillerinin davaya dayanak markalarının kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile benzer/ aynı olduğunu, davaya konu marka başvurusunun, müvekkillerinin markalarının ayırt ediciliğine vereceği zarar ile edineceği haksız yarar nedeniyle SMK'nın 6/5 maddesi uyarınca da reddi gerekirken itirazın reddedilmesinin yerinde olmadığını beyan ederek.... sayılı marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının markası ile davacının redde mesnet markaları karşılaştırıldığında, ortalama tüketici nezdinde markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, davalı markasını okuyan veya gören ortalama dikkate sahip ve işaretleri yan yana karşılaştırma imkanı olmayan kişinin zihnindeki intibaının, davacıya ait markaların bıraktığı intiba ile aynı olmadığını, genel izlenim itibariyle markalar ele alındığında, “mitral teknoloji arge ve inovasyon sanayi ticaret limited şirketi” olan davalı markası ile davacı markalarının, görsel, kavramsal ve fonetik olarak birbirinden son derece farklı olduğunu, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, parçalara bölünerek inceleme yapılmasının mümkün olmadığını, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itirazın haklı görülmediğini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; markalar arasında görsel, kavramsal ve işitsel benzerlik olmadığını, müvekkilleri markasının turuncu renkte, portakal biçimli ve bütün halde bir şekil olduğunu, davacının markasının ise ısırılmış elma figürü olduğunu, görsel açıdan hiçbir ortak özellik bulunmadığını, müvekkilleri markasında herhangi bir “...” ya da "elma" ibaresi olmadığını, davacının sunduğu emsallerde hep “...” ibaresi veya “elma” kelimesi içeren markalar bulunduğunu, kavramsal açıdan da portakal, elma ile aynı kavram alanında olmadığını, Antalya’nın coğrafi işaretli ürünü olan portakalı, davacının “ısırılmış elması” ile aynı çağrışımı yaratmayacağını, davacı markasının asli unsurunun "yaprak" değil "elma" olduğunu, müvekkilleri şirketinin markasında ise ne görsel ne işitsel ne anlamsal olarak “elma” ibaresinin yer almadığını, müvekkilleri logosunun, şirket merkezi olan Antalya'nın coğrafi işaretli ürünü “portakal”ı yansıttığını, ısırılmış bir elma ile hiçbir ilintisi olmadığını, davacı markaların tanınmışlığının, somut olayda kendisine genişletilmiş bir koruma sağlamayacağını, müvekkillerinin faaliyet alanının davacı ile çakışmadığını, aynı sınıfta yer almanın kullanma ve karşılaştırma koşullarını oluşturmadığını, davanın, müvekkilleri markasının görsel, işitsel ve kavramsal olarak davacı markalarından tamamen farklı olması, 9. sınıf mallarda doğrudan rekabetin bulunmaması, haksız yarar, itibarın zedelenmesi ve ayırt ediciliğin sulandırılması iddialarının dayanaksız olması, müvekkilleri şirketin faaliyet alanı yönünden davacı markasının Türkiye’de kullanılmamasından kaynaklı kullanmama def'i ve sunulan emsal kararların somut olayla örtüşmemesi gerekçeleriyle reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davalı şirketin, 12.06.2023 tarihinde, 09.(01-16) sınıfta yer alan mallar yönünden marka tescil başvurusunda bulunduğu; .... numarası verilen başvurunun ilanı üzerine, davacı şirket tarafından itiraz edildiği, davalı şirketin karşı görüşünün bulunduğu, kullanım ispatı talep etmediği, ...., 12.01.2024 tarihli kararı ile itirazı reddettiği, davacı itirazı ile ilgili olarak “(6/1) Benzerlik/Karıştırılma ihtimali - Haksız Bulunmuştur, (6/5) Tanınmışlık -.... / "şekil" sayı ve ibareli markalar açısından .... görülmediğinden karıştırılma ihtimali bulunmadığı tespit edilmiştir” kaydının yer aldığı, karar üzerine davacı itiraz sahibi tarafından Kurum kararına itiraz ettiği, davalının karşı görüşünün yer aldığı, ... yapmış olduğu incelemede, davaya konu 12.06.2025 tarih ve ....sayılı kararı ile itirazı nihai olarak reddettiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Markaların Karşılaştırılması; 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu Kapsamında, Aynılık veya Benzerlik Kavramları; Aynılık veya benzerlik incelemesinde; İlk olarak; ikinci markanın, birinci markanın kullanıldığı ürün ya da hizmet ile aynı ya da aynı tür (türdeş) ürün ya da hizmet için kullanılıyor olup olmadığının tespiti gerekmekte, ikinci olarak da sonraki markanın, önceki marka ile tamamen aynı veya benzer olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Karıştırılma değerlendirmesinde bütünsellik ilkesi esastır. Markalar arasında benzerliğin olup olmadığına, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki dikkate alınarak karar verilir. İltibasın / karıştırılmanın fiilen gerçekleşmiş olmasına gerek yoktur. Sadece iltibas ihtimalinin varlığı yeterlidir. Markalar arasındaki benzerliğin, tüketicileri, satın almayı düşündükleri mal/hizmet yerine bir başka mal/hizmet almak durumunda bırakması kadar, tüketicilerin iki farklı marka karşısında bulunduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları/hizmetleri üreten/yapan işletmeler arasında idari ekonomik açıdan bir ilişkinin bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas ihtimali kapsamında sayılmalıdır. Markaların esas unsurlarının aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen, iltibasa yol açabilir . Karıştırılma, markaya konu işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde bağlantı kurabilmesi iltibas için yeterlidir. İşitsel, görsel veya kavramsal benzerliklerden bir ya da birkaçının önemi ön plana çıkabilir. Örneğin, şekil markalarında doğal olarak görsel benzerlik önem taşıdığı kabul edilmelidir. Şekil ve sözcük bileşimi ile oluşturulan markalarda ise, “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur” ilkesi kabul edilmekte, genellikle sözcük baskın ve ayırt edici unsur olarak dikkate alınmaktadır . Marka kapsamındaki mal veya hizmetin türü de bu konuda ağırlık kazanabilir; Somut olaya göre değişmekle birlikte, giyim ürünlerinde görünüm, lokanta hizmetlerinde işitsel benzerlik daha önemli role sahiptir. Yine özellikle, sözcüğün önceki markadan kısmen veya önemli bir bölümü itibariyle alınması ya da değiştirilmesi suretiyle kullanılması durumlarında, sadece işitsel benzerlik karıştırılma ihtimali için yeterli olabilir. Sözcük markalarında vurgunun hangi hecede ya da (birden fazla sözcük olması halinde) hangi sözcükte olduğu da değerlendirilmelidir. Bu husus sözcüğün hangi dilde olduğuna göre de değişebilir. Görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik karşılaştırmasında özellikle önceki markanın tercih edilmesinin arkasında yatan fikrin gözden uzak tutulmamasında yarar vardır. Aynı düşünce başvuruya konu markanın seçilmesinde de etkili ise, bu durum vurgunun ya da baskın unsurun görsel veya işitsel öğelerden birinde hatta bir sözcüğün tek bir hece veya harf gurubunda ortaya çıkmasını sağlayabilir. Mal/Hizmet Listelerinin Karşılaştırılması; Mal ve hizmetlerin benzerliğinde ortalama alıcı kitlesi, son kullanıcıları, malın satın alınmasına ayrılan zaman, satışa sunulma kanalları ve biçimi, birinin diğerini ikame etmesi gibi faktörler etkili olacağı kabul edilmelidir. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte, aynı mal ve hizmetin birden fazla isme sahip olması veya piyasada anıldığı isimle teknik, bilimsel, literatüre geçmiş isminin farklı olması veya yabancı dildeki isminin Türkçeye de geçmiş olması durumlarında da mal ve hizmetler farklı şekilde ifade edilmiş olsalar da aynı olarak kabul edilecektir. Benzer mal ve hizmetler ifadesi, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Bu çerçevede, aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayılabilecek ilişkili mal ve hizmetler de benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriğine girmektedir. Mal / hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği aşağıdaki durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. Bu kapsamda; Başvuru markası ile itiraza gerekçe olarak gösterilen marka karşılaştırılmış, dava konusu marka ile davacı markalarının kapsadığı mal / hizmetler karşılaştırıldığında, dava konusu marka kapsamında aynı/aynı tür ve benzer mal / hizmetler ile birlikte, kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkileri (alternatif veya tamamlayıcı olması) bakımından yapılan değerlendirmede, davaya konu markanın itiraz ve dava konusu edilen 09. sınıflarında yer alan bir kısım mallar ile davacı şirketin markalarının tescilli olduğu sınıflarda yer alan mallar / hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer nitelikte olduğu, taraf markalarında yer alan bir kısım malları farklı adlar altında listelendirilmiş olmalarına rağmen aynı tür olarak kabul etmiş, işaretlenen diğer malları ise benzer görüldüğü, bu noktada, söz konusu mal ve hizmetlerin, aynı satış kanalları üzerinden, birbirlerini tamamlayan veya ikame eden mal ve hizmetler olduklarını, aynı tüketici grubuna hitap ettikleri, ilgili tüketici kesiminin tespitine geçmeden önce, davalı yanın dava aşamasında talep etmiş olduğu kullanmama def’i açısından bir değerlendirme yapmıştır. Davalı yan kullanmama def’i itirazında bulunmuştur. 6769 s. SMK m.25/7 uyarınca 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmünün def'i olarak ileri sürülebileceği, bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihinin esas alınacağı, hükümsüzlüğe mesnet markanın ise dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık tescilli olma süresini doldurmuş olması gerektiği sabit olmakla, dava tarihinin 13.08.2025 olduğu, geriye doğru 5 yıl ve daha fazla süreli tescil şartının 13.08.2020 tarihinden itibaren tespit edilmesi gerektiği değerlendirilmiş, davacı yanın hükümsüzlük talebine dayanak markaları olan ... sayılı markaların dava tarihi itibari ile 5 yıldan daha eski tarihli tescilli olduğu, Davacı yan sunmuş olduğu bir kısım bilgi ve belge içeriğinde, sahip olduğu internet sitesinde satışa konu etmiş olduğu, cep telefonları, tablet, akıllı saatler, giyilebilir teknolojik ürünler, bilgisayarlar, dijital tv / medya oynatıcı, cep telefonu ve bilgisayar aksesuarlarına dair bilgiler sunulduğu, bunun dışında kullanım ispatına yarar bilgi ve belgeye rastlanmadığı, sonuç olarak yukarıdaki ürünler ile sınırlı “tüketici elektroniği” sektöründe kullanım ispatında bulundukları kabul edilmiştir. Buna göre, davacıya ait ... sayılı markaların 09 ve 36. sınıflarında yer alan bir kısım mallar ve hizmetler için aynılık / benzerlik tespit edilmiş olmakla birlikte, kullanım ispatı edilemeyen mal ve hizmetleri inceleme kapsamına alınmamıştır. Diğer taraftan, davacı yana ait kullanmama def’ine tabi olmayan markalarının dahil olması ile yukarıdaki benzerlik değerlendirmesinde bir değişiklik oluşmamıştır. İlgili tüketici kesimi; Davalı şirketin tescil başvurusuna konu etmiş olduğu ve yukarıda davacı yan markaları ile aynı / benzer hizmet içeren sınıflar; 09. sınıftaki mallardır. Söz konusu sınıf içerisinde kısaca, ölçme aletleri, laboratuvar malzemeleri, yazılım, dijital içerik ve kayıt taşıyıcıları ve elektronik bileşenler ve teknik donanımların yer aldığı, her yaş ve sınıftan son kullanıcılardan, profesyonel kullanıcılara, ofislerden, sanayi kuruluşları ve üreticilere kadar geniş bir çevreye hitap ettiği, söz konusu malların, genel olarak hızlı tüketime konu mallar içerisinde yer alamayacağı, görece fiyatlarının yüksek olduğu, belli bir özen gösterilmek sureti ile temin edilen mallar oldukları, dikkat düzeyinin de yüksek olarak kabul edilmesi gerektiği, zira malların niteliği, teknik özellikleri, kullanım alanları ve kaliteleri için belli bir araştırma yapılması gerektiği, teknik nitelikte olduğu, özellikle profesyonel / teknik uzman kullanıcılara hitap ettiği müşteri / alıcı kitlesinin veya son tüketicilerinin birbirlerinden farklı yaş aralıklarında, çok farklı eğitim seviyesinden, çok çeşitli kesimden olabileceği kabul edilmiştir. Diğer taraftan, bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın ve/veya hizmetin hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır”. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır”. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İlgili tüketici belirlenirken “ortalama tüketicinin dikkat düzeyinin mal veya hizmetlerin kategorisine göre çeşitlilik gösterdiği de akılda tutulmalıdır” (C -251/95 Sabel / Puma [1997]). Çekişmeli malın ortalama tüketicisinin zihnindeki marka algısı da bu nedenle değerlendirmede dikkate alınmıştır. Bütün bu hususlar uyarınca; iltibas ihtimali varlığının ilk şartı olan malların / hizmetlerin aynılığı / benzerliği kriterinin, somut uyuşmazlık açısından, dava konusu markanın, yukarıda listelenen / dava konusu edilen malları / hizmeti açısından sağlanmış olduğu görülmektedir. İkinci şart ise markaların karşılaştırılması ile tespit edilecektir. İnceleme Konusu Markaların/İşaretlerin Karşılaştırılması; Davaya konu marka ile davacı markası arasında aynı / benzer nitelikte mallar / hizmetler bulunmakla, işaretler karşılaştırılmış, davaya konu markanın şekil ve kelime unsuru içerdiği, bu hali ile bileşke marka olduğu, markada şekil ile birlikte, “mitral teknoloji arge ve inovasyon sanayi ticaret limited şirketi” ibaresinin yer aldığı, davacı yan markalarının şekil ve kelime unsurlarını içerdiği, .... sayılı markaların şekil markaları olduğu, davacı yanın kelime unsuru içeren markalarında ise .... ibarelerinin yer aldığı, Anlamsal / kavramsal olarak markalar karşılaştırıldığında, davaya konu markada “mitral teknoloji arge ve inovasyon sanayi ticaret limited şirketi” ibaresinin de bulunduğu, söz konusu ibarenin davalı yanın ticaret unvanı olduğu, söz konusu ibarede ayırt edici unsurun ise “mitral” ibaresi olduğu, davacı yanın bir kısım markasında kelime unsurlarının yer aldığı, ....” ibarelerinin aynen kullanıldığı, diğer ibarelerin ise “haber”, “hava durumu”, “kart” şekilde şeklinde Türkçeye çevrilebileceği, davacı yan markasında yer alan “.... ibaresinin ise yan unsur olarak kabul edilemeyeceği, markada yer alan şekil ile aynı derecede ayırt edici olduğu, bu hali ile taraf markalarında yer alan kelime unsurlarının farklı olduğu, “airtag” ve “mitral” ibarelerinin markalara ayırt edicilik kattığı değerlendirilmiştir. Kelime unsuru içeren markaların okunuşlarının da markaları birbirlerinden uzaklaştırdığı, Görsel olarak yapılan karşılaştırmada, davaya konu markanın şekil ve kelime unsuru içerdiği, beyaz zemin üzerine, marka kompozisyonun sol tarafında şekil, şeklin devamında iki ayrı satıra gelecek şekilde turuncu tonlarda “mitral teknoloji arge ve inovasyon sanayi ticaret limited şirketi” ibaresinin yer aldığı, davacı yan markalarının bir kısmının sadece şekil unsurunu içerdiği, beyaz zemin üzerine siyah tonlarda şekil ve kelime unsurlarından oluştuğu,.... sayılı markanın siyah zemin üzerine turkuaz tonlarda şekil ve kelime unsurunu içerdiği, Özellikle bileşke markaların karşılaştırılmasında yerleşik ilke, markaların bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenim üzerinden değerlendirme yapılmasıdır. Kısaca, işaretler arasındaki benzerlik değerlendirmesi, markanın türüne, yani şekil markası, sözcük markası, ses markası veya bunların karması olup olmamasına göre birçok farklı faktör açısından yapılacak değerlendirmeye bağlı olarak tespit edilebilmektedir. Benzerliğin tespiti, markanın türüne göre farklı unsurları esas almayı da gerektirebilmektedir. Uygulamada da söz konusu husus kabul edilmiştir. .... kararında da açıkça vurgulandığı üzere, benzerlik incelemesi markaların tek tek unsurlarının ayrı ayrı değerlendirilerek değil, ortalama tüketici nezdinde oluşturdukları bütünsel algı üzerinden yapılması gerektiği kabul edilmektedir. .... kararında da tüketicinin, markayı genellikle detaylarına ayırmadan genel görünümleri ve akıllarında kaldığı şekli hatırladıklarını, tüketicinin markaları genellikle yan yana doğrudan karşılaştırma imkânına sahip olmadığını, hafızasında kalan mükemmel olmayan izlenime göre hareket ettiğini kabul etmektedir. Marka hukukunda benzerlik değerlendirmesinde anlamsal / kavramsal, fonetik, görsel olarak bütünsel karşılaştırmanın esas olması hususu dikkate alındığında; taraf markalarında öne çıkan unsurların farklı olduğu, davaya konu markada şekil unsuru ile birlikte kelime unsurunun da ayırt edici olduğu, ön plana çıktığı, davacı yan markalarında ise şekil unsurunun tek başına ön plana çıktığı ....” markası hariç), karşılaştırmada dikkat edilecek hususların figür, desen karşısında kelime unsuru olduğu, diğer taraftan, eğer ki inceleme kapsamında yer alan şekil belirli bir nesneyi, hayvanı, meyveyi, kavramı veya kelimeyi çağrıştırıyorsa, söz konusu şekil ile kelime markası arasında kavramsal bir benzerlik (conceptual similarity) oluşabileceği, davaya konu şekilde yer alan yaprak detayının “...” / “elma” kavramına veya markasına referans verecek nitelikte olmadığı, Markalarda yer alan şekillerdeki tek benzer noktanın yaprak formu olduğu, bunun dışında her iki taraf markasındaki şeklin birbirinden farklı olduğu, davaya konu markadaki şekilde, yuvarlak formda simetrik şekil ile bu şekli oluşturan farklı renkte geometrik öğelerin yer aldığı, bu nedenle de söz konusu yaprak formunun bütünün bir parçası olduğu, ilk bakışta dikkat çekmediği, grafik tasarım pratiğinde meyve temalı görsel kurgular içerisinde yaprak figürünün kullanımının yaygın olduğu, sonuç olarak objenin doğal bütünlüğünün ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmesi gerektiği, kavramsal olarak da tazelik, doğallık, organik olma vb. anlamlar kattığı, bu nedenle logo, ambalaj ve marka tasarımlarında meyve illüstrasyonlarının yaprak unsuru ile birlikte kurgulanmasına sıklıkla rastlanıldığı kabul edilmiştir. Örnek olarak, bir kısım meyvelerde yaprak tamamlayıcı nitelikte kullanılmaktadır; Bütün bu husus uyarınca, davacı yanın markalarında yer alan ısırık detayı vb. öğeler dışında yaprak formunun tek başına ayırt edici bir özellik teşkil etmediği, aksine yaygın bir tasarım dili unsurunun kullanımı olarak değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Somut olayda, her iki taraf markasında yer alan şekillerde figüratif benzerliklerin bulunmasının tek başına iltibas ihtimalinin varlığı için yeterli olmadığı, şekil markalarında dahi, eğer markalardan biri ayırt edici nitelikte bir kelime unsurunu bünyesinde barındırıyorsa, bu unsurun çoğu durumda tüketici algısında baskın hale gelebileceğinin kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir..... kararında, markada yer alan ayırt edici bir unsurun, bütünsel algı içerisinde belirleyici rol oynayabileceği kabul edilmiştir. Somut olayda da, davaya konu markanın sadece şekil unsuru içermediği, kelime unsuru da içerdiği sabittir. Davaya konu markada ayırt edici nitelikte “mitral” ibaresi de bulunmaktadır. “Mitral” ibaresi tescil başvurusuna konu edilen mallar bakımından doğrudan tanımlayıcı olmayan, belirli bir kavramsal çağrışım yaratan ve bu nedenle ayırt edicilik eşiğini aşan bir ibare olmakla ön plana çıktığı, bütün bu nedenlerle de taraf markalarının farklı oldukları kabul edilmiş, bu hali ile taraf markalarında yer alan işaretlerin karıştırılma ihtimali yaratmayacağını mütalaa etmiştir. Somut olayda, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, tüketici işlemi ya da tüketiciye yönelik uygulamaların her aşamasında makul düzeyde bilgiye sahip olan gerçek veya tüzel kişi tüketici açısından taraf markalarını aynı anda ya da ayrı ayrı görmesi halinde, bu markaların ilişkili markalar olduğunu sanma tehlikesi bulunmamaktadır. Tanınmış Marka Değerlendirmesi; Bir markanın tanınmışlık ile ilgili nispi tescil engeli anlamındaki korumadan yararlanılabilmesi ve markanın (aynı veya farklı mal ve hizmetler yönünden) korunabilmesi için; Sonraki başvuru sahibi ile önceki marka sahibi arasında bağlantı olma ihtimali, Önceki marka sahibinin bu markanın tescilinden zarar görme ihtimali, Önceki marka hakkı sahibinin ününden ve marka değerinden haksız yarar sağlama, Önceki markanın itibarına zarar verme, Önceki markanın ayırt edici karakterini zedeleme, Gibi unsurların bulunması aranmaktadır. Tanınmışlığa ilişkin tescil engeli anlamında önceki markanın aynısının veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin aynı / farklı mal ve hizmetlerde kullanılması, tanınmış marka sahibinin ürettiği ürüne olan güven nedeniyle, üçüncü kişilerde, bu ürünlerin de önceki marka sahibi tarafından üretildiği hissi uyandırarak, satın almalarını sağlayabilir. Bu durum, marka sahibi arasında bağlantı olma veya haksız yararlanma olgusu olarak tanımlanabilir. Ancak bu durumun gerçekleşmesi için, önceki marka sahibi ile sonraki markayı kullanacak olanların benzer tüketici kategorisine sahip olmaları ve benzer eğilimleri göstermeleri gerekmektedir. Yani önceki markayı kullananların, sonraki markayı da kullanacak olmaları ve bu markalar arasında bağlantı kurma ihtimallerinin olması gerekmektedir. Her somut olayda SMK m.6/(4) ve 6/(5) kapsamında tanınmış markanın aynısı veya benzerinin aynı, benzer veya farklı mallar için tescilinin, tanınmış markadan haksız yarar sağlayıp sağlamayacağı, onun itibarına zarar verip vermeyeceği ve/veya onun ayırt edici karakterini zedeleyip zedelemeyeceği hususlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gereklidir. Çünkü aynı veya benzer markanın çok sayıda gerçek veya tüzel kişi tarafından kullanılması ve özellikle herkesin bildiği, sık biçimde kullandığı bir işaret yahut isim olması halinde, anılan işaretin aynı, benzer veya farklı mallarda tescilli tanınmışlık kazanan markanın itibarından haksız yarar sağlamayacağı gibi, onun ayırt edici karakterini de zedelemez. Tescil edilip tanınmışlık vasfı kazanan markanın orijinal bir işaret olmaması, diğer bir deyiş ile yeni oluşturulmuş bir kelimeden oluşmaması ve herkes tarafından bilinen bir işaret olması da onun reklam değerine ve gücüne olumsuz yönde etki eder. Aynı şekilde, markanın reklam değeri, tüketici nezdinde oluşturduğu imaj ve hafızalarda edindiği yer ile ulaştığı tanınmışlık düzeyi, değerlendirmede nazara alınması gereken temel ve vazgeçilmez kriterlerdendir. Tanınmışlığın tespiti bakımından en sağlıklı yöntem; markanın hem küresel hem de ülkesel ölçekte bilinirliğini ortaya koyan kapsamlı pazar araştırmaları, tüketici anketleri, marka bilinirliği ve algı analizleri gibi objektif verilere dayanmaktır. Bununla birlikte, markanın tanınmışlık seviyesine ulaşmasında ve bu seviyeyi sürdürülebilir kılmasında en etkili araç, süreklilik arz eden ve geniş kitlelere hitap eden ulusal ve uluslararası reklam ve tanıtım faaliyetleridir. Bu kapsamda, televizyon, dijital medya platformları, sosyal medya kanalları, açık hava reklamcılığı, ulusal ve uluslararası basın (gazete ve dergiler) ile sponsorluk ve etkinlik faaliyetleri gibi mecralar aracılığıyla yürütülen yoğun ve yaygın tanıtım çalışmaları, markanın hem ülke içinde hem de dünya genelinde tanınmışlık kazanmasında belirleyici rol oynamaktadır. Öte yandan, bir markanın geçmişte belirli bir dönemde tanınmışlık seviyesine ulaşmış olması tek başına yeterli olmayıp, bu tanınmışlığın günümüze kadar kesintisiz veya en azından süreklilik arz edecek şekilde korunup korunamadığının da ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Zira tanınmışlık kabulü bir kez elde edilmekle korunacak bir olgu olmayıp, dinamik ve süreklilik taşımak zorundadır. Markanın güncel kullanımının, reklam faaliyetlerinin devamlılığının ve tüketici nezdindeki bilinirliğinin halen güçlü bir şekilde varlığını sürdürüp sürdürmediğinin ortaya konulmasını zorunludur. Geçmişte elde edilmiş tanınmışlık düzeyinin günümüzde de muhafaza edildiğinin somut ve güncel verilerle desteklenmesi, markanın tanınmış marka korumasından yararlanabilmesi açısından zorunlu bir kriter olarak kabul edilmesi gereklidir. Davacının dosyaya sunmuş olduğu deliller içerisinde, markasının tanınmışlık düzeyine ulaştığını gösterir nitelikte, piyasa araştırması, reklam ve sponsorluk belgeleri, satış rakamları, reklam harcamaları vb. deliller sunmadığı görülmüşse de davacı yana ait .... tescil numaralı tanınmış şekil markasının bulunduğu, mahkememiz sahip olduğu tecrübe itibari ile şeklinin "tüketici elektroniği" sektörü açısından tanınmış olduğunun kabul edilmesi gerektiği, yapılan inceleme neticesinde, davalı başvurusu ile davacıya ait markalar arasında benzerlik bulunmadığı, bu hali ile markalar arasında bağlantı kurulabilme ihtimalinin bulunmayışı, tescili talep edilen sınıf ile davacı markalarının tescilli olduğu ve tanınmış kabul edildiği sektör açısından, davacı marka sahibinin dava konu markanın tescilinden zarar görme, itibarında zarar meydana gelme ihtimalinin bulunduğuna dair bir delile rastlanmadığı, davacının 6769 sayılı SMK’nun m. 6/5 kapsamındaki korumadan yararlanamayacağı, Netice itibariyle, Davaya konu ....sayılı markanın, tescili talep edilen / dava konusu edilen 09. sınıfta yer alan, “… Bilim, denizcilik, topoğrafya, meteoroloji, sanayide ve laboratuvarda kullanım amaçlı olanlar dahil ölçme aletleri, cihazları: tıbbi amaçlı olmayan termometreler, barometreler, ampermetreler, voltmetreler, nem ölçerler, test cihazları, teleskoplar, periskoplar, pusulalar; laboratuvarlarda kullanılan malzemeler: mikroskoplar, büyüteçler, dürbünler, deney malzeme ve cihazları. Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri. Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Bilet otomatları, nakit para çekme makineleri. Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar: yarı iletkenler, elektronik devreler, entegreler, yongalar (çipler), diyotlar, transistörler, manyetik kafalar, saptırıcılar; elektronik kilitler, fotoseller, elektronik açma kapama mekanizmaları, algılayıcılar (sensörler). Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıları. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları ve araçları: fişler, buatlar, anahtarlar, şalterler, sigortalar, balastlar, starterler, elektrik panoları, rezistanslar, soketler, transformatörler, adaptörler, şarj cihazları, elektrik, elektronikte kullanılan kablolar, piller, aküler, elektrik enerjisi üretimi için güneş panelleri. Ana fonksiyonu uyarı ve alarm olan cihazlar (taşıt alarmları hariç), elektrikli ziller. Yangın söndürme amaçlı taşıtlar dahil yangın söndürme aletleri ve cihazları (yangın söndürme hortumları ve yangın söndürme vanaları dahil). Dekoratif mıknatıslar.…” malları, davacı yanın davasına mesnet yukarıda listelenen markalarında yer alan mallar / hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer nitelikte olduğu, Davalının dava aşamasında hükümsüzlük talebine karşı kullanmama def’inde bulunduğu, davacı yanın sunmuş olduğu deliller uyarınca, ..... sayılı markaların “cep telefonları, tablet, akıllı saatler, giyilebilir teknolojik ürünler, bilgisayarlar, dijital tv / medya oynatıcı, cep telefonu ve bilgisayar aksesuarlarının üretimine ilişkin tüketici elektroniği” sektöründe kullanım ispatında bulunduğu, davacı yanın diğer markalarının da dahil olması ile (I) no.lu bentte yer alan tespitte bir değişiklik oluşmadığı, Davaya konu .... sayılı davalı şirket markası ile davacı şirketin itiraza / hükümsüzlük talebine dayanak markaları arasında 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, Davacı markasının, 6769 s. SMK’nun 6/5. maddesi kapsamındaki korumadan yararlanamayacağı, .... sayılı kararının yerinde olduğu, iptali koşullarının oluşmadığı kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2025/341, K. 2025/341, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-341-e-2025-341-k-e7c5a9a14843