Diğer ·

2025/182 E. 2025/182 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/182
Karar No
2025/182
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/182 Esas - 2026/14 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/182 KARAR NO : 2026/14

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 02/05/2025 KARAR TARİHİ : 14/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/01/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .... Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, dava konusu marka başvurusuna müvekkili tarafından itiraz edildiğini, itirazın nihai olarak .... sayılı kararı ile reddedildiğini, müvekkiline ait “...” markası ile dava konusu “... ...” ibareli markanın ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, tüketicilerin markaları karıştırma ihtimali bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkiline ait markaların devamı algısı yarattığını, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkili markasının halk arasında bilinirliğinin yüksek olduğunu, markaların kapsadığı sınıfların da benzer olduğunu, davalı şahsın marka başvurusunun haksız kazanç sağlamak amacıyla yapılmış kötü niyetli bir başvuru olduğunu, müvekkili markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, dava konusu markaya eklenen “...” ibaresinin markayı farklılaştırmadığını, “...” ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin soyadı olduğunu, müvekkilinin ibare üzerinde üstün hak sahibi olduğunu beyanla; .... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait mesnet markalar arasında tescil edilen mal veya hizmetler yönünden benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markaların tüketici zihninde bir ilişkilendirmeye yol açmayacağını, dava konusu markanın kendine özgü ve ayırt edici bir algı oluşturduğunu, ayırt edici fonksiyonunun yerine getirildiğini, davacının kötü niyete dayalı iddialarını ispatlar nitelikte delil sunulmadığını, .... kararının hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şahıs vekili beyanlarıyla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,..... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu .... sayılı marka başvurusu, 30. sınıf için tescil talebiyle 06.12.2023 tarihinde yapıldığı, başvurunun ilanı üzerine davacı şahıs tarafından “aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik”, “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “diğer fikri haklar veya kişi hakları” ve “kötü niyet” gerekçelerine dayanılarak itiraz edildiği, itirazın önce .... tarafından 13.06.2024 tarih ve .... kararı ile reddedildiği anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Markalar Arasında İlişkilendirilme İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu .... sayılı markalar ise hali hazırda 30. Sınıf emtia bakımından tescillidir. Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtia bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı ve/veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu, ....” ibaresinden oluşan bir kelime markası olup, marka kapsamında herhangi bir renk ya da şekil unsuru kullanılmamış, standart bir yazı karakteri ile yazılmıştır. “...” ibaresi, bir kadın ismi olmanın yanı sıra .... sözlüğünde, “1. ışık. İlahi bir güç tarafından gönderildiğine inanılan parlaklık.” olarak tanımlanmıştır.....” ibaresi ise .... herhangi bir anlamı bulunmamakla birlikte, Osmanlıca’da “Eskiden bir nevi eczacılık yapan, güzel kokular satan, bugün ise baharat, şifalı otlar ve kurutulmuş çeşitli gıda maddeleri ticareti yapan kimselere verilen ad. ” anlamını taşımaktadır. Günümüzde bu kelime “aktar” olarak kullanılmaktadır. Her ne kadar “...” ibaresi, bir isim olarak kullanılan kelime olsa da, gıda ürünleri bakımından anlamı olan bir ibare değildir. Dolayısıyla, dava konusu markada “...” ibaresinin, “...” kelimesine nazaran marka algısı yaratan unsur olduğu değerlendirilmiştir. “....” ibaresinin “....” ibaresi olarak kullanıldığının kabul edilmediği takdirde dahi, dava konusu markanın esas unsurunun bir bütün olarak “... ...” olarak kabulünün gerektiği, zira “...” ibaresinin tek başına ön planda olmadığı, bu nedenle dava konusu markanın esas unsuru olarak kabul edilemeyeceği, Davacıya ait markalar ise “...+şekil, “...” ve “... ...+....” ibareli markalardır. Davacıya ait dayanak markalardan biri, yazı unsurundan oluşan kelime markası olup, dayanak alınan diğer iki adet marka ise hem kelime hem şekil unsuru barındıran karma bir markadır. Davacıya ait markalarda yer alan kelime unsurları, özel bir yazı karakteri kullanılmaksızın siyah renk ile yazılmış “...” kelimesinden oluşmaktadır. Davacıya ait markalar kapsamında ayrıca Türkçe harflerden oluşmayan kelimeler ile şekil unsuru bulunmaktadır. “...” ve “alshami” kelimeleri ....” şeklinde okunmakta olup, bu ibarelerin ..... nezdinde herhangi bir anlamı bulunmamaktadır. Davacı markalarının esas unsuru “...” ve “... ...” ibareleri olduğu, Dava konusu markanın, davacıya ait markada yer alan “...” ibaresi ile herhangi bir benzerliği bulunmamaktadır. Davacı taraf, davacıya ait markaların esas unsuru ya da esas unsurlarından biri olan “...” ibaresi ile dava konusu markanın benzer olduğu iddiasındadır. Dava konusu “... ...” ibaresi ile önceki tarihli “...” ibareli markalar karşılaştırıldığında, markaların gerek görsel, gerek işitsel, gerekse kavramsal açıdan benzer olmadığı, “... ...” ibaresi iki ayrı kelimeden oluşmakta olup, markanın esas ve ayırt edici unsuru “...” ya da “... ...” ibaresidir. Zira “...” ibaresi, Osmanlıca’da kullanılan ve günümüzde de “AKTAR” olarak kullanılan kelime ile aynı anlama sahip olup, gıda ürünleri bakımından marka vasfı zayıftır. Görsel ve işitsel açıdan değerlendirildiğinde; “... ...” ibaresi iki kelimeli bir yapı sergilerken, “...” ibaresi tek bir kelimedir. Hece sayısı, kelime yapısı, vurgu ve ritim bakımından markalar arasında belirgin bir farklılık bulunmaktadır. Ayrıca esas unsur olarak karşılaştırıldığında, dava konusu markanın esas unsuru “...” ibaresi iken, davacı markasının esas unsuru “...” ibaresidir. Davacıya ait “...” ibaresi anlamlı bir ibare olmadığından, markalar arasında kavramsal bir benzerlikten de söz edilemeyeceği, Açıklanan gerekçelerle, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, bu nedenle somut olayda “markaların benzer olması” şartının sağlanamadığı, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar, “yiyecek-içecek” grubuna dahil, hemen her yaştan ve kesimden tüketiciye hitap eden ürünler olup, özel bir tüketici kesimine hitap etmeyen, nispeten kısa zaman aralığında tercih yapılarak satın alınan, sık tüketilen gündelik ürünler olup, yüksek fiyatlı olarak nitelendirilemeyecek ürünlerdir. Bu nedenle, taraf markalarında benzerlik taşıyan emtialar yönünden ilgili tüketicinin; makul düzeyde bilgili ve dikkat ve özeni yüksek olmayan bireyler olduğu, Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtianın, davacıya ait .... sayılı markalar kapsamında yer alan emtianın aynı/aynı tür olduğu, markalar arasında sınıfsal olarak ayniyet bulunduğu, dava konusu marka başvurusunun esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, zira “...” ibaresinin günümüzde de “aktar” olarak kullanılan kelimenin Osmanlıcası olduğu, bu ibarenin tanımlayıcı olmadığı kabul edildiğinde dahi, dava konusu markanın esas unsurunun “... ...” olduğunun kabul edilmesi gerektiği, zira ”...” ibaresinin, dava konusu markada ön planda olmadığı, davacıya ait markaların esas unsurunun ise “...” ya da “... ....” ibaresi olduğu, bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının ve dava konusu markanın farklı unsurları bünyesinde barındıran kelimeler olduğu, markalar arasındaki benzerliğin “...” ve “...” kelimelerine indirgenmesinin, markalar bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği ilkesine aykırı olduğu, zira dava konusu markada “...” kelimesinin esas unsur olduğunun söylenemeyeceği, “... ...” ve “...” ibarelerinin ise benzer olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, bütün olarak bakıldığında dava konusu markanın davacı markalarının imajından uzaklaştığı, tüketicinin taraf markalarını aynı/benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olduğu, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmadığı, somut olayda markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı, Davacıya Ait "Diğer Fikri Hak” ile Dava Konusu Marka Arasında İltibas Tehlikesi; 6769 sayılı SMK’nın 6/6 maddesine göre; “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.”. Bu maddeden anlaşılabileceği üzere başkasına ait ticaret unvanı, işletme adı, endüstriyel tasarım tescili gibi sınaî hak sahiplerinin ve telif hakkı gibi fikri hak sahiplerinin, bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescili taleplerine itirazda bulunarak tescili engellemeleri veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür. Bu halde, dava konusu marka tescillerinin davacıya ait telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, başvurunun önceki hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenmelidir. Davacı taraf, “...” ibaresinin aynı zamanda davacının soyadı olması nedeniyle, somut olayda 6769 sayılı SMK madde 6/6 kapsamında da itirazlarının değerlendirilmesini talep etmiştir. “...” ibaresi, iddia edildiği üzere, davacının soyadıdır. Fakat “...” ibaresi ile dava konusu “... ...” ibaresi benzer ibareler olmadığı gibi, dava konusu “...” ibaresini de içermemektedir. Dolayısıyla somut olayda, davacının "diğer fikri hak” iddiasına dayalı itirazın yerinde olmadığı, Kötü Niyet İddiaları; Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. Nitekim.... kararında da, “Başvuru sahibinin, bir markanın aynısı veya benzerinin, aynı veya benzer mal ve/veya hizmetlerde kullanılmakta olduğunu bildiği halde, o markayla karıştırılabilecek bir markayı tescil ettirmek istemesi ve söz konusu işaretin asıl sahibinin markayı kullanmasını önlemek amacıyla marka tescil ettirmesi” gibi unsurların, kötü niyetin varlığına karar vermeye yarayacak işaretler olduğu ifade edilmiştir. Tüm bu kriterler kapsamında somut uyuşmazlık ele alınacak olursa; davacı tarafça, davalının marka tescil başvurusunda kötü niyetli davrandığına yönelik ileri sürdüğü iddiaları ile ilgili olarak dosyaya herhangi bir belge sunmadığı gibi davalı yanın anılan başvuruyu kötü niyetli olarak gerçekleştirdiğini gösterir herhangi bir emareye de dosya kapsamında rastlanmamıştır. Dolayısıyla salt taraf işaretleri arasındaki benzerlik iddialarının kötü niyete delalet olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtia ile davacıya ait .... sayılı markalar kapsamında yer alan emtianın aynı/aynı tür olduğu, Davacıya ait markalar ile dava konusu marka başvurusunun görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, Davacının "diğer fikri hak” iddiasına dayalı itirazın yerinde olmadığı, Dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği, .... sayılı kararının hukuka uygun olduğu sonuçlarına ulaşılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şahıs kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şahıs yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekili ile davalı şahıs vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2025/182, K. 2025/182, T. 14.01.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-182-e-2025-182-k-93df82bfdd6b