Diğer ·
2025/146 E. 2025/146 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/146
- Karar No
- 2025/146
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/146 Esas - 2026/8 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/146 KARAR NO : 2026/8
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 09/04/2025 KARAR TARİHİ : 14/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/01/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davacının tescilli “...” markalarına dayalı olarak davalı firmanın “... ...” ibareli markasının tesciline karşı dosyaladığı itirazların diğer davalı ... tarafından kısmen dahi olsa reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira davacının “...” markasının tanınmış bir marka olduğunun ... tarafından da kabul edilerek .... sayı tahtında ilgili sicile şerh edilmiş olduğunu, davacının “...”lı markalarını yağ ürünlerinde ve çikolata kaplı gofretlerde uzun yıllardır kullandığını ve tüketici nezdinde tanıttığını, davacının “...”lı markalarına görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın derecede benzeyen “... ...” ibareli markanın kapsamında kalmış olan emtialarda tescili ve kullanılması halinde dahi tüketicilerin bu markaları karıştırma ihtimalinin yüksek olduğunu, zira “...”lı markalarının davacı tarafından yaratılmış özgün ve ayırt ediciliği yüksek birer marka olup, yıllardır kullanıldığından tüketiciler tarafından iyi bilindiğini, dava konusu edilen markanın 35. sınıftaki hizmetler bakımından tesciline izin verilmesi halinde bu kişi/kuruluşun davacının tanınmış markasının ününden haksız bir yarar elde etmesi veya davacının markasının itibarına zarar vermesi ihtimallerinin yüksek olduğunun kabulünün gerektiğini, taraf markalarının ayırt edici ve baskın unsurları değerlendirildiğinde markaların ortak ve belirleyici unsuru olan “...” ibaresinin başta ve ön planda yer alması nedeniyle, başvuru markasının da kamu nezdinde “...” olarak algılanacağını, ayrıca davalı tarafın “...” ibareli başka bir marka tescili bulunmamasına rağmen bu ibareyi tescil ettirmek istemesinin davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu iddia ederek, ... .... başvuru sayılı markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle;taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/5 hükmünün uygulanmasını gerektirecek şartların oluştuğunu ve dahi davalının kötü niyetli olduğunu da ispat edilemediğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, zira dava konusu edilen markanın beyaz zemin üzerinde siyah renkte, büyük harflerle “... ...” kelime öbeğinden oluştuğunu, davacı markalarında ise “...” ibaresiyle birlikte farklı kelime, renk ve şekil unsurlarının yer aldığını, markaların dizilim, yazım stili, kompozisyon, tasarım ve genel görünüm açısından açıkça farklı olduğunu, ayrıca davalının markasının kapsamına giren mal ve hizmetlerin, davacının markalarındaki mal ve hizmetlerle aynı veya benzer olmadığını, bu nedenle davalının markasının ayırt edici nitelik taşıdığını ve tüketiciler nezdinde davacı markalarıyla ilişkilendirilme ihtimali olmadığını, dolayısıyla 6769 sayılı Kanun’un 6/1. maddesinin uygulanma şartlarının mevcut olmadığını, bu nedenlerle davacının tanınmışlık iddiasının da somut olay bakımından etkili olmadığını, ayrıca davacı tarafın ileri sürdüğü kötü niyet iddialarının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu; zira davalının, başkasının markasından haksız yarar sağlama veya zarar verme kastının olduğunu gösteren somut bir delil bulunmadığını iddia ederek, davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, ... .... kararının yerinde olup olmadığı, davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde,.... başvuru sayılı markanın işlem dosyasının örneği incelendiğinde; davalı firmanın 12.09.2023 tarihinde, 29, 31 ve 35. Sınıflara giren emtialarda kullanılmak üzere dosyaladığı marka başvurusunun Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından tescil edilmek üzere 12.10.2023 tarihli ve 430 sayılı .... sayılı markaları açısından kısmen kabul edilerek davalının markasının kapsamından; “SINIF KODU 29: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil).Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.”nin çıkarılmasına karar verildiği, itirazı kısmen reddedilen davacının itirazını aynı markalara ve aynı madde hükmüne dayalı olarak tekrar ettiği, bu itirazın da ...’in .... sayılı kararı ile, bütünüyle ve nihai olarak reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; DAVALININ .... BAŞVURU SAYILI MARKASI İLE DAVACININ TESCİLLİ MARKALARI ARASINDA, DAVALININ MARKASININ KAPSAMINDA KALMIŞ OLAN EMTİALAR YÖNÜNDEN İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI; 6769 sayılı SMK’nın “Marka” başlıklı birinci kitabının birinci kısmında 6. Maddede “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” düzenlenmiştir. Bu maddenin 1. Bendinde; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” denilmektedir.
“Aynı mal veya hizmet ” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Benzerliğin mevcudiyetini tespit için iki marka yan yana konulmak sureti ile markaların bütün olarak görünüşlerinin dikkate alınması uygundur. Alıcı olarak da ortalama zekâ, dikkat ve kültür düzeyindeki kişiler ölçü alınacaktır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin , her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması”dır. Öğretide karıştırma ihtimali; “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın, daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma, iki işaret arasındaki şekil, ses ve anlam benzerliğinden veya genel görünümünden (toplu intibadan) veya seri içine girmekten veya çağrıştırmadan doğabilir. Karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı incelemesi yapılırken başvurulan yöntemlerden biri de işaretlerin toplu olarak bıraktıkları izlenimdir. Buna göre; davaya konu markaların 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi kapsamında incelenmesi esnasında sırayla; Markaların ayniyeti/benzerliği, Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği, Markaların ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali, üzerinde durulacaktır. Buna göre; Markaların ayniyeti/benzerliği: Davalının tescil ettirmek istediği marka ile davacının itirazlarına/davasına mesnet aldığı tescilli markaları birlikte incelendiğinde; markaları oluşturan unsurların birebir aynı olmadığı gözetildiğinde, markaların ayniyetinden söz edilemeyecektir. Markaların benzerliği incelemesine geçildiğinde; bu incelemenin hangi kriterlere göre yapılacağı hususunda, doktrindeki ve yargı kararlarındaki yerleşmiş görüşler dikkate alınmalıdır. Buna göre de, öncelikle, birden fazla unsur ihtiva eden markalarla ilgili “markanın esas unsuru” ve “markanın bir bütün olarak ele alınması” incelemelerinin ve sonra da “markaların görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerliğinin karşılaştırması” incelemesinin yapılması gerekmektedir. Şöyle, ki; Bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsurdur . Markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi görsel, duyusal ve kavramsal açıdan en önemlisi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılacaktır. Ayrıca, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Zira; potansiyel müşteriler kelime, şekil, renk gibi unsurları bir arada ihtiva eden karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Ayrıca, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır . Davacının bir kısım markası, renk, şekil ve kelime unsurlarını bir arada ihtiva eden, ürün ambalajı şeklindeki karma markalardır; bir kısım markası ise, düz yazım karakterindeki siyah/mavi renkli harflerle yazılmış kelimelerden müteşekkil kelime markalarıdır. Davacının karma markalarında “...” ibaresinin tek kelime unsuru olması veya “maximo” gibi, “maksimum” anlamını doğrudan çağrıştıran bir kelime ile veya basit bir figürle birlikte kullanılmış olması nedeniyle, markaların esas unsuru sayılabileceği düşünülmektedir. Aynı tespit; davacının kelime markaları yönünden de yapılabilecektir; bu işaretlerde “...” ibaresi haricinde kullanılmış olan “junior”, “tereyağı ötesi”, “tereyağı lezzeti” gibi kelimelerin/kelime öbeklerinin, yerleşik anlamları itibariyle markasal hüviyette ayırt ediciliklerinin bulunmadığı göz önüne alındığında, davacının kelime markalarında da esas unsurun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmektedir. Ayrıca; davacının görselli markasında kullanılmış olan .... ibaresi, davacının çatı markası olduğundan ve markaların benzerliği değerlendirmesinde arka planda bırakılarak inceleme yapılması gerektiğinden, davacının kelime markalarında da markasal hüviyette korunma altına alınması istenilen esaslı unsurun “...” ibaresi olduğu, Davalının markası da; renk ve şekil unsurlarından yoksun bir kelime markasıdır; işarette, düz yazım karakterindeki siyah renkli büyük harflerle, alt alta üç satır halinde, aynı puntolarla “... ...” kelime öbeği yazılmıştır. Her ne kadar bu kelimelerin aynı olan yazım özellikleri ve puntoları itibariyle görsel açıdan aynı baskınlıkta algılandığı sabit ise de, İngilizce “fresh fruit” kelime öbeğinin, Türkçe’deki “taze meyve” anlamı itibariyle markasal hüviyette ayırt edicilikte yoksun olduğu ve bu öbeğin, ülkemizdeki ticari hayata ve konuşma diline de yansımış, sıklıkla kullanılan bir tamlama olması nedeniyle ortalama tüketici tarafından da bilinebileceği, yani “...’nın taze meyvesi” anlamına gelen davalı markasında da, markasal hüviyette asıl koruma altına alınmak istenilen unsurun “...” ibaresi olduğu, Taraf markalarında esas unsur hüviyetinde kullanılmış olan “...” ibaresinin ortaklığından hareketle, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu değerlendirilmektedir. Ancak; bu sonuca varılırken, markalarda ortak olarak esas unsur konumunda kullanılmış olan “...” kelimesinin, Latince ve Latince kökenli dillerde “ay/ay ışığı” yerleşik anlamı itibariyle markasal hüviyetteki ayırt ediciliği de ayrıca incelenmelidir. Bu ibarenin bahsi geçen anlamı itibariyle, markasal hüviyette soyut ayırt ediciliğinin zayıf olduğu değerlendirilse de, aynı tespit, uyuşmazlık konusu olan gıda ürünleri yönünden netlikle yapılamamaktadır. Ayrıca; her ne kadar bu kelime ülkemizde de kullanılmakta ise de, bu kullanımın, davalının markasında geçen ....” kelime öbeği nispetinde yoğun bir kullanım olmadığı ve kelime anlamının, ülkemizdeki ortalama tüketici tarafından bilinme ihtimalinin düşük olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla; gıda ürünlerinde “...” kelimesinin markasal hüviyette kullanılmasının belli bir derecede “orijinal” nitelik taşıdığı, kelimenin sözlük anlamından uzaklaştığı ve dolayısıyla markasal hüviyette somut ayırt ediciliğinin, başka herhangi bir kelimeden daha zayıf/düşük olmadığı düşünülmektedir. Dolayısıyla; ayırt edici niteliği zayıf olan ibareleri marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak yani o tanıtma işaretinin bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğu, böyle ibareleri içeren markalarda ayırt ediciliği düşük olan örtüşen bileşenlerden ziyade diğer unsurlara yönelmek gerektiği yönünde doktrinde ve Yargıtay Kararları’nda yerleşmiş olan görüşün somut uyuşmazlıkla örtüşmediği kanaatine varılmıştır. Taraf markalarında esas unsur hüviyetinde kullanılmış olan “...” ibaresinin ayniyetinin, davacının “...”lı markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...”lı markasıyla karşılaştığında bu markaları “görsel açıdan benzer bulması ve karıştırması” ihtimalini doğurduğu değerlendirilmiştir. Zira; Raporumuzun bu bölümünde de yer verdiğimiz yerleşik içtihada göre; potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır. Bu meyanda; markaların fonetik/duyusal/işitsel olarak karşılaştırılmasında, taraf markalarında esas unsur olarak kullanılmış olan “...” ibaresinin okunuşu aynı olduğundan, markaların kulakta bıraktıkları “tını” itibariyle işitsel açıdan da yakınlaştırdığı değerlendirilmiştir. Taraf markalarında geçen bu ibarenin, yukarıda incelenen anlamından dolayı, markaların tüketici zihninde yarattığı algının farklılaştığının da söylenemeyeceği, Bütün bunlara göre; somut olayda, karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzerlik olduğu, Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği: 6769 sayılı SMK madde 6/1 gereğince incelenmesi gereken hususlardan biri de, markaların emtialarının benzer olup olmadığı hususudur. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle bu mal veya hizmetlerin; Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, Birbirleri yerine ikame imkânlarının ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı, Aralarında ham madde/yarı mamul/mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. “Aynı mal veya hizmet” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Davacının muhtelif markaları, davalının markasının kapsamında kalmış olan ve 35. Sınıf altında satış hizmetlerine konu edilen 29 ila 30. Sınıflara giren emtialar yönünden tescillidir. Halbuki; bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtia sayılması gerektiği, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir. Zira; “Praktiker” kararında da belirtildiği üzere, “somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.” Dolayısıyla; dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan, 29 ila 30. Sınıflara giren emtiaların 35. Sınıf altında satışı hizmetleri özelinde, somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, Ancak; davacının markalarının hiçbiri, davalının markasının kapsamına giren 31. Sınıftaki emtialar ile, 35. Sınıftaki satış hizmetleri dışında kalan hizmetler yönünden tescilli değildir. Davacının markalarının tescilli olduğu gıda ürünleri ile bu mal ve hizmetlerin de benzer alıcı çevresine hitap ettikleri, benzer ihtiyaçları giderdikleri, son kullanıcılarının ve hedeflenen alıcı profillerinin aynı olduğu, dağıtım kaynaklarının/üreticilerinin aynı olduğu/ olabileceği, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunduğu, Sonuç olarak; davalının markasının kapsamında kalmış olan; “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez.’ mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri yönünden emtia benzerliği/türdeşliği şartının da gerçekleştiği, diğer emtialar yönünden ise bu şartın gerçekleşmemiş olduğu, Taraf markalarının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketicinin seviyesi de, markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır . Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir . Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder. Örneğin, söz konusu mal/hizmet, toplumun sadece bir kesimini ilgilendiren, teknik veya özel bir mal/hizmet ise, bu kesimin eğitim ve bilgi düzeyi dikkate alınacaktır. Ya da örneğin, sadece eczanelerde ve reçeteli olarak satılan ilaçlar, doğrudan insan sağlığını ilgilendirdiğinden, hayati öneme sahip oldukları için bu gibi ürünleri satın alacak olan kimseler daha dikkatli olacaklardır. Ayrıca bu tür ürünler genellikle tıp doktorları ve eczacılar tarafından önerilip kullanıldığından, ve dahi bir kısmının da reçete ile satışları zorunlu olduğundan, gösterilen dikkat ve kullanılan mesleki bilgi seçici olacaktır. Buna göre; Davalının markasının kapsamında kalmış olan ve Raporumuzun bir önceki bölümünde, emtia benzerliği/türdeşliği şartını karşıladığı tespit edilmiş olan 29 ila 30. Sınıflara giren gıda ürünlerinin 35. Sınıf altında satışı hizmetlerinin hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olayımıza bakıldığında; bu gıda ürünleri nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerdir ve hitap ettikleri tüketicilerin -ki aralarında çocuklar da bulunmaktadır- markaları aynı anda incelemeye tabi tutmaması, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelememesi, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalışması nitelikleri de gözetildiğinde, bu emtiaların satışı hizmetlerinin hitap ettiği hedef kitlenin, bu emtiaları satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin yüksek olmadığı, Markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali: 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesinde düzenlenen nispi ret nedeni, markaların ortalama tüketicileri nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil bir karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığı hususuna dayalıdır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması” olarak tanımlanabilir. Öğretide karıştırma ihtimali, “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için, önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın algılamayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Öte yandan bir mal ve/veya hizmetin gerçek ve potansiyel tüketici /müşteri kitlesi arasında iki ayrı işletmeye ait mal veya hizmetin aynı işletmeden kaynaklandığı ya da bu mal veya hizmetlerin farklı işletmelere ait olduğu fark edilse bile, markalar ya da işletmeler arasında bir bağlantının bulunduğu yönünde bir algının ortaya çıkması ihtimali halinde de karıştırma ihtimalinin varlığından söz edilmektedir. SMK m. 6/1 kapsamında bir iltibasın varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında esas olarak şu ilkeler ortaya konmaktadır: Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, Çağrıştırma, Bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman. Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; taraf markalarının esas unsurlarının ortaklığının, markalar arasında görsel/fonetik/kavramsal açılardan benzerlik yarattığı değerlendirilmiştir. Taraf markaları arasındaki bu benzerliğin; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları da göz önüne alındığında, davacının “...”lı kelime markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “.... ...” kelime markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının ihtimal dahilinde olduğu değerlendirilmiştir. Bu benzerlikler nedeniyle, davalının markasının, davacının “...”lı seri markalarının bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu ve alt marka algısı yaratmaya uygun nitelikte olduğu düşünülmüştür. Diğer taraftan; davalının markasının kapsamında kalmış olan, 29 ila 30. Sınıflara giren emtiaların 35. Sınıf altında satışı hizmetleri yönünden somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği/türdeşliği şartının da gerçekleştiği tespit edilmiştir. Bu emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyeleri de düşük olduğundan, söz konusu emtialarda “...”lı işaretlerin/tanıtma vasıtalarının markasal hüviyette farklı kişi ve kuruluşlar tarafından kullanılması halinde tüketicilerin söz konusu emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin mevcut olduğu, alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu veya ortak bir çalışma/iş yapıldığını düşünebilecekleri, davalının markasının, bu emtialar yönünden, davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği, Sonuç olarak; somut uyuşmazlıkta, taraf markaları arasında, davalının markasının kapsamında kalmış olan; “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez.’ mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri yönünden, SMK m. 6/1 hükmü kapsamında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin (kısmen) bulunduğu, TANINMIŞLIK İDDİALARI; Davacının dava/marka işlem dosyasına sunduğu delillerden, davacının “...”lı markalarının bilinirliği, bu markalara ve markaların tanıtımına yapılan yatırımlar, bu markaların piyasa payı anlaşılamadığından, bu markaların gıda sektöründe dahi “tanınmış” olduğunun söylenmesinin mümkün olmadığı, ayrıca; her ne kadar davacının “...” markası, ... tarafından “tanınmış” kabul edilerek.... sayı tahtında ilgili sicile şerh edilmiş ise de, Yargıtay’ın yeni tarihli içtihatlarında isabetli bir şekilde vurgulandığı üzere; bir markanın tanınmışlık özelliği sabit bir olgu değildir ve herhangi bir davada dayanılan markanın tanınmış olduğunun ileri sürülmesi halinde, her bir somut olayda o markanın tanınmış olup olmadığı ve tanınmışlığını sürdürüp sürdürmediğinin münferiden ispatlanması gerekir. Somut olayda ise, davacı tarafın “...” markasının tanınmışlığını dosya kapsamında ispatlayamadığı, kaldı ki; somut olayda SMK m. 6/5 hükmü gereğince tanınmış marka korumasından yararlanılabilmesi için, davalı tarafın davaya konu markasının, davacının markasının “tanınmışlığı”ndan haksız yarar sağlaması, “tanınmış marka”nın itibarına zarar vermesi ve ayırt ediciliğini zedelemesi durumlarından birinin oluşmuş/oluşma ihtimalinin yüksek olması gerekir. Her ne kadar benzer bulunmuş ise de, taraf markalarının benziyor olmasının, SMK 6/5 maddesi hükmünde sayılan şartların “otomatikman” gerçekleştiği veya gerçekleşebileceği anlamına gelmeyeceği, tanınmışlığın varlığı koşulu sağlanmışsa, inceleme, önceki/tanınmış markanın zarar görecek şekilde etkilenmesi koşulu ile devam etmelidir. Bu koşulun gerçekleşme ihtimali, haklı sebeplerle ve mantıklı argümanlarla ortaya konulmalıdır, öyle, ki; davalının markasının tescil edilmesi halinde, hayatın olağan akışı içinde SMK 6/5 maddesinde sayılan durumların ortaya çıkmasının gerçekten olası olduğu yönünde bir kanaat hâsıl olmalıdır. Bu nedenlerle; somut olayda, davacının “tanınmışlık” iddialarının, davalının dava konusu edilen markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, KÖTÜ NİYET İDDİALARI ; Davalının dava konusu işareti kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markaları ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığının ispat olunamadığı, Netice itibariyle, Karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzer olduğu, Davalının markasının kapsamında kalmış olan; 35. Sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez.’ mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri yönünden emtia benzerliği/ türdeşliği şartının da (kısmen) gerçekleştiği, bahsi geçen emtiaların hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bunları satın alırken düşük olduğu, bu nedenlerden dolayı, karşılaştırılan markalar arasında, belirtilen emtialar yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin (kısmen) bulunduğu, diğer emtialar yönünden ise bulunmadığı, Davacının “tanınmışlık” iddiasının davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, Davacının “kötü niyet” iddialarının ispat edilemediği, Dava konusu edilen 07.02.2025 tarihli ve .... kararının 35. Sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez.’ mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetler bakımından hukuka aykırı olduğu, dava konusu 2023/119433 sayılı markanın karar tarihi itibariyle tescil edilmediği anlaşılmış, davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.. H Ü K Ü M : Davanın Kısmen Kabulüne, ... ....sayılı kararının 35. Sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez.’ mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetleri bakımından iptaline, Davaya konu marka karar tarihi itibariyle tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davanın kabul ret oranının takdiren %50 olarak kabulüne, Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 615,40-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 18.662,20.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde.... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 2.332,20.-TL Gider Avansı : 16.330,00.-TL TOPLAM : 18.662,20.-TL