Diğer ·
2025/134 E. 2025/134 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/134
- Karar No
- 2025/134
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/134 Esas - 2026/83 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/134 KARAR NO : 2026/83
.... DAVA : Marka ... Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 27/03/2025 KARAR TARİHİ : 19/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/02/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ... Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin davaya konu başvuruya yaptığı itirazının, SMK m. 19/2 hükmü uyarınca kullanım ispatının sağlanamadığı gerekçesiyle reddedildiğini, ... kararının iptali istemi bakımından müvekkili markasının kullanılıp kullanılmadığı hususunun tespitinin önem arz ettiğini, ....ın, mühendislik ve mühendislik tasarım hizmetlerine ilişkin projelerin yarıştığı işe alım odaklı bir yarışmanın ve buna ilişkin insan kaynakları uygulamalarının ismi olarak kullanıldığını, ..., yeni mezun mühendislerin ve mühendis adaylarının Eczacıbaşı topluluğuna ait üretim tesisleri ve tedarik zinciri süreçlerini tanıyabilecekleri, inovatif yaklaşım, yaratıcı düşünme ve analitik yönlerini sergileyebilecekleri işe alım odaklı bir yarışma programı olduğunu, yarışmaya başvuran ve katılım koşullarını sağlayan adaylar, oluşturulacak takımlar halinde, tedarik zinciri fonksiyonunda stratejik rekabet avantajı sağlayacak çözüm önerilerini sunacakları bir vaka çalışması yapma fırsatı bulduğunu, itiraz sürecinde bu yarışmaya ilişkin internet ortamında ve sosyal medyada yapılan tanıtımlar, duyurular ve diğer belgelerin kullanım evrakı olarak sunulduğunu, ancak bu belgelerin markanın kullanımının ispatı için yeterli görülmediği, kararın hatalı olduğunu, karıştırılma ihtimaline ilişkin genel değerlendirme, özellikle markalar arasındaki benzerlik ve mal veya hizmetler arasındaki benzerlik olmak üzere ilgili faktörlerin birbirine karşılıklı bağımlılığını beraberinde getireceği, mallar arasındaki düşük benzerlik düzeyi, markalar arasındaki daha yüksek benzerlik ile (veya tam tersi) dengelenebileceği, kendiliğinden veya pazarda sahip olduğu ünden kaynaklı olarak yüksek ayırt ediciliğe sahip markalar, düşük ayırt ediciliğe sahip markalara kıyasla daha geniş korumadan yararlanacağı, davaya konu (“engenious”) ibareli markanın, müvekkilinin (“...”) markası ile karıştırılacak düzeyde benzer olduğunu, beyan ederek .... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; “…….6769 s. SMK'nın 19/2 maddesi "6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." hükmünü içermektedir Bu bağlamda somut olay incelendiğinde davacının itiraza mesnet ....sayılı markanın kullanım ispatı amacıyla sunulan delillerin başvuru tarihinden önce kullanımı ispatlamaya elverişli olmadığının değerlendirildiğini, SMK m. 19/2 hükmü uyarınca, kullanım ispatlanamadığından itiraza mesnet markanın SMK m. 6/1 kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, kurumun kararının hukuka uygun olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; davacı şirket markasının tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından kullanımını ispat edemediğin, bu nedenle kurumun ... kararının iptali yönünden talebi ve buna bağlı olarak marka hükümsüzlüğüne ilişkin taleplerin reddinin gerektiğini, davacı şirketin müvekkili başvurusuna karşı SMK 6. Maddesi uyarınca iptal başvurusunda bulunduğu ve akabinde .... tarafından davacı şirketten SMK 19/2 maddesi uyarınca tescilli mal ve hizmetler bakımından kullanımının ispat edilmesinin talep edildiğini, ancak davacı şirketin kullanımını ispat edecek yeterli delil sunmaması üzere ... kararı ile itirazın reddine karar verildiğini, gerçekten de davacının kullanımı ispat edecek herhangi bir delil sunmadığını, davacının sunmuş olduğu delillerin tescil tarihinden bu yana markayı ciddi ve kesintisiz şekilde kullandığını ispat etmeye yeterli olmadığını, "..." markasının yeni mezun mühendislerin ve mühendis adaylarının Eczacıbaşı topluluğuna ait üretim tesisleri ve tedarik zinciri süreçlerini tanıyabilecekleri ve aynı zamanda bu hizmetlere ilişkin projelerin yarıştığı işe alım odaklı bir yarışmanın ve buna ilişkin insan kaynakları uygulamalarının ismi olduğunu, bu markanın tüm Eczacıbaşı şirketlerince kullanıldığını, müvekkilinin tescil başvurusuna konu "...." ibaresinin yalnızca tek harf itibarıyla farklılığının bulunduğunu ve markanın tüketici zihninde ... markasını hatırlatacağını, karıştırılma ihtimali bulunduğunu ve müvekkili şirkete haksız yarar sağlayarak haksız rekabet oluşturduğunu iddia ettiğini, ancak müvekkilinin tescil müracaatında bulunduğu işbu davaya konu “...” ibaresi hiçbir kişi ya da kuruluşa ait markanın etkisi altında kalınmadan, faaliyette bulunulan sektör itibarıyla ilişkili olacak şekilde tek başına bir anlamı olan tamamen özgünce oluşturulmuş bir marka olduğunu, davacı tarafa ait ... ibaresi ise davacı şirket tarafından ifade edilenden anlaşılan o ki mühendislik hizmetlerine ait bir işe alım proje yarışması amacına hizmet etmekte ve bu nedenle ingilizce dilinde mühendislik anlamına gelen "..." kelimesinin ilk iki harfi ile dahi anlamına gelen ".... ibaresinin bir araya getirmek suretiyle türetildiğini, zira zaten "En" ibaresinden sonra "...." ibaresi de büyük harfle başlatılıp, iki kelime birleştirilmesi bu şekilde yansıtıldığını, davacının iddia ettiği gibi davacı adına kayıtlı ... ile müvekkili tescil başvurusuna konu engenious ibareleri arasında ayniyet/benzerlik olmadığı gibi karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu .... sayılı ... kararının .... başvuru numaralı "engenious" ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki .... sayılı "..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi ve diğer gerekçeler uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. 6769 sayılı SMK'nın "Marka tescilinde nispi ret nedenleri" başlıklı 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrası; "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmünü ihtiva etmektedir. ……………………………. …………..Başvuru sahibi yayına itiraza cevaben sunduğu karşı görüş dilekçesinde, 6769 s. SMK'nın 19(2) maddesi hükmü kapsamında, itiraza gerekçe olarak gösterilen .... sayılı markanın, tescil kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler bakımından kullanıldığının ispatlanmasını istemiştir. Yapılan incelemede, .... sayılı markanın, itiraz konusu başvurunun yapıldığı tarih itibariyle beş yıldan uzun süredir tescilli durumda olduğu, dolayısıyla söz konusu marka bakımından SMK m. 19(2) hükmünün uygulanabilir durumda olduğu tespit edilmiştir. Kurul'da yapılan değerlendirmede, itiraz sahibinin yayına itiraz aşamasında sunmuş olduğu belgelerin incelenmesi neticesinde, kullanım ispatı talep edilen itiraz gerekçesi markanın işbu başvuruda yer alan ve çekişme konusu mallar/hizmetler bakımından ciddi kullanımının ispatlanamadığı kanaatine varılmış ve 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi kapsamındaki itirazın reddi gerekmiştir. Ayrıca, diğer gerekçeler haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir.” biçiminde olduğu, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. ... KARARININ İPTALİ DAVASI BAKIMINDAN KULLANIM İSPATI; Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda (SMK m. 6/1), itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. Davalı taraf davacı tarafın tescilli olduğu 35 41 ve 42. Sınıflar yönünden kullanım ispatı talep etmiştir. İşlem dosyası bakımından SMK m. 19/2 düzenlemesi kapsamında davacı tarafça işlem dosyasına sunulan deliller ile sınırlı olacak şekilde kullanım yükümlülüğü incelendiğinde, dava konusu marka başvurusunun başvuru tarihi olan 30.01.2023 tarihinden geriye dönük son beş yıl (30.01.2023– 30.01.2018) tarihleri arasına yönelik delillerin, kullanım ispatı açısından incelenebilecek olduğu, Avrupa Birliği Adalet Divanı “Minimax” kararında ciddi kullanım kriterleri ile ilgili olarak ” Yalnızca markanın sağladığı hakların muhafaza edilmesi amacıyla gerçekleştirilen sembolik (göstermelik) bir kullanımdan ibaret olmayan kullanımı ifade edecek şekilde anlaşılmalıdır. Böyle bir kullanım, bir markanın asli işlevi olan, tüketici veya nihai kullanıcı nezdinde, herhangi bir karıştırılma ihtimali olmaksızın, mal veya hizmetin diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayarak menşe kimliğini garanti altına alma işleviyle uyumlu olmalıdır. Markanın ciddi kullanımı, markanın, koruma sağladığı mal veya hizmetler bakımından piyasada kullanılması anlamına gelir; yalnızca ilgili teşebbüs bünyesindeki iç kullanım ciddi kullanım olarak kabul edilemez.” Şeklinde belirtmiştir. Bu bağlamda davacı tarafça MDB’na itiraz sürecinde ileri sürülen deliller(instagram kayıtları) markanın tescilli olduğu sınıflar bazında piyasada kullanıldığını ispat edemediği, zira davacı tarafa ait şirketler bünyesinde düzenlenen yıllık yarışmalar markanın işlevine uygun olarak piyasada ticari olarak ciddi kullanımına delalet etmediği, bu bakımdan ... kararının iptali davası bakımından kullanımın ispatlanamadığı, TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; SMK m.6/1 maddesine göre, bir marka başvurusunun tescili için önceki marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği incelenir. Eğer halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa, itiraz üzerine başvuru reddedilir. Bu bağlamda markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi için ilk koşul; markaların aynı sınıfta veya benzer sınıflarda yer almasıdır. İkinci şart ise markaların kendilerinin benzerliğidir. Çifte benzerlik şartı gerçekleştiğinde, genel izlenime göre karıştırılma ihtimaline karar verilir. Zira öğreti, kanun ile gösterilen kapsamı da gözeterek, hukuki anlamda karıştırılma ihtimalini markalar arasındaki benzerliğin, alıcıları, satın almayı düşündükleri mal yerine bir başka mal alma satın almak durumunda bırakması veya alıcıların iki farklı marka karşısında bulunduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı işletmeye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasında örgütsel ya da ekonomik bir bağlantının bulunduğu düşüncesine kapılmaları tehlikesi” şeklinde tanımlamaktadır. EMTİALARIN BENZERLİĞİ ; Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. Önemli olan husus, işaretlerin, kapsamındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketicilerde karışıklık yaratma olasılığı taşıyıp taşımadığıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıfları ile alt gruplarında benzerlik araştırması yapılırken, piyasanın algısı, hedeflenen alıcı kitlesine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, mal veya hizmetlerin birbirinin yerine kullanılabilirliği ve rekabet koşullarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama potansiyeli bulunup bulunmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortaklığı, aynı veya bitişik raflarda satışa sunulup sunulmadığı, kullanım yöntemleri ve hedeflenen müşteri kitlesinin benzer olup olmadığı gibi unsurların incelenmesi gerekmektedir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim ....nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. Bu minvalde taraf markalarının tescil kapsamlarında yer alan mal/hizmetlerden 42. Sınıftaki hizmetlerin aynı/benzer bulunduğu, İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI; Markaların karıştırılma olasılığından bahsedebilmek için, mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olması gerektiği gibi, markayı oluşturan unsurların da aynı ya da benzer olması şarttır. İki işaret arasındaki karıştırılma ihtimali, iki farklı şekilde ortaya çıkabilir. Birincisi, başvurusu yapılan markanın, daha önce tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış bir markaya benzerliği nedeniyle, tüketicinin bu markayı daha önceki markayla karıştırması ve bu nedenle satın almayı düşündüğü üründen farklı bir ürünü almasıdır. İkinci durum ise, tüketici, iki marka arasındaki farkları fark etmesine rağmen, bu markaların aynı işletmeye ya da aynı ekonomik-idari kaynağa ait olduğunu düşünebilir. Bu durumda, tüketici aslında almak istemediği bir ürünü, güvendiği önceki markayla bağlantılı olduğunu düşündüğü için satın alabilir. Bu durum, önceki tescilli veya başvurusu yapılmış markanın tüketici nezdinde oluşturduğu güvenin haksız bir şekilde kullanılmasına yol açar ve karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olur. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. .... kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. Somut uyuşmazlıkta dava konusu marka kapsamında yer alan ve benzerliği tespit olunan mal ve hizmetler bakımından tek tip bir tüketici profilinin belirlenmesinin mümkün olmadığı, farklı ihtiyaç ve sektörlere yönelik bu mal ve hizmetlerin nihai tüketiciye hitap eden emtialar/hizmetler kapsadıkları gibi profesyonel tüketicinin yararlandığı emtia/hizmetleri kapsadıklarının da değerlendirilebileceği, bu halde ilgili tüketici grubu olarak da makul düzeyde dikkatli, bilgili ve özenli bir tüketici kitlesinin belirlenebileceği, Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davacı tarafa ait markalar arasında karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. .... sayılı ilamında da belirtildiği üzere karıştırılma ihtimalinde ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta, markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir” denilmektedir. Dolayısıyla ilgili tüketicinin aldığı mal ya da hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bildiği ve fakat güvendiği işletme ile malını/hizmetini aldığı işletmenin arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşünmesi hali dahi "karıştırılma ihtimali" nin var olduğunun kabulü için yeterli olacaktır. Markaların karşılaştırılmasında, işaretlerin görsel, işitsel (fonetik) ve kavramsal (semantik) açıdan benzer olup olmadıkları, markaları oluşturan unsurların bütünsel bir bakış açısıyla değerlendirilmesiyle tespit edilebilir. Aynı şekilde, markaların kapsadığı mal ve hizmetler açısından benzerlikleri de bir bütün olarak ele alınmalıdır. Görsel benzerlik karşılaştırılırken, markalara konu olan yazı ve işaretlerin yerleşim biçimleri, harf sırası ve yazı karakterleri gibi belirgin özelliklere dikkat edilmelidir. Sesçil benzerlik açısından, markaların ortalama tüketici kitlesi tarafından kendi dillerinde nasıl telaffuz edildiği önemlidir; özellikle markaların başlangıç kısımlarının fonetik olarak benzer sesler çıkarıp çıkarmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. Kavramsal benzerliklerin karşılaştırılmasında ise, tescil kapsamındaki ortalama tüketici kitlesinin bu kelimelere kendi dillerinde anlam verip veremeyeceği dikkate alınmalıdır. Davacı taraf markası ... ibaresinden müteşekkildir. ... kelimesi İngilizcede....anlamına gelmektedir. Davalı başvuru markası ise .... ibaresinden müteşekkildir. Her iki markada yer alan kelime unsurları engenious ve ..... Davalı markasında fazladan “o “ harfi bulunmakta olup, bu durum işitsel anlamda bir farklılık yaratmadığı, her iki markada da hakim-baskın unsur olarak ön plana çıkan kelime unsurları özellikle görsel ve işitsel açıdan çok benzer olduğu, gerek taraf markalarındaki kelime unsurlarının markalarda esas unsur olarak yer alması gerekse de hakim unsur olarak kelime unsurlarındaki yoğun benzerlik nedeniyle marka kombinasyonlarında yer alan şekil unsurları daha ziyade tali unsur olarak algılanmaya matuftur. Şekli unsurlar bu bağlamda markaları birbirinden farklılaştırmadığı, markaları oluşturan işaretlerin benzer olduğu, KÖTÜNİYET İDDİALARI; Markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir. Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. Nitekim .... kararında da, “Başvuru sahibinin, bir markanın aynısı veya benzerinin, aynı veya benzer mal ve / veya hizmetlerde kullanılmakta olduğunu bildiği halde, o markayla karıştırılabilecek bir markayı tescil ettirmek istemesi ve söz konusu işaretin asıl sahibinin markayı kullanmasını önlemek amacıyla marka tescil ettirmesi” gibi unsurların, kötü niyetin varlığına karar vermeye yarayacak işaretler olduğu ifade edilmiştir. Davacı yan, davalı markasının kendi markalarının itibarından yararlanmak üzere kötü niyetli olarak tescil edildiğini ileri sürmekle birlikte somut olayda, dava dosyasında davalının engelleme, baskı kurma, şantaj yapma gibi saiklerle hareket ettiğini gösteren deliller bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; işbu davalı başvurusunun kötü niyetli olduğuna yönelik delil sunulmamış ve mahkememizde de bu yönde bir kanaat oluşmadığı, Netice itibariyle, ... KARARININ İPTALİ İSTEMİ yönünden işlem dosyasındaki SMK m. 19/2 düzenlemesi kapsamında yapılan incelemeler neticesinde davacı tarafın “...” ibareli markasının kullanım ispatı talebinde bulunulan 35 41 ve 42 no’lu sınıflarda piyasa ticari ve ciddi olarak kullanımının ispatlanamadığı, HÜKÜMSÜZLÜK talebi açısından davalı tarafça, davacı markalarının kullanımının ispatı talebinde bulunulmadığı için bu konuda inceleme yapılmadığı, tarafların marka işaretlerinin benzer olduğu Tarafların marka tescil kapsamlarının 42.sınıfı oluşturan hizmetler bakımından aynı/benzer olduğu, hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, Kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı sonuçlarına ulaşılmış aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : .... sayılı kararının iptali talebinin reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin ... kararının İptali ile Hükümsüzlük istemleri bakımından 1/2 oranında yapıldığının tespitine, Davacının ... istemli davasında yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 2-Hükümsüzlük yönünden açılan davanın kısmen kabulüne, Davaya konu markanın 42. Sınıf hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen... gönderilmesine, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, Davanın kısmen reddolunması ve davalı şirketin kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, Davanın kabul ret oranının takdiren %50 olarak kabulüne, Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin hükümsüzlük istemli dava bakımından 1/2 oranında yapıldığının tespitine, Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 17.338,30.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
Harçlar : 1.338,30.-TL Gider Avansı :16.000,00.-TL TOPLAM :17.338,30.-TL