Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/60 E. 2025/249 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/60
- Karar No
- 2025/249
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/60 Karar No : 2025/249 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Nolu Barosu İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onuncu Dairesinin 27/04/2023 tarih ve E:2020/1521, K:203/2252 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 18/01/2013 tarih ve 28532 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği"nin 3. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendindeki "konukevi" ifadesinin, 32. maddesinin 6. fıkrasındaki "gizlilik şerhi, tedbir kararının süresinin sona ermesini takip eden onbeşinci gün MERNİS veri tabanından silinir." ibaresinin ve 34. maddesinin 1. fıkrasındaki "tedbir kararlarına aykırılık dolayısıyla verilen zorlama hapsi kararlarına karşı, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir." ifadesinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 27/04/2023 tarih ve E:2020/1521, K:203/2252 sayılı kararıyla; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/03/2018 tarih ve E:2016/5406, K:2018/1397 sayılı kısmen bozma kararına uyularak, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un "İtiraz" başlıklı 9. maddesi ile "Tedbir kararlarına aykırılık" başlıklı 13. maddesine yer verilerek, Dava konusu Yönetmelik'in 34. maddesinin 1. fıkrasındaki "tedbir kararlarına aykırılık dolayısıyla verilen zorlama hapsi kararlarına karşı, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir." ifadesi yönünden; Anayasa Mahkemesinin 28/11/2013 tarih ve E:2013/119 K:2013/141 sayılı kararında; "... Zorlama hapsi, bir suç karşılığı uygulanan ceza değildir. Zorlama hapsi, hukuki niteliği itibariyle tedbir kararına uyma yükümlülüğünü yerine getirmeye zorlayan ve bu yükümlülüğün ihlali halinde öngörülen bir disiplin hapsidir..." ifadelerine yer verildiği, Anayasa Mahkemesinin alıntısı yapılan kararında da belirtildiği üzere, zorlama hapsinin, hukuki niteliği itibarıyla tedbir kararına uyma yükümlülüğünün ihlali halinde öngörülen bir disiplin hapsi olup, zorlama hapsine itirazın da mahkemelerin yargılama faaliyeti içinde yer alan bir konu olduğu, bu nedenle, genel anlamda, mahkemelerin yargılama faaliyeti içinde yer alan bir konunun, idari alanın dışında kaldığının ve münhasıran yasa konusu olduğunun kabulü gerektiği, Dava konusu Yönetmelik'in dayanağı olan 6284 sayılı Kanun'un sistematiğine bakıldığında da, zorlama hapsinin tedbir kararlarına uyulmaması halinde verileceği, daha açık bir ifade ile sürecin ikinci aşaması olarak düzenlendiği ve Kanun'da zorlama hapsine itiraz yolunun düzenlenmediğinin görüldüğü, Bu nedenle, dava konusu Yönetmelik'in 34. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, koruyucu veya önleyici tedbir kararları ile birlikte, tedbir kararlarına aykırılık dolayısıyla verilen zorlama hapsine karşı da ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edebileceğine yönelik düzenlemede hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, Dava konusu Yönetmelik'in 34. maddesinin 1. fıkrasındaki "tedbir kararlarına aykırılık dolayısıyla verilen zorlama hapsi kararlarına karşı, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir." ifadesinin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 6284 sayılı Kanun'un 9. maddesi incelendiğinde herhangi bir karar türüne kısıtlayıcı şekilde atıf yapmadığı, Kanun kapsamında verilebilecek karar türleriyle birlikte yorumlandığında da, Kanun kapsamında verilebilecek koruyucu tedbir kararlarına, önleyici tedbir kararlarına ve zorlama hapsi kararlarına itiraz etmelerinin imkân dâhilinde olduğu sonucuna varıldığı, bu kapsamda, iptal edilen Yönetmelik fıkrası kanuni dayanaktan yoksun olmayıp, 6284 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasının “zorlama hapsi kararlarını” da kapsadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; 4. fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta, Kurulumuzca, zorlama hapsine itirazın mahkemelerin yargılama faaliyeti içinde yer alan bir konu olduğu, bu nedenle, genel anlamda mahkemelerin yargılama faaliyeti içinde yer alan bir konunun, idari alanın dışında kaldığı ve münhasıran yasa konusu olduğu, 6284 sayılı Kanun'da da zorlama hapsine itiraz yolunun düzenlenmediği değerlendirmesiyle bozma karar verilmiş olup; Söğüt Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un; 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “…tedbir kararlarına…” ibaresinin, Kanun'un 13. maddesindeki zorlama hapsi kararlarına karşı itiraz merciinin düzenlenmediği, bu hususta yasal boşluk bulunduğu, bu durumun ise hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırılık teşkil ettiği belirtilerek, Anayasa'nın 2., 36. ve 40. maddelerine aykırı olduğundan bahisle yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesinin E:2013/64, K:2013/142 sayılı kararında; "...Kanun'un “İtiraz” başlıklı 9. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, bu Kanun hükümlerine göre verilen tüm kararlara tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilecektir. Maddenin (2) numaralı fıkrasında itiraz edilen kararların hangi mahkemelerce karara bağlanacağına ilişkin itiraz usulü düzenlenirken, “hâkim tarafından verilen tedbir kararlarına” ifadesi kullanılmıştır. Ancak maddenin bütünü göz önüne alındığında, (1) ve (2) numaralı fıkraların birbirini tamamlayan hükümler olduğu, (2) numaralı fıkrada itiraz usulünün düzenlendiği, Kanun'un 3., 4. ve 5. maddelerine göre verilen bütün tedbir kararları ile zorlama hapsi kararları için aile mahkemesi nezdinde itiraz hakkı tanınmış olduğu açıkça görülmektedir. Diğer taraftan, belirlilik ilkesi, yalnızca yasal belirliliği değil, daha geniş anlamda hukuki belirliliği ifade etmektedir. Erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluyla kanunlar, mahkeme içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri ile de hukuki belirlilik sağlanabilir. Aslolan muhtemel muhataplarının mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini öngörmelerini mümkün kılacak bir normun varlığıdır. Bu çerçevede, “6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği”nin 33. ve 34. maddelerinde bu husus açığa kavuşturulmuş olup mülki amir tarafından verilen tedbir kararları ile hâkim tarafından verilen zorlama hapsi kararlarına yapılacak itirazı inceleyecek merciin hangi aile mahkemesi olacağı açıkça belirtilmiştir..." değerlendirmesiyle itiraz konusu kuralın, Anayasa'nın 2., 36. ve 40. maddelerine aykırı olmadığına hükmedilerek, konunun açıklığa kavuşturulduğu görülmektedir. Kanunların Anayasa'ya uygunluğunu denetlemekle görevli Anayasa Mahkemesinin, "6284 sayılı Kanun'un 'İtiraz' başlıklı 9. maddesinde, verilen bütün tedbir kararları ile zorlama hapsi kararları için aile mahkemesi nezdinde itiraz hakkı tanınmış olduğu" yolundaki tespitinin, bahse konu Kanun'u uygulayacak mahkemelerin değerlendirmelerini de etkileyeceği, bu kapsamda somut uyuşmazlıkta da dikkate alınması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Nitekim, aynı düzenlemeye karşı açılan davalarda verilen ret kararları, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2019/3209, K:2020/1968 ve E:2019/3214, K:2020/3249 sayılı kararlarıyla Anayasa Mahkemesinin sözü edilen kararı nedeniyle gerekçeli olarak onanmıştır. Bu durumda, temyize konu karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak verilmişse de, gerek usuli kazanılmış hak kavramının içtihatlarla kabul edildiği dönemde, gerekse 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasının uygulanmasında, idari yargının niteliği, amacı, ilkeleri ve uyuşmazlığın özel koşulları dikkate alındığında birtakım istisnaların olabileceği kabul edildiğinden, somut uyuşmazlıkta da, uyuşmazlığın hukuki denetiminde dikkate alınması gerektiği sonucuna varılan Anayasa Mahkemesinin aktarılan kararının bulunması nedeniyle, usuli kazanılmış hakkın varlığından söz edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Nitekim, aksi yönde bir kabulün, hukuki güvenliği sağlama ve kamu yararını gerçekleştirme amacıyla kanun hükmü niteliğine kavuşturulan ilkenin, uygulamada şekilci bir yaklaşımdan öteye geçmemesine neden olacağı gibi asli görevi adaleti tesis etmek olan yargı mercilerinin varlık sebebiyle de bağdaşmayacağı açıktır. Bu itibarla, dava konusu Yönetmelik'in 34/1. maddesindeki, Kanun hükümlerine göre hâkim tarafından verilen koruyucu veya önleyici tedbir kararları ile tedbir kararlarına aykırılık dolayısıyla verilen zorlama hapsi kararlarına karşı, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebileceği yönündeki kuralda üst hukuk normlarına aykırılık görülmemiş olup, Dairesince de "6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği"nin, dayanağı olan 6284 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasına yönelik aktarılan Anayasa Mahkemesi kararı dikkate alınarak yeniden karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2.Dava konusu Yönetmeliğin 34. madddesinin 1. fıkrasındaki ibarenin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 27/04/2023 tarih ve E:2020/1521, K:203/2252 sayılı kararının BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 4.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/02/2025 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X-Anayasa Mahkemesinin 28/11/2013 tarih ve E:2013/119 K:2013/141 sayılı kararında; "... Zorlama hapsi, bir suç karşılığı uygulanan ceza değildir. Zorlama hapsi, hukuki niteliği itibariyle tedbir kararına uyma yükümlülüğünü yerine getirmeye zorlayan ve bu yükümlülüğün ihlali halinde öngörülen bir disiplin hapsidir..." ifadelerine yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin yukarıda alıntısı yapılan kararında da belirtildiği üzere, zorlama hapsi, hukuki niteliği itibarıyla tedbir kararına uyma yükümlülüğünün ihlali halinde öngörülen bir disiplin hapsidir. Zorlama hapsine itiraz da mahkemelerin yargılama faaliyeti içinde yer alan bir konudur. Bu nedenle, genel anlamda, mahkemelerin yargılama faaliyeti içinde yer alan bir konunun, idari alanın dışında kaldığının ve münhasıran yasa konusu olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu nedenle, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından çıkarılan Yönetmelik'in uyuşmazlık konusu 34. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, koruyucu veya önleyici tedbir kararları ile birlikte, tedbir kararlarına aykırılık dolayısıyla verilen zorlama hapsine karşı da ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edebileceğine yönelik düzenlemede bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile Daire kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.