Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/2056 E. 2024/2292 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/2056
- Karar No
- 2024/2292
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2056 Karar No : 2024/2292
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU:...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:.. sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem:667 sayılı KHK ile kapatılan özel öğretim kurumunda öğretmen olarak görev yapmakta iken çalışma izni iptal edilen davacının çalışma izin onayının geri verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin... tarih ve ... sayılı Muğla Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun "Kurumlarda çalıştırılacak personel" başlıklı 8. maddesinin 8. fıkrasında, "Gerekli şartları taşıyan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler için valilikçe çalışma izni düzenlenir. Çalışma izninin iptali yine valilikçe yapılır." hükmüne yer verildiği, 5580 sayılı Kanun hükümlerinden, özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin çalışma izinlerinin düzenlenmesi ve iptali hususunda yetkinin valiliklere verildiğinin görüldüğü, Yetki kurallarının, dar ve özel anlamda kamu düzenine ilişkin hükümlerden olduğu, idari işlemlerin en önemli unsurları arasında yer aldığı, yetki unsurundaki sakatlıkların sonradan verilecek onay ya da izinle giderilemeyeceği, bu nedenle idarenin yetki kurallarına sıkı bir şekilde uymak zorunda bulunduğu hususunun idare hukukunun bilinen ilkelerinden olduğu, Dar anlamda yetki unsuru denilen karar alma yeteneğinin; konu, yer ve zaman itibarıyla, Anayasa ve kanunlarla belli organ, makam ve kamu görevlilerine tanınmış bir güç olduğu, yetki devrinin hukuken geçerli olabilmesinin, böyle bir devrin daha önce kanunda açıkça öngörülmüş bulunmasına bağlı olduğu, ancak, kamu hukukunda yetkiler; ait olduğu organ, makam ve görevlilere bizzat kullanılmak üzere verildiğinden, yetki devrinin istisnai durumlarda söz konusu olduğu, Özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin çalışma izinlerinin düzenlenmesi ve iptali konusunda valiliklere verilen yetkinin, valilik teşkilatı dışında bir kurum veya makama devredilebilmesine olanak tanıyan kanuni bir düzenlemenin bulunmadığı, Bu durumda, davacının başvurusu hakkında nihai işlemi tesis etme yetkisi Muğla Valiliğine ait olmasına karşın, ilgili başvuru üzerine yetkisiz merci olan İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından tesis edilen dava konusu işlemde yetki yönünden hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün 11/10/2016 tarih ve E.11137945 sayılı "667 sayılı KHK kapsamında çalışma izni iptal edilen personel" konulu yazısında; Bakanlıklarının 21/07/2016 tarihli Genelgesi'nde, 667 sayılı KHK kapsamında kapatılan kurumlarda çalışmakta olan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personel hakkında çalışma izin onaylarının iptal edilmesi ve bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmemesi gerektiğinin belirtildiği, bu yöndeki uygulamalar sonucunda bazı personelin mağdur duruma düştüğü yönündeki başvuruların Bakanlıklarına ve valiliklere iletildiğinin anlaşıldığı, bu nedenle 667 sayılı KHK kapsamında kapatılan kurumlarla ilgili işlem yapılan personel hakkında valilikler tarafından komisyon oluşturulacağı, Milli Eğitim Müdürlüklerine müracaat edenlerden 667 sayılı KHK kapsamında millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı, bunlarla irtibatı olmadığı oluşturulan bu komisyon marifetiyle belirlenen personelin ekteki tabloya işlenerek Bakanlıklarınca değerlendirilmek üzere valilikler tarafından Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne bildirilmesi gerektiğinin belirtildiği, Olayda, davacının başvurusunun Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı kapsamında olduğu, davalı idare tarafından da anılan yazıdaki prosedür uyarınca Komisyonun yaptığı değerlendirme sonucunda aldığı kararla davacının başvurusunun reddedildiği, dava konusu işlemin ise bu kararın davacıya bildirimine ilişkin olduğu, yani uyuşmazlıkta yetkili Komisyonca tesis edilen işlem bulunduğu anlaşılmakla, uyuşmazlığın esasına girilmeksizin yetki yönünden dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılarak istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararı kaldırılmış ve yeniden karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 8. maddesi ile Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 25., 26. ve 27. maddelerinde yer alan kurallar aktarılarak,
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; özel öğretim kurumlarında çalışacak personelin çalışma izninin, eğitim personelinin sözleşme imzaladığı kurum müdürü tarafından ilgili millî eğitim müdürlüğü vasıtasıyla talep edileceği, bu şekilde çalışma izni talep edilen personelden nitelik ve şartları uygun görülenlere müracaattan itibaren 10 gün içerisinde valilikçe çalışma izni düzenleneceği, daha önce valilikçe adlarına çalışma izni düzenlenen personelin aynı okulda çalışmaya devam ederek yeniden sözleşme yapması hâlindeyse yeniden düzenlenen sözleşmenin önceki sözleşmenin bitiminden en geç 30 gün önce söz konusu özel öğretim kurumu tarafından izin uzatılma onayı alınmak üzere ilgili millî eğitim müdürlüklerine verilmesi gerektiği, dolayısıyla anılan Kanun ve Yönetmelik'te düzenleme altına alınan çalışma izninin, talep edildiği özel öğretim kurumuna münhasır olduğu gibi söz konusu özel öğretim kurumuyla akdedilen sözleşme süresiyle de sınırlı olduğu sonucuna varıldığı, Uyuşmazlık konusu olayda; davacının çalışma izninin geri verilmesi talebiyle yaptığı başvurunun (sözleşme akdettiği somut bir özel öğretim kurumunda çalışabilmesi için o kurumun müdürü tarafından iletilen bir çalışma izni talebi nitelinde olmayıp) kendisine genel nitelikte çalışma izni verilmesi talebi niteliğinde olduğunun görüldüğü, Bu durumda, 5580 sayılı Kanun ve Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği uyarınca davacı tarafından talep edildiği şekilde genel nitelikte çalışma izni düzenlenmesine olanak bulunmadığı anlaşıldığından, davacının çalışma izninin iade edilmesi (bir anlamda genel nitelikte çalışma izni düzenlenmesi) talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti :...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Anayasa'nın 20. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. ve 8. maddeleri, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4., 8., 9. ve 10. maddeleri, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesi ile 20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 26. ve 27. maddelerinde yer alan kurallar aktarılarak, Milli Eğitim Bakanlığının 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi'nde, "Bakanlığımıza bağlı olarak faaliyet göstermekte iken 26/09/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 'Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı İşlenen Suçlar' başlıklı bölümünde yer alan maddelerde düzenlenen suçlar kapsamında FETÖ/PDY terör örgütü bağlantılı olduğu tespit edilerek Cumhuriyet savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumları ile öğrenci yurtları hakkında ilgi Makam onayı doğrultusunda yapılacak işlemler aşağıda belirtilmiştir... 3. Cumhuriyet Savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmayan kurumlar ile kayyum atanan kurumlarda kayyum ataması yapılmadan önce görev yapan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinleri valiliklerce iptal edilecek ve bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." düzenlemesine yer verildiği, Anılan Genelge'den sonra yaşanılan tereddütlerin giderilmesi amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünce tüm valiliklere gönderilen 20/09/2016 tarih ve E.9899240 sayılı "FETÖ/PDY Bağlantılı Kurumlarda Çalışmış Olan Personel" konulu yazıda; FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı çerçevesinde 667 sayılı KHK'nın ekli (II) sayılı listesinde yer alan özel öğretim kurumları ile öğrenci yurtlarından Kararname öncesinde yönetimine kayyum atananlarda, kayyum ataması yapıldığı tarihten önce; yönetimine kayyum atanmaksızın 667 sayılı Kararname ile kapatılanlarda Kararname'nin Resmi Gazete'de yayımlandığı 23/07/2016 tarihinde; 667 sayılı Karamame'nin 2. maddesinin 3. fıkrası gereğince Bakan onayı ile kapatılan kurumlarda ise Bakanlık onay tarihi itibarıyla o kurumda çalışmakta olan personelin çalışma izin onaylarının iptal edileceği belirtildikten sonra, belirtilen tarihlerden önce görev yapmış ve muhtelif nedenlerle görevlerinden ayrılmış olan personelin, MEBBİS Özel Öğretim Kurumları Modülünde yer alan "667 sayılı KHK kapsamında kurumu kapatıldı" butonunun kapsamı dışında olduğunun ifade edildiği, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün 11/10/2016 tarih ve E.11137945 sayılı "667 sayılı KHK kapsamında çalışma izni iptal edilen personel" konulu yazısında ise, "... Bu uygulamalar sonucunda bazı personellerin mağdur duruma düştüğü yönündeki başvuruların Bakanlığımıza ve Valiliklere iletildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, ilgili KHK kapsamında kapatılan kurumlarla ilgili olarak yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılan personel hakkında Valilikler tarafından komisyon oluşturularak, ilgili KHK kapsamında milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı, bunlarla irtibatı olmadığı belirtilen personellerin Valilikler tarafından Genel Müdürlüğümüze bildirilmesinin, ayrıca Bakanlığımızca kurulacak komisyonda bu personellerin durumlarının gözden geçirilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir..." şeklindeki düzenlemenin yer aldığının görüldüğü, Diğer taraftan, 667 sayılı KHK ile kapatılan özel öğretim kurumunda öğretmen olarak görev yapmakta iken çalışma izni iptal edilen ve bir daha çalışma izni düzenlenmemesi konusunda MEBBİS üzerinde şerh konulan başvurucu tarafından özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiası ile yapılan bireysel başvuru sonucunda verilen Anayasa Mahkemesinin 06/01/2022 tarih ve Başvuru No:2018/25011 sayılı kararında, "... 78. Derece mahkemelerinin kararları gözetildiğinde somut olaya konu olan idari işlem, 667 sayılı OHAL KHK'sı, 5580 sayılı Kanun ile Millî Eğitim Bakanlığının 21/7/2016 tarihli Genelgesi'ne dayandırılmıştır. Öncelikle 667 sayılı OHAL KHK'sı ile millî güvenliğe tehdit oluşturduğu veya terör örgütüyle ilişkili olduğu tespit edilen özel öğretim kurumlarının kapatılmasına karar verildiği, bu kurumlarda çalışanların çalışma izinlerinin iptal edilerek özel öğretim kurumlarında çalışma yasağı getirilmesine yönelik bir düzenlemenin yapılmadığı görülmüştür. 79. 5580 sayılı Kanun'un 8. maddesinde gerekli şartları taşıyan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler sınıfında olan kişilere özel öğretim kurumlarında çalışabilmeleri için ilgili valilikler tarafından çalışma izni verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca anılan Kanun'un 10. maddesi ile de teftiş raporuyla başarısızlık tespiti hâlinde, çalışma izninin valilikler tarafından iptal edilebileceğinin düzenlendiği görülmüştür. Çalışma iznine başvuru şekli ise Yönetmelik'in 26. maddesinde düzenlenmiştir. Belirtilen Kanun ve Yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde özel öğretim kurumlarında çalışabilmenin valilikler tarafından verilecek çalışma iznine bağlandığı, bu kapsamda valiliklerce yapılacak inceleme sonucunda mevzuatta belirtilen koşulları sağlayan kişiye iznin verilebildiği ancak bu iznin sadece kişinin sözleşme yaptığı okulda çalışmasına olanak sağladığı anlaşılmıştır. 80. Bu durumla birlikte ilgili mevzuatta özel öğretim kurumunun kapatılması hâlinde çalışma izninin iptalinin gerektiğine ilişkin açık bir hüküm bulunmamakta, çalışma izninin valilikler tarafından verilebileceği ve iptal edilebileceğine dair genel düzenlemelere yer verilmektedir. Ayrıca çalışma iznine tabi olarak mesleğini ifa eden bir kişinin çalışma izninin iptal edilmesinin bir sonucu olarak kişiye doğrudan özel kurumlarda çalışma yasağı getirilmesine ve böyle bir yasağın uygulanma şartlarına ilişkin bir hükmün olmadığı görülmüştür. Bu durumda başvurucunun çalıştığı okulun kapatılması nedeniyle çalışma izninin iptal edilerek kişiye özel inceleme yapılmaksızın özel öğretim kurumlarında çalışmasının yasaklanmasının kanuni dayanağının mevcut olmadığı söylenebilir. 81. Öte yandan idare ve yargı makamları yukarıda anılan Kanun ve Yönetmelik hükümlerine atıfla başvurucunun özel hayatına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının olduğunu kabul etmişler ise de temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına dayanak gösterilen kanunların şeklen var olması, kanunilik ölçütünün karşılandığının kabulü için tek başına yeterli değildir. Ayrıca kanunun müdahaleye imkân sağlayacak şekilde maddi içeriğinin bulunması, sınırlamanın erişilebilirliğini, öngörülebilirliğini ve kesinliğini içermesi gerekir (benzer bir görüş için bkz. Tamer Mahmutoğlu, § 110). 82. Müdahaleye dayanak olarak gösterilen düzenlemeler incelendiğinde çalışma izninin verilmesi ve iptaline ilişkin genel hükümlerin yer aldığı, iptalin şartları, kapsamı ile idarenin takdir alanının sınırlarının da yeterli açıklıkta belirlenmediği ve kuralın öngörülebilirliği sağlayacak şekilde asgari bir kesinlik içermediği açıktır. Ayrıca söz konusu hükmün somut olayda nasıl uygulanabilir olduğu konusunda derece mahkemelerince de herhangi bir belirleme yapılamamıştır. Bunun yanında 667 sayılı OHAL KHK'sında sadece özel öğretim kurumlarının kapatılmasına ilişkin hüküm olduğu, bu kurumlarda çalışan öğretmen ve personelin bir daha özel öğretim kurumlarında çalışamayacağına dair hiçbir hüküm yer almadığı, bu yasağın sadece Genelge ile belirlendiği, bir düzenleyici idari işlemle temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasının mümkün olmadığı vurgulanmalıdır. 83. Belirtildiği üzere özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahalenin Anayasa'nın öngördüğü güvencelere uygun kabul edilebilmesinin ilk ve temel şartı müdahalenin kanuni dayanağının bulunmasıdır. Somut olayda ise başvurucunun özel hayatına yapılan müdahalenin sonuç olarak Millî Eğitim Bakanlığının bir genelgesine dayandığı sabittir. Buradan hareketle ilgili kanunlarda açık bir düzenleme olmaksızın bir idari işlem ile başvurucunun mesleğini icra etmesinin engellendiği anlaşılmıştır. 84. Yukarıda yer verilen tespitler uyarınca başvuruya konu müdahalenin kanunilik şartını sağlamadığı anlaşıldığından söz konusu müdahale açısından diğer güvence ölçütlerine riayet edilip edilmediğinin ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. 85. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır..." gerekçesi ile özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna ve bu suretle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinin görüldüğü, Dosyanın incelenmesinden, 667 sayılı KHK ile kapatılan ... Ortaokulunda öğretmen olarak görev yapmakta iken çalışma izni iptal edilen davacının çalışma izin onayının geri verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin ...tarih ve ... sayılı Muğla Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, Olayda, davaya konu edilen idari işlemin, 667 sayılı KHK ile devamındaki Milli Eğitim Bakanlığı Genelgeleri'ne dayandırıldığı, 667 sayılı KHK ile millî güvenliğe tehdit oluşturduğu veya terör örgütüyle ilişkili olduğu tespit edilen özel öğretim kurumlarının kapatılmasına karar verildiği, bu kurumlarda çalışanların çalışma izinlerinin iptal edilerek özel öğretim kurumlarında çalışma yasağı getirilmesine yönelik bir düzenlemeye yer verilmediği, söz konusu yasağın 21/07/2016 tarihli Bakanlık Genelgesi ile getirildiğinin görüldüğü, 5580 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, gerekli şartları taşıyan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici sınıfında olan personele özel öğretim kurumlarında çalışabilmeleri için ilgili valilikler tarafından çalışma izni verilebileceği; 10. maddesinde ise, teftiş raporuyla başarısızlık tespiti hâlinde, çalışma izninin valilikler tarafından iptal edilebileceği hükümlerine yer verildiği, çalışma iznine başvuru şeklinin ise Yönetmelik'in 26. maddesinde düzenlendiği, Anılan Kanun ve Yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, özel öğretim kurumlarında çalışabilmenin valilikler tarafından verilecek çalışma iznine bağlandığı, bu kapsamda valiliklerce yapılacak inceleme sonucunda mevzuatta belirtilen koşulları sağlayan kişiye iznin verilebildiği, ancak bu iznin sadece kişinin sözleşme yaptığı okulda çalışmasına olanak sağladığının anlaşıldığı, Bu durumda, yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ile Anayasa Mahkemesi kararı birlikte değerlendirildiğinde, çalıştığı özel öğretim kurumunun kapatılması durumunda personelin çalışma izninin iptal edileceğine ve bu personele çalışma yasağı getirileceğine ilişkin 5580 sayılı Kanun'da bir hükmün bulunmadığı, dolayısıyla davacının çalıştığı okulun kapatılması nedeniyle doğrudan çalışma izni iptal edilmek suretiyle özel öğretim kurumlarında çalışmasının yasaklanmasının kanuni dayanağının bulunmadığı, Bu itibarla, bir düzenleyici işlem niteliğindeki Genelge uyarınca davacının çalışma izninin iptal edilerek özel öğretim kurumlarında çalışmasının yasaklanmasına ilişkin şerhin kaldırılmaması ve söz konusu şerh nedeniyle de tarafına çalışma izni verilmemesi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, Öte yandan, Dairelerinin işbu kararının gerekçesi göz önüne alındığında, kararın söz konusu Genelge'ye dayalı çalışma yasağı getirilmesinin hukuka aykırılığına ilişkin olduğu, davacı için herhangi bir özel eğitim veya öğretim kurumunda çalışmak üzere çalışma izni düzenlenmesi için ilgili mevzuatta öngörülen prosedür izlenerek başvuru yapılması halinde davalı idarece davacıya çalışma izni verilip verilmeyeceği hususunun başvuru tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat kapsamında değerlendirileceğinin açık olduğu sonucuna varılarak istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararı kaldırılmış ve dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verilmiştir. Daire kararının özeti:Danıştay Sekizinci Dairesinin 06/12/2023 tarih ve E:2023/3177, K:2023/6846 sayılı kararıyla; 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile Milli Eğitim Bakanlığının 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi ve Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün 11/10/2016 tarih ve E.11137945 sayılı "667 sayılı KHK kapsamında çalışma izni iptal edilen personel" konulu yazısında yer alan kurallar aktarılarak, Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesi neticesinde; Cumhuriyet savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmayan kurumlar ile kayyum atanan kurumlarda kayyum ataması yapılmadan önce görev yapan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinlerinin valiliklerce iptal edileceği, bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyeceği, bireysel değerlendirme yapılmaksızın tesis edilen bu işlemlerden kaynaklanan mağduriyetlerin giderilmesine yönelik valilikler bünyesinde komisyonlar oluşturulacağı ve bu komisyonlarca yapılacak bireysel inceleme neticesinde anılan kişilerin millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı, bunlarla irtibatı olup olmadığının tespit edilmesinin amaçlandığının anlaşıldığı, İptal davalarının idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olduğu, idari işlemin ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlem olduğu, idareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenlerin ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturduğu, Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesinin; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlı olduğu, bu konudaki yükümlülüğün şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye ait olduğu, bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılmasının da mümkün, hatta olayın niteliğine göre gerekli olduğu, Anayasa Mahkemesinin 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımladığı, bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığının açık olduğu, bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşmasının yeterli olacağı, Somut olayda, dosyada yer alan Emniyet Müdürlüğünün ...tarih ve... sayılı raporunda; davacı hakkında "Bylock kaydına rastlanmadığı, ...'da 31/12/2013 tarihi ve sonrasında yeni hesap açan/para artışı yapan şahıslar listesinde isminin yer almadığı, ... Sendikasına kaydının bulunduğu, 667 sayılı KHK ile kapatılan iki şirkette SGK kaydının bulunduğu hususlarına yer verildiği, Muğla Valiliğinin ... tarih ve ... sayılı Değerlendirme Komisyonu kararında yer alan davacıya ilişkin değerlendirme kısmında ise, ... nolu komisyon çalışmasında davacının sorgulamasının yapıldığı, sendika kaydı olduğundan çalışma izin onayının geri verilmesinin uygun görülmediğinin belirtildiği; Mahkemece idarenin bu tespitlerinin ve gerekçesinin dayanaklarına ilişkin yeterli araştırma yapılmayarak davanın reddine karar verildiği, Bölge İdare Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüyle, Mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, Bu itibarla, öncelikle; davalı idareye, davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin, bu tespitlere ilişkin bilgi ve belgelerin sorulması, öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için; Emniyet Genel Müdürlüğü ... Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü ... Daire Başkanlığına; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının istenilmesine, ...Fonuna; davacının, müflis ... Bankası AŞ’de katılım ya da cari hesabının bulunup bulunmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, hesap no, hesap açılma tarihi, işlem tarihleri, işlemlerin mahiyeti, tutarı yer alacak şekilde) istenilmesine, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığının sorularak, var ise tespitine ilişkin belge ve raporların istenilmesine, Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kuruluna (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (... Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde) istenilmesine, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendika/federasyon/konfederasyonlarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine, Vakıflar Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine, ...İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketine; davacının ... aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediğinin, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiğinin sorularak, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümünün ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine" yönelik verilecek ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği, Kuşkusuz yukarıda anılan değerlendirme yapılırken davacı hakkındaki ceza soruşturmasındaki ve ceza kovuşturmasındaki (kesinleşmiş takipsizlik ya da beraat kararı ile sonuçlanmış olsa dahi) tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında göz önüne alınması gerektiği, Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı, Diğer yandan, temyize savunma dilekçesinde davaya konu edilen işlemin idarece uygulandığı hususunun belirtildiği, dilekçeye ekli olarak gönderilen 04/04/2023 tarihli Muğla Valiliği yazısından da, davacının MEBBİS kayıtlarından cezasının silindiği görülmekte olup; davacının çalışma izninin geri verilmesine ilişkin olarak tesis edilen bu işlemin idarece kendiliğinden mi tesis edildiği yoksa Bölge İdare Mahkemesince verilen 02/02/2023 tarihli iptal kararının uygulanması suretiyle mi tesis edildiği hususunun netleştirilmesinden sonra yukarıda yer verilen hususların araştırılması gerektiği gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararıyla; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının 667 sayılı KHK ile kapatılan ... Sendikasına kaydının bulunduğunun tespit edilmesi üzerine komisyon başvurusunun reddedildiği, ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki... Bölge İdare Mahkemesi.. İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3. Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 09/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının Danıştay Sekizinci Dairesi kararı doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.