Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/1168 E. 2024/3600 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/1168
- Karar No
- 2024/3600
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1168 Karar No : 2024/3600
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : 1- ... 2- ... Başkanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Dördüncü Dairesinin 23/11/2023 tarih ve E:2023/11032, K:2023/6497 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Ekli listede belirtilen yerleşim yerlerinde bulunan ve aynı listede tarihleri yazılan jeolojik etüt raporları ile pafta/haritalarda sınırları gösterilen alanların, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun'un 2. maddesi uyarınca "afete maruz bölge" olarak ilan edilmesine ilişkin 07/01/2020 tarih ve 2020 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Manisa ili, Yunusemre ilçesi, Karakocaya Mahallesi, Sarıkaya Mevkiine ilişkin kısmının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Dördüncü Dairesinin 23/11/2023 tarih ve E:2023/11032, K:2023/6497 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, Görülmekte olan davanın, Manisa ili, Yunusemre ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde bulunan ve işleme dayanak 06/05/2019 tarihli jeolojik etüt raporu ile eki pafta/haritada sınırları gösterilen alanın, 7269 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca "afete maruz bölge" olarak ilan edilmesine ilişkin işlemden kaynaklandığı, bu nedenle uyuşmazlığın çözümünün teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle, Danıştay Altıncı Dairesinin 24/11/2020 tarih ve E:2020/5849 sayılı ara kararı ile keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi ve aynı karar ile Naip Üye ... tarafından resen seçilen bilirkişiler; Jeoloji Mühendisi ..., İnşaat Mühendisi ... ve Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisi ...'dan oluşan bilirkişi heyeti ile birlikte mahallinde gerçekleştirilen keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; - İnceleme alanı ve çevresinde MTA tarafından hazırlanan heyelan haritası incelendiğinde, dava konusu alanda herhangi bir heyelanın haritalandırılmadığı, bu alanın dışındaki kesimlerde ise aktif ve eski heyelanların mevcut olduğu; - Dava konusu alanın kuzeyinde kireçtaşı, güneyinde ise şist ve bu seviyenin hemen üzerinde yamaç molozu bulunduğu, dik falezin aktivitesini kaybetmiş eski bir fay dolayısıyla oluştuğu, ayrıca falezlerin üst kotlarında ayrışmanın etkisi ile küçük kaya parçalarının ana kütleden ayrıldığı ve bu kayaların zaman içerisinde düşmesinin beklendiği; - Dava konusu alanda yamaç molozu içinde heyelanın olduğu, henüz yerleşim alanını etkilemese de, alanda heyelan riskinin halen devam ettiği; - Alanda, yeni bir kaya düşmesi afetinin olmadığı, bununla beraber alandaki kaya düşme riskinin düşük de olsa devam ettiği; öte yandan, daha önce düşen kayaların oluşturduğu pürüzlü topoğrafya nedeniyle ve bitkiler dolayısıyla kaya düşme riskinin oldukça azaldığı; - Afete maruz bölge ilan edilen alanda, can ve mal güvenliği açısından gelecekte muhtemel bir heyelan ve kaya düşmesi riskinin bulunduğu; bu riskin özellikle yağışlı dönemde büyük bir deprem olması durumunda geçerli olduğu; bununla beraber, heyelanların küçük, sığ ve yerleşim alanı dışında olması nedeniyle öncelikli olarak yüzey ve yeraltı suyu drenajının sağlanması koşuluyla mühendislik önlemleri alınarak heyelan riskinin ortadan kaldırılabileceği, afet durumunda düşecek kayaların boyutlarının nispeten küçük, topoğrafyanın pürüzlü - kısmen bitki örtülü olması ve kolay bir etüt sonrası yapılacak kaya düşmesi analizleri ile kayaların yerleşim alanına ulaşımı engelleyecek kaya bloğu temizliği, koruyucu ve enerji sönümleyici kafes, çelik hasır, kaya bulonu, doğal taşlardan yapılacak istinat duvarı, vb. mühendislik çözümlerinin alınabileceği yolunda görüş bildirildiğinin görüldüğü, Yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda; Manisa ili, Yunusemre ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde bulunan ve işleme dayanak 06/05/2019 tarihli jeolojik etüt raporu ile eki pafta/haritada sınırları gösterilen alanın, 7269 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca "afete maruz bölge" olarak ilan edilmesinin; dava konusu alanda güncel heyelan afeti yaşandığı hususunun sabit olduğu, heyelan riskinin halen devam ettiği, bu alanda çok eskiden kaya düşmesi olayının yaşanmış olmakla birlikte, kaya düşmesi olayının güncel olmadığı, özellikle yağışlı dönemlerde olabilecek büyük bir depremden sonra alanda, (mühendislik tedbirleri ile bu risklerin giderilebileceği belirtilmekle birlikte) heyelan ve kaya düşme riskinin halen devam edebileceği hususu birlikte değerlendirildiğinde; 7269 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca 06/05/2019 tarihli jeolojik etüt raporu ile eki pafta/haritada sınırları gösterilen Manisa ili, Yunusemre ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde yer alan alanın, afete maruz bölge olarak ilan edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 40 yıla yakın zamandır, dava konusu işlem ile heyelan ve kaya düşmesi olayı nedeniyle afete maruz bölge ilan edilen Manisa ili, Yunusemre ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde ikamet ettiği, 2 adet ahırının ve 1 adet inşaat halinde evinin bulunduğu, 13/02/2019 tarihinde gerçekleşen heyelanın ... Mevkiinin 30 metre dışında gerçekleştiği, heyelandan yalnızca toprağın doldurulması suretiyle oluşturulan çocuk parkının etkilendiği, bu riskin mühendislik çalışmaları ile ortadan kaldırılabileceği, nitekim bu hususun bilirkişi raporunda da belirtildiği, belirtilen yerin haricinde köyün merkezinde can ve mal kaybının yaşanmadığı belirtilerek temyize konu Daire kararının bozulması geektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Dördüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Dördüncü Dairesinin temyize konu 23/11/2023 tarih ve E:2023/11032, K:2023/6497 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kullanılmayan 1169,40 TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Kesin olarak, 30/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.