Danıştay · Danıştay
Danıştay 2023/687 E. 2023/2549 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2023/687
- Karar No
- 2023/2549
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/687 Karar No : 2023/2549 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Sendikası VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 09/11/2022 tarih ve E:2019/7261, K:2022/6347 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 12/09/2019 tarih ve 30886 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle 08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği'nin "Amaç” başlıklı 1. maddesine ve "Kapsam” başlıklı 2. maddesine eklenen; "kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumlarında yapılacak" ibaresi ile aynı Yönetmeliğin 3. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin "Sosyal etkinliklerin alanı" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; "ile toplumsal cinsiyet eşitliği" ibaresini kaldıran düzenlemenin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 09/11/2022 tarih ve E:2019/7261, K:2022/6347 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 2., 4., 5., ve 56. maddeleri 08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği'nin 1., 2., 5., ve 7.maddeleri ile 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 326. maddesi hükümlerine yer verilerek; 08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği'nin "Amaç” başlıklı 1. maddesine ve "Kapsam” başlıklı 2. maddesine eklenen; "kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumlarında yapılacak" ibaresi yönünden; Yönetmeliğin "İlkeler, Sosyal Etkinlikler Kurulu ve Görevleri" başlıklı 2. Bölümünün altında yer alan "İlkeler" başlıklı 5. maddesi uyarınca eğitim kurumlarında yürütülecek tüm sosyal etkinliklerin 1739 sayılı Kanun'da yer alan Türk Millî Eğitiminin genel ve özel amaçları ile temel ilkelerine uygun olarak düzenleneceği kuralı karşısında davacı Sendika'nın iddialarına itibar edilmediği, Bir başka anlatımla; anılan Yönetmelik uyarınca her tür ve seviyedeki eğitim kurumu içerisinde yapılacak olan öğretim programlarının yanında bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif alanlarda gerek öğrenci kulübü ve toplum hizmeti çalışmaları ile bu kapsamdaki diğer etkinliklerle gerek kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumlarında yapılacak sosyal etkinliklerin sınırlarının Yönetmelik'te açıkça çizildiği, buna göre; söz konusu sosyal etkinliklerin tamamının Anayasa'ya ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nda belirtilen Milli Eğitimin genel ve özel amaçları ile ilkelerine uygun olmak zorunda olacağı görüldüğünden, davalı idarenin düzenleme yetkisi kapsamında yapılan ve gözetim, denetim yükümlülüğünde gerçekleşecek değişiklikte hukuka aykırılık görülmediği, 08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği'nin "Sosyal etkinliklerin alanı" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; "ile toplumsal cinsiyet eşitliği" ibaresinin kaldırılmasına ilişkin düzenleme yönünden; Davalı idarece okullarda okutulan ders kitapları ve öğretim programlarının değerler eğitimini esas alan, temel becerileri içeren, günlük ve sade yaşamla birleştirilebilecek şekilde güncellendiği, “kültürel farkındalık ve ifade” ile “sosyal ve vatandaşlıklarla ilgili yetkinliklerin” toplumsal cinsiyet eşitliğini kapsayan ve öğreten yetkinlikler olduğu, “toplumsal cinsiyet eşitliği" yerine daha genel ve kapsayıcı bir ifade olan "insan ve çocuk hakları" ifadesinin kullanıldığının belirtildiği, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; dava konusu düzenlemeyle uluslararası kuruluşlar ile sivil toplum kuruluşları adı altındaki belirsiz kişi ve kuruluşların okullarda faaliyet göstermesinin önünün açıldığı, bunun "Milli Eğitimin" temel niteliklerine aykırı olduğu, dava konusu düzenlemede söz konusu kurum ve kuruluşların okullarda ne tür faaliyetlerde bulunacağının belirsiz olduğu ve faaliyetlerinin çerçevesinin çizilmediği, eğitimin milli olma niteliğinin açıkça ihlali anlamına gelecek bu düzenlemenin Anayasa'ya açıkça aykırı olduğu; "ile toplumsal cinsiyet eşitliği" ibaresinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin olarak ise; Anayasa'nın 2. ve 10. maddeleri ile imzalanan uluslararası sözleşmelerin davalı idareye cinsiyet eşitliğine uygun işlem yapma yükümlülüğü verdiği, davalı idarenin bu yükümlülüğü Yönetmeliğin sosyal etkinlik alanında bu konuya yer vererek yerine getirmeye çalıştığı ancak dava konusu düzenlemeyle bu kararından vazgeçtiği, ülkemizde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması amacıyla devam eden pek çok çalışmanın da olduğu, bu düzenlemenin bu çalışmaları da yok sayarak geriye bir adım olduğu ve idarenin, bu kavramı Yönetmelik'ten çıkarmasındaki hizmet gereği ve kamu yararı hususunu açıklaması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, eğitim kurumlarında yürütülecek sosyal etkinliklerin 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda yer alan genel ve özel amaçlara uygun olarak düzenleneceğinin hüküm altına alındığı, idarenin denetim ve gözetim yükümlülüğünün devam ettiği, eğitim öğretim faaliyet alanının başka kişi veya kurumlara bırakılmasının veya yetki devrinin söz konusu olmadığı; Anayasa uyarınca idarenin kendi görev alanına giren konuda kanunlara aykırı olamamak şartıyla yönetmelik çıkarabileceği, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddiaların Dairece verilen karar ve dayandığı gerekçeler karşısında kabule şayan ve hukuken itibar edilebilir nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 09/11/2022 tarih ve E:2019/7261, K:2022/6347 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 06/11/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Dava konusu 08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği'nin "Sosyal etkinliklerin alanı" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; "... ile toplumsal cinsiyet eşitliği ..." ibaresinin kaldırılmasına ilişkin düzenleme yönünden; Anayasa'nın "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinde, " Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." kuralına yer verilmiştir. Anayasa'da, kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğu açıkça belirtildikten sonra, Devlet, eşitlik ilkesini yaşama geçirme konusunda yükümlü kılınmıştır. Anayasa hükmü, Devletin bu eşitlik ilkesine saygılı davranması ya da bozucu etkilerden kaçınmasının ötesinde, yaşama geçirilmesi için eyleme geçmesini, tedbir almasını, gerekirse pozitif ayrımcılık yapmasını emretmektedir. Öte yandan, Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı'nda (2008-2013) toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını ortadan kaldırmak için en önemli etkenin eğitim olduğu ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin bütün eğitim materyallerine yerleştirilmesinin büyük önem taşıdığı vurgulanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı 2014-2016 yılları arasında Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesini yürütmüştür. Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği'nin "Sosyal etkinliklerin alanı" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında, "Eğitim kurumlarında öğrencilerde özgüven ve sorumluluk duygusu geliştirmek, öğrencileri şiddet ve zararlı alışkanlıklardan korumak, öğrencilere yeni ilgi alanları ve beceriler kazandırmak, öğrencilerin yeteneklerini sergilemesine imkân vermek, millî, manevi ve kültürel değerleri yaşatmak, yaygınlaştırmak ve bu değerlerin yeni nesillere aktarımını sağlamak, öğrencilerde gönüllülük bilincini özendirmek, engellilik, yaşlılık, insan ve çocuk hakları ile toplumsal cinsiyet eşitliği konularında farkındalık oluşturmak amacıyla bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif alanlarda sosyal etkinlik çalışmaları yapılır." düzenlemesine yer verilmişken, dava konusu 12/09/2019 tarih ve 30886 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesiyle, anılan Yönetmeliğin "Sosyal etkinliklerin alanı" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; "ile toplumsal cinsiyet eşitliği" ibaresi kaldırılmıştır. Yukarıda belirtilen kadın-erkek eşitliğine ilişkin anayasal ilke ve bu konuda Devlete yüklenen pozitif yükümlülükler ve kadına karşı şiddetin artan bir şekilde devam etmesi, "toplumsal cinsiyet eşitliği" konusunda farkındalığın arttırılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu itibarla, kadın erkek eşitliğinin, Anayasa düzeyinde ele alınan ve Devlete hayata geçirilmesi konusunda yükümlülük yüklenen bir konu olması nedeniyle, "toplumsal cinsiyet eşitliği" ibaresinin müstakil bir etkinlik olarak muhafaza edilmesi gerekirken, dava konusu edilen düzenleme ile Yönetmelik'ten tamamıyla çıkarılmasında, Anayasa'nın Devleti yükümlü kılan amir hükmüne uyarlık bulunmamaktadır. Öte yandan, davalı idare tarafından, okullarda okutulan ders kitapları ve öğretim programlarının değerler eğitimini esas alan, temel becerileri içeren, günlük ve sade yaşamla birleştirilebilecek şekilde güncellendiği, “kültürel farkındalık ve ifade” ile “sosyal ve vatandaşlıklarla ilgili yetkinliklerin” toplumsal cinsiyet eşitliğini kapsayan ve öğreten yetkinlikler olduğu, “toplumsal cinsiyet eşitliği" yerine "insan ve çocuk hakları" ifadesinin kullanıldığı savunulmakta ise de, Yönetmeliğin eski halinde "insan ve çocuk hakları" ile "toplumsal cinsiyet eşitliği" ifadesinin aynı anda yer aldığı, yapılan değişiklikle "toplumsal cinsiyet eşitliği" ifadesi kaldırılarak yerine insan ve çocuk hakları ibaresinin eklenmesinin söz konusu olmadığı görülmektedir. Anayasa'da da eşitliğin temel haklar kısmında değil genel esaslar kısmında ayrıca düzenlendiği göz önüne alındığında, toplumsal cinsiyet eşitliğinin de, insan ve çocuk hakları başlığından ayrı ve müstakil bir etkinlik olarak ele alınması gerektiğinden, idarenin bu savunmasına itibar edilemeyeceği açıktır. Açıklanan nedenlerle, temyize konu Daire kararının dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesi ile Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği'nin 7. maddesinden "ile toplumsal cinsiyet eşitliği" ibaresinin kaldırılması yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.