Danıştay · Danıştay

Danıştay 2023/456 E. 2024/630 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2023/456
Karar No
2024/630

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/456 Karar No : 2024/630 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Kamu Görevlileri Sendikası (...-Sen) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 16/05/2022 tarih ve E:2017/433, K:2022/2524 sayılı kararının davanın reddine yönelik kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 29/12/2016 tarih ve 29935 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tren Makinist Yönetmeliğinin; 8. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "ehliyetin geçerliliğini süresiz olarak askıya alır" ibaresinin, 8. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "ehliyeti askıya alınan" ibaresinin, 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, 11. maddesinin 4. fıkrasının, 16. maddesinin 5. ve 6. fıkrasının, 17. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "sureti" ve (b) bendinde yer alan "bir kopyası" ibarelerinin, 17. maddesinin 3. fıkrasının, 21. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "tren teslim ve tesellüm süreleri hariç fiilen" ibaresinin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla, 8. maddesinin 2. fıkrasının ve 16. maddesinin 3. fıkrasının ise eksik düzenleme nedeniyle iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 16/05/2022 tarih ve E:2017/433, K:2022/2524 sayılı kararıyla; 01/11/2011 tarih ve 28102 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanan, dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan haliyle 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 8. maddesine; mülga 655 sayılı KHK'nın aktarılan hükümlerine istinaden çıkarılan dava konusu Tren Makinist Yönetmeliğinin 3. maddesinin birinci fıkrasının (ç), (e), (ğ), (s), (ş), (t) bentlerine, 4. maddesinin birinci fıkrasına, 5., 6., (dava tarihinde yürürlükte olan haliyle) 8., 9., 11. maddelerine, 16. maddesinin üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı fıkralarına, 17. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına, 21. maddesine ve anılan 21. maddenin, 30/12/2017 tarih ve 30286 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tren Makinist Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 10. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı açıklaması yapıldıktan sonra Yönetmeliğin 24. maddesine yer verilerek, Kararda aktarılan mevzuat hükümlerinden görüleceği üzere, davalı Bakanlığın, demiryolu ulaştırması faaliyetlerinin güvenli, kaliteli, kamu yararını gözetecek tarzda yapılmasını sağlama; demiryolu altyapı işletmecileri ve demiryolu tren işletmecileri ile demiryolu taşımacılığı alanında faaliyette bulunanlar ile makinistler başta olmak üzere bu işlerde çalışanların mesleki yeterlik şartlarını belirleme, bununla ilgili eğitim verme veya verdirme, sınav yapma veya yaptırma ve bunları yetkilendirme ve denetleme konularında yetkili bulunduğu, Dava konusu Yönetmeliğin ise, ulusal demiryolu altyapı ağı üzerinde cer aracı sevk ve idare eden tren makinistlerinin görevini emniyetli bir şekilde yapabilmesi için asgari mesleki yeterlilikleri, sağlık şartları, çalışma saatleri ve sahip olması gereken belgeler ile ilgili usul ve esasları belirlediği; bu çerçevede, tren makinistinin ulusal demiryolu altyapı ağı üzerinde cer aracı sevk ve idare edebilmek için "tren makinist ehliyeti" ve "tren makinist brövesi" sahibi olmak zorunda olduğunu kurala bağladığı; ayrıca tren makinist ehliyeti almak için gerekli olan asgari şartlar, ehliyetin düzenlenmesi, geçerlilik süresi, askıya alınması, iptal edilmesi ve yenilenmesi, aynı şekilde tren makinist brövesi düzenleme koşulları, brövenin geçerliliği, askıya alınması, demiryolu eğitim ve sınav merkezlerinin Bakanlıkça yetkilendirilmesi, tren makinistlerinin çalışma saatleri, Bakanlığın tren makinistlerini, demiryolu tren veya altyapı işletmecilerini denetleme ve yaptırım uygulama yetkisi ile uygulayacağı idari para cezaları gibi hususları düzenlediğinin görüldüğü, Buna göre, davalı Bakanlığın, dava konusu Yönetmeliğin kural koyduğu alanlarda hukuki düzenlemeler yapma yetkisini haiz olduğunun açık olduğu, Yönetmeliğin dava konusu 8. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerindeki dava konusu ibareler yönünden; Kuralda bahsi geçen sağlık raporunun, makinistlerin fiziksel yeterliliklerini tespite ilişkin bir araç iken; psikoteknik değerlendirmenin, makinistlerin bilişsel (seçici dikkat, muhakeme yeteneği, görsel hafıza, uyanıklık koruma, konsantrasyon) ve motor (zihinzel ve motor tepki hızı, stres toleransı ve tepki hızı) yeteneklerini ölçen psikolojik testle olduğu, Yönetmeliğin 7. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, makinistlerin yenileme eğitimi almalarının, görev yaptıkları demiryolu tren işletmecisi veya demiryolu altyapı işletmecisi tarafından sağlanacağı, dolayısıyla işletmenin yükümlülüğünü yerine getirmemesinin sorumluluğunun makinistlere yüklenemeyeceğinin açık olduğu, Bununla birlikte, Yönetmeliğin dava konusu işbu bentleri ile 23. maddesinin ikinci fıkrası birlikte incelendiğinde; işletmecinin, çalıştırdığı makinistin yenileme eğitimi almasını sağlama yükümlüğünü yerine getirmemesinin iki sonuca bağlandığı, bunlardan birisinin "makinistin ehliyetinin süresiz olarak askıya alınması", diğerinin ise işletmeciye "idari para cezası uygulanması" olduğu; dolayısıyla, işletmenin sorumluluğunun makinistlere yüklendiğinden bahsetmenin olanaklı olmadığı, İşletmenin yükümlülüğünü yerine getirmemesinin, makinistin ehliyetinin süresiz olarak askıya alınması (cer aracı sevk ve idare görevi verilmemesi) sonucuna bağlanmasına gelince; dava konusu düzenlemenin, demiryolu ulaştırması faaliyetlerinin güvenli, kaliteli, kamu yararına uygun şekilde yürütülmesini sağlamak için yolcu ve yük taşımak suretiyle doğrudan can ve mal emniyetine yönelik görev ifa eden tren makinistlerinin belirli aralıklarla bedensel ve psikolojik sağlıkları ile mesleki yetkinliklerinin ölçülmesi amacıyla getirildiği; başka bir ifadeyle, yenileme eğitimlerinin zamanında tamamlanmamasının, demiryolu taşımacılığı emniyetini tehlikeye düşürmesine engel olma amacına yönelik olduğu ve bu haliyle bir "yaptırım" değil, yalnızca "idari tedbir" niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği, Nitekim, Yönetmeliğin 8. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, yenileme eğitiminin yapılması halinde ehliyetin askıya alınması durumunun ortadan kalkacağının kurala bağlanmasının da askıya alma işleminin bir tedbir olduğunu ve güvenliğin sağlanması amacıyla alındığını gösterdiği, yenileme eğitimini geç de olsa tamamlaması halinde makinistin görevinin ifasına devam edeceğinde duraksama bulunmadığı, Kaldı ki, çalıştığı işletmenin bahse konu yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle bu işletme için ehliyeti askıya alınan bir tren makinistinin diğer işletmelerin emniyet yönetim sistemi (EYS) kapsamında alacağı eğitim ile tren makinisti olarak çalışmasında yasal bir engel olmadığı, Öte yandan, 18/05/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle, dava konusu Yönetmeliğin gerek 7. maddesinde gerekse dava konusu 8. maddesinin 1. fıkrasında değişiklik yapılmış ise de; anılan değişiklikte makinistin çalıştığı işletme tarafından yenileme eğitiminin zamanında yapılmaması veya süreli bildirimlerin yapılmaması halinde ehliyetin askıya alınacağı hükmünün geçerliliğini koruduğu; bununla birlikte aynı değişiklikle dava konusu fıkranın (b) bendine "Bu fıkrada belirtilen şartlar işveren kaynaklı ise makinistin ehliyetinin askı süresince oluşacak maddi kayıplar işveren tarafından karşılanır." cümlesinin eklendiği, böylelikle makinistlerin mağduriyetlerinin tümüyle ortadan kaldırıldığının görüldüğü, Yönetmeliğin dava konusu 8. maddesinin ikinci fıkrası yönünden; Ulusal demiryolu taşımacılığının emniyetli bir şekilde sürdürülebilmesi ve ortaya çıkan istenmeyen sonuçların tekrarlanmaması için, Bakanlık tarafından kişilerin can ve mal güvenliğinin temini amacıyla bir kısım tedbirlerin alınmasının gerekli bulunduğu, bu çerçevede tren makinistlerine yönelik tedbirlerin alınmasının olağan ve zorunlu olduğu, tren makinistinin ehliyetinin iki yıl süreyle iptal edilmesinin, ciddi kazaya sebebiyet vermesi halinde adli makamlarca tam kusurlu olduğunun saptanmasına, dolayısıyla belirli şart ve güvencelere bağlı olduğu, ayrıca makinistin eylemi ile uygulanan tedbirin makul ve ölçülü olduğu, diğer taraftan söz konusu düzenleme kapsamında ehliyeti iki yıl süreyle iptal edilen makinistin, bu süre boyunca maaş ve sosyal hakları ile ilgili hususun tamamen çalıştığı işletmeci ile kendi arasında akdedilen sözleşme kapsamında değerlendirilmesi gereken bir konu olduğu, özel hukuk hükümlerine göre belirlenmesi gereken bu alana davalı idare tarafından müdahale edilmesi mümkün olmadığı gibi mümeyyiz kişilerin fiillerinin sonuçlarına katlanmakla yükümlü olduğu, bu itibarla dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Yönetmeliğin dava konusu 9. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yönünden; Yönetmeliğin 9. maddesinin üçüncü fıkrasında, tren makinist ehliyetinin yenilenmesi için ilgili istenen belgeler arasında başvuru dilekçesi, geçerli bir sağlık kurulu raporu ve psikoteknik değerlendirme raporu, kayıp değilse tren makinist ehliyetinin aslı, iki adet fotoğraf ve tren makinist ehliyeti ücretinin yatırıldığına dair belgenin sayıldığı, anılan düzenlemede ehliyetin on yıl sonra yenilenmesi için eğitim ve sınav yenileme şartlarının öngörülmediği, on yıl süreyle ehliyet yenilemenin demiryolu güvenliğinin sağlanması, can ve mal kaybının önlenmesi için makinistlerin ruhsal ve fiziksel yeterliliğinin kontrolü amacına matuf olduğu, bu yönüyle anılan düzenlemede hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Öte yandan, Yönetmeliğin 9. maddesinin birinci fıkrasında 30/12/2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişiklik yapılarak dava konusu (a) bendi, "Tren makinisti ulusal yeterliliğinde belirtilen mesleki yeterlilik belgesinin yenilenmesi" şeklinde değiştirilmiş ise de; 18/05/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle yeniden yapılan değişiklik ile "Düzenleme tarihi üzerinden on yıl geçmesi" halinde ehliyetin yenilenmesine yönelik kuralın yeniden aynen getirildiği, bu düzenlemenin halen geçerliliğini koruduğu, Yönetmeliğin 11. maddesinin dördüncü fıkrası ile 16. maddesinin altıncı fıkrası yönünden; Tren makinistinin, cer aracını sevk ve idare edebilmesi için tren makinist ehliyetine sahip olmasının tek başına yeterli olmadığı, bu ehliyete ek olarak tren makinist brövesine de sahip olması gerektiği; esasen, tren makinist brövesi düzenlenmesinin ön koşulunun, tren makinist ehliyetine sahip olmak olduğu, "Tren makinist ehliyeti"nin, tren makinistinin, mesleğini emniyetli bir şekilde yapabilmesi için gerekli olan sağlık şartlarına, psikoteknik ve mesleki yeterliliklere sahip olduğunu kanıtlayan belge niteliğinde olmakla birlikte bizzat makinist adına düzenlendiği; "tren makinist brövesi"nin, tren makinistinin, demiryolu altyapı veya demiryolu tren işletmecisine bağlı olarak çalıştığını, hangi demiryolu hatları üzerinde tren sürmeye ve hangi cer araçlarını sevk ve idare etmeye yetkili olduğunu gösteren belge olduğu, Dolayısıyla tren makinist brövesinin, tren makinist ehliyeti gibi yalnızca makiniste değil, işletmeye dair bilgileri de içerdiği, makinistin hangi işletmede ve demiryolu taşımacılığı bakımından hangi yetkilerle çalıştığını gösterdiği; bu nedenle, Yönetmeliğin 11. maddesinde de belirtildiği üzere, makinistin uhdesinde çalıştığı/hizmet sunduğu işletmeci tarafından düzenlendiği; başka bir anlatımla, tren makinist brövesinin, makinistin görev yaptığı işletme ile doğrudan ilgili ve sıkı sıkıya bağlı bir belge niteliğinde bulunduğu, Aktarılan hususiyetleri dikkate alındığında, tren makinist brövesinin mülkiyetinin, düzenleyen işletmeciye ait olmasının ve tren makinistinin iş akdinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde tren makinist brövesinin geçerliliğini yitirmesinin, işin doğal sonucu olduğu, bu haliyle dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Kaldı ki, tren makinist brövesinin, makiniste ilişkin hususları da içerdiğini göz önünde bulunduran davalı Bakanlıkça, Yönetmeliğin 18. maddesinde "onaylı tren makinist bröve sureti" adı altında yaptığı düzenleme ile tren makinistinin görev yaptığı süre boyunca istediği zaman çalıştığı kurumdan onaylı tren makinist bröve sureti düzenlemesini talep edebileceği, onaylı bröve suretinin makinistin adına düzenleneceği ve mülkiyetinin bu kişiye ait olacağı, iş akdi sona eren tren makinistinin başka bir demiryolu altyapı işletmecisi veya tren işletmecisi tarafından istihdam edilmesi halinde, yeni işverenin, onaylı tren makinist bröve suretinde yer alan bilgileri bröve düzenlerken dikkate alacağı kurallarına yer verilmek suretiyle tren makinistlerinin brövede yer alan mesleki yeterlilik ve tecrübesine yönelik bilgileri belgelendirmeleri ve bu bilgilerin çalışacakları yeni işletmeciler tarafından dikkate alınmasının sağlandığı, Yönetmeliğin 16. maddesinin dava konusu üçüncü fıkrası yönünden; Tren makinist brövesinin bir tren makinistinin, hangi demiryolu hatları üzerinde tren sürmeye ve hangi cer araçlarını sevk ve idare etmeye yetkisi olduğunu gösterdiği, dolayısıyla bröve ile ilgili makinistin mesleki yeterlilik gereksinimlerini sağlayamamasının saptanması halinde brövenin süresiz askıya alınmasının ve makiniste tren sevk ve idare görevinin verilmemesinin işin bir gereği olduğu, kaldı ki fıkrada bu yeterliliğe ilişkin asgari şartların sağlandığının belgelenmesi halinde askıya alınma işleminin sona ereceğinin, makinistin brövesine dayalı olarak tren sevk ve idaresi görevinde bulunabileceğinin de zımnen kabul edildiği, dolayısıyla davacının iddia ettiği şekilde "tamamen çalışma hayatından men edilme" gibi bir durumun söz konusu olmadığı, düzenlemenin bröveye ilişkin mesleki yeterlilik gereksinimleri sağlanana kadar demiryolu taşımacılığında güvenliğin sağlanmasını teminen geçici bir tedbir niteliğinde olduğu, bu haliyle eksik düzenlemeden bahsedilemeyeceği anlaşıldığından, dava konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu sonucuna varıldığı, Yönetmeliğin 16. maddesinin dava konusu beşinci fıkrası yönünden; Tren makinistliği mesleğinin yolcu ve yük taşımak suretiyle doğrudan can ve mal emniyetine yönelik riskleri barındırdığı; demiryolu altyapı ve tren işletmecilerinin, demiryolu faaliyetlerini emniyetli bir şekilde yürütmekle yükümlü oldukları, bu kapsamda uhdelerinde çalıştırdıkları tren makinistlerine bröve ile ilgili eğitimleri aldırmak, sağlık ve psikoteknik kontrollerini yetkili yerlerden yaptırmak zorunda oldukları; davalı Bakanlığın da demiryolu ulaştırması faaliyetlerinin güvenli, kaliteli, kamu yararına uygun şekilde yürütülmesini sağlamakla görevli bulunduğu dikkate alındığında; demiryolu güvenliği bakımından kritik görev ifa eden tren makinistlerinin bedensel ve psikolojik sağlıklarının gerek kendi bildirimleri gerekse çalıştıkları işletmenin re'sen yaptığı değerlendirme sonucu gözden geçirilmesine ihtiyaç duyulması halinde, haklarında olumlu sağlık kurulu raporu ve psikoteknik değerlendirme raporu düzenlenene kadar geçici bir tedbir mahiyetinde brövelerinin askıya alınarak kendilerine tren sevk ve idare görevi verilmemesinde hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği, Öte yandan, sağlık kurulu raporu ve psikoteknik değerlendirme raporunun olumlu olması halinde makinistin görevinin ifasına devam edeceğinde duraksama bulunmadığı, Her ne kadar davacı tarafından "şüpheli" ibaresinin müphem ve sınırları belirsiz olmakla hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu gibi makinistin uhdesinde çalıştığı / hizmet sunduğu işletmecinin kendisine verilen bu görev ve yetkiyi kötüye kullanmasına da olanak sağladığı ileri sürülmekte ise de; kararda belirtildiği üzere, can ve mal emniyetine yönelik kritik önem taşıyan tren makinistinin fiziksel ve ruhsal sağlığının, görevini emniyetli bir şekilde yapmaya engel teşkil edecek derecede bozulduğuna dair bildirim ya da emarelerin bulunması durumunda, dava konusu kuralın uygulanacağı; başka bir ifadeyle, Yönetmelikte, "şüphe"nin sınırının, "makinistin sağlığının görevini emniyetli bir şekilde yapmaya engel teşkil edecek derecede bozulması" olarak belirlendiği; bunun dışında başka bir sınır konulmasının ve bütün şüphe hallerinin kazuistik bir şekilde sayılmasının olanaksız olduğu, sınırların her somut olayın özelliklerine göre değişiklik arz etmesinin kaçınılmaz olduğu, bu haliyle düzenlemede hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırılık bulunmadığı kanaatine ulaşıldığı, Davacının, dava konusu düzenlemenin, işletmecilerin verilen yetkiyi kötüye kullanmalarının önünü açtığı iddiasına ilişkin olarak, üstün kamu yararı gözetilerek konulması gereken hukuk kurallarının kötüye kullanılması ihtimalinin, hukuka uygun bulunan düzenlemelerin yapılmaması ve/veya kaldırılması sonucunu doğurmayacağı; bununla birlikte, her somut olay bakımından işletmecilerin suiistimali iddialarının yargı denetimine tabi tutularak (mobbing -bezdirme- nedeniyle manevi tazminat davası gibi) hukuk düzeninin ihlal edilen menfaati korumasının ve suiistimalin bertafının sağlanabileceği anlaşılmakla davacının bu iddiasına da itibar edilmediği, Yönetmeliğin 17. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendindeki "sureti" ve (b) bendindeki "bir kopyası" ibareleri yönünden; Yönetmeliğin 11. maddesinin dördüncü fıkrası ile 16. maddesinin altıncı fıkrasına yönelik yapılan değerlendirmelerde belirtildiği üzere; tren makinist brövesinin, makinistin görev yaptığı işletme ile doğrudan ilgili ve sıkı sıkıya bağlı bulunması, bu nedenle de mülkiyetinin işletmeciye ait olması karşısında; makinistin iş sözleşmesinin sona ermesi halinde, brövenin aslının makiniste verilmesinin söz konusu olamayacağı, bu haliyle (a) bendindeki dava konusu ibare ile Yönetmeliğin 18. maddesinde öngörülen düzenlemeye paralel olacak şekilde, brövenin makinistin mesleki yeterliliği ve tecrübesine ilişkin bilgiler de içerdiği gözetilerek "onaylı tren makinist bröve sureti" adı altındaki işletmeci tarafından düzenlenen ve mülkiyeti makiniste ait olan belgenin makiniste teslim edilmesinin öngörülmesinde hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Yönetmeliğin 17. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendindeki ibare yönünden ise, makinistin işletmede görev yaptığı döneme ilişkin kayıtların işletmeci tarafından denetime de esas olacak şekilde gerek emniyet yönetim sisteminde (EYS) gerekse fiziki olarak tutulması amacıyla makinistin çalıştığı süre boyunca tamamladığı tüm eğitimlerin, edindiği yeterliliklerin ve tren kullanma deneyimini belgeleyen tüm belgelerin aslının işletmecide kalmasının, birer kopyasının ise sözleşmesi sona erdiğinde makiniste verilmesini öngören düzenlemede de hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği, Yönetmeliğin 17. maddesinin dava konusu üçüncü fıkrası yönünden; Dava konusu düzenlemede, demiryolu tren işletmecisi veya altyapı işletmecisinin, bir makinisti eğitmek için yaptığı ekonomik yatırımların, makinistin işletmeden kendi isteğiyle ayrılması ve ardından başka bir işletmede istihdam edilmesi halinde, yeni görev yaptığı işletmenin haksız yarar sağlamamasını temin için tedbirler alabileceğinin öngörüldüğü, Yönetmeliğin 19. maddesinin birinci fıkrasında, demiryolu altyapı işletmecileri ve tren işletmecilerine, istihdam ettikleri veya bir hizmet sözleşmesi kapsamında hizmet aldıkları tren makinistine, Yönetmelik kapsamındaki mesleki yeterlilikleri kazandırma ve bu yeterliliklerin durumunu takip etme sorumluluğu verildiği dikkate alındığında; işletmecilerin faaliyetlerinin güvenliğinin ve sürekliliğinin sağlanması amacıyla emek, zaman ve mali yönden yatırım yaptığı makinistin keyfi şekilde işten ayrılmasını ve bu suretle işletmelerinin emek, zaman ve mali bakımdan zarara uğramasını engellemek veya en azından zararlarını asgari düzeye indirgemek için meri mevzuata uygun şekilde tedbir alabileceğinin öngörülmesinde, böylelikle işletmecilerin haklarının makiniste ve diğer işletmecilere karşı korunarak sektörün bu yönden de düzenlenmesinde hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği, Öte yandan, Yönetmelik kuralında geçen "tedbirler", makinistin işe başlamasından önce makinist ile işletmeci arasında yapılacak iş akdi, sözleşme, toplu sözleşme vs. kapsamında düzenlenecek bir husus olup; her somut durum ve koşula göre farklılık arz edebilecek tedbirlerin kapsam ve sınırlarının Yönetmelikle çizilmesinin fiilen mümkün olmadığı gibi, mevzuata ve tarafların özgür iradesine göre yapılacak sözleşmelere müdahale niteliği de taşıyacağı, bu sebeple belirtilen alanda yalnızca "tedbirler" alınabileceğinin zikredilmesi suretiyle düzenleme yapılmasının hukuki belirlilik ilkesine de aykırılık taşımadığı sonucuna varıldığı, Yönetmeliğin 21. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin dava konusu "tren teslim ve tesellüm süreleri hariç fiilen" ibaresi yönünden; Anılan Yönetmeliğin dava konusu 21. maddesinin, 30/12/2017 tarih ve 30286 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tren Makinist Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 10. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı ve iptali istenilen bu düzenleme yönünden davanın konusuz kaldığının anlaşıldığı, Bu itibarla, davacının iptalini talep ettiği ibare yürürlükte olmadığından, dava konusu ibarenin iptaline ilişkin istem hakkında karar verilmesine yer bulunmadığı gerekçesiyle, Tren Makinist Yönetmeliğin 21. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "tren teslim ve tesellüm süreleri hariç fiilen" ibaresinin iptali istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına; dava konusu diğer düzenlemeler yönünden davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan düzenleme uyarınca tren makinist ehliyetinin süresiz olarak askıya alınması durumunda, belirsiz süre boyunca mesleğinin elinden alınmış olacağı, çalışma hakkının elinden alınmasının Anayasa'ya aykırı olduğu, eğitimlerin zamanında yapılmasına ilişkin yükümlülüğün işletmelere ait olduğu, görevlerini yerine getirmemesi nedeniyle üyeleri olan makinistlerin ehliyetlerinin askıya alınmasının suç ve cezaların şahsiliği ilkesine aykırı olduğu; Yönetmeliğin 8. maddesinin ikinci fıkrası ile ciddi bir kazaya sebep olunduğunda tren makinistinin geri kazanılmasına ilişkin bir düzenleme içermemesi ve iki yıllık süre zarfında ehliyetin iptal edilmesi nedeniyle makinistin hayatını ne şekilde idame ettirebileceğine ilişkin düzenleme bulunmaması sebebiyle hukuka aykırı olduğu, mali ve sosyal hakların korunmasına yönelik düzenleme yapılması gerektiği; 9. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin, tren makinisti ehliyetinin hangi şartlarda yenileneceğini düzenlediği ancak ehliyetlerin süreli olmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığı; 11. maddesinin 4. fıkrasında, brövenin mülkiyetinin görev yaptığı kuruluşa ait olduğunun düzenlendiği ama brövenin kişinin eğitimde gösterdiği başarı sonucu verildiği, dolayısıyla mülkiyetinin de kişiye ait olması ve elde edilen brövenin her zaman ve her şirket bünyesinde kullanılması gerektiği; 16. maddesinin 3. fıkrası yönünden, makinistlik mesleğinin zor ve yıpratıcı bir meslek olduğu, makinistin mesleki yeterlilik gereksinimlerini sağlayamaması nedeni ile tamamen çalışma hayatından men edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, bu durumda ikinci sınav hakkının verilmesi gerektiği, bundan sonra yeterliliğin sağlanamaması halinde geri hizmette çalıştırılmasının düzenlenmesinin sosyal devlet ve hakkaniyet ilkelerine uygun olacağı; Yönetmeliğin 16. maddesinin dava konusu beşinci fıkrasında yer alan "şüpheli" ibaresinin soyut bir kavram olduğu, şüphe sebeplerinin kişiden kişiye değişebileceği, bu durumun hukuki güvenliği tehdit edebileceği, sağlık ve psikoteknik raporun yenilenmesinin somut koşullara bağlanması gerektiği, söz konusu maddenin amacı dışında kullanılmaya ve çalışan üzerinde baskı oluşturmaya açık olduğu; 16. maddenin dava konusu 6. fıkrası yönünden, tüm yetkileri ve mülkiyetiyle şahsa ait olan makinist brövesinin iş akdinin sonlanması nedeniyle suretinin verilmesinin hukuka aykırı olduğu; Yönetmeliğin 17. maddesinin üçüncü fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olduğu, kişilerin çalışma hakkını engellediği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Yönetmeliğin 17. maddesinin dava konusu üçüncü fıkrasında yer alan "tedbirler" ibaresinin belirsizlik yarattığı, işletmecilere alabilecekleri "tedbirler" konusunda herhangi bir sınırlama getirilmediği, işletmecilerin karşısında daha zayıf konumda bulunan tren makinistlerinin hukuki koruma dışında bırakıldığı; öte yandan, dava konusu Yönetmeliğin düzenleniş amacının, ulusal demiryolu altyapı ağı üzerinde cer aracı sevk ve idaresi yapan tren makinistlerinin görevini emniyetli bir şekilde yapabilmesi için asgari mesleki yeterlilikleri, sağlık şartları, çalışma saatleri ve sahip olması gereken belgeler ile ilgili usul ve esasları düzenlemek olduğu gözönüne alındığında, anılan düzenlemenin kamu yararından ziyade işletmecilerinin yararı açısından getirildiği ve dava konusu yönetmelikte düzenlenmek yerine makinist ile işletme arasından imzalanacak sözleşmelerde ya da makinistin işe başlamasından önce makinist ile işletmeci arasında yapılacak iş akdi, sözleşme, toplu sözleşme vs. kapsamında düzenlenmesi gereken bir husus olduğu düşünüldüğünden anılan düzenleme yönünden davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, diğer dava konusu düzenlemeler yönünden ise davacının temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 16/05/2022 tarih ve E:2017/433, K:2022/2524 sayılı kararının temyize konu davanın reddine yönelik kısmının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 20/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2023/456, K. 2024/630, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2023-456-e-2024-630-k-459e5d9fb971