Danıştay · Danıştay

Danıştay 2023/3025 E. 2024/2479 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2023/3025
Karar No
2024/2479
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/3025 Karar No : 2024/2479

TEMYİZE EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 23/02/2023 tarih ve E:2021/1542, K:2023/1522 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İdare Mahkemesi Üyesi olarak görev yapmakta iken, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yapmış olduğu yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin ...tarih ve K:... sayılı kararının ve anılan karara karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin ... tarih ve K:... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/02/2023 tarih ve E:2021/1542, K:2023/1522 sayılı kararıyla; 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 62. maddesinde, 69. maddesinin 1. ve son fıkralarında yer alan kurallar aktarılarak, Uyuşmazlıkta, davacı hakkında düzenlenen 20/04/2017 tarihli soruşturma raporunda, ayrıntısına yer verilen soruşturmaya konu fiillerin, davacı tarafından FETÖ/PDY'nin örgütsel faaliyeti içerisinde gerçekleştirdiğinin subüt bulduğu ve sabit olan söz konusu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonuç ve kanaatine varıldığının belirtildiği, anılan rapor üzerine değerlendirme yapan Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesince de davacının 2802 sayılı Kanun'un 69/son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, Olayda, her ne kadar davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, ... İl Emniyet müdürlüğü emrinde görev yapan bir kısım emniyet personeli tarafından haklarında tesis edilmiş olan atama işlemlerine karşı açılmış olan idarî davalarda, o dönemde ...İdare Mahkemesi Başkanı olarak görev yapan davacının, plânlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine ve FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda örgütsel hiyerarşi içerisinde kendisine verilen görevi yerine getirmeye yönelik olarak yukarıda yer verilen bir kısım emniyet personelinin atanmalarına ilişkin işlemlerin iptali yolunda oy kullandığından bahisle, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; dava dosyasında mevcut disiplin soruşturma raporu ve ekleri ile tüm bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde; davacının, yalnızca FETÖ/PDY ile irtibatı veya iltisakı nedeniyle meslekten çıkarılması hususunun görev aldığı davalarda FETÖ/PDY'nin amacı doğrultusunda hareket ederek karar verdiğini ortaya koymakta yeterli olamayacağı, söz konusu davalarda FETÖ'nün amaç ve nihai hedefi doğrultusunda hareket ettiğine dair somut bir delil sunulmadığı, anılan dosyalarda FETÖ'nün amaç ve nihai hedefi doğrultusunda hareket ettiğine yönelik tespitlere yer verilmediği, bir başka ifadeyle hâkim olarak görev yapan davacının sahip olduğu yargısal takdir hakkının sınırlarını aşarak örgütsel amaçlarla hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından, davacıya isnat edilen eylemlerin sübuta ermediği ve bu haliyle davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve K:... sayılı kararının ve bu karara yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle anılan kararların davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davalı idare tarafından, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işleme karşı açtığı davanın reddedildiği ve anılan kararın temyiz aşmasında onanarak kesinleştiği, ... İdare Mahkemesi Başkanı olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği hukuka aykırı eylem ve işlemleri soruşturma kapsamında sabit olan davacının, FETÖ/PDY terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik organizasyonun parçası olarak işlem yaptığı dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler ile ortaya konulmasına rağmen Dairece, iptal kararı verilmesinin kararın hukuki dayanaktan yoksun kaldığını gösterdiği; ... İdare Mahkemesinde dava açan emniyet görevlilerinin teşkilat içinde farklı pozisyonlardaki görevlere atanmasının tamamen Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatının kendi takdir yetkisine dayanarak yaptığı tasarruflar olduğu, takdir yetkisini subjektif nedenlerle kullanmadığı açık olan idarelerin, söz konusu işlemlerini iptal etmek suretiyle takdir hakkını ortadan kaldıracak şekilde ve idarelerinin yerine geçerek yerindelik denetimi yapmasının ülkenin sonradan terör örgütü olduğu ortaya çıkan yapılarla mücadelesini sekteye uğratmasının yanında idari yargılama usul kurallarının açık ihlali anlamına geldiği; dava konusu olayda olduğu gibi söz konusu hukuka aykırı kararların verilmesinin somut delil olması adına yeterli olmakla birlikte, aksi bir yorumla, hakim ve savcı olarak görev yaparken FETÖ ile irtibat ve iltisakı nedeniyle meslekten çıkarılan kişilerin talimatla ve kesinlikle yargısal takdire ilişkin olmayacak şekilde ve planlı bir organizasyonun parçası olarak verdikleri kararların işbu temyize konu kararlarla tartışmaya açılması durumunun, söz konusu kararların yargısal takdir kapsamında verildiği algısını oluşturarak kişileri aklamak adına bir argüman haline getirileceği; davacının FETÖ ile irtibatlı veya iltisaklı olmasına karar verilmesinin, işlemin gerekçesi değil, ancak destekleyici bir unsur olacağı, örgütün çalışma şeklinden ve gizlilik esaslı stratejisinden haberdar olunduğu, nitekim faaliyetlerinin birçoğunda, örgüt mensuplarının deşifre olmaması ve gizlilik önem arz ettiğinin belirtilmesine rağmen, temyize konu kararda bilgi, belge, tanık beyanı gibi somut deliller ile ispatın beklenmesinin kendi içinde çelişki yaratacağı belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Diğer yandan, ... İdare Mahkemesi eski başkanı olan davacı hakkında düzenlenen 20/04/2017 tarihli soruşturma raporunda; ... İdare Mahkemesinde 2014-2015 yıllarında emniyet mensuplarının il içi atama işlemlerine karşı "yürütmenin durdurulması" istemli olarak açılan E:..., E:..., E:... ve E:... sayılarına kayıtlı dosyalarda açılan idari davalarda; davalı idarece yürütmeyi durdurma aşamasında verilen ara karar cevap dilekçelerinde, davacıların disiplin soruşturması geçirdiği hususu belirtilmesine ve konuya ilişkin personel bilgi notu dava dosyasına ibraz edilmesine karşın, davacılar hakkında herhangi bir inceleme ve soruşturma geçirmediği hususuna yer verilmek suretiyle gönderilen bilgi ve belge içeriklerine aykırı bir şekilde yürütmenin durdurulması isteminin kabulü kararı ve sonrasında iptal kararı gerekçesi yazıldığına yer verilmiş ise de; soruşturma raporu ve dava konusu işlemde de yer verildiği üzere söz konusu E:..., E:..., E:... sayılı dosyalarda davacı dışındaki diğer üyelerin yürütmeyi durdurma kabul kararı yönünde oy verdikleri, davacının bu dosyalarda yürütmeyi durdurma kararına muhalif kalarak karşı oyda kaldığı, öte yandan, E:... sayılı dosyanın yürütmenin durdurulması isteminin kabulü ve E:..., K:... sayılı (yürütmenin durdurulması talepli olmayan) dosyanın ise esas yönünden verilen kararlarında davacının heyetlerde yer almadığı ve dolayısıyla imzasının olmadığı görülmüştür. Ayrıca UYAP kayıtlarının incelenmesinden, ... İdare Mahkemesinde 2014-2015 yıllarında emniyet mensuplarının il içi atama işlemlerine karşı benzer nitelikteki; YD İtiraz No:..., ..., ..., ..., ..., 2014/759, ..., ...,..., ... ve E:..., K:... - E:..., K:...- E:..., K:...- E:..., K:... - E:..., K:... - E:..., K:...- E:..., K:... - E:..., K:... - E:..., K:...- E:..., K:... - E:..., K:... - E:..., K:...-E:..., K:... - E:..., K:... - E:..., K:...- E:..., K:... - E:..., K:... sayılı dosyaların yürütmenin durdurulması istemi kabulü ve esas yönünden verilen iptal kararlarında mahkeme başkanı olan davacının muhalif kalarak karşı oyda kaldığının görüldüğü; bu bilgiler ışığında, davacının görev aldığı bu tür davalarda sahip olduğu yargısal takdir hakkının sınırlarını aşarak örgütsel amaçlarla hareket ettiği veya FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda örgütsel hiyerarşi içerisinde kendisine verilen görevi yerine getirme doğrultusunda hareket ettiğinden bahsedilemeyeceğinden dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun...tarih ve ... sayılı kararıyla meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararıyla reddedilmiş, bunun üzerine davacı tarafından bu kararların iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada Danıştay Beşinci Dairesinin 19/10/2020 tarih ve E:2016/56936, K:2020/4482 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş ve bu kararın, temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulunun 20/03/2023 tarih ve E:2021/1038, K:2023/517 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği görülmüş ise de; anılan Daire kararının davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatına yönelik olduğu, işbu davanın konusu ise, davacının görevde olduğu dönemde yapılan yargılamalarda verdiği kararların yargısal takdire ilişkin olup olmadığı ve plânlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda örgütsel hiyerarşi içerisinde kendisine verilen görevi yerine getirme doğrultusunda hareket edip etmediğine ilişkin olduğundan, söz konusu kararlar arasında tenakuz bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararların davacıya ilişkin kısmının iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 23/02/2023 tarih ve E:2021/1542, K:2023/1522 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 23/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinin 1. fıkrasında, " Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir." hükmüne, son fıkrasında da, "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir. FETÖ/PDY terör örgütünün, 17-25 Aralık 2013 tarihinde hukuki bir soruşturma görünümü altında Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren ortadan kaldırmaya ve engellemeye yönelik bir teşebbüste bulunması sonrası Devlet, bekası için bir dizi tedbirler almak zorunda kalmış, bu çerçevede Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde emniyet mensuplarının görev yeri değişikliklerine ilişkin işlemler tesis edilmiş ve bu mahiyetteki işlemler ülke çapında çok sayıda davaya konu edilmiştir. Soruşturmaya konu dava dosyaları, bu kapsamda yapılan atamalara ilişkindir. Davacının da aralarında bulunduğu, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen ... İdare Mahkemesi eski Başkan ve bir kısım üyeleri hakkında yapılan soruşturma yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen 20/04/2017 tarihli raporunun davacıya ilişkin kısmında özetle; ...İdare Mahkemelerinin denetimi esnasında, ... İdare Mahkemesinde 2014-2015 yıllarında emniyet mensuplarının il içi atama işlemlerine karşı "yürütmenin durdurulması" istemli olarak açılan E:..., E:..., E:..., E:... esas sayılı davalarda, ilk derece mahkemesince, yürütmenin durdurulması isteminin, "davalı idarenin birinci savunması alındıktan sonra ve ara karar gereği yerine getirildikten sonra veya savunma yapma ve ara karara cevap verme süreleri geçtikten sonra incelenmesine" ve ara kararıyla davacılar hakkında açılmış bir disiplin soruşturması olup olmadığı hususunun davalı idareden sorulduğu, davalı idarece verilen cevap dilekçesinde davacıların disiplin soruşturması geçirdiği hususu belirtilmesine ve konuya ilişkin personel bilgi notu dava dosyasına ibraz edilmesine karşın, davacılar hakkında herhangi bir inceleme ve soruşturma geçirmediği hususuna yer verilmek suretiyle gönderilen bilgi ve belge içeriklerine aykırı bir şekilde yürütmenin durdurulması isteminin kabulü kararı verildiği, E:..., E:..., E:...sayılı dosyalarda davacının yürütmenin durdurulması isteminin kabulü kararına muhalif kaldığı, ancak aynı gerekçelerle bu 4 dosyada esas yönünden verilen kararlarda oybirliği ile iptal gerekçesi yazıldığı tespitlerine verilmiştir. Öte yandan, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin aynı Kurulun... tarih ve... sayılı kararıyla reddedilmiştir. Davacı tarafından bu kararların iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada Danıştay Beşinci Dairesinin 19/10/2020 tarih ve E:2016/56936, K:2020/4482 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği ve bu kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulunun 20/03/2023 tarih ve E:2021/1038, K:2023/517 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği görülmüştür. Buna göre, yukarıda yer verilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının yer verilen bu eylemleri yargısal takdire ilişkin olmadığı, plânlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu tespit edilen eylemi nedeniyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda, davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ...tarih ve K:... sayılı kararının ve bu karara yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerekmekte iken, aksi bir gerekçe ile işlemi iptal eden Daire kararında hukuki isabet görülmemiş olup; davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2023/3025, K. 2024/2479, T. 23.10.2024, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2023-3025-e-2024-2479-k-aadfe267960a