Danıştay · Danıştay
Danıştay 2023/1847 E. 2023/2560 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2023/1847
- Karar No
- 2023/2560
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1847 Karar No : 2023/2560 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) :..., ...Vakfı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 20/10/2022 tarih ve E:2021/7561, K:2022/8840 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 02/04/2014 tarihinde onaylanan Adıyaman - Şanlıurfa - Diyarbakır Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 20/10/2022 tarih ve E:2021/7561, K:2022/8840 sayılı kararıyla; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/03/2021 tarih ve E:2020/1628, K:2021/656 sayılı kısmen bozma kararına uyularak; Dava konusu planın onay tarihinde yürürlükte bulunan Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendindeki "çevre düzeni planı açıklama raporu", (d) bendindeki "çevre düzeni planı araştırma raporu", (j) bendindeki "havza", (k) bendindeki "bölge" tanımları, 5. maddesi (e) bendi ve 6. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendine yer verilerek, Dava konusu Çevre Düzeni Planının, İtiraz 19- Konuklu beldesi hariç dava konusu gelişme alanlarına ilişkin kısmı yönünden incelenmesi; Davacının iddiaları, davalı idarenin savunması ve bilirkişi raporundaki değerlendirme özetlendikten sonra, Dava konusu planın onay tarihinde yürürlükte bulunan Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmeliğin başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında, çevre düzeni planlarının niteliklerine yer verildiği, Yukarıda yerilen mevzuat hükmü uyarınca, plan çerçevesindeki yerleşmeleri, sürdürülebilir kalkınma da göz önünde bulundurularak çarpık kentsel gelişme ve nüfus artışı baskısından korumaya yönelik ilke ve stratejilerin geliştirilmesi ile plan kararları açısından ekosistem bütünlüğü ile arazi kullanım sürekliliğininin sağlanmasının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının temel hedeflerinden birisi olması gerektiği, Uyuşmazlıkta, dava konusu çevre düzeni planının ... sayılı paftasında Adıyaman'ın güneyinde, ... sayılı paftasında Adıyaman ili, Kahta'da Adıyaman-Diyarbakır yolunun güneyinde, ... sayılı paftasında Şanlıurfa ili, Siverek'te, ... sayılı paftasında Şanlıurfa ili, Viranşehir'de gelişme alanları, ... sayılı paftasında Şanlıurfa ili, Harran'da, ... sayılı paftasında Diyarbakır merkezin güneyinde Dicle Nehri kenarında yerleşimlerin ihtiyacına yönelik olarak dava konusu gelişme alanlarının belirlendiğinin anlaşıldığı, Dava konusu Çevre Düzeni Planı Açıklama Raporunda (syf. 2), bölgede, “koruma-kullanma dengesini” sağlayacak genel arazi kullanım kararlarının üretilmesinin planın hedefleri arasında sayıldığı, planın genel yaklaşımı olarak kalkınma sürecinde büyük öneme sahip olan tarım arazilerinin, sulama alanları ve arazi toplulaştırma alanlarının sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, ilgili kanun ve yönetmelikler çerçevesinde değerlendirilmesi ve korunması ilkesi ile sürdürülebilir ekonomik kalkınmada tarım sektörünün bölge için oynadığı tartışmasız rolün devamlılığını sağlayacak, tarım ve tarıma dayalı sanayinin eşgüdüm halinde desteklenmesi başta olmak üzere, istihdam yaratacak tüm kullanım alanlarına yönelik kararların, GAP ve bölge planlarındaki stratejiler ile örtüşmesi ilkesinin benimsendiğinin belirtildiği, (syf. 7-8) Açıklama raporu syf. 4'te ise, "Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), Fırat ve Dicle Havzaları ile yukarı Mezopotamya ovalarında yer alan, Adıyaman, Şanlıurfa, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak illerini kapsayan; temel hedefi, bölgenin zengin su ve toprak kaynaklarının değerlendirilmesiyle, bölge halkının gelir düzeyi ve hayat standardını yükselterek, bölge ile diğer bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını ortadan kaldırmak; kırsal alandaki verimliliği ve istihdam imkanlarını artırarak, sosyal istikrar, ekonomik büyüme gibi milli kalkınma hedeflerine katkıda bulunmak olan, çok sektörlü, entegre ve sürdürülebilir kalkınma anlayışı ile kurgulanan bölgesel bir kalkınma projesidir. GAP Bölgesi alanı, ülke genelinde ekonomik olarak sulanabilir alanların %20’sini, Planlama Bölgesi’nin de içinde bulunduğu Fırat-Dicle Havzası ile birlikte Türkiye’nin toplam su potansiyelinin %28’ini oluşturmaktadır. Planlama Bölgesi’ni oluşturan üç il, dokuz ilden oluşan GAP Bölgesi’nin, alansal olarak yaklaşık %55’i; nüfus olarak ise yaklaşık %50’si olmak üzere, önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Planlama Bölgesi’nin, GAP kapsamındaki stratejik önemi ise, GAP’a endeksli yaşanan gelişme eğilimleri olmuştur. Adıyaman, Şanlıurfa ve Diyarbakır, ekonomik ve mekansal gelişimleri ve etkileşimleri, GAP’ın başladığı 1989 yılından itibaren, GAP Bölgesi için belirlenen temel vizyon, “tarıma dayalı ihracat üssü” çerçevesinde şekillenmiş örnek illerdir. Bilindiği gibi, GAP’ın lokomotifi “tarım”, motor gücü ise, “sulama” olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımlamalar ve GAP’ın günümüzdeki gerçekleşme düzeyi dikkate alındığında, Planlama Bölgesi’nde, Atatürk Barajı’nın yer aldığı iki ilden biri olan ve ilk büyük arazi toplulaştırmalarının yapıldığı Harran ile Ceylanpınar Ovaları’na sahip olan Şanlıurfa ili, “GAP’ın can damarı” durumuna gelmiştir." açıklamalarına yer verildiği, Bilirkişi raporunda yer verilen tespitler, dava konusu planın açıklama raporundaki belirlemeler göz önünde bulundurulduğunda, gelişme alanı belirlenen söz konusu bölgelerin, verimli tarım arazileri olduğu ve bu arazilerin tamamına yakınının 3083 sayılı Kanun kapsamında sulu tarım yapılan alanlardan oluştuğunun görüldüğü, Dava konusu planda, bir yerleşim için tarım sektörünün, öncül sektör olarak öngörülmesi ve alanda tarım arazilerinin bulunması, bu yerleşim için gelişme alanları düzenlenmemesi anlamına gelmediği kabul edilebilir ise de, çevre düzeni planlarının yukarıda yer verilen niteliği göz önünde bulundurulduğunda, ölçeği itibarıyla bu planda, kentlerin büyüme taleplerinin ne şekilde karşılanabileceğine dair kapsamlı incelemeler yapılması ve bu incelemeler doğrultusunda alt ölçekli plan çalışmalarını yönlendirecek strateji ve politikaların belirlenmesi gerektiğinin açık olduğu, Bu doğrultuda, tüm kullanım alanlarına yönelik kararların, GAP'ın stratejileri ile örtüşmesi ilkesinin benimsendiği dava konusu çevre düzeni planı ile, bu strateji kapsamında verimli tarım topraklarının yer aldığı bölgelerde, gelişme alanlarının belirlenme gerekçelerinin dava konusu planda somut olarak ortaya konulması gerektiği, Uyuşmazlıkta, sulu tarım yapılan verimli tarım arazilerine getirilen gelişme alanı kullanımlarının gerekliliği ve bu kullanıma yönelik stratejinin belirlenmesine esas analiz ve araştırmaların, planın ne araştırma raporu ne de açıklama raporunda yer aldığı, plan notlarıyla, alt ölçekli planları yönlendirecek nitelikte, bu alanların denetim altına alınmasını sağlayacak kararların getirilmediğinin anlaşıldığı, Öte yandan, davalı idarece, onaylı imar planları göz önünde bulundurularak kentsel gelişme alanlarının ayrıldığı belirtilmiş ise de alt ölçekli imar planlarının doğrudan üst ölçekli plana aktarılması "planların kademeli birlikteliği ilkesi"ne aykırılık oluşturacağı gibi dava konusu planın açıklama raporu sayfa 23'te bazı alt ölçekli 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planlarının geçerliliğini yitirdiği, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının onayı ile tüm çevre düzeni planlarının yürürlükten kaldırılmış olacağı, bu plan koşulları doğrultusunda yeni plan çalışmalarının yapılması ve planların güncellenmesi gerektiği belirtildiğinden davalı idarenin bu savunmasına itibar edilebilmesinin mümkün görülmediği, Diğer taraftan, davalı idarece, Şanlıurfa ilinin göç alması nedeniyle kentsel gelişim alanlarına ihtiyaç duyulduğu belirtilmekte ise de dava konusu planın açıklama raporunun incelenmesinden uyuşmazlık konusu kentsel gelişme alanların öngörüldüğü il ve ilçeler için belirlenen nüfus kabullerinin, bu hususu yansıtmadığı, kararda belirtilen göç olgusunun da planın nüfus kabulleri veyahut açıklama raporundaki tespitler ile desteklenmediğinin anlaşıldığı, Bu durumda, niteliği gereği plan kararları açısından ekosistem bütünlüğü, arazi kullanım sürekliliğini sağlaması gereken, dava konusu çevre düzeni planının kapsamlı inceleme ve analizlere dayanmadığı anlaşılan yukarıda yer verilen gelişme alanı kararlarında şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uyarlık görülmediği, gerekçesiyle Adıyaman - Şanlıurfa - Diyarbakır Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Konuklu beldesi hariç dava konusu gelişme alanlarına ilişkin kısmı (İtiraz-19) yönünden iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, temyize konu Daire kararıyla iptaline karar verilen dava konusu çevre düzeni planının kentsel gelişme alanı olarak ayrılmış alanlarını denetim altına alan ve bu kapsamda yapılacak alt ölçekli planları yönlendiren plan notlarının mevcut olduğu, bu notlar uyarınca planda kentsel gelişme alanı olarak ayrılan alanların tamamının yerleşime açılmasının söz konusu olmadığı, bu alanlarda alt ölçekli imar planları yapılırken ilgili tüm kurum ve kuruluşlardan yerleşime uygun olduğu görüşü alınmayan alanların yerleşime açılmasının söz konusu olmayacağı, yine plan notları uyarınca bu alanlarda konut ile birlikte açık yeşil alan ve benzeri çok sayıda kentsel kullanımın yer alabileceği, bu kullanımların alt ölçekli imar planları ile belirleneceği, planlama bölgesini kapsayan orman alanları, çayır-meralar ve yerleşik alanların dışındaki arazilerin tamamına yakınının 3083 sayılı Kanun kapsamında uygulama alanı ilan edilen alanlardan oluştuğu, buna karşın mevcut nüfusun büyük bir kısmının da bu alanlarda yaşadığı, bundan sonra planın projeksiyon dönemi itibarıyla ihtiyaç duyulacak kentsel yerleşme ve çalışma alanlarının da bu alanlar üzerinde belirlenmesinin kaçınılmaz olduğu, olası tahriplerin önüne geçmek amacıyla yukarıda bahsi geçen plan notlarının geliştirildiği, sonuç olarak davacı tarafından dava konusu çevre düzeni planında tarım arazileri üzerinde ayrıldığı ileri sürülen kentsel yerleşme alanlarına yönelik kararların iptal edilmesini gerektirecek bir hususun bulunmadığı, söz konusu iddia ve itirazların alt ölçekli planlama çalışmalarında değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu çevre düzeni planının kamu yararı, hizmet gerekleri ve hukuka uygun olarak tesis edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ AHMET RESUL AKDENİZ'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Kurulumuzca verilen bozma kararına uyularak verilen Daire kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin ikinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır. Danıştay Altıncı Dairesinin Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/03/2021 tarih ve E:2020/1628, K:2021/656 sayılı kısmen bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2.Dava konusu çevre düzeni planının Konuklu beldesi hariç dava konusu gelişme alanlarına ilişkin kısmının (İtiraz-19) yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 20/10/2022 tarih ve E:2021/7561, K:2022/8840 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 06/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.