Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/93 E. 2023/2753 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/93
- Karar No
- 2023/2753
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/93 Karar No : 2023/2753 TEMYİZ EDEN (DAVACI: ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI): ... Kurulu VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 10/06/2021 tarih ve E:2017/134, K:2021/1909 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 10/06/2021 tarih ve E:2017/134, K:2021/1909 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay 9. Ceza Dairesinin (İlk Derece) 01/10/2019 tarih ve E:2018/19, K:2019/141 sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüte himmet verdiğine, örgüt kontenjanından Yargıtay Üyeliğine seçildiğine, üniversitede örgüt evlerinde ve yurdunda kaldığına ve diğer hususlara yönelik verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde Yargıtay üyesi olarak seçilmesinin davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği, HTS kayıtları yönünden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sivil imamlarından ve yargı imamı olduğu iddia edilen kişilerle yaptığı görüşmeleri içerir HTS kayıtlarının davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı, Davacının adının geçtiği bylock yazışmaları yönünden, FETÖ/PDY mensubu şahıslara ait ByLock yazışma içeriklerinde davacının adının geçmesinin, FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, terör örgütüyle ilişkilendirildiği iddialarının yargı kararlarıyla çürütüldüğü ve bu nedenle meslekten çıkarılma kararının hukuka aykırı olduğu, ayrıca Yargıtay Üyesi özlük haklarını taşıdığı dönemde emeklilik başvurusunda bulunmuş olması nedeniyle Yargıtay Tetkik Hakimliğine atanma ve dava konusu meslekten çıkarma kararlarının yok hükmünde olduğu, hakkındaki beraat kararına rağmen suçlu gibi kabul edilmiş olmasının masumiyet karinesi ilkesine aykırılık oluşturduğu, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 03/06/2021 tarih ve E:2020/18, K:2021/38 sayılı kararı ile iptal edilen 6755 sayılı Kanunun 37. maddesinin (3) numaralı fıkrasıyla aynı hükümleri ihtiva etmesi sebebiyle Anayasanın 118. maddesine aykırı olduğu, dava konusu işlem tarihi itibarıyla anılan yapının silahlı terör örgütü olduğuna ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararının bulunmadığı, hakkındaki mahkumiyet kararının da bozularak beraat kararı verildiği, anılan örgütle hiçbir iltisak ve irtibatının bulunmadığı, Daire kararının hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay 9. Ceza Dairesinin (İlk Derece) 01/10/2019 tarih ve E:2018/19, K:2019/141 sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; bu kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/11/2021 tarih ve E:2020/9, K:2021/546 sayılı kararı ile bozulması üzerine yapılan yargılama sonucunda Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 07/04/2022 tarih ve E:2022/4, K:2022/5 sayılı beraat kararı verildiği; anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/09/2023 tarih ve E:2022/341, K:2023/445 sayılı kararı ile onanmak suretiyle beraat kararının kesinleştiği anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 10/06/2021 tarih ve E:2017/134, K:2021/1909 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 23/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.