Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/609 E. 2023/2628 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/609
- Karar No
- 2023/2628
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/609 Karar No : 2023/2628 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ: Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI): ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 20/09/2021 tarih ve E:2018/5017, K:2021/2613 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararının iptali ile 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 20/09/2021 tarih ve E:2018/5017, K:2021/2613 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ve davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının ceza yargılaması sonucunda, ... Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü, ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit Tutanağı"nın incelenmesinden; davacı tarafından ... GSM numarasından, ... IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiğinin anlaşıldığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden; davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüt kontenjanından Yargıtay üyeliğine seçildiğine, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarını desteklediğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının, beyanlarına itibar edilmeyerek, FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, Unvanlı görev yönünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir makam olan Yargıtay üyeliğine seçilmesinin diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, dava konusu işlemin dayanağı olan 6749 sayılı Kanun'un (667 sayılı KHK) 3/1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu, itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine götürülmesine bir engel bulunmadığı; kişiselleştirme içermeyen bir kararla meslekten çıkarılmasının, davanın sonucunu temelden etkileyecek olan Anayasa'ya aykırılık iddiasının ciddi görülmemesinin, meslekten çıkarma işleminin hukuka aykırılığına ilişkin öne sürdüğü hususların kararda tartışılmaması ile gerekçe yükümlülüğünü karşılamaktan uzak olduğundan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; 667 sayılı KHK'nın 3/1 maddesi ile getirilen disiplin cezasını uygulamaya yetkili merciinin Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu olduğu, Anayasa'daki güvencelere aykırı olacak şekilde, mesleğinden çıkarılma gerekçesinin ne olduğunu bilmeksizin, kendisine yönelik isnadın nedeninden ve niteliğinden haberdar edilmeksizin, bu hususta kendisine somut olay ve olgulara dayanan bir delil gösterilmeksizin ve gerekçe tebliğ edilmeksizin, savunma imkânı verilmeksizin mesleğinden ihraç edildiği, yargılama aşamasında hakkındaki tespitler bildirilerek bu tespitlere karşı beyanlarının alınmasıyla savunma hakkının tanınmış olmadığı; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği; hayatının hiçbir bölümünde FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak hâlinde olmadığı, somut delil ve gerekçe gösterilmeden kişisel kusuru araştırılmaksızın anayasal prensiplere sadakat göstermediği iddiasında bulunulduğu; irtibat ve iltisak kavramları kullanılarak sınırsız bir takdir yetkisinin kullanıldığı, hakkında somut hukuksal delil olmaksızın meslekten çıkarıldığı; tanık beyanlarının, etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen şahısların beyanlarından oluştuğu, bu ifadelerin hukuka aykırı delil olarak kabul edilmesi gerektiği; 12 yıl tetkik hakimliği görevini yaptıktan sonra kıdemli tetkik hakimlerinden olması nedeniyle hak ederek "Yargıtay Üyeliği"ne seçildiği, ByLock kullanıcısı olarak kabulünün mümkün olmadığı, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerin Yargıtayın aradığı kriterleri karşılamadığı; Dairenin meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu yönündeki görüşünün isabetsiz olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının ceza yargılaması sonucunda, ... Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın temyiz edildiği ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 20/09/2021 tarih ve E:2018/5017, K:2021/2613 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 09/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.