Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/3631 E. 2024/2846 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/3631
- Karar No
- 2024/2846
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3631 Karar No : 2024/2846
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 07/06/2022 tarih ve E:2017/4546, K:2022/4309 sayılı kararının iptal ve kabule ilişkin kısımları yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebine 60 gün içerisinde cevap verilmemek suretiyle oluştuğu ileri sürülen zımni ret işleminin iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 07/06/2022 tarih ve E:2017/4546, K:2022/4309 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; Dava konusu ... tarih ve ... sayılı karara yönelik iptal istemi ile davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden: "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından açılan adli soruşturma sonucunda Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın 29/06/2018 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, tanık M.Ş., B.Ö., E.G. ve H.K.'nin beyanları incelendiğinde, yargı mensubu olarak görev yapan tanıkların davacının örgütle bağlantısı olduğuna, 2014 HSK seçimleri döneminde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklediğine yönelik davacıyı örgütle ilişkilendirecek herhangi bir ifadelerinin bulunmadığının görüldüğü; netice itibarıyla, davacı hakkında FETÖ terör örgütüyle bağlantısına dair somut herhangi bir bilgiye yer verilmeyen tanık beyanlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacının şüpheli sıfatı ile verdiği beyanı yönünden, davalı idarece; davacının örgütün sözde bağımsız adayları için düzenlenen yemeğe katıldığına yönelik beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de, A.B.'nin yemeğine katıldığı beyanının yorgunluktan dolayı sehven olduğunu, A.B.'nin yemeğine katılması gibi bir durumun olmadığını, M.Ş.'nin yemeğine de toplu katılım olması sebebiyle katılmak zorunda kaldığını beyan eden davacının, bu beyanlarının aksini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulmadığı gibi, dosya kapsamında davacının 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını destekleyerek bu yönde çalışmalarda bulunduğuna ilişkin herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin de bulunmadığı görüldüğünden, davacının anılan beyanlarının örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davalı idarece; davacının oğlunu örgüte ait okulda okuttuğuna yönelik beyanlarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve iltisakının göstergesi olduğu ileri sürülmüş ise de, mezkur okulun hâkim ve savcı çocuklarına indirim yaptığını, oğlunun hiperaktif olması sebebiyle okulda PDR uzmanlarının olmasının okulu cazip hale getirdiğini, eşi çalışmayan ve eve yürüme mesafesindeki örgüte ait okula başka hâkim ve savcıların çocuklarını gönderdiğini öğrenmesi üzerine kayıt işlemini yaptırdıklarını beyan eden davacının, bu beyanlarının aksini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının çocuklarını örgüte ait okulda okuttuğuna yönelik beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, HTS Raporu yönünden, davalı idarece, davacı hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer alan HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen 25/12/2017 tarihli rapora göre davacının kullandığı telefonla haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen birkısım kişilerle görüşme yapmış olmasının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, davacıya ait HTS kayıtlarının incelenmesi sonucunda, belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın, yalnızca FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında soruşturma yürütülen kişilerle telefon görüşmelerinin bulunduğu iddiasının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, Davacıyla ilgili şikayet ve soruşturma bilgileri yönünden, Dairelerince yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından ve anılan dosyada Hâkimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği, ayrıca Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında ... tarih ve ... sayılı kararı ile aynı Dairenin ... Esas sayılı dosyasında ... tarih ve ... sayılı kararı ile şikayetin işleme konulmamasına karar verildiği belirtildiğinden, söz konusu soruşturma ve şikâyetlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Davacıya ilişkin sosyal çevre bilgisi yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığıbelirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 26/11/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisak veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı, Dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının ödenmesi gerektiği, Öte yandan; davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceği, Dava konusu zımni ret işleminin iptal istemi yönünden: Davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı karara ilişkin yeniden inceleme talebine davalı idarece 60 gün içerisinde cevap verilmemesi suretiyle oluştuğu öne sürülen zımni ret işlemine ilişkin iptal istemi yönünden ise, yeniden inceleme talebinin HSK Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedildiğinden ortada oluşmuş bir zımni ret işleminden bahsedilemeyeceğinden bu istemin incelenmeksizin reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının ödenmesine, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebine 60 gün içerisinde cevap verilmemek suretiyle oluştuğu ileri sürülen zımni ret işleminin iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının neden yerinde görülmediğinin gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin katı bir bakış açısıyla yapılamayacağı; meslekten çıkarılan bazı hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda Dairenin verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile bu dosyadaki iptal kararının gerekçesinde çelişkilerin bulunduğu; Daire, kararlarında dava konusunun atipik özelliği ile disiplin işlemi olmadığı ve FETÖ terör örgütü ile iltisak ve irtibat kavramları esas alınarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş iken hatta bu bağlamda anılan örgüt ile "sosyal birliktelik" görüntüsü vermenin veya örgütün amaçlarına yardımcı olmanın söz konusu kavramları kapsayacağı kabul edilmiş iken bu davada, davacı hakkında meslekten çıkarma işlemine yeter somut tespitlerin göz ardı edilmesinin hukuka aykırı olduğu; davacı hakkında 2014 HSYK seçim döneminde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan tanık beyanlarının somut bilgi içermediği gerekçesiyle itibar edilmediği, örgütün sözde bağımsız adayları için düzenlenen bir yemeğe katıldığına dair kendi beyanının ise sehven hatalı olduğu savunması esas alınarak dikkate alınmadığı, ancak davacı hakkındaki bu durumun münferit bir eylem veya tavır olarak değerlendirilemeyeceği, FETÖ/PDY’nin seçim dönemindeki sistematik ve örgütlü faaliyetleri kapsamında davacıyla ilgili tüm delillerin dikkate alınması gerektiği, aksi bir değerlendirmenin hukuka aykırı olduğu; davacının çocuğunu FETÖ/PDY ile iltisaklı okul/dershaneye gönderme hususunda yalnızca eğitim, ulaşım ve ekonomik sebeplerle hareket ettiği yönündeki beyanının esas alınmasının ve bu beyanın aksini gösteren bir tespit bulunmadığı gerekçesiyle delil olarak kabul edilmemesinin, benzer dosyalarda davacıların benzer savunmalarının delil olarak değerlendirildiği durumlarla çelişki yarattığı, ayrıca kişinin geçmişteki saikini tespit etmenin hukuken ve fiilen mümkün olmaması nedeniyle bu hususun dikkate alınmasının hukuka aykırı olduğu; davacının geçmişe dönük iletişim trafiği (HTS) kayıtlarında FETÖ/PDY ile ilgili soruşturma yürütülen kişilerle görüşmelerinin belirli bir periyot ve yoğunluk tespiti yapılmadığı gerekçesiyle delil olarak kabul edilmemesinin isabetli olmadığı, zira periyot ve yoğunluk belirlemelerinin hukuki bir veri oluşturmadığı, ayrıca idari yargılamada geçerli re'sen araştırma ilkesi gereği Dairenin tüm verilere ulaşabilecek durumda olduğu ve adli yargı mercilerince ulaşılan tespitlerin iptal kararına dayanak yapılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiği; davacıyla ilgili şikâyet dilekçelerinin, içerdiği bilgi ve belgelerin ortaya konulmadığı gerekçesiyle değerlendirmeye alınmamasının hatalı olduğu, zira 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 97. maddesi kapsamında disiplin hukuku bağlamında ele alınan şikâyetlerin iltisak ve irtibat yönünden değerlendirilmesi gerektiği, dilekçelerdeki isnatların ve bu dilekçelerin ne şekilde ele alındığının karar gerekçesinde tartışılmamasının, ayrıca disiplin soruşturması kapsamında tanık beyanı veya somut bilgi gibi hususların Kurulumuzdan istenmesinin de isabetsiz olduğu, davacı hakkındaki şikâyetlerin disiplin hukuku çerçevesinde işleme konulmamasının da Dairece iltisak hususunda değerlendirilmemesinin eksik inceleme yapıldığını gösterdiği; parasal hak talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğundan reddi gerektiği, 685 sayılı KHK kapsamında açılan tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 685 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği tarih öncesi için hiçbir şekilde parasal/özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği, dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, parasal/özlük hak talebinin de reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyiz başvurusunda ileri sürülen iddiaların asılsız olduğu, FETÖ/PDY ile hiçbir iltisakı veya irtibatının bulunmadığı, hakkındaki tanık beyanlarının somut bilgiye dayanmadığı ve bu nedenle dikkate alınmaması gerektiği, 2014 HSYK seçimleri döneminde FETÖ/PDY üyeleriyle birlikte hareket ettiğine dair iddiaların asılsız olduğu; A.B’nin yemeğine katılmadığı hâlde katıldığını yorgunluğu nedeniyle sehven beyan ettiği, bu yemeğe katılan diğer kişilerin ifadelerinde adının geçmediği, ayrıca, kendisinin "M.Ş.'nin yemeği" olarak adlandırılan yemeğinin sıradan bir öğle yemeği olduğu, spontane olarak gittiği; çocuğunu FETÖ/PDY ile iltisaklı bir okula göndermesinin gerekçenin, eğitim kalitesi, evin okula yakınlığı ve ekonomik faktörler gibi pratik sebepler olduğu, bu tercihin örgüt üyeliği ile ilişkilendirilemeyeceği, hatta gerçek FETÖ üyelerinin çocuklarını deşifre olmamak adına bu okullara göndermediği, bu okulları tercih edenlerin genellikle sıradan insanlar olduğu; HTS kayıtlarının incelenmesinde, FETÖ/PDY ile irtibatlı kişilerle görüştüğüne dair tespitlerin "belirli bir periyot ve yoğunluk" içermediği ve bu nedenle delil olarak kabul edilemeyeceği, idari mahkemelerde görev yapan hakimlerin işin doğası gereği birbirleriyle iletişim hâlinde olmasının doğal olduğu ve bu durumun örgüt üyeliği ile ilişkilendirilemeyeceği; hakkındaki şikâyet dilekçelerinin içeriğinin belirsiz olduğu ve bu dilekçelerde yer alan iddiaların somut delillerle desteklenmediği için dikkate alınmaması gerektiği belirtilerek Daire kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 06/12/2023 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin düşülmesi gerektiği tabiidir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Danıştay Beşinci Dairesinin 07/06/2022 tarih ve E:2017/4546, K:2022/4309 sayılı kararının; temyize konu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının ödenmesine ilişkin kısmının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 18/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.