Danıştay · Danıştay

Danıştay 2022/2348 E. 2023/2985 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2022/2348
Karar No
2023/2985

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2348 Karar No : 2023/2985 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. .. KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. .. İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 14/12/2021 tarih ve E:2020/2314, K:2021/4562 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35. maddenin (A) fıkrası uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/12/2021 tarih ve E:2020/2314, K:2021/4562 sayılı kararıyla; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan adli soruşturma başlatıldığı ve Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı dosyasında soruşturmanın devam ettiğinin anlaşıldığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün hâkim-savcı sınav çalışma evlerinde kalarak bu evlerde sınavlara hazırlandığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadeleri ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, söz konusu tanık ifadelerinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı, Çalışma evinde sınava hazırlanma hususu yönünden, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 10/05/2019 ve 03/01/2020 tarihli Dosya İnceleme ve Değerlendirme Tutanaklarından, davacının hâkimlik-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kaldığının görüldüğü; davacının bu husustaki beyanlarına itibar edilmeyerek, örgütün yargı erkine kendisiyle iltisak ve irtibatlı kişileri yerleştirebilmek amacıyla oluşturduğu hâkimlik-savcılık sınavına hazırlık evlerinde anılan sınavlara hazırlanmış olmasının davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir yaptırım niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Öte yandan, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen ve 17/12/2020 tarihinde ... İdare Mahkemesi kaydına giren dilekçesi ile, dava konusu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan bu istemin incelenme imkanının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı, örgüt talimatı veya yönlendirmesi ile örgüt çalışma evlerinde sınavlara hazırlanmadığı, iddia edilen dönemde Osmaniye Adliyesinde avukatlık stajını yaptığı, Osmaniye'de bulunduğuna dair imzalarının olduğu, sınava 5 defa girdiği, her defasında 1-2 puanla kaybettiği, iki defa yazılı sınavı kazandığı ancak son girişinde mülakatı geçerek mesleğe kabul edilebildiği; iltisaklı olduğuna dair bir bağ bulunmadığı, iltisak kavramının sınırlarının objektif kriterlere dayanmadığı, örgütle irtibatlı ve iltisaklı olmadığı, iftira atan bu şahıslarla davacı arasında önceye dayanan husumet bulunduğu, bu şahısların soyut beyanlarına itibar edilemeyeceği, bu şahıslarla o dönemde yapılan telefon görüşmelerinin tamamen insani ve hiç bir amaca hizmet etmeyen sıradan görüşmeler olduğu, bu örgüt ile bir bağı ya da alakası bulunsa idi bu örgütün üyeleri ile düzenli bir iletişimin olması ya da süregelen bir ilişkisinin bulunmasının bekleneceği, K.A.'nın ''örgüt evinde kaldı iddiasını'' kabul etmemekle birlikte bu şahsın beyanında örgüt ile bağının bulunmadığından da bahsedildiği, ifadedeki lehe kısmın dikkate alınmadığı; kararın alınma sürecinin Anayasa’ya, AİHS’ne, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’na ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu’na aykırı olduğu; ihraç kararına savcılık soruşturması dosyasının dayanak alınmasının hatalı olduğu, hâkimlik görevi, sıfatı ve kapsamında, örgütle iltisakının olduğuna yönelik ortaya konulabilen hiçbir eyleminin bulunmadığı; hakkında tanıklık yapan kişilerin doğru söyleyip söylemediğinin yargılama başlamadığı için henüz anlaşılamadığı; hâkim olan davacı hakkında haklı ve yeterli hukuki nedenler olmamasına rağmen soruşturma açılıp, adli kontrol işlemleri yapılarak kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği, soruşturmada şahsileştirilme yapılmadan işlemler yapılarak, masumiyet karinesinin dolayısıyla, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, kararın kişiselleştirme yapılmadan verildiği, soruşturmada savunma hakkının etkili şekilde kullandırılmadığı, cezaların şahsiliği, ölçülülük ve demokratik toplumda gereklilik, kanunsuz suç ve ceza olmaz, kanunların geçmişe yürümeyeceği ilkelerine aykırı davranıldığı; tanık beyanları (itirafçı olmakla) ve diğer delillerin kanuna aykırı olarak elde edildiğinden yargılamada kullanılamayacağı, davacı hakkında meslekten çıkarma kararı verildiği tarihte davalı idarenin elinde soyutta olsa ortaya konulabilmiş hiçbir bulgunun olmadığı, kendisine sadakat yükümlülüğü ile ilgili atfedilmiş herhangi bir suçlamanın bulunmadığı, dava konusu işlemin gerekçesinde yer almayan gerekçelere dayalı olarak dava konusu kararın değerlendirilmemesi gerektiği, hakkındaki iddiaların 2015 Nisanından çok daha önceye dayalı olduğu, AİHM’nin kabulüne göre ortada hukuken kabul edilmiş bir terör örgütünün bulunmadığı bir dönemde, olmayan bir terör örgütüne irtibat ve iltisak iddiasıyla meslekten çıkarma kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddenin (A) fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı hakkında, "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediği iddiasıyla ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esasına kayıtlı olarak ceza davası açıldığı ve yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır. 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddenin (A) fıkrası uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 14/12/2021 tarih ve E:2020/2314, K:2021/4562 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 06/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2022/2348, K. 2023/2985, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2022-2348-e-2023-2985-k-d0d6d849828b