Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/2251 E. 2023/1508 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/2251
- Karar No
- 2023/1508
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2251 Karar No : 2023/1508 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … 2- … 3- … 4- … VEKİLLERİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'ün Ankara 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz ve koruma personeli olarak görev yapmakta iken, 22/01/2013 tarihinde Kurum tarafından tahsis edilen servis aracı ile görevine gittiği sırada, başka bir infaz ve koruma memuru tarafından vurularak öldürülmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak, baba ... için 20.000-TL maddi, 30.000-TL manevi, anne ... için 20.000-TL maddi, 30.000-TL manevi, kardeşler ... ve ... için ayrı ayrı 5.000-TL maddi, 20.000-TL manevi olmak üzere toplam 150.000-TL tazminatın, olay tarihinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Davacılar yakını olan infaz ve koruma memuru ...'ün, davalı idarece tahsis edilen servis aracıyla görev yerine giderken, başka bir kamu görevlisi tarafından öldürülmesinin, kamu görevi ile ilgili nedenlerden kaynaklandığının kabulü gerektiği, davalı idarenin cezaevi personelinin ruh ve beden sağlığının korunmasında üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemesinin, ağır hizmet kusuru oluşturduğu, hizmetin kuruluş ve işleyişindeki eksiklik ve aksaklıktan kaynaklanan zararın tazmini gerektiği, davacıların zararının belirlenmesi amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan 23/05/2016 tarihli raporda; ... için 71.498,35-TL, ... için 58.226,22-TL maddi zararın oluştuğunun, kardeşler için ise zarar oluşmadığının belirtildiği, davacıların uğradığı manevi zarara karşılık zenginleşmeye yol açmayacak, fakat idarenin olaydaki kusurunun niteliği ve ağırlığını ifade edecek, elem ve acıyı da karşılayacak miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, (miktar artırımı sonucu) toplam 129.724,57-TL maddi tazminat ile 50.000-TL manevi tazminatın, ön karar başvuru dilekçesinin idarenin kayıtlarına girdiği 23/01/2014 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte, davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Dava konusu ölüm olayının, görev yeri dışında ve görevden kaynaklanmayan bir nedenden kaynaklandığı, davacıların oğlu ve kardeşleri olan infaz ve koruma memuru ...'ü öldüren E.E.'nin akıl ve ruh sağlığının yerinde olduğunun Adli Tıp Kurumu raporu ile saptandığı, tazminata konu edilen zarar ile idarenin eylem ve işlemleri arasında herhangi bir nedensellik bağının olmadığı, dolayısıyla davalı idarenin tazminatla yükümlü tutulmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 25/10/2021 tarih ve E:2017/4146, K:2021/5026 sayılı kararıyla; Davacıların oğlu ve kardeşleri olan infaz ve koruma memuru ...'ü öldüren ….'nin, mesleğe girmeden önce alınan sağlık raporunda, göz dışında akıl hastalığı dahil hiçbir rahatsızlığının bulunmadığı yönünde teşhis konulmak suretiyle görevine başladığı, yaklaşık 8 yıldır infaz ve koruma memuru olarak çalıştığı, bu süreçte hakkında herhangi bir disiplin cezası verilmediği, psikolojik açıdan rahatsız olduğunu gösteren bir tespitin de bulunmadığı, nihai olarak olay nedeniyle yargılandığı kamu davası kapsamında Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, cezai sorumluluğunu müessir, şuur ve hareket serbestisini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zeka geriliğinin saptanmadığının, atılı suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğunun mütalaa edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, olayda, davalı idarenin kamu hizmetinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak hizmetin özelliğine uygun seçilen, yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğüne aykırı hareket etmediği, başka bir ifadeyle bu yönüyle hizmeti kusurlu yürütmediğinin açık olduğu, Dava konusu olayın, kamu hizmetinin yürütülmesinin bir parçası olan ve kamu hizmetine tahsisli bulunan araçta, kamu görevlisi olan şahıs tarafından gerçekleştirildiği, saldırının sebebinin, aynı işyerinde kamu görevlisi olarak çalışan bir kadınla saldırıyı gerçekleştiren şahıs arasında duygusal bir ilişkinin olduğu yönündeki iddia veya söylentiler üzerine saldırgan hakkında idarece başlatılan ve niteliği gereği gizli yürütülen disiplin soruşturmasının, aynı araçta bulunan kamu görevlilerinin aleyhte beyanları nedeniyle başlatıldığı düşüncesine dayandığı, bu duruma göre saldırının görev ve hizmet dışı bir sebeple değil, saldırganın göreviyle ilgili olarak hakkında asılsız iddialarda bulunduğu ve bu sebeple disiplin soruşturmasına sebep olduğu hayal olunan kamu görevlilerinin beyan ve ifadelerinin etkisiyle yapıldığı, saldırıda kullanılan silahın kamu görevlisinin görev silahı olduğu ve bu sebeple yanında taşıdığı, ancak silahın kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında, fakat emir, talimat ve hizmet gereklerine aykırı olarak kullanıldığı, saldırının yöneldiği kamu görevlilerinin aynı araçta olacakları kabulü ile planlanıp gerçekleştirildiği, bu yönüyle üç kişinin ölümü ve bir kişinin yaralanması ile sonuçlanan olayda hizmet aracının etkisinin yadsınamaz bir gerçek olduğu, diğer bir anlatımla, saldırının bir anda gerçekleşmesinde ve etkisinin kapsamlı olmasında kamu hizmetine tahsisli servis aracının önemli bir işlevinin bulunduğunun anlaşıldığı, Bu durumda, hükümlü memur ..., adam öldürme ve yaralama şeklindeki suç teşkil eden eylemleri, personel servisini ve idarenin kendisine tahsis ettiği silahı kullanarak, yani idarenin araç ve gereçlerini kullanıp olanaklarından yararlanarak gerçekleştirdiğinden, söz konusu eylemlerinin hizmetten ve idareden ayrılamayacak nitelikte kişisel kusur teşkil ettiği, başka bir ifadeyle görev kusuruna (hizmet içi kişisel kusur) bağlı olarak idarenin sorumluluğunu gerektirdiği sonucuna varılarak, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, olayın davalı idare tarafından kamu hizmetine tahsis edilmiş servis aracında, başka bir kamu görevlisi tarafından ve kamu görevlisine ait görev silahı ile gerçekleştirildiği, bu nedenle olayda, hizmet kusurundan ayrılamayan kişisel kusur (görev kusuru) bulunduğu, müteveffanın görev şehidi sayılmadığı, ailesine de maluliyet aylığı bağlanmadığı, aynı olayda vefat eden diğer kamu görevlilerinin yakınlarınca açılan davalarda, İdare Mahkemelerince olayda hizmet kusuru olduğunun kabul edilerek davacılar lehine tazminat hükmedilmesine karar verildiği, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyize konu kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin reddine, 2. Davanın kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü, kararın kaldırılarak davanın reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3. Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen, dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 22/06/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının, Danıştay Onuncu Dairesinin 25/10/2021 tarih ve E:2017/4146, K:2021/5026 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Uyuşmazlık konusu olayın, saldırıyı gerçekleştiren kamu görevlisinin işe gitmek üzere bindiği servis aracında meydana geldiği, bir başka ifadeyle, ölümle ve yaralanmayla sonuçlanan olayın, kamu hizmetinin yürütülmesinin bir parçası olan ve kamu hizmetine tahsisli bulunan araçta, kamu görevlisi olan şahıs tarafından gerçekleştirildiği; saldırının sebebinin, aynı işyerinde kamu görevlisi olarak çalışan bir kadınla saldırıyı gerçekleştiren şahıs arasında duygusal bir ilişkinin olduğu yönündeki iddia veya söylentiler üzerine saldırgan hakkında idarece başlatılan ve niteliği gereği gizli yürütülen disiplin soruşturmasının, aynı araçta bulunan kamu görevlilerinin aleyhte beyanları nedeniyle başlatıldığı düşüncesine dayandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, saldırıyı gerçekleştiren kamu görevlisi ...'nin suç teşkil eden eyleminin, idarenin yürüttüğü soruşturmadan kaynaklandığı ve idare tarafından gerekli tedbirin alınmadığı hususu göz önüne alındığında, davalı idarenin de olay nedeniyle hukuki sorumluluğunun bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, temyize konu ısrar kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.